Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 20
Fakat Zeus gizledi geçimi öfkelenince yüreği. Aldattığı için onu Prometeus'un düzeni. Bu yüzden insanlar için acılar tasalar buldu. — Şöyle dedi öfkeyle — — bulut toplayıcı Zeus — ona: İapetes oğlu, çok bilmişlikte olmayan eşi. Seviniyorsun ateşi çaldığına, aldattığına beni. Fakat büyük dert açacağım gelecekteki insanların başına. Onlara ben ateş yerine bir afet yollayacağım, hepsi neşelenecekler yürekten okşayıp severek afetlerini.(*1) *“Din'in insanlara neler, hiç de iyi olmayan şeyler, yapabileceğini gördüm. Din, hayatı idame ettirecek çok büyük bir güçtür ama kimi zaman hiç konuşulmayan bir kötülüğün kökleri de olabilir. Din adına dökülen kan, politikanın akıttıklarından daha fazladır. Çünkü dinler, efsaneler ve mitlerle, cesurların ve korkakların hikayeleri, aşkın ve nefretin öyküsü, kazanılan ve kaybedilen savaşların hesapları ile doludur. Tüm bunları duyabilmek için “kaderi takip edenleri” (followers of the faith) aramalısınız. Onlarla oturmalı, onların yediklerini yemeli, onların şakalarına gülmeli ve size söyleyebildiklerini dinlemelisiniz. Ki o söylenceler, tarihi oluşturanlardır.”(*2) “Tehlikedeki Topraklar: Savaşınız 1000 yıldır barış içindeki Urak topraklarında başlar. Artık Üçüncü Çağ gelmiştir ve kötü güçler uzun uykularından uyanmaya başlamışlardır. Dört temel gücün (Fire, Water, Earth, Air) yanında yeni güçlerin kaderleri de doğmuştur: Death, Life, Order, Chaos. Urak Toprakları tüm bu güçlerin arasında paramparça olmuş, Master of Death, kendisine Ölümün Sessiz Soluğu denen ölüm tanrısı Golgoth, hizmetkarı olarak Balkoth isimli bir darkelf'i seçmiştir. Gün ışığının Urak insanlarını ısıtamadığı, kan kokusunun küçük çocukları bile rahat bırakmadığı günler... Urak bir kahraman aramaktadır...”(*3) “Lords Of Magic, yeni trendlere uygun olarak melez strateji/ekşın türünde, anası Impressions, babası Sierra, Lords Of The Realm ve Masters Of Magic üvey kardeşler, çıktı geldi işte! Melezlik kanda var: “Turn-based” araştırma-gelişme, “real-time” savaş. Müritlerinizi kontrol ederken ve Urak topraklarını araştırırken hareketlerinizi turn'un sizde olmasının verdiği rahatlıkla yapabilir, arada klavyenin başından kalkabilir, arkada chat bile yapabilirken savaşlara girdiğinizde sıkar biraz! Diablo gibi savaşıp, Betrayal at Krondor'un savaşı gibi mâi yaşıyoruz.”(*4)
y “Hey, Ademoğlu Ya da Hawa Kızı Sen ki dünya denen seyyaredesin Boşlukta uçan tozun içindesin”, "Zaman belirsiz Karnın doymalı Ve barınman lazım Kendine göre biri lazım A oysa Seni kendi senaryolarında oynatırlar Cebelleşir gidersin Bunun için mi geldin Bunun için mi geldin Dünyaya Ailen ve gailen Okul derdi ve tarihten masallar Kimlik ve bekaret kontrolü Hapishaneler işkenceler Lebi derya selvilikler Seni bekler İstanbuldaysan eğer Oysa Seni kendi senaryolarında oynatırlar Ömrün Geçer Bunun için mi geldin Bunun için mi geldin Bunlardan önce hele bir oyuna başlasaydık: Warrior (düzenin bilek gücü ile sağlanacağına inananlar için, örneğin Zebani), Mage (akıl akıldan üstündür, tanrı'ların zekalarının ve gizil güçlerinin de sınırları vardır diyenler için, örneğin Muder) ya da Thief (fazla ahlaka gerek yok, çalıp çırpar, kendi etiğimi kendim kurarım diyenler için, örneğin Oz)! Sıra dinde. Death, yenilmesi gereken en büyük kötü gücü temsil ediyor (“Hem ölüm kim ki?”