B-BÖLGESİ

Bugün dayanılmaz derecede sıkılmış durumdayım, inanamazsınız. İnanmanız hayalgücünüzün çok gelişmiş ve de genişlemiş olduğunu ortaya koyar ki bu da bana koyar. Ben sıkılınca yalnız öyle somurtmam, müthiş bir mavra kapasitesi bir anda bana dayanılmaz kötü espriler yapma imkanı tanır, ona göre. Yani uyardım, artık n'aapsanız boş, olay bitmiştir. Bazen olur böyle. İyi bir haber ile başlıyorum. Railroad Tycoon 2 hazırlanmaya başlanmış. PopTop mu ne bir firma oyunun haklarını satın almış ve ikincisini yılın sonuna kadar çıkartma vaadinde bulunmuş. Aynı firma 1024*768 ve 16 ya da 8 bit grafikler, Network ve İnternet üzerinde oynama imkanı falan da vaadediyor ama hikaye bunlar. Gerçi grafikleri ben gördüm, cidden güzel olmuşlar ama nasıl desem, bize oyunu oynayıp zengin olma isteği aşılayabilecek bir atmosfer yakalayabilecekler mi sorusu benim içime pek de ışık dolu cevaplar vermiyor. Bunun bir sebebi de belki reklamındaki grafikler hakkındaki bilgilerin AI'nin gelişmiş olması hakkındaki bilgilerden on kere falan daha fazla olması. Bilmiyorum, ama yine de gelişmiş bir AI meselesi var. Bir de 50 lokomotif, 34 çeşit kargo ve 1804'ten başlama imkanı varmış. Umutsuzum ama bekler görürüz ne olacak, belki de uzun zamandır oynamadığımız kadar güzel bir iş stratejisi oynarız. Bir de Interactive Magic'in (favori firmam) piyasaya sürmek üzere olduğunu tahmin ettiğim (oynanabilir demosu bile geldi) Industry Giant diye bir oyun var. Oyunun demosunu oynadım bir miktar, umut verici gözüktü aslında. Capitalism ve Transport Tycoon karışımı gözüktü. Bir kere sizin üretim yapma şansınız var ama öte yandan da bu ürettiklerinizi taşıma şansınız (ve zorunluluğunuz) var. Grafikler kötü değil, fikir hoş, ama açıkçası artık benim gözüm beş görmeye başladı bu abuk sabuk ekonomi tabloları yüzünden. Tek başına Transport Tycoon ve Capitalism Plus bile beni çok yormaya yeter iken ikisinin karışımı kabus gibi. İyi bir AI, iyi bir arabirim, iyi bir Tutorial (Capitalism'inki müthişti), iyi bir atmosfer, iyi bir şu, iyi bir bu... koyabilirlerse o zaman belki tahammül etmekten zevk bile alabiliriz. Fikir güzel, firma güzel, bekleriz biz, kaderimize boyun falan... Bir haber de Dark Reign'den. Gerçi datası buralarda gözükmedi ama okuduğuma göre Activision'da Dark Reign takımında çalışan programcılardan birkaçı ayrılıp Gizmo Industries diye yeni bir şirket olayına işler. Açıkçası bence Dark Reign gerçekten çok güzel ve harika ve müthiş bir oyun olduğundan bu programcılardan umutluyum. Dark Reign'in datası ne olur bilmem ama şunu duydum ki Gizmo Industries senenin sonuna kadar bir real-time bir de Turn Based Strateji (real-time küçük harfle Turn Based büyük harfle yazıldı, bilmiyorum, bilemiyorum...) oyunu çıkartacağını haber vermiş. Bence kesin, sene sonuna kadar yetişmez ama gelince ne olur görücez. Açıkçası kişisel olarak bana real-time yazmaz ama (zaten savuluuun, yakında Dune 2000 plate geliyor. Az Sonra...) Turn Based yine İkinci Dünya Savaşı konulu değilse n'oolcak bakalım. Dominion diye bir oyunun reklamlarını gördüm yabancı bir dergide. Önce