Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 90
E-mektup kısmı başlıyor. Okumaya başladığınız anda her şeyi göze almışsınız demektir. Unutmayın, Overdose'u okumak sorumluluk almak demektir. Burayı okuyan herkesi aktif okuyucu olmaya davet ediyorum. Ayrıca yeni Overdose ekini nasıl bulduğunuzu da bana belirtmeyi unutmayın. Şimdi kanlı, canlı ve son derece Overdose maceramıza başlayalım artık. Buyrun.
T'E bir oyunu ne zaman ulaşır bizler de alsak? (Ne dedim?) 9- Tamam, tamam son sorum. Oyun açıklamaları sonunda oyunun konfigürasyon yanında; full grafik, stereo ses, mega bas, aktif süspansiyon gibi özelliklerle hız kaybı olmadan oynanabilecek konfigürasyonu da yazsanız mı? (Üheüü minimum..mini..133..Ühüü) Eh artık ayrılık zamanı ama hemen sevinme senin gölgen olacağım Muhahahahhaaaaa...) Bu son mektubum değil (zaten ilk de değildi NN)... Şimdiden teşekkür ederim her şey için... Sağlıcakla kalın... İlker -Tüh CD ÖZTÜRK
Polat: Son günlerin merak edilen konusu: bu disketleri Polat ne yapıyor? Ne yapacam Kadıköy Salı pazarında tanesini 50 bin liradan satıyorum. Ev kadınlarımızın beyanatlarından disketlerin çok pahalı olduğu ve oğullarına disket almakta zorlandıklarını gördüm ve bu müthiş hizmete başladım. Yalnız geçenlerde bir disketi geri getiren Makbule hanım, disketin zaten oğluna ait olduğunu iddia etti ve parasını geri istedi. Eh bu da işin riski...
soRU, cEvAP, MAvra, HikaYe...Herşey
Ülen, ülen, ülen. Bu muydu istediğin? Al disket mektubu... 3 tane kağıtta, 8 tane E-mail olarak mektuptan sonra bunu |Ha bu arada sana da selam İlker) deniyorum, eh artık bunu da yayınlamazsan bende almıyom Bak şimdi çok basit: Önce büyü yapabilen bir Hero seç. Fakat daha olm dergiyi... lr önce büyü yapabilmesi için level atlayıp mor yazılı özelliklerden birini (Hehehee)...Duur, niye disket oluyor mektuplar, yoksa seçmen lazım (sanırım sen bunu yapmıyorsun). Sağ taraftaki 6 ikondan disketleri satıp ek maaş olayı mı? Bu seni ilgilendirmeyecek ii ama şu anda Trainspotting'i dinliyorum... En sevdiğim şarkı Bol büyüler yukarıdan üçüncü seçenek da 'Ünderworld"ün "Born Slippy"si... Neyse sorularıma 2- Bak şimdi ilker sana "evladım gözünü a geçeyim...(Bu arada selam Zeban))... GameShow'u niye düzenli takip etmiyorsun"
1- Dergiyi bayaa bi uzun süredir alıyorum. inceliyordum da, Warlords Ill' de bişey dil Oyunda nasıl spell yapıldığı açıklanmamı: bilmiyordum... Bak oldu mu sana bi soru...
yapılıyor?
gücüm kalmadı. Dark Earth'ün full açıklaması yoksa sen yeni okuyucu musun? Son iki olması gerek. Bu key'i almak için Thanandi onun üstünde. 3- Sid Amcam (amcam?!!) Microprose'di
2- Dark Earth'ün full açıklamasını ne zaman yapacaksınız? (deme!) Oyunun sonunda son iki kristali bulacağız? 3- Civilization'ın devamı (Call to Power) geliyor... Duyumlarıma göre edecekmiş. Öyle mi? 4- Haa bu arada Warcraft 3 adventure mı olacak, yoksa strateji mi? 5- Baştan nerede bıraktın Kamer diyeceğim (Türkçe'ye çevirirseniz: Green Edition'ının VideoCD'sini Kıbrıs'a gönderir misiniz? 6- Tepemde iki tane kuş uçuyor (Çotaaa.... Bir tane kaldı) 7- Oyun almaya korkuyorum P133'e takılıp kalmış bir üni bilmiyorum... Dergiler diyor (ayıp deyim) P133'de kalıyorum... Test Drive 4 belini kırdı ve harıl harıl Alpha Centauri ismi bir oyunun geniş açıklaması bu..
