Gameshow sayı 41, sayfa 26

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 26

Raz-r bol ışıltılı, sesli ve cıvıl cıvıl görüntülerle insan ruhunu baştan çıkaran Arcade salonuna vardığımda günlerden cuma, rüzgarlardan muson, renklerden beyaz ve ülkelerden Türkiye'ydi. Seneyi tam olarak hatırlamıyorum. Ancak İstanbul'a en çok karın düştüğü sene. O zamanlar dışımdaki dünyanın benim için neyin önemli olup olmadığını belirlediği yıllar şimdi çok farklı da!!). Ergenlik döneminin ışıltısı ve coşkusu (sorunlarını boşverin) içinde yeni heyecanlar keşfetmenin son noktası sandığım bu yer beni atmosferi, oyunları, dizaynı ve o güne göre olan modern yapısıyla bayağı derinden etkilemiş ve bu etki bana Arcade bağımlılığı, jeton almak için para düşkünlüğü, para bulamayınca banka soygunculuğu, ırza tecavüz, kundakçılık, cinayet, gasp, organ hırsızlığı gibi yeni alışkanlıklar kazandırmıştı!!. Okuldan çıkar çıkmaz bazen kaçar soluğu burada alıyor ve cebimde ne kadar para varsa buradaki oyunları oynamak için harcıyordum. Bakir hayal gücümün çok ötesinde olan oyunları oynarken kendimden geçiyor, algı kapılarımı kapatıyor ve gerçeğin son parıltıları da bu kapının ardında bir bir eridiğinde kendimi kayıp cennetin kıyısına bir adım daha yaklaşmış hissediyordum (da o zamanlar böyle ifade edemiyordum işte). Algı kapıları tekrar dış dünyaya açılıp da düzmece gerçeklerle yüz yüze geldiğimde ise kendimi kahraman gibi hissediyordum. Ama şimdi anlıyorum ki yaşamın karşısına oyuncak bir silahla dikilen oyuncak bir kahramanmışım (itiraflarımı daha sonra kitaba alacağım!!). Neyse, Özellikle 2 oyun benim için yapılmıştı sanki: Dragon's Lair ve Space Ace. Laser Disc oyunlarının daha ne olduğunu bilmeden, bırakın Laser Disc'i daha teyp kaseti görmemiş olan ben (tamam attık!!), bu iki oyuna inandığım her şeyden daha çok inanıyor ve adeta tapıyordum. Gördüğüm bol renkli çizgi film animasyonları ve mükemmel ses diğerleriyle kıyaslanmayacak kadar güzeldi. Ve işin ilginci kontrol benim elimdeydi. Çizgi film karakterlerini oynamak bambaşka bir tecrübeydi. Bir bağımlılıktı, hastalıktı. Ayrıca pahalı bir hastalıktı. Oyunlar kaliteli olunca ve tabii kaliteli ve seçkinlere hitap eden bir yerde olunca jetonların da ucuz olması imkansız bir şeydi. Ama olsundu, parayı bir şekilde buluyor ve oyunlara tapmaya devam ediyordum. Bu iki oyunu bitirene kadar inanılmaz miktarlarda jeton ve para harcadım. Sonra yaz, Araplar ve yeni

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.