Gameshow sayı 37, sayfa 32

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 32

Savaştan sonra yardımcınız size rapor veriyor. Kaybederseniz bile devam etme şansınız var (eğer kendiniz ölmezseniz) ama tavsiye etmiyorum. Neyse işte, demoda siz sakallı ve yakışıklı adamsınız. Yardımcınız size imparatorun bir habercisinin size ulaştığını ve imparatorun sizi Altdorf'a beklediğini (galiba başkent) söylediğini haber veriyor. Siz de gidiyorsunuz. Ara ekranda hangi askerinizin kaç asker öldürdüğü ve kaç experience aldığı yazıyor. Experience önemli. Her level atlayışta askerleriniz daha iyi savaşmaya başlıyor. Ayrıca buradan savaşta kaybettiğiniz askerlerin yerine yenilerini alacak ve isterseniz yeni zırhlar alacaksınız. Bunlar için para gerekiyor ve siz her savaşta bir miktar para elde ediyorsunuz. Ayrıca büyülü eşyaları da satabilirsiniz ama tavsiye etmiyorum. Ayrıca askerleriniz hakkında bilgi de alabilirsiniz. Neyse artık devam edelim. İmparatorun kalesine geldiğinizde imparator sizi huzuruna çağırıyor. Güneydeki şehirlerdeki bir sorundan bahsediyor ve sizden yardım istiyor. Aynı anda olay mahalinde olan bir birlik de size katılıyor. Gidiyorsunuz güneye. Şehirdeki savaş başlıyor. Atlılarınızı (iki tane oldular(şimdilik)) binaların arkasına saklayın. Sonra okçularınızla açıktan rakibe saldırın. Düşman salak salak size doğru geldiği zaman binanın arkasından çıkıp onlara saldırın ve opsiyonel olarak "ce-e" diyin. Neyse, düşman kalabalık, bol kesim olacak. Aynı anda iki atlı birliğiyle saldırmak iyi oluyor (şişte tavuk olayı), ayrıca atlılarınızdan büyülü kılıcı olanlar ile büyü de yapın. Topçu pek tavsiye etmiyorum. Sonra şehre giriyorsunuz. Size katılan bir ateş bazlı büyüleri yapabilen bir adam var ya, işte o ne gıcık konuşuyor değil mi? Ayrıca bir de büyücü düşmanı (salak) bir herif var. O adamla kapışıyorsunuz (söz düellosu), çok emin ben o herife ne,

Hemen onları da keselim diyerekten güneye gidiyorsunuz. Burada adamlarınız ilk defa undead'lerle savaşacak. Şöyle söyleyeyim, kolay bir savaş. Yine iki süvari birliğiniz var, bir de büyücü var (fireball güzel bir), ha unutmadan, büyü yapmak için büyücüyü seçip sonra güneş ikonunu seçip sonra yapacağınız büyüyü seçip sonra yapacağınız yeri seçmeniz lazım. Bu savaşta topçular yarıyor. Sonra Altdorf'a geri dönüyorsunuz. İmparator bu undead saldırılarının sıklaştığını söylüyor ve sizi kuzenine mi, yeğenine mi ne bir kıza yardım etmek için güneybatıya gönderiyor. Siz de şerefiniz üzerine canınız pahasına onu koruyacağınıza söz veriyorsunuz. Tam şehirden uzaklaşırken bir büyücü size saldırıyor. Savaş çok tehlikeli. Sol taraftaki tepenin ardında düşman okçuları mevzilenmiş. Ayrıca sağ taraftaki tepede de düşman büyücüsü var. Sağ alttaki ağaçların ardında düşman birlikleri saklı. Aman diyorum, ve soldaki okçuları atlılarla temizleyin, imparatordan aldığınız destek güçlerdeki okçular ve sizin okçularla ağaçların ardındaki adamları dışarı çıkarın, bu sırada piyadelerle onları oyalarken atlılar ile gelip diğer taraftaki okçuları kesin, büyücüye top atışı yapın. Okçu desteği önemli. Ben ilk oynadığımda burada çok kayıp verip yeniden başlamıştım. Neyse, savaş sonrası demosunda yardımcınız prensesin vagonuna elinde prensesin bir resmi ile girip onu ele geçirmeye çalışan bir adamın geldiğini ve onu son anda ünü haber veriyor. "Allah Allah" diyor ve şehre gidiyorsunuz. Burada bir mektup size ulaşıyor ve mektupta kötü büyücü ya kızı bize bırakıp terkedin ya da sizi de öldürelim diyor. Ayrıca yardımcınız gitmek istediğiniz kuleye zamanında varmanızın iyi olacağını söylüyor. Hem siz imparatora yeğenini şehre sapasağlam getirme sözü verdiniz. Size ne olayın yakınlaşma oldu, bildiririm. Eğer oyunu oynayan her hangi bir kişiye de bu olursa yazık olur ona (tehditkar tavır). Siz kuleye ulaştığınızda buranın undead'ler tarafından ele geçirildiğini görüyorsunuz.... Bu kadar yeter. Sanırım oyunun konusu, oynanırlığı, tarzı ve harikalığı hakkında bir fikriniz olmuştur. Daha ilerde de bir çok yerde böyle seçimler vermeniz gerekecek. Bence iyiliğin ve doğruluğun yolundan gidin. Şimdii,,, SAVAŞ SAVAŞ SONU NEREYE VARACAK BUNUN?? #Öncelikle oyun İngilizce, Fransızca ve Almanca olabiliyor, onu söyleyeyim dedim. #Oyun çok güzel. Hatta bence harika. #Oyun çok uzun. Ben kanımca çok ilerledim ama hala bitiremedim. #Atlılar hızlı ve önemli. kendi kararlarınızla değiştirebilmeniz çok güzel. Ya da mesela bir kaç görev sonra yardım ettiğiniz dwarf'un birliği tuzak kurulan yerdeki savaşta ölürse bizim adam eski dostun ölümüne çok üzüldüğünü söylüyor ve öyle geçiyor. Ama kurtulursa size büyülü bir kalkan veriyor. Yani

