Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 46
Ve / A
Müzesi'ne doğru yola koyulabiliriz. Müzeyi gezmek isterseniz, kulaklık ikonunu gördüğünüz yerlerde, biraz da ingilizceniz
Yerebatan Sarnıcı sanal gezisine başlayın. Daha önce hani Emre'nin evinde kafanıza bir şekil kazıtmıştım ya, kaldıraç benzeri, işte burada parçaları toplayıp o kaldıracı yapacağız. Eğer kendinizden emin değilseniz eve geri dönüp şekle tekrar bakmanızı öneririm. Simülasyonun içinde, eksik verilerden ötürü tel çerçeve sütunlar göreceksiniz. Elinizdeki veriyle bozuk sütunu onardıktan sonra, simülasyona devam edebilirsiniz. Yerlerden toplayacağınız on adet parça ile bahsi geçen kaldıracı yapacağız. Toplayacağınız parçalar; kanca ve ip, tekerlek, üç ayrı tahta parçası, bir çerçeve, bir metal çubuk, ip, merdiven, kulp ve bir mil... Tüm parçaları topladıktan sonra, Medusa heykelinin olduğu yere gidin ve önündeki taşı, demir çubuğu kullanarak kaldırın. Aynı şekilde, etrafındaki beş taşı da yerinden sökün. Hangi taşlar olduğunu anlamak için, çubuğu ekranda dolaştırmanız yeterli. Çubuğun parladığı yerlere dikkat edin ve oralara basın. Heykelin hemen önünde açtığınız oyuğa baktığınızda, iki Medusa kafası göreceksiniz. Elinizdeki kulp benzeri nesneyi başlara takıp eksenleri etrafında çevirebiliyorsunuz. Üstteki kafayı sağ tarafı yukarı gelecek şekilde, aşağıdakini de sola bakacak şekilde çevirince, taş yukarı doğru yükselecek. Şimdi sıra, tastamam en yukarı gördüğünüz oyuğa yerleştirin. Böylece saat üzerinde güneş, ay ve yıldızı simgeleyen butonlar tamamlanacak. Topladığınız ipuçlarını değerlendirerek, önce saatin akrep ve yelkovanını 12:00'ye getirin ve güneş butonuna basın. Her iki kolu altıya getirip saati 6:30 yapın ve bu kez ay butonuna dokunun. Şimdi de 3:45'i oluşturup yıldız mührüne bastırın. Böylece saat üzerinde gizli bir bölme açılacak ve ortaya bir anahtarla cam bir fanus çıkacak. Her ikisini de alıp Fısıltı Çeşmesi'ne geri dönün. Suyun aktığı yerde görülen lale biçimli bölmeye cam fanusu yerleştirip, suyu tekrar açtığınızda, çeşmenin hemen sağındaki kilitli kapı açılacak ve hazine odasına giden gizli labirente girmenize izin verecek. Merak etmeyin, pek karışık değil tüneller. Devamlı aşağı ve ileri doğru ilerleme eğilimi gösterirseniz, bir küçük odaya ulaşacaksınız. Buradaki küçük sandığa yaklaşıp, anahtarınızı kilidine sokun. Kapağını açtığınızda ise, elmas bir yüzük sizin olacak. Odanın karşı tarafındaki merdivenlerden devam ettiğinizde, daha kısa bir yoldan kütüphaneye ulaşabiliyorsunuz. Ancak, odaya girebilmek için önünüzdeki kilitli kapıyı da açmanız gerekiyor. Bunun için ise, sol tarafta duvardaki panoyu kaldırıp düğmeye basmanız yeterli. Artık Topkapı simülasyonundaki işiniz şimdilik bitti. 'Sistem' komutunu kullanarak, gerçek dünyaya geri sıçrayın ve Şerife'yle kafa kafaya verip durum değerlendirmesi yapın. Ona bulduğunuz elmas yüzüğü anlatın ve bunu bir bilgisayarın nasıl bilebileceğini düşünün, hatta şaşırın... Şerife size yeni bulunan bölmelerin kayıtlarının İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde tutulduğundan bahsedecek ve böylece burası da haritanızda nizami yerini alacak. Konuşmanız bittiğinde ise, odaya giren finansörü İskender Lazoviç'le tanıştıracak Şerife sizi (hiç gözüm tutmadı bu adamı). Artık, varlığını yeni keşfettiğimiz Arkeoloji
"polise çalışıyorum diye sallarsanız, da!