hoşuma gitti açıkçası ama sonra görev bilinci açısından altındaki yazıları da okudum ve daha da hoşuma gitti. Sanırım gelecek ay oyunu ben açıklayacağım. Nedense içimde öyle bir his var. Netstorm tarzı olucak dediler, aldılar gönlümü. Geçen ay da yazdım, Netstorm gerçekten güzel (ama zevksiz, çok fark var aslında) bir oyundu ama hem ilerki bölümlerde aşırı zorlaşıyordu hem de o köprü kurma işi yüzünden bayıyordu hem de zaten asıl amacı İnternet üzerinden oynamaktı. Şimdi gördüğüm resimlerde köprü möprü yoktu, bence bakalım ne olucak. Ama bir de işin öbür yönü var, o da şu ki, oyunun konusunu okurken sıkılıp bıraktım. Yok dört ırk varmış, etmiyor, gereken tatmini Panzer General'den CHECK YOUR TIRES NOW aldım. Bu arada pencerelerin önünden sürünerek bile geçilmemesi saçma sapan bir şey olmuş ama. İşte atmosfer falan diyorum da

K-BÖLGESİ

biri öyleymiş, öbürü böyleymiş falan... Artık DM'im Barış bile böyle senaryoları kaale almıyor. Starcraft'ı seven birileri varsa orda (burda var mesela (ben)) onlara iyimsi bir haberim var. Starcraft'a data yapmak için haklar satışa çıkmış ve Aztech New Media da bu işe başlamış bile. Yine umut verici bir gelişme olarak, Aztech'de bu işle ilgilenen ekipten bazıları oyun yapılırken Blizzard ile birlikte çalışmışlar. Aynı zamanda bu işe talip başka birileri daha varmış diye okudum, haber olarak. Bir de bana katılıyor musunuz bilmem ama bence Starcraft'ın en önemli özelliklerinden birisi oyun boyunca bütün ünitelerin kullanılması. Mesela Dune'da sadece en gelişmiş tank kullanılırdı (en azından ben öyle yapardım) ama Starcraft'ta her bölümde Zergling ya da Hydralisk kullanmak gerekiyor. Tek kullanmadığım birimler Firebat ve Scourge oldu. Dune 2000'i NEWS'da okudunuz di mi? Nasıl? Ben açıkçası deliler gibi bu oyunu bekliyorum. Ve de eğer kötü olursa bile üç kere bitiricem, söz verdim. Ama eğer kötü olursa bir de intikam olayım var, o ayrı. Sizde nasıl bir izlenim doğurdu bilemiyorum ama ben ilk önce aynı bölümleri ve aynı üniteleri yeni grafiklerle sunacaklarmış zannetmiştim, yalnız öyle değilmiş. Aslında galiba bu da bir para kazanma taktiği, şöyle ki, bölümler değişik olacakmış, ve de üniteler de değişik olucakmış galiba. Tek aynı kalan konu. Yani adamlar demişler ki, bizim paralar henüz kulaklardan fışkıramadı, olayımız o şekil olsun. O ya da bu şekilde, ben Dune 2'nin başında geçirdiğim uzun günleri (o zaman gece bilgisayar oynama modası henüz yoktu. Gece yatmadan önce kitap okunur, sonra uyunurdu) ve de Westwood bu, adamlar ne oyun yaparlarsa tutuyor (real-time diyorum) beklerim elim mahkum. Bir de müthiş bir haber. Heroes of Might and Magic 3 geliyoooor. Hele Might and Magic 6 oynadıktan sonra Heroes'a sevgim daha da arttı. Henüz bir bilgim yok pek öyle ama ben başladım bile gün saymaya. Liberation Day Interactive Magic tarafından yapılıyor. İlk demolarının ulaştığını duydum, demoları görmedim. Bir çeşit Turn Based Strateji imiş. Bana Deadlock 2'ye benziyor gibi geldi. Kaale almışlığım yok. Ayrıca bu ay ilk defa Seven Kingdoms Ancient Adversaries'in demosunu oynadım. Çok