FIELDS of FIRE: WAR
Retro bilgisayar; nasıl başlasam ki? Yani nasıl bir giriş yapsam ki? Zaten her şeyin başlaması ve bitirmesi en zor olandır. Ama başladıktan sonra bir çağlayandan akan sular, dağların arasından gelen rüzgar gibi geçer koskoca yazı. Acaba çocukluğumla ilgili bir anıyı anlatıp oradan mı konuyu bağlasam? Ya da mavra bir giriş mi yapsam? En iyisi şimdi yaptığım gibi aklımdan geçenleri anlatayım. Aslında amacım ukalalık değildi. Sadece iyi bir giriş yapmak istedim. Yani yazarken; okuyanların, beni sevenlerin, bana değer verenlerin (var mıdır acaba) benim hakkımda iyi bir şeyler düşünmelerini arzuladım. Hayatın acılarından, sevgiden, aşktan bahsetmek isterdim bu satırlarda ama ne bileyim fazla da canınızı sıkmak istemedim açıkçası. Şu yazı girişlerini yazmak çok zordur hep. Zaten yüzyıllardan beri yazarların en büyük problemi yazı girişi yapmaktadır. Aslında bu yazıyı aldığım gece ne kadar sevinçliydim. Ama sonra olanlar... Neyse biz yazımıza dönelim ve bize bu yazıyı veren kabile reisimiz MEG'i ve diğer güvenenleri (başka kimse yoktur ya neyse) mahcup etmeyelim. Oyunumuzun adı Fields of Fire, yapımcı firmadan başka kimsenin bilmediği kırmızı urbalılarla Fransız çetesinin arasında geçen bilmem ne savaşını konu alıyor. Bu savaş Amerika kıtasındaki ilk kolonileşme hareketleri sırasında geçmiş(tir herhalde). Oyunumuz bir adet real time strateji ama hem turn based'lerdeki gibi taktiksel, hem RPG öğelerini barındırıyor ve aynı zamanda bir aşkı anlatıyor (hö?). Bu oyunun diğer real time strategy'lerden farkı, onlardaki gibi harvest yap, bina kur, asker üret, upgrade yap, bando mızıka saldır, yenil, güreşe doyma oyunu değil, yani kaynak toplamaya değil de taktik ve askeri zeka kullanmaya dayanan oyunlardan. Hani derler ya hızlı mouse kullanmaktan çok hızlı beyin kullanmak gerektiren bir oyun. Tabii para toplamak da gerektiriyor ama durum biraz farklı açıkçası; oyunun ilerleyen kısımlarında da görebileceğiniz gibi. Hep beraber install ettikten sonra hep beraber güzel demoyu izleyip (şu laf güzel en azından: "İleride kahraman olabiliriz ama bugün sadece savaşçıyız") menülere geçelim. Aslında menülerde açıklanacak fazla bir şey yok kısaca göz atarsak Tutorial ısınma koşuları, Hall of Fame hatıra defteri, Load a Game savelediğimiz oyunları yükleme ve Exit Game de oyundan çıkma oluyor. Yanlardaki Start as French ve Start as British seçeneklerinin ise bir anlamı yok süs olsun diye koymuşlar. Ben İngilizlerle oynadım Fransızların tipleri ve konuşmaları acaipti (bi de bölümleri de zordu). Bu seçeneklerden birini seçtikten sonra karakter ekranı çıkıyor karşımıza. Ben İngilizlerde Ranger Young'u seçtim, Fransızlarda ise Strong Heart gözüme güzel gözüktü (aslında hikayeleri beğendim özellikleri değil). Siz tip ve hikayeden çok özelliklere bakın diyor ve bu özellikleri bir bir açıklıyorum: Health karakterimizin sağlık durumudur ve o kalpler sönerse ölür. Strenght ise adından da (koldan da)
Fire Eye
