Gameshow sayı 38, sayfa 59

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 59

N geriyorum. Agape isimli TA bir noktayı kestiğini VE kan | görüyorum. İlk kata dönüp bu beş harfi sırası ile diziyorum. Aşağı inip çan ipini alıyorum. İpi aldıktan sonra onu tuzağa koyuyorum ve ipi kullanıyorum. — Aşağı iner inmez kolyeyi, "amulet", alıyorum ve açıklamasını okuyup yukarı tırmanıyorum. Çok komik bence: Kale... Kaleye vardığımda gördüğüm veba ve ateş! Kaleye girip sağa dönüyorum ve demir sopayı alıyorum. Köprünün mekanizmasını çalıştırıyorum. | Zincire demir çubuğu sokarak dönüşü durduruyorum. Zinciri çekiyorum. Tahtanın önüne gidip zinciri tahta üzerinde kullanıyorum. Mekanizmaya dönüp demir sopayı alıyorum. Adadan içeri girip "crossbow'"u ve "axe"i alıyorum. Dışarı çıkıp asılı adamın önüne gidiyorum. "Axe" ile tahtayı, "crossbow" ile de asılı adamın ipini ve ilerleyip "staff'ı anahtarda kullanıyorum. Geri dönüp kalenin sol ucuna yana yere doğru gidiyorum. Külleri karıştırınca anahtarı buluyorum. İçeri geri dönüp kilidi anahtar ile açıyorum. Herifler çözümün bu kısmını kitapçığa koymuşlar iyi mi: Belibaste'nin Evi... Belibaste'nin Evi yarın orda. Oldukça garip görünüşlü bir yer, büyü ve tehlike! Eve giriyorum, yine de. Yeşil çömlek gözümden kaçmıyor. Labirentte sola dönüp sonuna kadar dümdüz devam ederken mavilere basmamaya özen gösteriyorum. Sağa dönüyorum, ileri bir adım, üçüncü sağa dönüp yolun sonuna kadar devam edip dönüyorum. Masaya ulaştığım zaman açıklamayı okuyup peyniri alıyorum. Yüzümü kapıya dönüyorum ve sudaki akse bakıyorum. Aksin tam üzerine dikkat ediyorum. Belibaste ile tartışmadan sonra fönüp kapıyı açıyorum. Tünele kadar ilerliyorum. Adaya ulaşınca beyaz heykelin arkasına gidiyorum. Kolonun alt tarafına bakıyorum. İçeri girip tırmanıyorum. Gözlere bakıyorum. Yön oklarını kullanarak hayaletlerden birini seçiyorum ve odaya giriyorum. Diyelim ki soldaki birini öldürdüm. Artık korunmayan kapıya doğru yöneliyorum. Kral bize kılıcı teslim edince kalkıp ortadaki hayalete yaklaşıyorum. İki kez saldırıyorum. Odaya, "chamber", ulaşınca kral ile konuşuyorum ve kendi eşyasını, "staff", bana veriyor. Kılıç ile kafesi kırıp içindekileri alıyorum. Dışarı çıkıp ilk "chamber"a gidiyorum. "Staff" ile kafesi kırıp yine içindeki iki eşyayı alıyorum. Artık üçüncü hayaleti görmeye gidebilir ve iki kez üzerine saldırabiliriz. Odaya girip kral ile konuşuyoruz ve bana kendi "axe'ını veriyor. Kılıç ile kafesi kırıp eşyaları alıyorum. Dışarı çıkıp ortadaki hayalete yaklaşıyorum, "salvation'ı verip eğilince "staff" ile vuruyorum. Artık buradan çıkabilirim. Kırmızı şövalyenin makinesinin önüne gidiyorum. "Peace"i üçüncü boruya yerleştiriyorum. İlk silindiri iki derece yukarda bırakıyorum, ikinciyi yukarı yerleştirip üçüncüyü de bir derece yukarı kaldırıyorum. Pedala basıyorum. Canavarın kırık vücudunun oradan küçük kavanozu alıyorum. Siyah şövalyenin altına gidip kafasına dokunarak ışığın çıkmasını sağlıyorum. Prizmayı kafasında kullanıp ışığa yön değiştirtiyorum ve kavanozu siyah kalpte kullanıyorum. Yeşil şövalyenin altındaki mezara gidip dokunuyorum. Katedralde Hades'le bana satranç oynamayı teklif edene kadar konuşuyorum. Kitabı iki kere kullandıktan sonra yeni parçalar çıkıyor. Kaleyi (Aziz James) oynuyorum. Kaleyi aynı çizgi üzerinde soldaki en son kareye oynuyorum. Aziz James'in heykeline gidip O'nda yardım istiyorum! Gölgesini görüyorum. Şimdi bu büyük üç yargıcın önünde doğru cevapları vermem gerekiyor: Cathars; Innocent Ili; King Philippe; Pierre de Castelnau; Diego d'Osma; İnnocent Ili; Abbot Arnault; Marc; Manuscript; Consolamentum; Perfects; Paraclete; Roland; Charlemagne; Ouest; Simon; Manuscript; Apocalypse; Isabeau; Evet ya da Hayır! Açıklama yapmak gerekli kasarsınız siz şimdi... Pilgrim'de eşyaları, kişileri birbirlerine klikleyerek kullanabildiğimiz gibi, Item Menüsüne alabildiğimiz için oyunun çözümünde bir sürü "klik klik" kullanmamak için "görüyorum, bakıyorum" gibi fiilleri çektim, fark etmişsinizdir, birinci geniş zaman. Artık bunları anlamak da size kalmış, muhabbet ederken birine birini anlatmak da aynı sorundu, başka fiilleri çektim, ayni kişiden geniş geniş. O kadar oynadık, bir yorum yapalım, ayıp olmasın zamana, Paulo Amca'ya: Simyacı, her ne kadar boku çıkacak kadar popüler olması ile kimi kişilere itici gelse de, gizli gizli de olsa, bir şekilde okuyun bence. Susanna Tamaro'nun "Yüreğinin Getirdiği Yere Git'i gibi "Simyacı" da kolay okunabilmesi ile kolay tüketime alışmış kişilere de ulaşabilmesinin yanında, anlam ve düşünce sorgulamalarında bulunanları da etkileyebilecek düzeyde, aman diim: Bence! Ama yorum Simyacı'ya değil, Pilgrim'e olacaktı. Paulo Amca yazmış ya senaryoyu bahane işte. Pilgrim, eski düzen adventure stili gösteriyor. Grafikler ve animasyon arasında boğulmadan ilerleyen, zorluk derecesi olarak mantıksızlık sınırında asla olmayan, çok çok da kolay olarak kolayca tüketilecek gibi durmayan bir oyun. Tabi, büyük bir produksiyon olmadığı için de kıyıda köşede kalmaya mahkum bence. Eğer keşfederseniz, iki cd, eskiye özlem biraz da derseniz, severim Infogrames'i ve ya Paulo Amca'nın hatırı var gibi nedenlerle, en azından benim tavsiyemle adventure meraklılarına alın, deneyin. Paulo Amca'nın senaryosunu yazdığı bir duyulsa, herkesin elinde aslında bu oyun: bilgisayarı olan olmayan, oyun oynayan oynamayan. Ee, çağımız "Marketting" çağı, çünkü: Size Matters! "Ne Alaka?!" Topçu

TNFROGRAMES ADVENTURE

Pentium 75

082

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.