Gameshow sayı 41, sayfa 66

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 66

başlıyorum. Strategy Guide Ekibi olarak bu ay Capitalism Plus'ın inceliklerini, kendi tecrübelerimizi sizlere anlatma kararı almış durumdayız. Bu kararı alırken kendimizi hiç ama hiç düşünmedik. Uzun geceler uyumadık, çalıştık, didindik, uğraştık, ama bunları yaparken bir an bile durmadık. Amacımız yararlı olmaktı ve biz bu yol ile yararlı olabileceğimize inanmaktayız. Kim bu Strategy Guide Ekibi derseniz; Ben (Caner), Emin Gür (komutan). Capitalism Plus aslında Aykut Güner tarafından daha önce açıklanmıştı. Ama aradan zaman geçti, ben oyunu birazcık daha (3000 saat falan) oynadım. Dedim ki, Capitalism Plus'ın nasıl oynanacağını anlatmak bile en az üç sayfa sürer, bu durumda "nasıl oynayacağız" işi orada anlatılabilmiştir ancak, "ne şekilde oynayacağız" kısmında biraz kendi görüşlerimi (kolay değil, tecrübeli yazar) yazayım. Ayrıca bence çok önemli olan bir nokta var, o da şu: oyunda her türlü zorluk ayarı seçenek olarak size sunulmuş. Şimdi ben size tutup %63 zorlukta kullandığım taktiği anlatırsam (mesela) siz oyunu %150'de oynarken kesin olarak çuvallarsınız. O yüzden de, Guide'ın ilk kısmında zorluk seçimi ile ilgili bir şeyler söylemek istiyorum. Capitalism Plus oynarken oyunun zorluk derecesini ayarlamak çok mühim bir konu. Birincisi ne tarz bir strateji seçeceğinize karar vermeniz lazım. Bunun için birkaç önerim olacak: Rakiplerinizi çok agresif yaparsanız, o zaman üretime dayalı bir strateji kullanırken zorlanabilirsiniz. Limandan gelen malları direkt olarak satmayı düşünüyorsanız o zaman rakiplerinizin bu durumu oyunu oldukça zorlaştıracak ama çok fazla da zevk almanızı sağlayacaktır. Diğer şirketlerin başlangıç paralarının pek de bir etkisi yok (eğer çok da yükseltmezseniz), çünkü zaten sizin 20 katınız falan para ile başlıyorlar. O yüzden, bunu orta yükseklikte hatta belki de daha yüksek tutmakta yarar var. Oyunun hemen başında bir satış mağazası kurup, limandan gelen ürünleri satarak oynayanlardansanız, getirdiğiniz malların kalite ayarının Local Competitors'un başarı oranından daha yüksek ayarlanmasına dikkat edin. Ayrıca gelen ürünlerde hiç kesilme olmamasını da sağlamaya çalışın, çünkü öbür türlü gerçekten çok uğraşmak gerekiyor (Constant Import Supply'dı adı galiba). Eğer oyunu üretime dayalı bir şekilde oynayacaksanız, yerel satıcıların başarı oranını düşük tutmanız ruh sağlığınızı korumanız açısından oldukça yararlı olacaktır. Ticarete dayalı bir taktik düşünüyorsanız kesinlikle iki tane falan liman bulunsun. Haritadaki şehir sayısını yüksek tutmakta yarar var. Ayrıca kaç tane rakibiniz olacağını belirlerken şunu bilin ki, "ne kadar rakip, o kadar zorluk". Ben bu sayıyı beşte tutuyordum ama

