Kingpin
Retro bilgisayarlife of cimne r
İnanamıyordum! Kamer adlı şer yuvasına düşüşümün yedinci ayında ünlü, pek sevilen, özlenen, yazarlarının daha hala "Niye kapattınıüöaz?" sorularına maruz kaldığı, adeta kendi içinde bir muamma olan Game Show'da yazıyordum! Yanımda binbir şekilsiz, kendilerini insani sıfatlarla tanımlamaya cesaret etmiş, adı küfür sayılacak ucubeler klavyelerinin başında emek sarfediyorlardı. Zebani öğlenleri kapının altından içeri akıyor ve akşama kadar monitörüne hiç aralıksız anlaşılmayacak kadar korkunç "yargılar ve bulunuyor, Ertunç ise koltuğuna yayılmış, hiç durmadan yazı yazıp, beni dövmeye vakit bulamıyordu. Engin Abla ise dergi açılacak diye etraftan alınan borçları her gün ama her gün bıkmadan usanmadan kendi usullerince ödüyor ve sendeleyerek dergiye dönüyordu. ve Meg beni tiksindirmek için - sadece konuşmaları yeterken- espriler yapıyor, her maymunluğu yapıp düşkün insan olmaktan hiç çekinmiyorlardı. Ben artık arkadaşılığımı tek hücreli hayvanlar ve sardunyalarla kısıtlamanın ne kadar iyi olacağını düşünürken, Zebani o yay şeklini almış kaşlarıyla bezeli yüzündeki yaralı köpek ifadesiyle karşımda belirdi, dayanamadım ve "Tamam koçum, yalnız değilsin. Ben de yazıyorum!" dedim. "Abim, Zebo abim kurban oliyim uzay simülasyonlarını ben yazim!" dediğimi de nerden çikartıyosunuz canım?! Ehüh. Bu konuşma sizce de çok gereksiz bir yöne saptı öyle değil mi arkadaşlar, heheh, En iyisi hemen kesip konumuza gelelim. Yazıma başlamadan önce Wolfenstein davasıyla, bilgisayar oyunları tarihinin en oyun çeşidini bulan 1D Software'deki amcalarıma ve kulları olduğumu belirtiyorum. Söyleyin bana şu yolcu olduğumuz dünyada, FPS'den daha güzel ne vardır? Bilgisayar olayı nedir? Sizi sanal bir gerçekliğe taşıyıp orda eğlendirmektir öyle değil mi? Sidikli stratejiler mi? Hah! Çözmek için bir gerizekalı gibi düşünmenizi gerektiren mantık yoksunu adventurelar mı? Hahah! Aslının gölgesi bile olamayacak CRPG'ler? Muhahah! Tabi ki First Person Shooterlar, güzel Allah'ımın bana ve bize lütfu FPS'ler, sizi koltuğunuzdan alır ve lönk diyehareketin ortasına bırakıverir. Sevgilinize alabileceğiniz en güzel hediye ne olabilir? Evet dğru düşündünüz, bir Half Life cd'si, Peki ya anneler gününde biricik annenize? Tabii ki Delta Force, Ya biricik matematik hocanız? Adam bir Alien vs. Predator oynamasın mi şimdi? Bakın herkes mutlu
Ve mesut oldu, gördünüz mü? Peki... Eee, buraya beyaz önlüklü amcalar geldi niye olduğunu anlamadım ama yinede yazımı hemen bitireyim en iyisi. Yok hayır olmadı. ben de denedim ama M4'üm amcalara doğru bi türlü dönmedi. O yüzden ben hemen yazıya geçeyim. Hepimizin bildiği üzere son yıllarda 3D grafik çalışmalarında inanılmaz bir yol katedildi. Half-Life grafikte olduğu gibi yapay zekada da bir dönüm noktası oldu. Oyun firmaları oyunlarını daha da gerçekçi ve keyifli kılmak için dahiyane fikirler üretir oldular. Bu çekişme ve yarışın son meyvesi de Kingpin. Grafikler şimdiye kadar yapılmış olanların en iyisi. Özellikle insanların çizimleri ve animasyonları gerçeğe fazlasıyla yakın. Yoldaki serserinin