anlıyabileceğimiz gibi zeka (hö?) pardon güçtür ve bire bir savaşlarda etkili olur. Shooting yiğidimizin ateş-isabet-ıska oranını belirler, Intelligence de skilleri daha iyi kullanmamızı ve daha kolay öğrenmemizi sağlar. Experience karakterimizin çoğaldıkça daha korkulacak bir tip olmasını sağlarken, moral de ateş-isabet-camı kırdık oranını belirler. Weapon ise at-avrat-silah üçlemesinden birini oluşturur (hangisi? avrat?). Yandaki skillere gelince bunlar iki gruba ayrılırlar; bir grup karakterimizin o an için bildiği skilleri oluştururken, diğer grup ise ileride öğrenebileceği skilleri oluşturur. Bu skilleri ya shoplardan alacağımız kitaplardan (kazık) ya da skilli bilen birinin skilli, skili öğrenmeye yatkın birinin önünde uygulaması ile gerçekleşir (beleş). Bu skilleri ve uygulamak için neler gerektiğini ise aşağıda anlatacağım: Language: Dil kullanma kabiliyeti; uygulamak için sadece bu skilli bilmek yeter ve düşmana çaktırmadan diplerine kadar girip haince ve sırıta sırıta tetiğe basmamızı sağlar. Saçma olarak gözükmekle beraber bazı aşamalarda hayati önemi var. Barricade: Barikat kurma olayıdır. Oyundaki hiçbir yürüyen varlık bu barikatları aşamaz ve bunların arkasında durduğunuz sürece düşmanın sizi vurması zorlaşır. Bu barikatları beleş kurdurtmazlar adama elbet bir de balta gerekir kurmak için. Medicine: Doktorculuk oynayıp kendimizi ve etrafımızdakileri iyileştirmemizi sağlar. Medicine bottle (bir seferlik kullanımlar için) veya medicine kit (sonsuz kullanımlar için) gerektirir. Map Reading: Coğrafyadan çakmak anlamına gelir ve haritayı bu skili kullandığımız sürece açar. Tabii bu iş için bir harita gereklidir toprağı inceleyerek açamazlar ya koskoca haritayı. Telescope: Banyo yapan generalin kızını röntgenlemeye yarar ancak isterseniz etrafı incelemek içinde kullanabilirsiniz. Bir adet kocaman dürbüncük gerektirir. Cannons: Topu doldurmaya, gaza
Current Akilli
Far ve hara ve hava Taft 6 dagi, bime rg can Yür Eyl Mis se dam
ALONG THE MOHAWK
getirmeye ve ateşlemeye yarar. Bazı aşamalarda gene hayati önemi olan bu skilli kullanmak için bir top bir de kibrit gerekir. Tracking: Ateş hala sıcak fazla uzakta olamazlar skilli olup ayak izlerini izleyerek düşmanı bulmamızı sağlar. Trap Making: Enayi tuzağı kurmaya yarar. Ağaçların altına ip tuzağı, yerlere ise çukurcuk tuzağı kurabilirsiniz. Tuzaklara düşen askerler ölürler hayvanlar ise düşerlerse derileri yanda bulunur beleş beleş alıp satabilirsiniz. Swimming: Sulardan geçişi sağlar. Uygulamak için can simidi gerekir. (mi?) Dikkat edin skill çizgisi dolarsa boğulursunuz. Ölünüzü bulup da gömemezler bile. Camouflage: Tırstığınız zaman düşmanlardan saklanmaya yarar. Hareket ederseniz düşmanlar sizi görebilir ve saldırırsanız kamuflajınız tamamen bozulur. Eagle eyes: Kartalları kandırıp kendi çıkarlarınız uğruna kullanmaya yarar. Bu kartallar çok güzel keşfederler etrafı ve ben kartal olmadan kullanmayı beceremedim açıkçası. Bear Control: Ayıcıkları ağınıza düşürüp düşmanın üzerine salmanızı sağlar. Bir kaç numara yaptırıp para da kazanabilirsiniz. Wolf Control: Bu sefer de utanmadan kurtçukları gaza getirip düşmanın üzerine salmanızı, etrafı keşfettirmenizi ve hatta ayak işlerinize baktırmanızı sağlar. Racoon Control: Bu kadar hayvanı kullanmak egonuzu tatmin etmediyse, bu sefer de zavallı rakunları düşmandan bir şeyler çalmak için üzerlerine salmanıza yarar. Etlerinden sütlerinden de faydalanabilirsiniz. Deer Disappear: Geyik şekline girmenizi sağlar (aklıma Kara Murat esprisi geldi ama yapmayacağım, cıvıtmamak lazım). Merak ettiğim kendi adamlarınız deri için sizi avlar mı? Ha bir de geyik