(*6)). Balkoth'un takipçileri hızlı, güçlü, yüksek savunma güçlü ve yenilmesi (tabii ki) en zor dini temsil ediyorlar. Ölüm, başka türlü nasıl temsil edilir ki! Ataklarında oldukça güçlü ve dengeliler. Ve ölülerini diriltebilecek kadar ölüm'e hükmedebiliyorlar. Tek zayıf oldukları nokta “healing” büyülerinin olmaması. Ölüm'ü yenmenin yolu, iyice deneyim sahibi olmak, ölüm'e karşı tek bir din değil de bir iki din ile birlik olmak, 6. Level'ın altındaki görece olarak güçsüz kalelerine, zindanlarına ve mağaralarına saldırmaktan geçiyor. Eğer ölüm'le oynamak (!!) istiyorsanız da fazla kibirlenip düşmanlarınızı küçümsemeyin. Diğer dinlerle ne kadar erken savaşırsanız bu ölüm'lerini o kadar kolaylaştıracaktır. Eğer diğer dinlerden birini yandaş olarak seçmek istiyorsanız, Earth, Fire ya da Chaos gibi kötü dinler ölüm'e daha çok yakışacaktır. e anında kavrayandır, Bu iş için seçilmiş kişi. Boyunuz posunuz yerinde, Herhalde cesaretinizde"
Ve siz kendinize güvenirseniz, Diğer canlar da size güvenir... Önce ünvanınız güven aşılamalı, Sanatınızın üstünlüğüne Bir diğer din olarak Life'dan da bahsedelim. Life: Yaşamı bir din olarak görenler, herkesin bu dünyada bir yerleri olduğuna inanırlar. Okçularının olduğu gibi hız ve ataklık dindarların en önemli özellikleridir. Uzak mesafe dövüşlerinde üstlerine yoktur denebilir ya da hareket puanları çok yüksektir ve herhangi bir arazide katettikleri mesafe değişmez. Yakın dövüşte ne kadar zorlanacaklarını da tahmin edersiniz. “Healing” büyüleri, büyülerinin en iyisidir. Bu durumda Life'ı yok edebilmek istiyorsanız çevrelerinde pek dolanmadan yani okçularına fırsat vermeden hareket etmeli yani üzerlerine saldırmalısınız. Hayır okçuların önemini anlatamadıysam şunu da eklemeliyim: Yapabildiğiniz kadar okçu yapın ve arazinin özelliklerini iyi kullanmaya bakın! Pegasus'u Great Temple'dan kurtarmak da oldukça akıllıca. Bu arada Great Temple'ı ele geçirdikten sonra burada savaşçılarınızın ve mage'lerinizin tümünü fiziksel ataklara karşı süper bir duruma getirebilme gibi bir bug-cheat var ki denemede yanında yat (ne demekse). Bir de Air'a göz atalım çünkü Air bence oldukça zayıf bir din. Güçlü büyüler ve güçlü casuslara sahipler ama savaş alanında kaybetmeye daha yakınlar sanki. Air birimlerinin en önemli ve tek özellikleri uçabilmeleri. Bu da oldukça önemli bir özellik takdir edersiniz ki! Nerden nereye hareket ederlerse etsinler hareket puanları göreceli olarak aynı kalıyor. Ve tabii ki okyanusları aşmaları için de gemiler yapmaya gerek duymuyorlar. Ama tüm bunun yanında askeri alanda, ofansif ve defansif olarak oldukça güçsüzler. Eğer Balkoth'u ilk kez ya da ikinci kez alt etmek üzere oynuyorsanız Air'i seçmenizi kesinlikle tavsiye etmem. Diyelim ki tutturdunuz bir de Air olarak Balkoth'un hakkından geleceğim diye. O zaman haritada kimsenin gidemeyeceği yerlere ulaşabileceğinizi, savaş esnasında illa ki kör noktalara saklanabileceğinizi, kimsenin lava'nın üzerine gelemeyeceğini unutmayın. Dinler, bu şekilde açıklanmaya devam edilebilir. Ama burda değil. Neden mi, çünkü ben istemiyorum. Benim kararım başka yollara girmek: Gerçek bir savaşçı (warrior demek istemiyorum) olabilmek, Death ile başa çıkabilmek için savaş, macera ve hile konularında iyi bir lider olmak zorundayız. Bunlar her stratejide kullanılan ve bilinen tarzlardır ama ün ve yoldaşlara ne demeli. Benim diyeceğim, Size