beğendim. Lords of The Realms'in real-time'ını düşün. Biraz Warcraft, biraz o, biraz bu, Seven Kingdoms gerçekten çok sağlam bir oyunmuş. Hemen şimdi ilk oyunu buldurtmaya çalışıyorum (MEG'e dilekçe verdim), oynayacağım, bana illede Strategy Guide'ımıza konuk olurmuş gibi geldi. Nasıl olup da oyunu atlamış olduğum sorusuna ise cevabım açık ve net: Bilmiyorum. Bir de KKND 2 var tabi. Oynanabilir bir demosu geçti elime. Oynandı, beğenilmedi. Oyunda ciddiyet eksik. Görevi veren adamlarda ciddiyet eksik, karizma eksik. Oyun da resmen bir asker yap, biriktir, saldır oyunu. Gerçi yapay zeka açısından bir iki umut verici olay da vardı ama important açıkçası oyun ciddiyetsiz, ve basit bir oyun. Söyleyeceğim bu. Oyunun oynanması için bir sebep yok. Yani adam yap saldır. Beyin kullanılmıyor, el yoruluyor. Ne bilim, beğenen varsa oynasın, ama bana söylemesin. Bu ay Soldiers at War geldi. Oynadım bir miktar. Ayrıca bir çok insanla konuştum oyun hakkında. Çok güzel bir oyun olduğunu düşünüyorum. Gerçi Almanlar ile oynanmasa bile bence bu en ufak bir sorun bile teşkil etmiyor. Hoş kapağa alman askeri resmi koymayı kim akıl ettiyse onla da bir konuşmam lazım ama yok ya, ne fark eder. Gerçekten atmosferi tutturmuş SSI. Hem de iyi tutturmuş, Ertunç bile beğendi. Jagged Alliance'dan beri bu tür bir oyunu oynamamıştım (yazıyı bitiriyim oynıycam yine). Genelde görevlerdeki gizlilik havası, sürün eğil kalk zıpla falan derken oluyor bi şeyler, oyunu oynarken buluyorsunuz kendinizi. Konusu da önemli değil bence. Senaryolar tarihsel gerçeklere göre hazırlanmışlar ama bu bana bişey ifade sallamıyorsunuz ya beni, atmosfer bu vasattan biraz daha iyi oyunu harika bir oyun yapmış bırakmış. Grafikler de o kadar iyi değil, demolar da değil, müzikleri hatırlamıyorum ama bu durumda herhalde iyi değillerdir, demek ki demosuz falan da yakalanabiliyormuş bu hava. Hava almış uçurmuş oyunu, biz daha uyuyoruz. Herkese tavsiye ediyorum, çok iyi oyun Jagged Alliance ile rahat kapışır ve geçer (o da çok iyi oyundu) dedim bakın, başka bir şey demiyorum (ağzı olan ama dili olmayan bir insanım). Tiberium Sun hakkında ise hiç bir haber yok. Bu ay çok az strateji geldi, ama Might and Magic geldi kesin oynayın. ile bu oyunun iyi yönlerini karıştırsak var ya, ben bilgisayar oynamaktan ölen ilk insan olurum, yalan da söylemiyorum. Star Wars Rebellion'da Death Star ile gezegen patlatılabiliyor. Ho Ho! Ayrıca Civilization 3 falan diyorlar ona da bir bakıcam herhal yakın zamanda. Bence suyunu mu çıkartmak istiyorlardır galiba. Ne dediysem dedim. Bu arada bana e-mail atıp (yani MEG'e) Panzer General Save'i gönderen Nitro'ya teşekkür ediyorum. Mail'ini dinledim ama daha Kamer'e gidip alıcak zamanım olmadı. Save'e de bakıcam abi, yalnız şunu söyleyeyim, o Rus Tankları var ya, onlar dümdüz ediyorlar adamı. Oraları oynadın mı bilmem ama bak sakın tankına güvenip ortalığa salma oyarlar. Neyse ya ben save'i oynayayım, benden iyi durumda isen biz bu konuşmaları unutalım (şaka). Sağol ilgin ve desteğin için. Bu arada, Panzer General'e ölüm falan diyen bir salak varmış. Adresini