derisi gerekir sonra neden yapamıyorum demeyin. Beaver Disappear: Hep özenip de olamadığınız kunduzlara dönüşmenizi sağlar. Bunun içinde deri gerekir ama geyik derisi değil kunduz derisi. Stealth Attack: Ağaçların çalıların arasına gizlenip düşmana aniden saldırmanızı sağlar. Kullanmak için ağaç ve çalı gerekir esprisi yapmayacağım fazla cıvıttık zaten. Evet karakterimizi seçtik, starta bastık, başladık oyuna, hiç bilmediğimiz yerlerde, hiç tanımadığımız bir ülkedeyiz. İlk olarak kaledeki binalardan biraz bahsedelim. Başlıca 4 bina var, bunlar Commanders Office, Store, Resthouse ve Reinforcements room. Commanders Office'den görevimizi alabilir, Store'da eşyalarımızı satıp para kazanabilir, Resthouse'da dinlenip grubu değiştirebilirken, Reinforcements room'dan kale için asker satın alabiliyoruz. Aşamaya başlamadan önce ilk olarak Commanders Office'e girin ve görevinizi öğrenin. Öğrenmeyip geyik meyik avlayayım geçineyim derseniz komutan bir süre sonra size bir mesajcı yavrucak yolluyor. Neyse Ranger görevi aldık, partiyi de seçebildik, skill Current Skill demosunu da izledik, e artık göreve atılabilir, bin atlı akınlarda çocuklar gibi şenlenebiliriz. Göreve atılmak için ilk önce ana haritadan o görevin haritasına geçmek için gitmeniz gereken noktayı öğrenmeniz lazım ki bu beyaz bir taştır ve üzerinde ülkenizin bayrağı vardır. Bu noktaya gidince görev haritasına geçer, görevi yapar ve geri döneriz. Arada ekrandaki ikonları da açıklamak gerekirse soldaki büyük kısım ana ekran olur, altta kullanabileceğimiz skiller yer alır, 1 a işareti ise karakter ekranına gider.
Bunun üzerinde grup seçme, gruba şekil verme gibi işlemlerin yapıldığı ikonlar bulunur. Daha da yukarıda pause ikonu bulunurken, en sağ üstte harita, altında ise karakterlerimizin o anki durumlarını kısaca bize ileten bir ekran bulunur. Buradan o an seçtiğimiz karakteri ve partiyi görebiliriz. Para kazanmak içinde düşmanlardan düşen paraları toplamamız, hayvanları katledip derilerine el koymamız, kurban bayramlarında derileri toplamamız ve düşmanlardan düşen eşyaları da ölüye saygı maygı göstermeden toplamamız lazım. Savaş bu acıma acınacak hale gelirsin diye
FAN-L
boşuna dememişler. Ha bir de kale ekranından görev ekranına grup dışında asker götüremiyoruz o askerler aradaki saldırılarda kaleyi korumakta kullanılıyorlar. Evet yazının gene geleneksel olarak dilekçeye dönüştüğünü de fark ettiğimize göre artık bölümleri anlatmaya başlayabiliriz. Ben İngilizler ile oynadığım için doğal olarak İngiliz bölümlerini açıklıyorum. Bölümleri anlatmadan önce söyleyeceğim şey bu anlatımlarda öncelikle bölümdeki amacımızı belirtip daha sonra da birkaç tiyo verme yoluna gittiğimdir ancak ufak bir yer sorunu yaşanmış olacak ki sadece bir m kaç bölüm anlatabildim. Neyse siz bu bölümleri bir bitirin hele kalanını kendiniz de bitirebilirsiniz zaten: 1.Aşama: Bu aşama her oyunda olduğu gibi gayet kolay bir oyuna ısındırma ve oyuncunun gözünü korkutup oyundan soğutmama bölümü. Amacımız düşmanın gözetleme postalarını vurmak, zarar vermek, sonrada şarkılar eşliğinde üsse dönmek. Ne diyeyim kolay bir aşama bunu geçemezseniz zaten oyunu rafa kaldırma zamanı gelmiştir. 