Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 30
DARK OL
Bir, iki gün geçti aradan. Bir iki gün önce ben normal ve insan olmanın gururunu omuzlarımın üzerinde taşır, taşır ve taşırdım. Taşımam bir yana, şu anda ise uykusuzluktan gözlerinin beyazı beyaz olmayan, kırmızı mizaca giriş yapmış, yorgunluktan beş gören, eli mouse'un sol tuşuna basmaktan kas yapmış bir insan olmamın sebebi sekiz harf, iki kelime. Hayır diyorum ben sekiz harfe pabuç bırakacak adam mıydım? Adam değilsin ki diyorlar, ayrı bir sinir konusu. Neyse, bir kere birin bir etmesi, iki kere ikinin nasıl dört etmesi, altı yüz atmış sekiz buçuk çarpı sekiz yüz elli birin beş yüz atmış sekiz bin sekiz yüz doksan üç buçuk etmesi gibi kesin olan başka bir gerçek ise Sid Meier's Gettysburg'ün güzel bir oyun olmadığıdır. Hiç kasmayın, ne derseniz deyin, benim bilgisayarımda çalışmayan (ya niye ya?) hiçbir oyunun güzel olmayacağı gibi bir gerçeğin varlığını göz ardı edemezsiniz (ederseniz elimi burnunuzdan sokar midenizi elime alırım- agresif yazar mimarisi, 09/Nisan/1998). Neysem ney. Myth benim başıma Panzer General 2'den beri gelmemiş birisi olarak gelmese daha memnun olurdum. Ama başıma kötü şeyler benim fikrimi sorarak gelmiyorlar. Dark Omen (Kara Yemin-tercüman yazar mimarisi, 65/Fırın/2045) bir çeşit real-time strateji. Hayır kaçmayın diyeceğim, panik olacak bir insan değilim. Olsam bir yere kadar. Olamam, kaçamam sakinlikten. Neysem ney, oyun klişeleşmiş asker üretimi sistemine karşılık olarak size böyle bir şans tanımıyor. Siz adını bilmediğim bir dünyada (adı var mı onu bile bilmeyen bir insanım - Aciz Yazar Mimarisi, 31/Şubat/0001) masum olmayan bir şekilde para için savaşan bir kumandansınız. Zafer, iyilik, Glorious Adventures falan size yazmıyor. "Money is nothing without earning" lafı daha dünyaya pek yayılmamış. Siz de büyüyen undead tehlikesini boşverip para için iş yapıyorsunuz kuzeybatıda. Şimdi undead nedir olayına gireceğim lütfen. Undead şey demek, ya şöyle, şimdi, yani aslında, ya nasıl desem, tam olarak, şeeyyy, yaşayan ölü demek. Klişeleşmiş bir konu demiştim ya, işte konu bu. Tanışın, bu da klişe. Ya neden ya,
WARHAM
oynadım, eh fena değil dedim. Sid Gettysburg (iki defadır farklı yazdım, kesin birisi tutar, öbürünü de yanlışlıkla yazmış taklidi yaparım, kurtarırız-soğukkanlı ve yalancı yazar mimarisi, 09/Nisan/1998) biraz gördüğüm bir oyun. Yani bir süredir Harvester klişesi olmadan bir şeyler yapabileceğini iddia etmekten çekinmeyen oyunların önde gelenlerini oynadım. Edindiğim sonuç bu oyunlarda bir şeylerin eksik olduğu ve bunun kötü olduğu demeden önce bir şey dememeye karar verdiğim için sustum, konuşmayan bir insanım. Neyse, şöyle söyleyeyim, kötü büyücüler (Necromancer da denir) ölüleri ayağa kaldırıp onları köle yapabiliyorlar. İşte manyağın biri de bu şeylerden kendine bir ordu kuruyor. Kurmakla kalmıyor, bu orduyla ona buna bulaşıyor. İmparator güney sınırlarındaki bir sorun için sizi başkente (Altdorf galiba) çağırıyor. Siz de görevi kabul edip güneye gidiyorsunuz. Sonra orada undead'lerle karşılaşıyorsunuz. Derken bir kaç usta manevra ile siz kendinizi bu büyüyen idi. Örneğin Myth'de oynanabilirlik, huzur yok, Gettysburg'de ruh yok, o yok, bu yok durumu (bilgili araştırmacı yazar mimarisi, 09,5/Nisan/1998). Ama işte ben tam bu real-time türü tutmaz, tutsa da bana gelmez, gelse de iflah olmaz derkene Dark Omen geldi. Bana bunu yazacaksın dediklerinde (MEG dedi. Yani on on beş kişi karar vermiyor. Demokrasi dedik), ilk olarak (bıkkın yazar