P120, 16MB RAM, 4MB S3 Virge ile iyi kalitede ve yeterli hızda çalışıyor. Ama duyduğuma göre 3D kartı ile müthiş oluyormuş. Ne diyeyim? Yaşasın. #Zorluk olarak diyeceğim şu ki bence iyi ayarlanmış. Yani, Myth çok zordu, çok sıkıcıydı (işkence mi oyun mu sorusu), huzursuzdu, bu öyle değil. Ayrıca mouse'u hızlı hareket ettiren değil beyne girenler ve çıkanlar arasındaki zamanı kısa tutan kazanıyor. Age of Empires'da oynadığım herkesi evire çevire yendiğim biline (yalan, hatta kuyruklu yalan. Nedense beni MEG yenip durdu. Netekim adam altını götürüyor, ben n'aapıyim. Gavurun altını benim çenemi kırarmış (ya nasıl olarak senaryoyu değiştirme şansına sahipsiniz. Ya kalıp kızı koruyacak ya da kuleye döneceksiniz. Ben kalmayı seçtim. İşte o ana kadar sadece para için savaşmış bizim karakter "parayı boşver, yaşasın zafer" diyor (çok duygulu) ve kalıyorsunuz. Diğer seçeneğin sonunun ne olacağını bilmiyorum ama aslında beni zafer değil kızın güzel gözleri ilgilendiriyordu. Geçtik. Gece bir binanın çevresini savunacaksınız ve savaş "ÇOK ZOR". Her yerden akın akın geliyorlar. Verilecek taktik yok, okçularla uzaktan, piyadeler ve atlılarla yakından, büyücü ile uzaktan, topçu ile uçandan kaçandan saldırın. Sona doğru güneyden düşman büyücü geliyor. Onu hemen öldürün, yoksa mahvoldunuz demektir. Okçu kullanın dedim başka bir şey demedim. Sonra kızı şehrin Major'una emanet edip kuleye gidiyorsunuz. Bu noktada benle kız arasında duygusal bir yenildim yaaa)). EN ÖNEMLİ TAVSİYE, HAYATİ BİLGİ, HERKES OKUMALI Abi ne işiniz var burada. Oturmuşsunuz şu düşük puntolu yazıları okuyor, bana maruz kalıyorsunuz. Ne anlamı var abi bu bilgisayar oyunlarının, yok undead'lermiş, yok savaşmış, yok büyüymüş bu sıcakta. Bahar geldi, kuşlar ötüyor. Açın pencerenizi. İçeriye bahar dolsun kuşların sesleriyle beraber. Güneş girsin odanıza. Dışarda hayat var. Hoş kızlar var. Peşini bırakmayın kızların, bahar geldi. Sinemaya gidin, yemek yiyin dışarda, Beşiktaş'ta dolaşın, vapura binin, adaya gidin. Taksim'den Beşiktaş'a yürüyün, Beşiktaş'tan Taksim'e. Gezin, tozun, eğlenin. Gece motorla Beşiktaş'tan Üsküdar'a geçin, üst katta oturun. Bana maruz kalacağınıza yıldızların ışıklarına maruz kalın. Bahar geldi. Rüzgar dalgalandırsın saçınızı, sıkıntıdan, bunalmadan saçlarınızı kaşıyan eliniz değil. Güneş aydınlatsın gözlerinizi, bir monitörün cansız ışığı değil. Dışarda hoş kızlar var. Peşini bırakmayın kızların, bahar geldi. Hepinize mutlu günler, güzel bir bahar diliyorum. "Sonunda bahar geldi, Beşiktaş'ta" printemps arrive"Caner

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.