varsa, çok çarpıcı bir tarihçe dinleyebilirsiniz. Müzede, Nuray'ı bulup onunla konuşun. Oyun bu noktada, ikiye ayrılarak devam edebiliyor. Eğer Nuray'a karşı dürüst olup gerçekleri açıklarsanız biraz farklı bir şekilde bir yönde gelişebiliyor oyun. Biz örnek oyuncular olarak dürüst yolu seçelim ve öyle devam edelim yola. Nuray'la konuşmanız bitince, üst kata çıkıp müze müdiresini de bir ziyaret edin. Yukarı çıktığınızda müdüre hanımın bir adamla son arkeolojik bulguları tartıştığını göreceksiniz. Adam gittiğinde müdürenin odasına girip basın kartınızı gösterin ve muhabbete başlayın. Müzeden çıktığınızda, müfettiş Akalın'ı, sizi beklerken bulacaksınız. Artık sizden iyice kıllanmaya başlamış olacak ki, pasaportunuza el koyuyor ve ayak altında dolaşmamanız için uyarıyor. Buradan Emre'nin apartmanına geçtiğinizde, Şerife sizi kapıda bekliyor olacak. Size simülatörü vererek KLIO'ya modem aracılığıyla ulaşabilmenizi sağlayacak. (Vay be teknolojiye bak, iyi uçmuşlar... Hem modem'le direkt uyduya çıkıyor, hem de simülasyonu eş zamanlı olarak güncelliyor. Bir de yemek yapsa...) Sırada Ayasofya var. Üst katta bulacağınız Nuray, elinize bir not tutuşturacak. Notu incelediğinizde ise haritanızda Theodosius Forumu açılacak. Buraya gidip, bir sütunu veri tabanınıza dahil etmeniz gerekiyor, HOMER'ı kullanarak. Ancak dikkatli olun, tarama işleminiz bittiğinde, sütunun arkasından Carlo çıkacak ve yolunuzu kesecek. Eğer atik davranmazsanız Carlo'ya yem olabilirsiniz. Bu yüzden sütunu taratmadan önce, etrafı iyice gezip kaçış yollarını öğrenmeniz gerekiyor. Zaten çok fazla da gidebileceğiniz yer yok. Etrafta bir ekip otosu göreceksiniz, ama sizin gitmeniz gereken yer, yolun sağındaki polis aracı değil, yolun sol tarafı... Carlo sizi kovalarken, buraya saptığınızda, birden karşınıza İskender çıkacak ve Carlo size yaklaşamayacak. İskender Abi'yle Forum'da başlayan muhabbet, Galata Kulesi'ne uzanacak ve muhabbet bittiğinde ise kendinizi kuleden İstanbul'a bakar bulacaksınız. Buradan tekrar haritaya geçip, simülatörü çalıştırın ve kaldıracak kaldıracı yapmakta... Kitapta görülen şekli aynen kurduğunuzda, kaldıracın ucundaki kancaya, Medusa taşını işaret edin. Taş yukarı çıktığında ise, hemen elinizdeki metal çubuğu tekerleğin arasına sıkıştırıp mekanizmayı frenleyin ve kilitleyin. Artık, çukurun içindeki değerli ayin yelpazesini alabilirsiniz. Simülasyondan çıkarak Kapalıçarşı'ya,
— Mehmet'in dükkanına gidin. Yerde göreceğiniz gazetede, yeni bulduğunuz eşyayla ilgili haberi okuyabilirsiniz. Mehmet'in dükkanı kilitli ama kapıya bırakılmış bir not göreceksiniz. İzzet adında birinin bıraktığı bu not sayesinde, Sahaflar Çarşısı'na gidebileceksiniz. Aynı gazete ve notu Emre'nin apartmanına gittiğinizde de bulabilirsiniz. Çarşı'ya gidip, İzzet'i bulun ve onunla konuşun. Tezgahtaki kırmızı kitabı alıp incelediğinizde de, Arasta Çarşısı'na yolunuz açılacak. -
what's going on here.