SnAd

ki bu çok yararlıdır, en önemlisi ise ilerde biraz hisse satabilecek olmanızdır. Oyunun zorluk derecesini %60-70'de tutmakta yarar var diyorum, ama yine de bu seçimi tamamen size bırakıyorum. Ben uzun Capitalism Plus seanslarında çizmiş olduğum yolları iki ana başlık altında topladım. Bunlar: 1) Üretim Esastır: Capitalism Plus'ı şöyle birazcık oynayan herkesin de anlayabileceği gibi, bu oyunda da ticaret yapmak kesinlikle çok karlı. Hayır. Değil. Az önce sizi sınadım. Ticaret ilk bir-iki-üç sene için oldukça karlı bir yatırım olabilir, onu biliyorum ama işin aslı, kendi malınızı kendiniz üretirseniz çok büyük avantajlara sahip olabilirsiniz. Bunlardan en önemlisi kimseye bağımlı olmamanızdır. Normalde siz dışarıdan aldığınız bir ürünü satarken, onun geliş fiyatı artarsa satış fiyatını da arttırmak durumundasınız. Bir güvenilirliği yok. Hem ayrıca kar da az. İlk zamanlarda fabrikalar kurmak falan çok zor, onu biliyorum. Ama geniş bir açıdan bakarsak ilk dört beş seneden sonra kendi ürettiğiniz bir malı satmak çooook karlı. Bu oyun tarzının zor yanı da bu işte. Birincisi risk büyük. İlk başlardaki buhran dönemini atlatmak oldukça zor oluyor. İkincisi ilk on sene falan elinize çok da para geçmiyor. Üçüncüsü gerçekten çok uğraşmak zorundasınız. Ama yavaş yavaş arttırdığınız servetiniz bir süre sonra çoğalacaktır. O zaman bankadan maksimum miktarda borç alıp hemen bir ağır sanayi hamlesi gerçekleştirmelisiniz. Bunun hazırlıklarını dört sene önce falan R&D Center'lar kurarak başlatmak akıllıca olur. Sonra bu ağır sanayi hamlesi ile bolca para kazanıp, düzlüğe çıktıktan sonra rakiplerinizden birini gözünüze kestirip onun para kazandığı bütün dallarda siz de çalışmaya başlamalısınız. Onun sattıklarını daha ucuza satın. Gerekirse zarar edin. Ama o da edecek. Sizin daha çok paranız olacağından (arkada fabrikalar işliyor) onun şirketi değer kaybedecek. Siz de borsadan hisse senetlerini alıp şirkete sahip olacaksınız. Böyle böyle bütün rakip şirketleri ele geçirip oyunun manevi galibi olun. Birkaç tavsiyem olacak: İlk başlarda gireceğiniz sanayi dalını seçmek için oyunun hemen başında hızı "Pause"a getirin ve haritayı inceleyin. Eğer iyi bir "Timber" kaynağı bulursanız, şöyle rezervi orta düzeyde, kalite yüksek onu satın alın (bankadan borç aldınız tabii). Sonra bir fabrikada onu yatak haline getirip uygun bir şehirde satın. Yok böyle bir olanağınız yoksa bir Farm kurup yumurta ya da et satabilirsiniz. Eğer kaşınıyorsanız da koyun yününü süeter ve çorap haline getirip satabilirsiniz. Yani anlayacağınız az bir paraya kurulacak siz kendiniz karar verirsiniz artık. Bu önemli bir şey: başlangıçtaki paranızı ayarlarken sizin şirketinizin yüzde kaçına sahip olacağınızı da ayarlamış oluyorsunuz. Bunu %5'te tutarsanız, şirketinizin yüzde yüzüne sahip olacağınızı ayarlamış olursunuz

5, 1950

Cash : $10,000,000 Annual Profit :