senim değirapalım yok işto)
ge Raket de agar pey anlamadı, iten tilkiler antie.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 91
ektup me
Sevgili Zebani Naber? Nasılsın? Köşeni çok beğenerek okuyorum ve senin zaten dar olan yerini daha da fazla yazı yazarak kaplamadan sorularıma başlıyorum. 1-Hellfire'da Crypt'i geçemedim. Napıcam? 2-HERCULES'i tanıtır mısınız? Tanıtırsanız; at adamı nasıl geçtiğini söyler misin? (Herif tam bir sinir) 3-Broken Sword 2'de "MARSEILLE" diye bir yer var. Geçemedim. Bir göz atar mısın? (Bir el atıver abi be) 4-Bilgisayar bazen "DIBENG.DLL" diye bir hata veriyor. Ne yapayım? Zebani abicim (yağ çekelim biraz) mektubumu yayınlarsan çok sevineceğim. İyi mektup cevaplamalar, şansın bol olsun. MERT(WARRIOR) SUSAN.
Polat: Aslında çok da darda değiliz. Geçinip gidiyoruz. Ama madem sen öyle istiyorsun başlayalım O zaman: 1- Üfff çok zor bir soru. Şimdi hangi karakterle oynuyorsun? Neyi geçemiyorsun? Keşke biraz daha data versen de yardımcı olsam. Bak yoksa "Insufficient data..." esprisini yaparım ona göre. 2- Eeee nasıl desem? Hercules'ü tanıtamayız gibi çok güçlü ve sabit bir his var içimde (anladın umarım). Ya da hiç ümit vadetmeden kesinlikle açıklanmayacak diyeyim de herkes rahatlasın. At adamı geçmek için toynağına küfür etmen yeterli yok şaka yaptım. Hercules'ü oynamadım. Ne? Göz atar mıyım? Marseille koskocaman bir yer. Senin datalarda bir problem var bence. Nerde kaldın? Artık şunu söyleyeceğim: "Insufficient data.." hatalarda izlenecek en iyi yol tek çare yeniden açmak. Öyle sorular sormuşsun ki çoğu priz yapayım:
cevapsız kaldı. DİSKET VE HİKAYE
Diğer zebani; Buyur işte tutturdun beğenmişsindir herhalde, birazını kesebilirsin: ) Şu Y.S.Y'yi yolla kafasına kuşlar... ) Yav paşam Şu # şehirdeki kuş keşfedilmeyi bekliyordur
Her yer karanlık. Öyle bir karanlık ki bu, kendini kaybediyorsun. Seni içine çekiyor; geçirmeye çalışıyor, onun ağırlığını gittikçe daha fazla hissediyorsun. Bu baskının altında eziliyor, hareket edemiyorsun. Ne kadar süredir? Bilmiyorsun... Bildiğin tek şey var, savaşıyorsun. Hep savaştın. Doğduğun gün başlamıştı. Karın bağını kesip seni hayatla baş başa bıraktıklarında, ciğerlerine dolan hava seni yaktığında. Sonra anladın ki ona bağımlısın, ondan tarafsın. Ondan taraf olmak zorundasın. Hayata atılan ilk adım, yediğin ilk kazık. Ama son olmadı değil mi? "Asla son olmaz." Sen yılmadın ve devam ettin. O zayıf bacaklarının üzerinde ayakta durabilmek için savaştın. Ayakta durdun, koşmak istedin. Koştun da. Bu kez senden hızlılar oldu, onları geçmek için uğraştın. Hiç bitmedi bu savaş. Sevdin elde etmek için, kızdın yok etmek için savaştın. Hırslısın, hiçbir şey seni yıldıramadı, kazanmak için her şeyi yaptın. Arkanda bıraktıklarına dönüp bakmadın bile. Acıyı hissettin, ikiyüzlülüğü gördün ve aynı şekilde cevap vermekten kaçınmadın. Yalancılığın, kalleşliğin, kokuşmuşluğun ortasında vücudunu pislikle yıkarken bir saniye olsun düşünmedin. Vazgeçmeyi, şeytana dur demeyi aklının ucundan bile geçirmedin. Son insansın. Yaratılışının gereğini yaptın, savaşmaya devam ettin... Şunu kabul et hiçbiri bunun kadar kötü değildi. Hiç bu kadar zor olmamıştı. Bu kez tek başınasın. Karanlığın ortasında yalnızlıkla beraber. Kara bulutların arasında sadece siz. Karşında. Onunla yüz yüzesin. Hiç bu kadar yakın olmamıştın. Onu görebileceğini hiç düşünmemiştin. Böyle olması gerçekleri değiştirmiyor. Sana bakıyor ve gülümsüyor işte. Ama seni rahatlatan bir gülüş değil bu. Sinsice bir sırıtış. Arkasından da "sen benimsin" kahkahası. Ürperdiğini hissediyorsun, tüylerin diken