Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 28
Ona mezardan gelen bir sesle "Ölüm ağır bir taş gibi, bazen kar tanesi; bu duyduğun ölümün ayak sesi" diyemedim her zamanki gibi (onun yerine afetin jenital bölgeleri ile ilgili bir takım cümleler sarf ettim içimden). Neyse çok uzattık. Ondan sonra uğraşlarım devam etti. Space Ace ve Dragon's Lair oyunlarını seyrek de olsa oynayabildim. Sonra... Yıl 1998... Aylardan Ağustos, dergilerden GameShow, renklerden Overdose siyahı ve editörlerden MEG'di. Her zaman ki gibi MEG yazarlara "sen şunu yaz, sen de şunu, şunu ve şunu" gibi emirler yağdırırken CD'lerin en altında kalan oyunu kimseye vermediğini fark ettim, ayrıca 6. hissimi çalıştırarak o CD'de bana tanıdık gelen bir şeylerin olduğunu da fark etmiştim. "Ver bakayım şu CD'yi bana" dediğimde MEG "sana ne olm sen oyun yazmıyorsun ki" gibi bir şeyler söylüyordu herhalde; çünkü Space Ace'i gördüğümde heyecandan ellerimin titremesini saklamakla meşguldüm. "Bu oyunu ben yazıyorum dedim". O da bana "olmaz onu Özgür yazacak" dedi ve ekledi: "hem ne alaka, bu öylesine bir oyun, seninle ne ilgisi var?". Ben de "Siz insanların hayal dahi edemeyeceği şeyler gördüm; hafif anılar konuşabilir ama derin anılar dilsizdir* diyemedim yıl 1998 olduğu halde (çünkü şimdi yazarken aklıma geldi!!). Neyse MEG'e kısa bir Space Ace nutku çektikten sonra Özgür hıyarının bu oyunu yazamayacağı, yazsa bile yüzüne gözüne bulaştıracağı ve böyle giderse ayvayı
( yiyeceğine inandırdım. Veeee Oyunu kaptım. Şimdi son sayının şerefine son kez olmak üzere Space Ace'e geçelim. Bilgisayardaki halini hiç beğenmedim bi kere. Tamam Laser Disc'den her şeyi almışlar ve doldurmuşlar bir CD'ye ama nerede o eski güzelim atmosfer? Minicik bir ekranda piksel piksel oynamak bana zevk değil acı verdi doğrusu. Halbuki Space Ace böyle olmamalıydı. Sanırım bazı güzel şeyleri anılarda bırakmak en iyisi. Oyun için söylenecek fazla şey yok. Bir tane kahraman var, bu iki kişilikli olanından. Zor zamanlarda büyüyor. Sonra bu kahramanın bir sevgilisi ve de onu kaçırıp dünyayı yok etmek isteyen psikopat kötü adam. Klişeler hazır. Yapmanız gereken Ace'i bir dolu maceradan sağ salim geçirip sevgiliyi kötü adamın (Yani Borf'un) elinden kurtarmak ve sonra da onu yok etmek. Öyle fazla bir oynanabilirlik beklemeyin. Yapacağınız hareketler kesin. Sağ, sol, yukarı, aşağı ve ateş. Bunları gerektiği yerde kullanıyorsunuz ve 1 saati geçmeden oyunu bitiriyorsunuz (yani ben bir saatte bitirdim işte, yeni oynayanlarda bu süre artabilir). Bazı yerlerine müdahale edeceğiniz bir çizgi film seyrediyormuşsunuz gibi düşünün. Oyunda sürekli bir akıcılık var. Bazı yerlerde refleksleriniz çok keskin olmalı. Yapacağınız hareketleri oyun size sarı bir flaş çakarak gösteriyor. Sonra da Borf'u... Neyse sonunu söyleyecektim ama şimdi zevkinizi baltalamayalım. Bakalım siz neler düşüneceksiniz oyun hakkında. Ama sanıyorum ki bu teknolojik çağda Space Ace'in sizde bazı izler bırakma şansı pek
BEREL UNKNOWN SOFTWARE
16 MB RAM 1CD 15MB HARDISK olmayacak. Oynayıp bi kenara atılma ve Tarih mezarlığına gömülme şansı daha fazla. Bilmiyorum farkında mısınız eskiden oyun oynamak daha zevkliydi. Hele bilgisayarlar eve girmeden önce. Teknoloji geliştikçe.. amaaaaaan, sıkıldım. Boş verin, oynayın ve bir kenara atın. Siz yeni bilgisayar jenerasyonusunuz. Yapmanız gerekeni yapın. Kel Tansel bir gün yanıma geldi. Her zamanki gibi Space Ace oynuyordum. Artık o kadar ustalaşmıştım ki oyunu hiç yanmadan bitirebiliyordum. Böylece hem oynayan hem de seyreden için görsellik ve heyecan oluşuyordu. Tansel oyunu bitirene kadar beni izledi. Kaktüse benzeyen suratında hayranlıkla karışık tezat bir ifade vardı. Ortamın ışıkları ve makinalardaki görüntüler kel kafasında puslu bir yansıma oluşturuyordu. Bana şöyle dedi "İşte yine bitirdin. Niye bu kadar çok oynuyorsun ki?" dedi. Ben de "Kendimle dünya arasına bir boşluk bırakmak için oynuyorum" diyemedim tabii ki; onun yerine "ne bileyim çok güzel bir oyun, zevk alıyorum" dedim. Sonra makinalar bozuldu, Tansel gitti öldü!!) afetler değişti ve o güzelim Arcade salonu bir gün aniden kapandı. Bir daha da açılmadı. Space Ace ve Dragon's Lair maceram şu manyak dünyada geçen en zevkli maceralarımdan biri olarak anılarımda kaldı... Bu güne kadar öyleydi. Bu günden sonra da öyle olacak... Bitti... Yarışçı
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.