Gameshow sayı 38, sayfa 44

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 44

Muhteşem Süleyman... Tarihte (bütün ülkelerin tarihinde) bu şekilde anılmak öyle küçümsenecek bir şey değil. Nam-ı diğer Kanun-i Sultan Süleyman tam 42 sene Osmanlı İmparatorluğunu (şu anda o sınırlarda kurulan ülkeyi) barış, bolluk ve zenginlik içinde yönetmiş.

İşte bu devirde; Hünkar Süleyman, devrin mimarbaşısı Mimar Sinan'a kendi adına (ve şanına) yakışır bir cami ister. Mimar Sinan padişahından yedi sene bütün imkanlarını Koca Sinan'ın önüne sermişti.

1 — stanbul... Belki de dünyanın en güzel hlet ister ve caminin yapılmasına başlar. Sultan Süleymi

> Ola ki yetişemezseniz de merak etmeyin, Emre yine arayacaktır. Dışarı çıkmadan önce, etraftaki birkaç şeye daha göz atalım. Mutfak masası üzerindeki oyunun bir benzerine daha ileride rastlayacağız. Çalışma masasının

Camii'ne doğru yola koyulun. Caminin önünde, fotoğrafı gösterip imamla ve oğluyla konuşarak Emre'nin Mehmet adında bir amcası bulunduğunu ve Kapalıçarşı'da bir halıcı dükkanı olduğunu öğreneceksiniz. Ayakkabılıkta duran kırmızı ayakkabıları aldığınızda ise içinden çıkan bilet, Büyük Londra Oteli'nin haritanızda yer almasını sağlayacak. Kapalıçarşı'da, halıcı Mehmet'i ziyaret edin ve Mehmet'in Carlo ile tartıştığına şahit olun.

