Gameshow sayı 41, sayfa 88

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 88

Polat,

Fikir olarak kulağa hoş gelmişti oysa. Meğer ne zormuş sana mektup yazmak. Allahtan üç beş bardak kırmızı şarap içtim de havamı buldum; yine de, oturdum bilgisayarın başına bir mektup uğruna! Anlayacağın cümleler düşük diye ağlamak yok, suç kırmızı şarabın, ben kurtardım. Madem laf şaraptan açıldı sen kurda da et ver ve cevapla bakalım ahiret sorularımı: 1. Neden, nasıl içki? Yani ağzına sürmeyeni de var (misal!!) ama neden içince güzelleşiyoruz? Hayır ben güzelleşiyorum valla, seni sormalı? 2. Ya da başka türlü sorabilirim, sadece içki deme | bir h att ta, bağımlılığı? Neden tta (göre ir Mall * sie normal le Monoton a iy or? 3. Biraz daha kişiselleşe de bilirim aslında: Sen nerede buluyorsun heyecanı? Yoksa hayatındaki heyecan potansiyelini sıfıra indirmiş ve bunu da bir güzel sindirmişlerden misin? Ya da tüm "adrenalin" beklentin (ne yazık ki) hep yarınlarda mı? 4. Seni biraz tanıdığımdan, içki, adrenalin ve heyecan diyince dergiciliğe olan zaafın aklıma geldi! MegAmiga serüveninden | sonra Gameshow ve belki daha da devam edecek olan maceraların. Meg ve Gameshow senin için "şu anda"

nerede? Neler bıraktı? 5. Tabii ki konu döndü dolaştı, laf geldi, boğazıma takıldı: Overdose! Oldu mu sence? Ya da ne kadar oldu? 6. Bir şey söyliyeyim mi: Tüm bunlardan bir anda iğrendim. Bir anda önemliliklerinden bunaldım. İnsanın hayatındaki değer sıralamasının önemli olduğunu düşünüyorum. Nedir sendeki sıralama? Neye ne kadar önem veriyorsun? 7. Önem verdiğini düşündüklerine (kişi/olay) ne kadar açıksın ya da ne kadar zaman ayırabiliyorsun? Polat'ım, ne çok konuştuk değil mi bu ve benzerlerini! Ne kadar fırtınalar kopardık kendi kendimize kendi denizimizde! Ne kadar açılabiliyoruz denizlere merak ediyorum. Sırası geldi bitiriyorum. Biliyorsun cevap vermek zorunda değilsin.