2.Aşama: Bu aşamada amaç her ne kadar Fransızların gözetleme postasını toprağa gömmek gibi gözükse de, tepeyi tut mut sözlerinden işin içinde bir şey olduğunu anlayabiliyoruz. Şimdi vereceğim taktik şu: Hemen kuzeyde buluşacağınız adamlarla buluşun tepeye gidin, tepedeki askerleri halledin, askerleri tepeye güzelce yerleştirdikten sonra bir askeri kahramansın şöylesin böylesin falan diyerek gaza getirip kızılderililerin üzerine salın. Askeri öldürüp gaza gelen ve tepeye saldıran kızılderilileri arkadaşlarının ölümü sonucu gaza gelen askerler tepeleyince gene kahramanlık türküleri söyleyerek kaleye dönün. 3.Aşama: Kale komutanı başka işimiz gücümüz yokmuş gibi kız kardeşimidir kızım mıdır bir bayanı kurtarma görevini bize verir. Bizim de boynumuz komutana karşı kıldan ince olduğu için bu görevi bayıla bayıla kabul ederiz. Tek başımıza başladığımız görevde önce soldaki mağarada can yoldaşımız bir ranger buluyor, sonra Lone Snake'i kurtarıyoruz. Daha sonra kızın bulunduğu ev ile kale arasını tuzaklarla döşeyip eve Kara Murat misali dalarak korumaları hallediyoruz (yazıda fazla Kara Murat esprisi yaptık en iyisi başka yapmamak). Kız, Lone Snake, Ranger kardeş ve kendimizden oluşan çete ile tuzaklardan kurtulanları kurtulacaklarına pişman ettikten sonra ya gider kaledekileri de tepeler hazineleri toplarsınız ya da çekip gidersiniz gerisi size kalmış açıkçası. 4.Aşama: Daha kale komutanın açıklamasından (güzel haber falan) (o şehit düşen kahraman, oğlu falan mıydı acaba bizi gaza getirmeye çalışıyor) bir işler olduğunun anlaşıldığı aşamada amaç köye Lone Snake'in yardımları ile girmek ve düşman komutanını halletmek. Bu aşamada mutlaka bag'i boş bir adam ve bir de tuzakçınız olsun. Aşamaya başlayınca tüm askerleri en kuzeye götürün. Bag'i boş olan gariban ile köydeki beleş derileri toplarken, tuzakçı da her evin önüne bol bol tuzak kursun. Daha sonra şehit edilecek garibanımızı Lone Snake'nin dibine yollayın (kuzey batıda). Lone Snake'i takip edin; köyde bunun bir tuzak olduğunu fark edeceksiniz. Garibanımızı hemen olay yerinden kaçırın kaçarsanız kurtulursunuz kaçamazsanız şehit düşersiniz ama en azından kahraman olursunuz. Bu devirde bunu da bulmak zor idare ediverin işte. 5.Aşama: Kuşatma altındaki köyü gece yarısına kadar korumalıymışız. Açıkçası bu campaign'deki ilk zor aşama yani kızılderililer eğer sizle teke teke girerlerse çok asker kaybedersiniz. Aşama başlayınca direk güneye gidin askerleri köye sokun ve oradaki geçide barikat kurun. Hızla en güneye gidip oraya da bir barikat yerleştirin. Bu barikatlar sizin düşmanla teke teke dövüşe girmenizi ve kurşunlardan daha az etkilenmenizi sağlayacaktır. Dediklerimi başarıyla yapıp grubu dağıtmazsanız kolay bir aşama olabilir ama barikat kurmadan gerçekten de çok zor. 6.Aşama: Doyumsuz Fransızlar bu sefer de kalemize saldırıyorlar. Kaleye gidecek mesajı götürmek için bir enayi arayan komutanda bizi buluyor tabii ki. Amacımız anlaşılacağı gibi kaleye mesajı götürmek. Mutlaka kamuflaj gerektiren bir aşama çünkü çok düşman var ve tek kişisiniz. Düşmanlara dikkat ederek ve varsa teleskobunuzu sık sık kullanarak kaleye doğru ilerleyin. Nehri geçerken bir ranger kardeş daha bulacağız. Onu da yanımıza katarak kaleye ilerleyin. Gelince son bir kez save edin gözlerinizi kapatın ve kaleye koşun. 7.Aşama: Kaledekiler bizi çok sevmiş olacak ki kaleye saldıran topu etkisiz hale getirmekte bize düşüyor gene.