I'm not your press. Your passport is in order. For I know how to make yourself
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 47
Çarşıya vardığınızda arkanızdaki, vitrininde milyonlarca nazar boncuğunu sergileyen dükkana dalın. Yılışık dükkan sahibinden kurtulunca, arkanızdaki rafların alt taraflarında, içinde çeşitli kelimeler yazılı taşların bulunduğu bir keseyle karşılaşacaksınız. Onu alın ve inceledikten ve HOMER'ın süzgecinden geçirdikten sonra, Arkeoloji Müzesi'ne dönün ve Sahaflar Çarşısı'nda bulduğunuz kitabı müdireye verip durum değerlendirmesi yapın. Daha sonra üniversiteye geri döndüğünüzde, Şerife size biraz surat yapacak. Nedeni, polisin gelip sizin hakkınızda soruşturma yapması ve Şerife'nin de size, yani hakkında hiçbir şey bilmediği bir adama daha fazla yardım etmek istememesi... Onu, sizinle çalışmaya devam etmesi için ikna ettikten sonra, HOMER'ı yeniden programlayacak ve Efes'teki Celsus Kütüphanesi'ne girmenizi sağlayacak. Efes Kütüphanesi'ne girmeden önce, Arkeoloji Müzesi'ne bir kez daha gidin ve bahçede girişin yanında bulunan lahiti HOMER ile taratın. Elinizdeki eşyalardan Efes taşlarını, güneş madalyonunu ve arı yüzüğünü de HOMER'ın diskine kaydedin. Müzeden ayrılmadan önce, Nuray ile Akalın'ı tartışırlarken göreceksiniz. Nuray, kendisine ve Emre'ye güvendiğiniz için size yağ çekecek ve suçsuzluğunuzu ispatlamak için araştırmanızı mutlaka tamamlamanız gerektiğinden falan bahsedecek. Taratma işlemleriniz bittiğine göre üniversiteye dönüp HOMER'ı Şerife'nin maharetli ellerine teslim edebilirsiniz. Bilgiler KLIO'nun hafızasına yüklendiğine göre, simülatöre tekrar girebiliriz. Efes'te ikisi kritik olmak üzere üç adet çözülmesi gereken bilmecemiz var. Öncelikle, kütüphaneye girince sağda göreceğiniz kapıdaki kelimelerle, sizin elinizdeki kelimeleri: bazılarını eşleştirmeniz gerekiyor. 'Işık' ile 'karanlık', 'bilgi' ile 'gerçek', 'bilgelik' ile 'sene' ve 'erdem' ile 'deniz' birleştirildiğinde, kapı açılarak yeraltındaki bir mezara geçit verecek. Lahitin önüne geldiğinizde ise KLIO sizi uyararak, bir şeylerin yanlış olduğunu söyleyecek. Yanlış lahiti, elinizdeki lahit bilgileriyle değiştirin, böylece önünüzde bir çanak belirecek. Çanağın içine baktığınızda ise, tam elinizdeki güneş madalyonuna uyan bir oyukla karşılaşacaksınız. Bu da, mezarı Artemis Tapınağı'na bağlayan bir geçidi açacak. Artemis Tapınağı'na vardığınızda, sağınızdaki kapının yanında duran rölyefe arı yüzüğünü taktığınızda, Atrium galerisine giden kapının kilidi açılacak. Bu aşamada, tüm tapınağı dolaşarak, Zodyak çarkında burçları temsil eden şekillerin kazılı olduğu 12 adet gümüş külçeyi bulup toplamanız gerekiyor. Tapınağın üst katına çıktığınızda, Artemis heykelini incelerseniz, boynunda asılı kolyedeki burçları görebileceksiniz. Kolyede dokuz adet burç bulunuyor ve bunlar, tapınağın alt salonundaki heykelin önünde bulunan sunağın üzerine hangi külçelerin yerleştirilmesi gerektiğini temsil ediyor. Sağ üstten başlayarak, sırasıyla Pisces (Balık), Aquarius (Kova), Capricorn (Oğlak), Sagittarius (Yay), Scorpio (Akrep), Libra (Terazi), Virgo (Başak), Leo (Aslan), Cancer (Yengeç) külçelerini sunağa yerleştirin. Tümünü tamamladığınızda, saklı bir hazineyi, Büyük İskender'in altın büstünü bulacaksınız. Büstü alıp simülasyondan