Gameshow sayı 37, sayfa 24

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 24

Rİ sezumz>o durdur:

endi kendini öven insanlardan da, K de, tüzel veya özel kişilerden de nefret etmem ama hoş karşılamam bu davranışı, sevmem. Ali, kendi kendini övdü durdu diye bir ortam olsa, hiç girmem o ortama, kaçar giderim. Ali'yi kendi içinde yalnız bırakırım, üzerim O'nu, ama hiç kasmam, kaçarım... Bu yüzden hayatta en son yapacağım şey kendimi övmektir. Her ne kadar süper ötesi, infra-olağan (oğlan değil, dikkat edelim, olağan bir kişiliğe sahip olsam da, manyak espritüel, kocakafalı bir yapım olsa da, dikkatli takip eden okuyucular bilirler, asla bu özelliklerimden bahsetmem. Hatta bunlardan bahsetmeyeyim diye, pek çok oyunda "single player" nedir diye sütunlarca anlatmışımdır, bilene de bildiğini unutturmuşumdur. Ama bu ay öyle bir şey oldu ki, bu kez biraz övüneyim dedim, yani Tanrı sizi korusun, övünmeye başlayacaktım az daha. Ancak sonra, şuramdan şöyle bir ağrı girdi, bu isteğimi geçirdi, geçti gitti. Oh diyenleriniz çok olsun... Fakat, yine de, yapımcı firma tarafından Mayıs 98 çıkış tarihi verilmiş bir oyunu, Mayıs 98'de Türkiye'de, gelmeden, çıkmadan açıklayan, tanıtan bir dergide yazar olmakla ciddi anlamda ne kadar övünsem azdır, onu kabul ediyorum ama yine de bakınız, şöyle bir değindim geçtim...

Gelelim "single player"a... O da yalnız bir oyuncudur, hatta bekardır, benim gibi, içimizden biridir... Ne Ali'yi tanır, ne de Mehmet'i, kısacık hayatında hep single'dır ve single kalacaktır... Güzel dedim mi? Fifa'nın tahtından bahsettim durdum asırlar boyu; şöyle güzel tahttır böyle tüzel tahttır, salla salla korkma, hiç de bir şey olmaz vs vs diye diye Fifa'yı yücelttim de yücelttim. Haklı değil miydim? Haklıydım. Bakma şimdi bana öyle, herkes biliyordu, onun bir numara olduğunu. Ama ne oldu, Electronic Arts durdu mu, durmadı tabii. Yine öyle bir oyun çıkardı ki, Fifa'nın tahtını bırak, ben durduğum yerde sallandım da düştüm, yerde taklalar atarak ilerledim, kafamı komodine çarptım da ancak durdum. EA kendini aşabilir mi derken, yapacağını yaptı ve, işte: WORLD CUP 98. Tüm Dünya Kupası takımları, on ayrı stadyumda, dünya kupası atmosferi, o tat o doku o heyecanla, açılış ve kapanış seremonileriyle, kupanın 3 maskotuna kadar, Fransa'ya herkesten önce gitmeye hazır mısınız? Parlevu Franse? No, ih libe dih... Yaaa, gördünüz mü, yaparım ben öyle, acımam... Üstelik bu kez, tüm 98 takımlarının yanı sıra, Classic Team Mode'da, Macaristan 1954'ten (kuzey kutbunda röveşata yapan ilk Türk kaşifi ünvanını aldığım sene), İngiltere 1966'dan (Madagaskar'da bekara -single- ev vermedikleri yıllar), Almanya 1990'dan da (İskoçya dağlarında madımak topladığım yıllar) takımlar var.

Asıl bombalara gelince, sıkı durun, hatta dört komodin alın, kare yapıp içine girin, çünkü birazdan sallanıp düşecek, yerde taklalar atacaksınız. Muder, oğlan abartma, diyenleriniz olabilir, e buyur abi, abarttım mı abartmadım mı gel beraber tadalım, açıl bakim şöyle: Tüm Dünya kupası takımları dedim mi? Dedim, yenilik mi bu şimdi dedin, nedir ki yani dedin, anlatsana be adam dedin, kafamı yakalamaya komodine çarpmaya çalıştın, yaptın şimdi, masum masum bakma okuyucu karşısında. Neyse, geçtim onu, bitmap render nedir bilir misin? Yes, ayn zway dray, unsere haus. Tüm takımların bitmap renderlenmiş olduğunu bilmiyorsan yorma kafanı, güzel grafik diyeyim sen anla) home ve away üniformaları (forma, aşortman yani senin var. Bunu geç de, ya oyun boyunca, rüzgardan sallanmaları o formaların ve oyun ilerledikçe çamura bulanmalarına ne diyeceksin? Yeni değil de de, komodin gelsin... Pekiiii, her ülkenin marşları? Olabilir diyorsun, peki ya tezahüratlar? Açılış ve kapanış seremonilerindeki zerafet? Bak adamlar yapmış... Her zaman derim atmosfer çok önemlidir, delmeyin etmeyin diye. Delmeyin kısmı için özür dilerim, çok salak bir espriydi. Görüyorsun abi, mükemmel kalmak zor... Neyse, konuyu değiştireyim; Yorumcular ki, maçı yorumlarlar hani. Ay heyecandan güzel tarif edemedim, yorumcu kim bilir misin? Chris Waddle desem? "Tanımam'"a bir komodin... Kenneth Wolstenholme? Tamam tanımadın diyelim... ya John Motson, Des Lynam??? Yetmedi mi yoksa? Gary Lineker??? Hepsi, evet hepsi senin oyununu, senin maçını yorumluyorlar, TV tarzında, gerçeğe en yakın... Tanrı'm cennette miyim? "Peki ya hız?" mı dedin? Dur geliyorum, acele etme... Hız önemli tabii, oyun hızını daha ayrıntılı ayarlamak mümkün World Cup 98'de... Üstelik bu kez daha hızlı, daha ve daha... Hazır söz hızdan açılmışken, Compression Touch Technology (Yaa ich habe hausübung diye bir olay vardır, yani varmış. Bunca yıllık oyun yazarıyım, ilk defa

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.