mimarisi, 388/Ocak/1998) dedim. Sonra bir de eve dönüp oyunu Install ettikten sonra ilk baştaki demoyu görünce (yok kalite iyi ama konu bayık) dedim şimdi yandık. Meğer gerçekten yanmışım... Masum masum ve sıkıla sıkıla başladığım oyunda daha sonra (iki-üç savaş sonra) birden bire kendimi oyundaki komutan gibi hissetmeye başladım. Bir kaç usta darbeyle konu da beni sarınca, oyunun çözünürlüğünü yükseltmeyi keşfedip grafikleri iyileştirince (hastaydılar-kötü espri yapan yazar mimarisi, Taa Milattan Bu Yana/Hep/Her zaman), sonra fena bir şekilde yenilince bu oyunsuz yapamayacağımı anladım. Aslında bu olay, undead tehlikesini durdurmakta görevli buluyorsunuz. Yaaaa, işte böyle. Konu size klişe gibi görünebilir. Ama ciddi bir şekilde oyun güzel. Savaş ekranı çözünürlüğünü arttırırsanız gayet hoş grafiklerle karşınıza çıkıyor. Savaştan önce emrinizdeki birliklerden hangilerini savaşa koyacağınıza karar veriyorsunuz. İlk savaş için dört birliğiniz var. Bunlar zaten ordunuzun çekirdeği. İlki sizin yönettiğiniz birlik olan süvariler. Gayet hızlı olan, iyi savaşan ve ellerinde büyülü kılıçlar olduğu için birlik. Kesinlikle kazanmanın birinci anahtarı atlıları iyi ve hızlı kullanmak. Şöyle ki bir birliğe yandan ya da arkadan hızlı bir şekilde "charge" yapmak onları aniden kılıçtan geçirmenizle sonuçlanır ki bu iyidir. İkinci birlik de okçular. Bunlar da önemli. Ancak unutmamanız gereken bir şey var ki okçular yakından dövüşte çok başarısızlar. Hatta özürlüler. Ayrıca sizin birliklerinizden biri ile bir düşman birliği savaşta iken okçular olaya girerse, sizin adamlarınızı da aynı başarı ile aşağıya alabiliyorlar. Bunu unutmayın derim başka bir şey demem. Bir piyade birliğiniz var ki ben onları hiç iyi kullanamadım ya da onlar çok başarısızlar. Şöyle söyleyeyim, düşmanla savaşa girer girmez kaçmaya başlıyorlar. Neyse belki siz onlarla harikalar yaratırsınız.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 31
Bilmem bilemem. Ama ben okçuları kritik yerlere koyup (tepelere falan, ya da ağaçların yanına), piyadeleri de onları direkt bir saldırıdan korumak için kullandım. Saldırıyı ilk olarak piyadelerle karşılayıp daha sonra okçuları geri çektim. Sonra piyadeleri aradan çıkarıp okçuların önünü açtım. Okçular oklarını atmaya yeniden başlayınca düşman birliği onlara doğru koşunca ben de piyadelerle düşman birliğine yandan saldırdım. İki ateş arasında kalan düşman öldü. Bu taktik müthiş bir taktik mi bilemem ama ben az düşman atlısı kesmedim böyle. Ama iyice başarılı olabilmek için piyadelere armor almak lazım. Bir de topçularınız var ki deneyim kazanıncaya kadar pek başarılı atışlar yapamıyorlar. Ancak vurdular mı oturtuyorlar. Ayrıca menzil kısaldıkça vurdular mı yatırabiliyorlar. Özellikle "charge" modundaki düşmanların yarısından çoğu yakın mesafeden bir topçu atışıyla yok olabiliyor. Ama topçuları bir yerleştirdiniz mi bir daha kıpırdamıyorlar. Ona göre. Açıkçası ben piyade-okçu ile yaptığım kombonun aynısını uygun durumlarda topçu-piyade ikilisiyle çok daha büyük bir başarı ile yaptım,
MER
MEN