bulayım, sana da vericem, gireriz tanklarla camından içeri. MAVRA KONTROLDEN ÇIKTI..... Birdirbir diye bir oyun vardır, bilir misiniz bilmem. Ama o oyunu geçen gün DM'im Barış ve komutasındaki Gully Dwarf'lar oynuyordu. Sonuç, 33 ölü, 45 yaralı. Yalnız, 45 yaralının 33'ü ölü, 12'si sadece yaralı. Biri de beyinsiz. O da DM'im Barış. Bir kere bir, bir eder. Niye yaptık ki bu işlemi o zaman. Bu senin burnun mu yoksa bir yara mı? Ben oyunlardaki zorluklara pek karşı değilim (normal şartlarda. Bitirip de yazmam gereken oyunlarda zorluklara tabii ki karşıyım), yalnız söyleyin, o Starcraft'ta son bölümü yapan adam gelsin beni görsün lütfen. Boynunun üzerinde duran organ bir işe yarıyor mu yoksa beni

ATTACK

FRONTS

korkutmak için mi taktın? Benim canım sıkıldı dedim ve bir sır itiraf ettim size. Niye yaptın derseniz (ki demeniz mümkün: Özgür irade) bir cevap veremiycek duruma gelmem saniyeler içinde gerçekleşecek. O yüzden sormayın. Ama size bu sırrı itiraf edeyim dedim. Dedim ve yaptım dediğimi. Çünkü ben her dediğimi yaparım. Hadi o zaman bu gizli gücümü kullanalım: "Üç saniye içinde kesin Kanada'da olucam", dedim. Ama Kanada'da değilim. Bu demektir ki insan tutamayacağı sözler vermemeli. Verse de tutmamalı. Madem tutucak, niye söz veriyor. Ne gerek var. Varsa "ne gerek" niye var. "Ne gerek"in "Bo Derek"le bir alakası var mı? Uçan bir fil görseniz dans eder misiniz? O halde dans etmek için uçan bir fil mi görmek lazım. Fil uçağa biner mi. Binerse ben ona fil der miyim. Dersem ben salak mıyım. Niye. Herhangi bir şey neden vardır. "N"eden kimdir. Konumuzla ne alakası var. "kası" güçlümü. "Ala" neresi. Bir geyikle bir Mavra arasında ne fark vardır. Bir mavra bir hayvan değil midir. Hayatımıza neden mavra kelimesini de soktuk ki madem. Niye her sabah güneş doğuyor. Niye Koskoca gemi buz dağına çarptı diye batar mı. Ben öyle gemiye koskoca gemi der miyim. Diyelim ki dedim, ben arsızım, aynı arsızlıkla koca geminin karısını da sorarım şimdi. Peki nikah şahidi kimmiş, buz dağı mı. Dağdan şahit olur mu. Olsa ben de ona şahit dersem, bu alemde reputation'um kaça düşer. Düşerse kim kaldırır. Kaldıramazsa ona ne denir. Mavi hap mı versek. Verirsek kalkar mı. Hap verirsek diyorum yani. Ben niye en başarılı resimlerimi öldükten sonra yapabilicem. Niye dans ederken resim yapılamaz. Yapılırsa eğer, yapan resim mi yapıyor yoksa dans mı ediyor deriz. Diyelim ki biz seçtik birini, ya eleştirmenler ne yapacak. Diyelim ki biz eleştirmeniz, biz ne yapıcaz. Yapıcaz madem, biz ne biçim eleştirmeniz. Daha fazla uzatmıyorum (az önce mavi haptan falan bahsetmişken talihsiz bir beyan oldu). Hepinize iyi bir ay, iyi bir tatil diliyorum. Ve de gidiyorum gökyüzüne doğru. Giderken aşağıdan bana bakan gözler görüyorum. El sallıyorum. Bir gülümseme ile bakıyorum aşağıya. Sonra yıldızların arasında kayboluyorum, ve gözler de kayboluyor. Ve de gökte ay ışık saçmaya devam ediyor, yıldızlar yerinde, karanlık aynı karanlık, siyah aynı siyah, soğuk aynı soğuk, ben ise durmadan gidiyorum, nereye diye sorarak kendime... ElBurçak "komtanlar ölmez" Caner