çıkabilirsiniz. Arkeoloji Müzesi'ne gidip müdireyle konuşun. İzinler hakkında konuşurken, 'Gordian Yapım İşleri' adlı bir şirketin varlığından haberdar olacaksınız. Müzeden çıkıp, haritanızda aktif olan bu şirkete gidin. Pembe binanın kapısından girin ve güvenlik kilidine şifre olarak, Mehmet'in dükkanında bulduğunuz çantadan çıkan defterdeki sayfayı kurşunkalemle karaladığınızda elde ettiğiniz rakamları, yani 7049'u girin. Bu rakamları, aynı zamanda, Nargile Kahvesi'ndeki sayaçta ya da hemen yanındaki yeşil okey taşlarından da çıkarabilirdiniz (ne ilgisi varsa)... Binaya girdiğinizde, konferans odasına gelene dek ilerleyin. Masanın üzerindeki siyah hesap defterini ve bulacağınız diğer kağıtları da inceledikten sonra, hepsini alıp iyice gözden geçirin. Herodot ve Gordian arasındaki ilişki, size gereken kanıtları sağlamış olacak. Artık, Emre ve Mehmet'in cinayetlerinden sorumlu olanları biliyorsunuz. Galata Kulesi'ne gidip Şerife'yi bulun. Gordian'da bulduğunuz kanıtları kendisine gösterin. Şerife sizi üniversitedeki laboratuara geri götürecek ve İskender'in hard-diskinden ele geçirdiği Ayasofya simülatörüne sokacak. Sizin de, Ayasofya'da gezinip beş objeyi toplamanız gerekiyor. Bunlar; bir miğfer, bir küre, bir kadeh, bir amfora ve ayraçlar...
credentials, or Visa, a journalist, you certainly welcome -- for canceled visas more)
Bunları topladıktan sonra da, törensel yerlerine yerleştirmeniz gerekiyor. Bunlardan dördünün Omphalos'a, amforanın ise İmparatoriçe'nin çemberine yerleştirilmesi gerekmekte... Tümü yerli yerine oturduğunda, tacı alıp deli gibi koşacaksınız. Şimdi, küçük bir labirenttesiniz. Hazine odasına ulaşmak için önce düz ilerleyin, sonra sola dönün ve yine düz gidin. Sağa bir dönüşten sonra yine düz, sola ve yine düz ilerleyin. Hazine odasına vardığınızda, İskender'in topladığı ve sizin de değişik simülasyonlarda bulduğunuz tüm eşyaları görebilirsiniz. Hazine odasından çıkmak için, geldiğiniz yönün tam aksi istikametindeki çıkışı kullanabilirsiniz. Şimdi, İskender'in hard-diskindesiniz. Buradaki kayıtları A: sürücüsüne, yani disket ortamına kopyalamanız gerekli. Bunu yapabilmek için sırasıyla şu işlemleri yapmanız lazım: 'Knot' yazılı kutuya basın ve 'Transactions' etiketli başka bir kutunun açılmasını sağlayın. Bu kutuya basınca, ikonunuz, kopyalayacağınız verileri simgeleyen bir ikon haline dönüşecek. Bundan sonra, 'Export' etiketli piramide basınca, üç yeni hedef gözükecek. Lab' yazılı yere basıp, piramidin ortasındaki deliğe dokunduğunuzda kanıtları kopyalama işlemini başardınız demektir. Bu andan sonra, arkanıza yaslanıp, İskender Lazoviç ve Carlo'nun tutuklanmalarını gösteren video klibi izlemeye başlayabilirsiniz. Oyun bitti, yazı bitti, sayfalar dizgilendi, (çok düşük bir olasılık olsa bile, muhtemelen ayın 1'inde) dergi çıktı, aldınız elinize, okudunuz bu yazıyı baştan sona... Tüm bu an boyunca, belki oldukça keyif aldınız böyle bir tanıtımın tüm dünyaya yayılmış olmasından ama benim kafamı çok kurcaladı... Adamlar İstanbul'u tanıtmışlar; güzel, hoş ama tanıttıkları aslında İstanbul değil, daha çok, gizli gizli onun Osmanlı öncesi tarihi, yani aslında kendi kültürleri ve bu temeller üzerine kurulmuş Osmanlı yağması... Zaten adından da anlaşılmıyor mu?... Byzantine... Yani Bizanslı... "İstanbullu" ergen@valv.com.tr