Mert Topçu

Polat: zaten kırmızı şarap olsun olmasın senin sorduğun soruların meymenet seviyesinde bir değişme olmuyor ki Mertçiğim! İçmişsin yine şarabı, kusmuşsun. Sana kaç kere dedim içme şu zıkkımı diye, içki bütün kötülüklerin anasıdır diye (içki masasında hani, hatırlarsın, öhö). Bakıyorum da soru sormaya gelince seninkiler "ahiret soruları" oluyor. Sakın soru yoluyla kendini önemli gösterme çabaları olmasın bunlar? Hani "bak ben sordum mu böyle sorarım" cinsinden. Ha? Mert? Olm sızdın sen, Kalk! Cevapları oku it!! 1- "Neden, nasıl içki?" soruna verilecek cevap şu anda sayfa sayımızın istiap haddini dolduracağından bir çırpıda es geçiyorum. Diğeri ise sadece yanılgı. Güzelleştiğin filan yok, hatta çarpılıyorsun ve saçmalıyorsun (semantik anlamda, sen anlarsın). Geçenlerde hatırlarsın hani hayvan gibi içmiştikte "ben çok fenayım, kusucam oraya, buraya, öağğgk!!" demiştin. Nerde bunun güzelleşmesi. Ha nerde? Gel buraya! 2- Bak koçum sana daha önce yüz kere söyledim: bu kişilikle alakalı bir şey! Ne yapıp yapmadığına bağlı. Ayrıca monotonluk denilen şey hem biyolojik hem de ruhsal denge için bir tür koruyucu. Sonra normalin karşısına anormali, monotonluğun karşısına da heyecanı koyarsak eğer her şey çok daha fazla çetrefilleşiyor. Yani bu soru içinde yeterli istiap haddi yok. Neyse ki tümevarım yapmışsında herhangi bir şey kanıtlanamıyor (sen anlarsın!!). Yıkıl. 3- Soruyu sondan başa doğru cevaplıyorum: Yarınlardan beklenilen şey keşke adrenalin olsaydı! Yok arkadaş! yarınlar için bazen düş kurarım fakat ciddiye almam. Hem neden "ne yazık ki" diyorsun? Yoksa bugünlerde bulunamayan heyecanı yarınlarda aramak (ya da ümit etmek) gibi bir zorunluluk mu var? Heyecanı ise bulmuyorum. Çünkü hazır bir şekilde beni beklemiyor kendileri. Sadece yaratmaya çalışıyorum ki bunu da ne şekilde yaptığımı biliyorsun. Zaten birçoğu da amacına ulaşmamış mastürbasyondan kimlik kazanıyor (sen anlarsın!!)| Ay çok heyecanlandım!! Hadi içki içelim! 4- İkiside anılarımın en sağlam köşelerinde yarı hüzün, yarı neşe olarak tekrar tekrar hatırlanmak üzere saklandı. İkisi de beni (psikolojik lego olayı) ve ruhsal olarak besledi. Eğer çok yaşarsak ve birgün karşılaşıp GameShow'u konuşuyor olursak gözlerimde buğulu bir hüzünle karışık gurur ve neşenin parlaklığını göreceksin. Ben de aynı şeyleri sende görücem (tamam mı? Bak anlaştık ha!!). 5- Oldu tabii ki!! Yapmak istediğim şeyleri hiçbir engel ile karşılaşmadan (sağol Meg) yaptığım için, bana her anlamda güvenildiği için, yazılarından sayfa dizaynına kadar her şey güzel olduğu için ve buna destek olduğunuz için...ve sırası gelince "tamam dur artık" diyebildiği için.. Her şey oldu. Hiçbir şeyin eksikliğini duymadım Overdose konusunda (ulan bi de renkli olsaydı, öhö!!). 6- Hay senin ben. Sarhoş olunca böyle oluyor demek ki sorular. Dur ben de biraz demleneyim de öyle cevap vereyim ne dersin? Ama boşver ben kahve içerekte sarhoş olmasını öğrendim (semantik anlam iki, sen anlarsın, üç). Mert sıralama konusunda açıkça söyleyeceğim şeyler pek de "önemli" değil. Ya da en iyisi geçelim bu soruyu ha ne dersin? 7- Çok açık değilim açıkçası (öhö!!). Önceleri çok konuşur ve eleştirirdim. Cümlelerin tuzak olduğunu esas sırrın kelimelerde ve içerdiği anlamlarda olduğunu düşünürdüm. Bu formüle dayanarak konuşmada geçen her kelimeyi irdelemeye çalışırdım (iyi veya kötü, doğru veya yanlış, güzel veya çirkin vb. vb.) Şimdi çoğunlukla umurumda değil. Mecbur olmadıkça yapmıyorum. Ve işin ilginci mecbur da kalmıyorum. Sorunun cevabının da bu olup olmadığını bilmiyorum; tartışılır tabii (tek başına tartışırsan sevinirim). Severim seni kerata oldum dal!l!). Sorma çok konuştuk bunları (içki masasında). Çok fırtınalar kopardık kendi denizimizde. Bazen birbirimizi boğduk, sonra kurtardık. Çok açıldık bilmeden. Ama tüm bunlara rağmen bir türlü doğru düzgün yüzmesini öğrenemedik (kendi denizimizde bile). Neyse yarın içiyor muyuz? Biliyorsun içmek zorunda değilsin!!

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.