şehirlerinden biri. Her ne kadar son zamanlarda "İstanbulluyum" diyenlerin sayısı oldukça kabarsa da, "doğma büyüme" diyebilecek azınlıkta olmanın verdiği gururu taşıdım içimde hep doğup büyüdüğüm süre içinde, bugüne dek... Bugüne dek diyorum, çünkü "Byzantine" ile oynadığımda, hakkında meğer ne kadar az şey bildiğimi, 'ona' ve tarihine ne kadar az önem vermiş olduğumu fark ettim. Topkapı Sarayı'nın gizemlerini, Ayasofya Camii'nin inceliklerini ya da Arkeoloji Müzesi'nin detaylarını; yabancı uyruklu bir oyunda gördüğümde, inanın, acıdım biraz kendime, ve acıdım böylesine güzel bir şehrin tanıtımdan onurlanma şansını ellere veren yöneticilere... Neyse, göz yaşlarınızı silin de, oyunun açıklamasına geçelim. Tahmin ettiğiniz gibi, İstanbul'un en egzantrik mekanlarında geçen oyunda, Amerikalı bir gazeteciyi canlandırıyorsunuz ve İstanbul'daki arkadaşınız Emre Bahis'in davetiyle, Türkiye'deki arkeolojik eser kaçakçılığını konu alacak müthiş bir haber peşine düşüp, İstanbul'a geliyorsunuz. Ancak, İstanbul'a vardığınızda, Emre; kendisiyle görüşme fırsatı bulamadan bir cinayete kurban gidiyor ve hem katili hem de kaçakçılığı ortaya çıkarmak size kalıyor... Elinizdeki tek ipucu olan KLIO adlı biri ya da bir şeyin ise aslında, geçmişi ve tarihi mekanları simüle eden bir sanal dünya projesi olduğunu öğrendiğinizde, bambaşka bir dünyaya dalıyorsunuz. Giriş animasyonlarını atlattıktan sonra, İstanbul polis müfettişi Akalın, sizinle eski dostunuz Emre Bahis hakkında görüşür ve sizi Emre'nin apartman dairesinde bırakır. Yanınızda, başlangıçta, birkaç eşya bulunmaktadır: Amerikan pasaportu, basın kartı, Emre'den gelen bir mektup ve posta kartı ile bir gazete kupürü... Posta kartında görülen üç yer, aynı zamanda, haritanızda gidebileceğiniz üç yeri simgeliyor. Oyun boyunca, bahsi geçen her yeni yer haritanızda açılarak size ilerleme imkanı sağlayacak. Emre'nin dairesinde dolanırken, telefon sesini duyduğunuzda, çalışma masasındaki telefonu açın ve Emre'yle konuşun. Emre, size nereyi göstermek istediğini hatırlayıp hatırlamadığınızı soracak ve sizin için bıraktığı çantayı, bileti kullanarak alıp kendisine götürmenizi isteyecek. Telefonun önünde duran sandığı açtığınızda, içinden bir kutu çıkacak. Bunu açmak için üzerindeki renkli düğmelere sırasıyla basmanız gerekiyor. Renk sırasını ise, masadaki sümenin içinde, en üstteki fotoğrafı aldıktan sonra bulacaksınız. Bu arada masadaki polaroid makinayı da almayı unutmayın. Farkında değilsiniz ama daha sonra hayatınızı kurtaracak. Kilitli kutuyu açtığınızda ise içinden çıkan taslak çizime bir göz atıp, meşhur KLIO'nun bir parçasıyla tanışabilirsiniz. Şimdi sıra kütüphanede... Önce "Art of The Carpet" yazılı kitabı bulun ve arkasındaki anahtarı alın. "Ancient Engineering" adlı kitaptaki kaldıraç benzeri mekanizmayı da kafanıza kazıyın. Bu çizim, Yerebatan Sarnıcı simülasyonunda bulacağınız parçaları birleştirmeye yarayacak. Bunlardan başka, masanın üzerindeki şarj cihazına, duvara asılı kırmızı halının arkasındaki gizli kapıya ve televizyonun yanındaki fotoğrafta, Emre'nin ayakkabılarına da dikkat etmenizi öneririm. Artık apartmandan ayrılarak, İstanbul'un değişik mekanlarında gezinmeye başlayalım. Haritada gözüken ilk yerler; Süleymaniye Camii, Topkapı Sarayı ve Sultanahmet Parkı... Önce Topkapı Sarayı'na gidip ilk potansiyel tanıkla tanışalım: Nuray Uçhan, Emre'nin asistanı. Elinizdeki fotoğrafı Nuray'a vererek resimdeki kadının kim olduğunu sorun. Konuşma sonunda Nuray gittikten sonra, etrafa biraz bakınırsanız, Topkapı Sarayı'nın restorasyon için kapalı tutulduğunu öğrenebilirsiniz. Daha sonra Sultanahmet Parkı'nı ziyaret edin. Burada da, müfettiş Akalın ile Arkeoloji müzesinde görevli bir kadının, Emre'nin de mektubunda bahsettiği, efsanevi 'Konstantin'in Tacı' hakkındaki konuşmalarına kulak misafiri olacaksınız. Son konuşmanız bitince de haritaya dönüp, otele gidin. Resepsiyoniste, ayakkabıların içinde bulduğunuz vestiyer biletini uzatıp, Emre'nin çantasını alın ve içini araştırın. Çantadan; Yerebatan Sarnıcı'na bir giriş bileti, Mehmet adına yatmış bir at yarışı kuponu (haritada Nargile Kahvesi'ni açacak) ve Emre'nin evinde taslak çizimlerini gördüğünüz HOMER adı verilen teknolojik bir cihaz çıkacak. HOMER; modem kartı da içeren portatif bir görsel tarayıcı. Gerçek görüntülerin, sanal dünyaya kaplama ve bilgi malzemeleri olarak aktarılmasında kullanılıyor. Bir sonraki durağımız, Yerebatan Sarnıcı... Gördüğünüz ve göreceğiniz gibi, 'Nasıl olsa bir gün gideriz' deyip de, hiçbir zaman vakit ayırıp gezemediğimiz, İstanbul'u İstanbul yapan ne kadar simgesel mekan varsa, kullanmışlar oyun boyunca. Bizansın ve hıristiyanlığın beşiği olan Konstantinapolis'i, yani bugünkü İstanbul'u nasıl olup da Türkler'e kaptırdık diye dövünen elin adamı oturmuş, içindeki ukdeyi CD'ye dökmüş... Elinizdeki giriş biletini, kapıdaki memura verip aşağı inin ve Emre'yi arayın. Ne yazık ki, ne kadar geç kaldığınızı az sonra anlayacaksınız, zira sarnıçta Emre'nin cesediyle karşılaşacaksınız. Arkanızı

BYZAI

T HH E B

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.