diken oluyor ve korkuyorsun. Herkes bilir ki korku insanı ateşler, direncini arttırır. Doğru kullanılırsa tabii. Peki sen, doğru kullanabilecek misin? Vücudunun her tarafı uyuşmuş gibi geliyor. Bir tek lifini bile hissetmiyorsun. Yıllardır her isteğini koşulsuz bir şekilde yerine getiren kolların artık senin değil. Kemiklerinin üstünü kaplayan deri parça parça dökülüyor, hücrelerin birer birer ölüyor sanki. İlk defa karanlık hoşuna gidiyor. En azından göremiyorsun. Ya hepsi gerçekse?... Bağırmak istiyorsun, sesini birilerine duyurmak umuduyla. Seni bu kâbustan çıkaracak birilerini arıyorsun. Ama çığlığın boğazına düğümleniyor. O kadar çabanın sonunda bir tıs bile çıkmıyor. Mağlup olma, hayattaki en önemli savaşı kaybetme düşüncesi bütün benliğine yayılıyor. Bu savaşı hâlâ sürdürmenin tek bir sebebi var; içinde hissettiğin yoğun enerji. En bitkin anında bile seni ayakta tutan o olmuştu. Şimdi de sana vazgeçmemeni fısıldıyor. Ona güveniyorsun. Uzun zamandır birine ya da bir şeye güvenmemiştin. Bu güven belki de senin kurtuluşun olacak. Hayatla ölüm arasında kopma noktasına gelen ipin üzerine sarabileceğin tek şey belki. Bütün benliğini saran çürümüşlüğü temizleyecek, sana hayatını hilesiz, dürüstçe ve çarpılmış düzenin içinde, yok ettiğin değerleri onararak yaşama fırsatı verecek. Soğukkanlı olmalısın, yolun sonuna geldin. Son kez oyunu kuralına göre oynayacaksın. Bilirsin, çoğu insan "poker kolay bir oyun" der. Bunu diyenler ne kadar yanıldıklarının farkında değildirler. Poker çok ince bir oyundur aslında. Ben bu işi biliyorum diyen birinin, şansının üzerine gitme zamanını çok iyi kestirmesi gerekir. Rakibini sıkıştırdığı anda vurmayı bilmeli, sırasında bir o kadar hızlı kaçmalıdır. Pokerci rakiplerinin hiçbir hareketini kaçırmaz. Yakalanan en ufak mimik oyunun kaderine direkt etkir. Şartlar ne olursa olsun sinirlenmeyen, kesinlikle umutsuzluğa kapılmayan ve kimseye güvenmeyenlerin oyunudur. En önemlisi bir usta asla bir çaylakla aynı masaya oturmaz. Çünkü bir çaylak kadar tehlikelisi yoktur. İşte senin en büyük avantajın. Onunla aynı masadasın ve onun usta olduğu kesin. Kartlar dağıtıldı. Elindeki küçük kağıt parçaları, onlarda senin geleceğin yazıyor. İstediklerini hâlâ yerine getiren, hükmedebildiğin tek organın, beynin durmadan ve hiç olmadığı kadar süratli çalışıyor. Karanlığın ortasında hayal ediyorsun. Onunla aynı masadasın, en az senin kadar gergin ve bunu saklamıyor. Numara mı? Olabilir. "Tek kart istedi." Yani eli iyi, ya da blöf yapıyor. "Kartını aldı." Yüzünden bir şey anlamak mümkün değil. Acaba istediği kart mı? Belki de gelmedi... Elin iyi. İçindeki ses "rest çek" diyor. Doğru zaman olduğundan emin değilsin. Köşeye sıkışmaktan çok seninle oynuyor gibi. Enerji tekrar ediyor, bir daha bu fırsat eline geçmeyebilir, "rest çek" her şeyini koy ortaya. Beynin işlemeye devam ediyor. Buraya kadar onun sayesinde geldin, köşenin ardına ulaşıp karanlıktan da onun sayesinde çıkacaksın. Rest diyorsun. Restini görüyor, kağıtlar açılıyor.
Gözlerini açıyorsun, uzun zamandır ışığı görmemiştin. Etrafta bir kargaşa var. Herkes yerde yatan birinin başına toplanmış. Işıkların, siren seslerinin ve haykırışların arasından çıkıp sana ulaşan sesler beyninde birbiri ardına patlıyor. "Kalbi durdu... Bir iki üç haydi... Nabzı atmıyor... Bir iki üç tekrar... Değişiklik yok... Bir iki... O öldü..." ÖLDÜ. Kalabalık dağılıyor. Yerde yatanı görüyorsun. O SENSİN! Enerji seni terk ediyor. Ruhun seni satıyor. Kaybettin. Hayattan yediğin son kazık. "Asla son olmaz" belki! .......
Altuğ CANITEZ Bu ayki oyun ödülünün sahibi