öyle söyleyeyim. Bir de bir iki savaş sonra size katılacak olan bir büyücü var ki o da çok önemli. Öncelikle "dispel magic" büyüsü ile sizi düşman büyücülerin büyülerinden korur. Fireball üç taneye kadar atılabildiği için maksimum zarar verdiği zaman ölümcül olur. Bir de üçüncü bir büyü var ki bu sık sık değişir, ama o büyüler genelde daha kuvvetli olur. Hangi büyünün ne yaptığına savaş aralarındaki ekranda sağ tuşla büyücünün büyü kitabına basarak anlayabilirsiniz. Çok büyü var, hem de bunların hepsi sık sık kullanılmıyor, o yüzden açıklamıyorum. Ayrıca üçüncü büyüyü sizin isteğinizlen değiştirememeniz ya da benim bunu becerememiş olmam gibi bir durum var. Bu çok kötü. Yani sizin bir savaşı kazanmak için bir büyüye ihtiyacınız varken bilgisayar size abuk sabuk bir büyü verebiliyor. Şimdi verdiğim bir karar sonucunda oyunun ilk başından başlayarak bir bölümünü açıklayarak kontrolleri falan anlatmaya karar verdim. Zaten oyun oynanabilirlik açısından çok kolay. Şunu DM'im Barış bile oynayabildi. Gerçi başarılı olma açısından bakıldığında onun açısının tanjantı sonsuz oluyor ama (ya müthişti ya, ama matematik gerektiriyor. Neyse, bilmiyorum, ben beğendim. Beğenmeyen beğenmesin) olsun. O da bir canlı. Neysem ney, oyunun "New Campaign" seçeneğini seçince karşınıza kısa bir demo çıkıyor. Goblinlerin saldırısından altınları korumanız lazım. Savaş meydanı çıktığı zaman sizin atlıların yerleştirilmiş olduğunu görüyorsunuz. Şimdi sol alttaki kutucuktaki ufak armalara basıp onları tutun. Sonra savaş meydanındaki bayraklarla sınırlandırılmış alanın içine sokup orada bırakın. Böylece birliklerinizi savaş alanına yerleştirebilirsiniz. Ben ilk savaşta bütün herkesi indirdiğimi hatırlıyorum. Ayrıca topçuyu daha sonra oynatamadığımız için sağ tarafa bir yere koydum. Kritik olan sağ taraftaki tepenin üzerinde düşman okçuları olması. Orayı almak için topçuların desteği lazım. Topçularla okçuları vuraraktan, okçularla destek vererekten olaya başlayalım. Bir ünitenin armasına bastığınızda o üniteyi seçersiniz. Her üniteyi yöneten ayrı bir komutan var. Herhangi bir şekilde bir şey lazım olduğu zaman sol altta resimleri çıkar ve "imdat", "yardım", "düşmanı kestik", "aaaa" falan derler. Neyse diyelim okçuları seçtik. Haritada bir yere basınca oraya doğru yürürler. Ayrıca ünitenin üstündeyken mouse'a basınca sağa, sola dönerler. Sağ alttaki altı ikondan ok şeklinde olanı ok atmak için. Ona basıp da düşman armasına basınca okçularınız ateşe başlar. Ok ikonunun üzerinde bir yuvarlak olması menzil dışı, göz olması atış için gereken yayın bir engel tarafından kapatıldığını belirtir. Topçularda (Topçu mu? Ne?) ise bu ok seçeneği her zaman açıktır. Yani direkt topçuyu seçip saldıracağınız düşman birliğini seçin. Ancak hedef değiştirmek için bu ok ikonunu seçebilirsiniz. Neyse, sonra atlılarla sağ tarafa gidip oradaki piyadeleri kesin fakat yakın savaşa girmeden önce güneş ikonunu seçip elinizdeki kılıcın özelliği olan ateş topu büyüsü ile saldırın. Saldırmak için kendi birliğinizi seçin, sonra düşman birliğinin armasını tıklayın. Herhangi bir bir tuşla basarsanız o birliği görürsünüz. O piyadeleri doğradıktan sonra okçularla o tepeye çıkın. Yanlış hatırlamıyorsam bir okçu bir de piyade birliği daha gelecek. Okçularla piyadelere saldırın. Atlıların ateş topu büyüsü ile saldıraraktan "charge" edin (borazan ikonu) sonra kalan okçuları atlılarla rahatça doğrayın. Aslında çok kolay bir savaş. Ama oyuna ısınmadan önce zor gelir mi bilemem.
sakalı ile birleştirmeyi çok iyi bir dolayı ordunun başına geçmişti. İki santim kadar yukarıda Morgan'ın daha orduda bir çavuşun eşeği'ykenki savaşını ız. Sakallı karizmaya tepme yeteneğini birleştiren Morgan isini çekip onun çadırında geceyi geçirirken bir döndü ve komutan oldu.
Morgan daha sonra dört ayaklılarla olan samimiyetinden dolayı bir tan inerek
dünyaya bir, felsefeye iki cevabı ile kötü espri tarihine de geçti ve (de ben şu anda o tarihte bir çığır açtım.
Morgan'ın hayatının