inananların yüzlerini kara çıkarmamak için bu fame ve followers yönetimine ve kullanımına yakınlaşalım. Fame'i yani ün'ü savaşlar kazanarak, temple'ları kurtararak, zindanlarda veya diğer yerlerde maceralara katılarak elde ediyoruz. Daha çok ün daha çok yoldaş. Kendi temple'ınızı ölüm'ün kara pençesinden kurtarmadan hiç follower beklemeyin. Daha çok yoldaş daha çok altın, daha çok kristal, daha çok içki! İçki iradeli kanlarda hiç de beklediğinizden daha yararlı olacaktır! Altın, kristal ve içki kaynak yaratımında ve kullanımında esas noktayı oluştururlar. Kristal, büyülerin; içki yer birimlerinin; altın da hırsızın guild'indeki eşyaları almanın kaynağıdır. Ayrıca çeşitli upgrade'ler ve ticaret amaçlı olarak da kullanılabilirler. “Kiminle, nerede, ne zaman buluşulacağı bilinmiyor... Sadece bulanık bir his. Bir beklenti. Bir ümit veya bir korku...”(*8) Her başkentte mage's tower, thief's guild ve barakalar vardır. Bu isimlerini ingilizceden türkçeye adam akıllı çevirmeyeceğim binaların ve ürettikleri bağlı oldukları dine göre değişse de tüm kuleler (towers) gizemli yani büyü ile ilgili, thief's guild cephane cinsi, barakalar da yer birliği gibi birimler üretir. Tabi upgrade oldukça binaların yetilerinin de arttığını söylememe gerek olmasa da ben söylemiş bulundum. Her baraka güçlü tek bir birim de üretiyor olacaktır: Örneğin, Air barakaları Storm Giant birimi üretecektir. Birim dediğim de kaptan (champions) olarak isimlendirebileceğim ordularımızı komuta edecek birimlerdir. Yukarıda saydığım binalar kentlerin dışında olduklarından oralara doğru yolculuk yapmakta turn-turn yapacaklarımız arasında monoton yerini alacaktır. Yani demem o ki Heroes Of Might&Magic'deki heryerden herşeyi kontrol edebilme şansımız artık yok, maalesef! Savaşsız hiç bir yengi yoktur değil mi? Real-time savaş sahnelerini istersek adamlarımıza vereceğimiz komutlarla idare edebileceğimiz gibi, bu savaşın sonu ne seçeneği ile savaşı autosonlandırabiliyoruz! Ama ana ekrandan düşman zindanlarına ya da savaşacağımız herhangi bir yere girdiğimizde savaş sahnelerini bir süre beklemek zorundayız ki bu da sinir bozucu bir durum hele ki düşük konfigürasyonlar için! Ben autosavaşlarla kendi yönettiğim savaşlardan daha çok zafer kazandığımı itiraf etsem mi acaba diye düşünürken savaşın zorluğunun AI (düşmanı kontrol eden bilgisayar aklı!) defanslarında olduğunu söyleyeyim. Özellikle mage'leri kontrol edip, savaş alanındaki karmaşada gereken birliklere gerekli stratejik kararlarımı vermek de mesela hedef seçmekte zorlandığımı da ekleyeyim. Lords Of Magic'in savaş motorunda mı sorun yoksa bende mi bilemiyorum. Ama savaş belki de olması gerektiği gibi karmakarışık geçiyor hem de real-time, ona göre! Savaşlardan ve kaptanlardan (champions'ları kastettiğimi söylemiştim, bu son uyarım) bahsederken biraz daha mı ayrıntıya girseydim: Tüm birliklerimiz level atladıkça gelişen özelliklere sahipler. Savaşarak veya çalışarak kazanılan tecrübe ile atlanılan level'lar! Kaptan'lar en çok (sanıyorum) level atlayabilen tek kişilik birimler. Kendilerini özel yapan da sahip oldukları değişik güçleri. Kaptanlarınızı tecrübe kazandıkça hayatta kalmalarını sağlamak yani güçlü kaptanlara sahip olmak kazanmanın en önemli koşulu gibi gözüküyor. Yara alan birimler healing büyüleri ile iyileştirilebileceği gibi, dinlendirilerek veya kentte kristal harcayarak da