bile tişörtünü öyle güzel yapmışlar ki, dokununca hissedecekmişsiniz gibi geliyor(Vallahi abartmıyorum!). Hatta Burak'ın iddiasına göre insanların kas yapıları dahi gerçekçi bir şekilde hareket ediyormuş. Tabi ki özel efektler göz kamaştırıcı ve ışıklandırma efektleri de fazlasıyla gerçekçi. Sesler keza kendinizi gerçekten bir çatışmanın içindeymişsiniz gibi hissetmenizi sağlayacak kadar boyutlu. Şimdü. Kingpin'de adamımız aşağılık, merhamet duygusundan yoksun, uğursuz bir herif. Patronumuz için "bağış" topluyoruz, halka senet imzalama alışkanlığı kazandırıyoruz, bu dünyada işi kalmadığını itiraf edemeyenleri zahmetten kurtarıyoruz. Hikaye patronumuzun bağış yapmakta geciken Nicco adındaki bir koçla uygun şekilde bir görüşme yapmamızı, bizden pek de terbiyeli ya da ahlaka uygun olmayan bir üslupla rica etmesiyle başlıyor. Nicco'ya gidiyoruz, "Gülüm bi dakika bakar mısın?" derken, o da ne?! Nicco'nun adamları bize önce bakıyorlar, fakat sonra biz etrafı mor, kırmızı ve siyahın tonlarında görmeye başlıyoruz. Ağzımız burnumuz dağılmış, bir ara sokakta kendimize gelip köşedeki su borusunu alarak uzun yolculuğumuza başlıyoruz. Hemen bir uyarı getireyim. Kısa zamanda fark edeceğiniz üzere sokakta insanlar çok da, nasıl diyeyim nizama uygun konuşmuyorlar. Hah şöyle söyliyeyim, iyi ki aklıma geldi, sokak aynı Kamer'n içerisi gibi. Sevgi sözcükleri ve seviye üst sınırları zorluyor, inanamazsınız. Bi de yine fark edeceksiniz, insanlar vurulunca çk kanıyorlar, nasıl desem kan duvarlara sıvanıyor, kıyefetlerini kızıla boyuyor, şıpir şıpır yerlere damlyor. Eğer bu ayrıntıları görmek sizi rahatsız cdocokse oyunu install ederken kapayabiliyrsunuz.. Eveet. Nerdeydik, elimizde borumuz ara sokaktayız.
Bir
suçlu ile başa çammaak isse kram gib å davranm
Oyunun en zor kısmı başı arkadaşlar, yüzden bu kısmı size özetleyeceğim. Başını geçince oyunun genel gidişatını da anlıyorsunuz ve zor da isa çok zevkli bir macera geçiriyorsunuz. Öncelikle silaha ihtiyacınız var; boru ismi sizi korkutmasın, bi işe yaramıyo. İlk karşınıza çıkan korkak şişkonun yanına gidin. Bu arada giderken *G" tuşuna basarak silahınızı indirin, çünkü insanlar öyle kolum.kadar boruyu kaldırıp geldiğinizi görünce "Yahu acaba uygunsuz bir davranış sergileyebilir mi?" diye şüpheye kapılıp, sizi dövüyorlar ya da kaçıyorlar. Şişkonun yanına gidince tuşuna basın. Kingpin diğer FPS'lere göre şu yönden çok başarılı bir oyun:
Herşey boruyla olmuyor, pek çok zaman konuşmak hayat kurtarıcı oluyor. Neyse "Y" tuşu evet/pozitif analmına geliyor; "X* tuşuysa hayır/negatif/hakaret etme komutu. Şişko size bir papel karşılığı satabileceğini söylüyor; borudan iyidir. gidin ve yalnız başına duran kadinlardan biriyle cici cici konuştuktan sonra dövün, Kafasına vurun daha çabuk ölsün. Cesedinin üzerindeyken diz çökün ve "activate' tuşuna basın; böylece parasını alın. Gidin şişkodan levyeyi alın. "1" tuşuna basarak levyeyi seçin ve köşedeki zencileri dövün; aman aralarına sıkışmayın. Hırsınızı alamayın şişkoyu da dövüp, verdiğiniz bir doları da alın! Öbür kadını da dövün ve hakettiğiniz parayı