Grubumuzla beraber önce kuşatmayı yaralım, takviye kuvvetleri eze eze topa yaklaşalım. Dil (language) özelliği olan biriyle topa iyice sokulup topçuyu (yanlış anlaşılma olmasın) şişleyelim. Sonra da kaleye geri dönüp bu aşamayı da geçelim. 8.Aşama: Zor ve eğlenceli aşamalardan biri. Amacımız Fransızların köyünü basmak, kadın çocuk demeden şişlemek, sonra evleri yakmak (sadece cephanelik gibi kullanılan evi) ve sonra da geri dönmek. Doğuya doğru ilerleyin ve ilk olarak kızılderilileri çetenize katın. Daha sonra bay Tom'u bataklıklardan kurtarın; onun evindekileri de halletmeyi ihmal etmeyin. Sonra köyü basın (ben ayı kontrolü kullanarak yarısını önceden temizlemiştim). Kanlı savaştan sonra cephaneliğe girin, kibrit olan bir elemanla barutu ateşleyin, Attributes ikonunun üzerinde beliren kibrite basın ve evden koşarak uzaklaşın. Sonra da tuzaklara dikkat ederek geri dönün kalenize, saadet yuvanıza. Aslında oyunumuz iki taraf için de 18'er aşama, ben İngilizlerle bitirdim ama biraz tiyo vermek ve mavra yapmak için yer ayırdım, yani sadece 8 tanesini açıkladım. Önce oyunla ilgili (yok neyle) biraz tiyo vereyim (ne bu her oyunda tiyo): #Öncelikle grubunuzu hizaya sokarken grup üyelerinin silahlarına dikkat edin, boy sırasına sokacağım diye kasmayın. Çakmaklı tüfeklileri en arkaya, tabancalıları ortaya, teke teke güçlüleri ise en öne koyun.
Koydunuz mu? Aferin. #Soldaki ikonlardan olan formations ve orders seçeneklerini iyi kullanın. Formations seçeneği ile askerlerinizi yer şekilleri ve savaşın gelişmesine bağlı olarak hizaya sokun (oyunun stratejik noktalarından birisi de bu formations seçeneği). Orders menüsünde ise oldukça ilginç komutlar var duruma göre uygulamak gerekebilir. (gerekmeyebilir ben hiç uygulamadım açıkçası) #Hayvan avcılığına (oyundaki en büyük geliriniz olduğu için) çok önem verin. Kale haritasında hayvanların geçtiği yerlere tuzaklar kurun ve her aşama arasında bu tuzakları kontrol edin. Bazı görev haritalarında çok hayvan oluyor bunları da avlamayı ihmal etmeyin. Bu hayvan derilerini değerlerine göre sıralarsak en değerlisi geyik, daha sonra kunduz, en değersizleri ise ayı ve rakun derileridir. Diğer hayvanları avlamayın boşuna onlardan deri elde edemezsiniz. Mutlaka bol asker bulunsun, bazı aşamalarda çok sağlam saldırıyorlar. Ben genellikle 20-30 asker tutarım kalemde ama buna rağmen bir saldırıda
REAL TIME STRATEJİ
1 CD 50MB HARDDISK neredeyse kale düşüyordu. Bu reinforcements'daki askerlerden kırmızı urbalıları duvar arkalarına, ranger ve blunderbussları kapılara ve baltalı kızılderilileri de en öne yerleştirin.
Oyunumuz bence piyasadaki diğer real time strategy'lere göre çok güzel. Her şeyden önce harvester tabusunu yıkması açısından alınmaya değer bir oyun. Buna karşılık sıcak savaş sırasında askerlerinizin kontrolünün zorlaşması bir eksi. Oynanabilirlikten kaybetmesine rağmen adamlar en azından farklı bir şeyler yapmışlar bu yüzden bile alınmaya değer. Alın, aldırın. Son olarak bu yazıda emeği geçen tüm ekip arkadaşlarıma ve bana destek olan herkese teşekkürü bir borç bilirim (onlar kendilerini bilir). Bu yazının da sonuna geldik size doyum olmaz ama her güzel şeyin bir sonu vardır (bazen olmaması gerekmesine rağmen). Umarım bir kez daha görüşürüz, kendinize iyi bakın... "Acıların Generali" Yılmaz e-mail: emrey@aidata.com.tr
Pentium 120 16 MB RAM