kendilerini daha iyi hissetmeleri sağlanabilir. Tüm gücü biten, diğer bir deyişle ölen birlikler çok güçlü bir büyü hariç tekrar hayata döndürülemez! Büyü, açamadığınız kilitlerin anahtarı olabilir! Mage Tower demiştim. Bu kulelerdeki kütüphanelerde büyü araştırmaları yapılabiliyor. Mage Tower'ın her upgrade'inde yeni askeri birlik üretebiliyorken yeni büyüler de araştırılabiliyor. Büyü araştırmaları için mage kaptanınızı kütüphanede çalıştırmalısınız. Yeni büyülerin araştırılması her ne kadar biraz fazla zamanınızı alsa da ilk basamaklarda diğer dinlerden daha fazla güçlenebilmeniz için önemli bir adımı oluşturuyor. Her dinin kendine özgü büyüleri olduğunu tahmin ettiniz, büyüler dedim aman dedim! “Bir yere izinsiz olarak gündüz ışığında girmek çok daha az kuşku çeker. Sizi karanlık bastıktan sonra görünce hemen polisi arayan meraklı komşular yalnızca damlayan musluğu onarmaya geldiğinizi sanırlar. Bana öğle ile saat dört arasında bir alet çantası ya da bir yazı tahtası verin, mahallenin en sağlam suç savaşçısı bile kapısını açıp iyi günler dileyecektir. Bütün koşullar eşit olduğunda, bir evi soymak için en uygun saat öğleden sonrasının ortalarıdır.”(*9) Hırsızlar da bizi amacımıza götürecek yoldaki kapalı kapıları gizlice açmamıza yarayacaklardır. Her ne kadar asıl işleri olmasa da savaş esnasında ortalıkta farkedilmeden dolanıp, backstab yapabilir, kaptanları boyunduruk altına alabilirler. Çünkü esas işleri entrika çevirmek, haritanın her yerinde gizlice dolaşmaktır. Dolaşan bir gruba kaynaşarak casusluk, hırsızlık ve suikast yapabilirler. Eğer bir kaptanı kaçırabilirseniz çok önemli bilgiler elde edebilirsiniz. Tabi kaptan ölürse bağlı olduğu din ile olan politikanızda önemli değişiklikler olacaktır. Ama bu demektir ki sizin kaptanınız da kaçırılabilir. O zaman da hırsızlar bir kurtarıcı görevi üstlenerek yüksek rütbeli (yüksek level'da desem de olurdu) kaptanınızı evine geri getirmeye çalışabilir. Ama hırsızın bu konuda başarılı olabilmesi level'ının karşısındakinden 2 level daha fazla olmasına bağlı. Politika, diğer dinlerle olan ilişkiler... Bu öncelikle bağlı olduğunuz dinin iyi ya da kötü tarafta olmasına göre belirleniyor. Oyun içinde diğer dinlere karşı yaptığınız her hareket, takınacağınız her tavır politik duruşunuzu belirleyecektir. Kritik anlarda yandaşınız olan dinler ya da karşıtlarının nasıl davranacağını kestirmek yine de o kadar kolay olmuyor. Bu belirsizlik oyuna hem heyecan hem de yüreklerinize korku salsın! Diyeceğim: Bir iki inanılmaz artifact bulduğunuzda ya da o düşman dinlerden birini iyice hırpaladığınızda ukalalık istemez, havalanmaya gelmez, her inişin bir çıkışı da vardır. Her zaman göze batmadan yükselmek önemlidir. Diyeceğim: Rakibinizi küçümsemek şöyle dursun olduğundan daha iyi ve güçlü olduğunu düşünüp planlarınızı ona göre yapın. Ama fazla hazırlık ve gözde büyütmede kaynaklarınızı boş yere harcamış olmanıza sebep olabilir. Orta karar, sizin savaşçı içgüdülerinize bırakıyorum. Diyeceğim: Savaş esnasında yani oyunun real-time oynandığı esnalarda turn'lerdeki mahmurluğunuzu ve zaman-salaklığınızı üstünüzden direkt olarak atmalısınız. Savaşlarda, zafere giden yolda dikkatsizlik giderilemez kayıplara sebebiyet verdiği tecrübe ile sabittir. Diyeceğim: Adamlarınıza emir yağdırmayı bir an bile kesmeyin. Şöyle ki, adamlarınız onlara saldırılmadığı sürece düşmana