Gameshow sayı 36, sayfa 20

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 20

Tarih derslerinde okumuşsunuzdur sanırım. Ama Temüjin adına kanıp sakın tarihi bir adventure diye bu oyunu almayın. Çünkü oyunun ne Moğol tarihi ile ne de Cengiz Han ile pek bir alakası yok. 6 CD'lik bu dev oyun sadece Sevenson müzesi isminde ucubik bir ortamda geçiyor. Hadi canım 6 CD'de sadece bir müze mi olur demeyin sakın. Ama maalesef öyle. Çünkü Southpeak Interactive firması bu oyun için video reality denen yeni bir oyun motoru geliştirmiş. Bu yeni engine sayesinde video ve ses kalitesi mükemmele (hatta DVD kalitesine) ulaşıyor. Hayır abartmıyorum zaten oyun arasındaki demoları görüp konuşmaları dinlediğinizde bunun ne derece doğru olduğunu siz de anlayacaksınız. Hepsi bununla bitmiyor tabii. Oyunda her şey tamamen video görüntülerinden oluşuyor. Tek fark görüntülere siz müdahale edebiliyorsunuz. Örneğin koridorda ilerlerken kafanızı sağa sola çevirip aynı 3 boyutlu bir oyun oynarmış gibi bakabiliyorsunuz. Aslında fena fikir değil ama uygulama olarak benim pek hoşuma gitmedi bu yeni engine. Her neyse umarım siz beğenirsiniz çünkü oyun tamamen bu şekilde oynanıyor. Bundan başka oyunun sonu hariç geneli için sıkıcı diyebiliriz. Çünkü oyunun sonuna kadar hiçbir hareketli sahne yok. Sonu ise oldukça güzel, hatta ben en çok burasını beğendim. Her neyse bu kadar sohbet yeter şimdi oyunun tam çözümüne geçiyorum. PART I: FREE SPIRIT Okey hadi başlayalım. Şu an bulunduğum mekan Sevenson müzesi. İlk yapmam gereken şey müzenin giriş kısmındaki (tam arkanızda kalıyor) ziyaretçi defterine bakmak. Defterde bir kişinin girdiği saat belli ama çıkış saati yok. İlginç tabii. Neyse defterin bulunduğu masanın oradaki duvardan bir tane broşür alıyorum. Bu broşürü incelediğimde aynı zamanda müzenin bir haritası olduğunu anlıyorum. Odanın ortasındaki kristal küreyi gidip yakından inceliyorum. Çıkan demoda bir kadın (Laurie) bana bir şeyler anlatıyor. O müzenin kapısından çıkıp gidince onu takip etmek istiyorum. Ama müzenin kapısını açtığımda kötü bir sürpriz beni bekliyor. Evet buradaki ufak demoda çıkan kız Mei. Kötü olansa müzeden çıkış olmadığı. Kötü kaderime lanet edip inmek için salondaki şöminenin yanına gidiyorum. Sağ taraftaki şömine demirlerinden birini alıp, şöminedeki odunları karıştırıyorum. Ateş canlanıyor ve sol alt köşede bir şey beliriyor. Bunun üzerine kliklemeye çalıştığımda pointer'ım ufak bir kitapçık şeklini alıyor ve Mei'nin sesini duyuyorum. (Bunun gibi şeyleri genelde alamıyorsunuz sonradan hatırlamak için belirliyoruz sadece o yüzden tırsmayın normal). Her neyse sağ taraftaki kapıdan çıkarak koridora geliyorum. Koridorda sakin sakin giderken birden sağ taraftaki kırmızı renkli kapı (Capricorn room) açılıveriyor ve bir kadın (Suzanna) korku içinde dışarı çıkıyor. Beni görünce iyice tırsıyor ve koridorda bir depar atarak yok oluyor. Hımm neymiş acaba Suzanna'yı bu kadar korkutan şey merakımı celp etti diyerek kırmızı kapıdan (Capricorn room) dalıveriyorum içeri. İçeride bir sürü eski püskü Moğol eşyası var. Hayır yani atalarımız olmasa boş ver diyeceğim ama neyse. Etrafı dolaşınca boş bir kürsü görüyorum. Hımm sanırım burada bir zamanlar tarihi bir kadeh varmış. Acaba şimdi nerede diye düşünürken birden oyunun başındaki demoda gördüğüm ve koç mudur keçimidir ne kafası olduğunu anlayamadığım kelleyi bana doğru sırıtırken yakalıyorum. Hemen yanına gidip kliklediğimde Mei'yi tekrar görüyorum. Kız beni kurtar buradan diye bağırıp biraz duruyor. Üzüntümden ne yapacağımı şaşırıp birden bu odadaki mancınık ile oynamaya başlıyorum (üzüntümden ne yaptığımı biliyor muyum ben). Bu Moğollar zeki adamlarmış yav, bu aletin arkasına sağ taraftan taş koyup sol taraftaki kolu indirdiğimde taşı atabiliyorum ehe! Çok eğlenceli. Bu şekilde sağı solu biraz taşladıktan sonra canım sıkılıyor. Odanın ortasındaki büyük sandığı açınca aniden bir Moğol mumyasıyla karşılaştığımı sanıyorum. Ama adamın şıklığından ve ölü gibi görünmesinden kıllanıp bunun aslında bir ceset olduğunu anlıyıveriyorum hemen. Her neyse dedektiflik okulunda öğrendiğim bilgilere dayanarak adamın üzerini araştırıyorum. Bir kağıt parçası buluyorum. Ama eksik olduğu için bir şey anlaşılmıyor bundan. Biraz daha araştırınca merhumun saatini buluveriyorum. Artık onun işine yaramaz nasıl olsa. Bizim eskici Mahmut efendiye okutuvereyim şunu deyip resmen ceset soyuyorum. Sonra birden saatin içine bakmak geliyor aklıma. Kapağında "To M.A.S., the Genghis Kahn of Wall Street. From your minions at Fealty Investments" yazısı ilgimi çekiyor tabii ki.