San Francisco

San

Urban Area

Population : 1,224,465 bir sanayi ile oyuna başlatın. Biraz para kazanınca bu malı diğer şehirlerde de satmaya başlayın. Bütün adamlarınızı %35 oranında falan Training and Equipment'leyin. İki tane çiftlik kurup burada ileride üretecekleriniz için gerekli olan bitkileri depolamaya başlayın. Tabii başta yaptığınız gözlem ile hangi sanayiye yöneleceğinize önceden karar vermiştiniz. Elinizdeki kısıtlı para ile üretilebilecek her şeyi üretip satın. Bunları yaparken adamlarınızı eğitmeyi sakın unutmayın. Sonra R&D Center kurup ilerde kuracağınız sanayiler için araştırmaya başlayın. Bir Silica madeni alıp yanındaki bir fabrikada onu Silicon'a dönüştürüp depolayın. Zaman geçsin. Para kazandıkça yeni Farm'lar kurun. Giriştiğiniz ufak sanayileri de diğer şehirlere de ulaştırmaya başlayın. Bunun için eğitimli bir kadro şart. En sonunda bankadan yüklü bir borç alıp fabrikalar kurun ve teknoloji harikası aletlerinizi Dünya'nın dört bir yanında satın. Silicon'u bu günler için depo ettik. Reklamlar üretmeye başlayın. Müzik Seti olayına girmenizi özellikle tavsiye ederim. 2) Ticaret Esastır: Bu oyun tarzında ise ilk önce para kazanıp bolca paramız olduktan sonra az önce anlattığım işleri yapmak lazım. Yani para kazanıp, sonra eğitimsiz bir kadro ile de olsa bu sanayilere bulaşıp, çok paramız olduğundan oldukça hızlı bir eğitim ve araştırma aşaması geçirip zengin olmak. Bu oyun şeklinin sevmediğim yanı da şu: Bir çok başarınızı etkileyen etken sizin kontrolünüz dışında gelişiyor. Oyunun hemen başında bir limandan gelen malları bir şehirde satışa sunmak lazım. Para kazandıkça diğer şehirlere de bulaşıp iki sene falan içinde on-on iki mağazada mal satmaya başlamış olmak lazım. Bir süre para kazanıp daha sonra yukarıdaki örnekteki ağır sanayi hamlesini gerçekleştirmek gerek. Bir kaç tavsiyem olacak: İlk paranız ile bu işlere bulaşın. Oyunun başında iki - üç şirketin kağıtlarını satın alın bence. Daha sonra onlar büyümeye başlarken bunları satıp bambaşka bir şirketten kağıt alın. Limanlardan alacağınız malları uzak yerlere taşımak akıllıca olacaktır. Çünkü zaten eğer dağ falan aşırmayacaksanız çok fazla bir taşıma masrafı olmaz. Tabii ekmek, dondurma falan gibi ürünleri değil de, müzik seti falan gibi şeyleri taşımak daha akıllıca. Denemelerim bir Department Store'un kurulduğu yerin sandığınızdan (ya da en azından benim sandığımdan) çok daha önemli olduğunu kanıtladı. Mümkün olduğu kadar pahalı bir yer satın alın. Ayrıca bir şehirde iki Department Store'da aynı ürünü satmak satışı çok da arttırmıyor. Deneyip de üzülmeyin diye söyledim. Dışarıdan getirttiğiniz ürünler için reklam kampanyası başlatmayın. Gereksiz yere çok para gidiyor. Çünkü zaten on - on iki sene içinde o işten vazgeçeceksiniz. Boşu boşuna kısa vadeli bir yatırım yapmış olacaksınız. Hazır aklıma gelmişken: Reklam yapıp yapıp da kar edememenizin sebepleri şunlar olabilir: 1) O malın satıldığı şehirde reklam yapmıyorsunuz. Benim moralimi oldukça bozan bir şekilde oyunda TV'ler ve Gazete'ler yerel yayın yapıyor. 2) Corporate Brand seçeneğini seçmiş olabilirsiniz. Bunu seçtiyseniz Brand'ın yükselmesi uzun zaman alır. 3) Fiyatını kırdığınız bir mal için büyük reklam kampanyaları yapıyorsunuzdur. Çünkü bir malı Quality için değil de Price'ı için alıyorlarsa pahalı reklam kampanyaları size çok da büyük kazanç sağlamıyor. Oyunun ortalarına doğru (sınırsız zaman içinde oynanan oyunun ortası nasıl oluyor sorusu ise saçma sapan bir soru: Ben Department Store döneminin ortasından bahsediyorum) bir adet R&D Center kurup gelecek teknolojilerini araştırmaya başlayın. Çünkü siz yeni bir malı piyasaya sürünce her yerdeki satışlarda sizin parmağınız olacağından turnanın ağzını gözünü dağıtıyorsunuz. Ayrıca bu R&D Center'lardaki adamları %100 oranında eğitin ki ağır sanayi hamlesini

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.