alın, E tabii ki hak ettiğiniz para, resmen alin teriyle çalışıyorsunuz. Şimdi meydandaki pur içen, kasketli amcamı ön dolara kiralayın. Birlikte bir shotgun'lı ve bir de tebancalı pisliklerin olduğu yere gidin. Fakat onların bulunduğu bölgeye radydaki maç gürültüsünün arttığı zamanlarda girip, onlar farketmeden kutuların arkasına geçin. Sonra gelsin dehşet verici çatışmalar. Kan sular seller gibi akarken, hainlerin çığlıkları boş sokaklarda yankılansın, Ve siz, sizi gitmek istediğiniz yere götüren kamyn şöförünün beynini, alt tarafı yirmi dolar istedi diye cama sıvamanın haklı gürürünü yi Oyunun tarzını yaklaşık anlamışsınızdır sanırım. Kingpin'de ölmek çok Kolay. Savaşlar öyle zor ki, gerçekçi yaklaşmadığınız takdirde anında patlıyorsunuz. Bu olay ilk başta "Bu oyun saçma şekilde zor!" demenize sebep olurken, oyuna kaptırınca tommygun'ınınızla ateş edip, Varilin arkasına kaçıp gelenleri alev makinesiyle karşılamak gibi inanılmaz zevkli sahnelere yol açıyor. Silahlar da çok gerçekçi; tabancayı ilk aldığınızda zor vuruyorsunuz, shotgun yakın menzilden kesinlikle oyuyor, levye ense köküne indirince bayıltıyor gibi. Tabii bunlar sizin için de geçerli; bu noktada zirh giymenizi çok tavsiye ediyorum. Şimdi diyosunuz ki "Sanki bulsam giymicem, hıyar!". Kingpin'de öyle ortalıkta zırh, silah, mühimmat, yara bandı filan ortalıkta bulunmuyor arkadaşım. Delikanlı adam düşman, masum tanımadan öldürür, parasını çaldığı gibi *Pawnshop'tan alır. Pawnshoplar'ı şehir merkezlerinde görmek mümkün; ayrıca dükkan sahipleri çok cana yakın. Ben ne zaman kolum kopmuş, kafam yarılmış gitsem hep "Ulan bütün halım kan oldu." diyorlar, ehe... Bi de barlar var ki orada da bölgenin önemli elemanlarını ve kiralık silah arkadaşları bulabiliyorsunuz. Sonuçta İnterplay son zamanların en iyi oyun firmalarından biri olarak anılmayı hakettiğini, bir kez daha Kingpin'deki başansı ile ispatlıyor. Kingpin bence benimki gibi artık eskimiş makinelerde bile (Bu arada söyliyeyim, bakın bu oyun, bu makinada çalışıyor: P2 266, 8MB i740 AGP ekran kartı, 96 RAM, 1 edin eğer monitörünüz 14" ise oyun normalden çok daha kısa sürecektir! Çünkü monitörünüz yeterince fazla görüntüyü içinde tutamayacaktır!) ne harikalar yaratılabildiğinin örneği ayrıca. Bu arada demin Engin Abla borunun kadar da kötü bir...ece...silah olmadığını iddia etti. Ayrıca Burak yanıma yapıştı ve "Sen bana Kingpin'i ver, ben sana şunu kakalıyayım." ibi öneriler getirirken, BurchaO yaşının gerektirdiklerini yapıyor(Burcha0, niye duvara tırmanıyosun, bak aşağı in, başına bişey gelicek). Bu durumda artık bu lanetli ve ruhani yıkılışın son perdede olduğu, çirkinliğin, binbir kötü niyetin kol gezdiği, insanların birbirlerinin ancak yüzüne tükürürken baktığı, kadınlara *tümünüz çiçeksiniz' denmeyen, pis, aşşağılık, dandik, serkeş, utanmaz, ç arlanmaz, kötülüğün son kalesi Kamer'den de kaçmak düşer. Kingpin'inizde ağzınızdan "you eksik
Baya baya iyi, çok olmasın.
seveceksiniz!... Hem ne güzel, oyun Alesta Bilgisayarda da var. Telefonuda var: (0212) 261 76 Ra
Pentium 200 - 32 MB Ram Win 95/98 - 30 accelerator