PLEM

Neyse buradan tekrar koridora çıkıyorum. Koridora çıktığımda Jordan Cooper denen adam ile Suzanna'nın konuştuklarını görüyorum. Suzanna beni görünce yine tırsıp odasına giriyor. Haydaa var bu kızda bir şeyler aşık mıdır nedir? Neyse koridorda ilerleyip hediyelik eşya satan yere (gift shop) geliyorum. Burada beni Loreno isimli sevimli bir kız karşılıyor. Kısa bir sohbetten sonra o gidiyor ve ortalık bana kalıyor. Hemen tezgahın üzerine bakıyorum. Burada bir gazete var. Müze ve Sevenson hakkında haberi okuyorum. Gazeteyi bırakıp raflara göz atıyorum. Bu raflarda bir sürü değişik puzzle var ne güzel (eğer isterseniz puzzle'lar ile boğuşup onları yapabilirsiniz sonunda size bir takım ipuçları veriliyor ama çözmeniz şart değil ben orada yazan ipuçlarını aynen veriyorum: 1. Puzzle Green 250/ Capricorn Head vs. Museum Painting. "The Capricorn head is the centerpiece of the Stevenson Museum's collection of treasures from the tomb of Genghis Kahn". 2. Puzzle Orange 300/ Crystal Ball vs. Statue. "This ball with it's unique golden stand depicting carved goatheads is said to be a focusing crystal for ancient Mongol magic". 3. Puzzle Blue 440/ Ceremonial Knives vs. Itself. "These ceremonial knives were used in religious rites during the reign of Genghis Kahn". 4. Puzzle Brown 550/ Mongol Sword vs. Scorpions. "This Mongol sword is believed to have been used in Genghis Kahn's burial ceremony. Blood sacrifice was not a part of the ritual, yet the dark stains may in fact be human".} Bu puzzle olayını da halledince birden karnımın acıktığını hissediyorum. Broşürden Snack room'un yerine bakıp oraya gidiyorum. İçeri girince yaşlı Franklin Macy ile karşılaşıyorum. Bana yan yan bakıp kahvesini yudumluyor ve gidiyor. Her neyse boş ver diyorum başka bir şey demiyorum. Mutfak tezgahını araştırıp; bir gazetenin promosyon olarak verdiği plastik çatal bıçak, kaşık ve bardağı buluyorum. Ayrıca şeker de alıyorum. Sağ taraftaki buzdolabının buzluğundaki buzu da alıp cebime atıyorum (buhuhu! buz çok soğukmuş). Buradan çıkıp Matthew Sevenson'ın ofisine gidiyorum (yeri için broşüre bakın bir daha söylemeyeceğim). Ofise girince ilk gözüme çarpan şey bir kılıç oluyor. Daha yakından bakınca ucunda kan lekeleri olduğunu görüyorum. İşe yarayabilir düşüncesi ile mutfaktan aldığım plastik bıçak yardımı ile kılıçtan kan örneği alıyorum. Sonra Sevenson'ın masasına

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.