autosaldırmayacaklardır. Bu durumda 5 Barbar lordunuzu tepelerken adamlarınız savaş meydanında aval aval bakınıyor olabilirler. Diyeceğim: Adamlarınızı eğitmek kısa vadede kaynak yokluğu çekmenize sebep olacaksa da uzun vadede kazançlı çıkarsınız. Genellikle diğer dinler sizden daha yavaş strat alacaklardır. Bu avantajınızı kullanmalısınız. Yoksa AI ile baş edemeyebilirsiniz. Diyeceğim: Düşmanlarınıza saldırılarınızda acele etmeye bakacağınız gibi gözünüze kestirdiğiniz müttefiklerinizle de kısa zamanda iyi ilişkiler kurmaya bakın. Hediyelerle, çeşitli yardımlarla gönüllerini alın ki sırtınız yere gelmesin. Böylece ilerde size karşı bir birlik kurulmasını da önlemiş olursunuz. Diyeceğim: İşinize yaramayacağını düşündüğünüz bir artifact, eğer düşmanlarınızın işine yarayanlardan bir tanesi takas yoluna gidin. Ama müttefiklerinizin işine yarıyorsa hediye edin, gitsin. Sizin gönlünüz zengin olsun. Küçük hesaplara hiç gerek yok. Diyeceğim: Her turn'unuzu sonuna kadar kullanın. Diğer tüm dinlerin sizi beklediğini aklınızdan çıkarmayın. Tüm birliklerinizin haritada nerelerde olduğunu takip edin. Hareket puanlarını da iyi kullanın. Diyeceğim: Ününüz yürüsün... Altın, kristal veya ale kadar yararlı olmadığını düşünebileceğiniz fame'e yapacağınız yatırım ilerde karşılığını verecektir. Gönüllüler sizle birlik olmak için yollara düşeceklerdir. Bir turn'de bir fame 50 turn sonra 50 fame edecektir ki bu oldukça iyi bir ün! Diyeceğim: Her zaman, hareketli bir birliği başkentinizin yanında bulundurun ki follower'ların dağıtımını yapabilin ve yeni üniteler yaratabilin. Diyeceğim: Kendi dininiz kadar diğer dinler hakkında da bilgili olmalısınız. Güçlü oldukları noktaları, zayıf yanlarını bilirseniz stratejilerinizi ona göre belirleyebilirsiniz. Bu bilgileri de oynadıkça ve her dini denedikçe elde edeceksiniz sanırım. Ben size bir iki dini yukarıda açıklamaya çalıştım, elimden geldiğince ama kendi ayaklarınız üzerinde yürümesini öğrenmelisiniz. Diyeceğim: Lords Of Magic'de ticaret'in hiç de azımsanmayacak yeri var. Bir Türk olarak ticaret kafasının olduğuna eminim. Bunu kullanın. Diyeceğim: Savaş sırasında Space (Pause) en çok kullandığınız tuş olsun! Diyeceklerim bu kadar değilmiş meğer. Lords Of Magic, modem, seri kablo, network ya da Sierra'nın won.net adresi ile internet üzerinde multiplayer oynanabilme özelliğine de sahip. Sahip, sahip olmasına da turn'lerin uzunluğu öldürür adamı. Beni bir kaç kez öldürdü. Ya da hat koptu ya da ben beklerken chat'e dalmışım ya da telefon çaldı turn'e ne oldu! Etkilendiğim bir oyun olduğunu kabul edebilirim. Ama Lords of Magic'de daha keşfedilecek ve yaşanacak çok şey var. Oyunun yukarıda bahsettiğim bug'ından başka birkaç sorunu daha olduğundan (Bir tanesinden daha bahsedeyim ki bu da bir cheat gibi kullanılabilir: Life'ı ve Warrior'ı seçerek oyun başladığınızda Peacemaker isimli, ataklarınıza ve defansınıza +1 ekleyen bir artifact'iniz oluyor. Ataklarınız yukarı ve aşağı doğru bir şekilde inip çıksa da defansınız böyle olmuyor! Artifact'ı her çantaya koyup elinize aldığınızda defansınıza sürekli olarak ekleniyor ki bunu 50 kere veya daha fazla tekrarlarsanız defansınız 60'ın üzerinde olur. Fiziksel saldırılara neredeyse tamamen dayanıklı olurken büyülere karşı da alacağınız hasar oldukça düşecektir) Sierra'nın site'ından patch'ini almak isteyebilirsiniz. Alın zaten. “Sütlü nescafe, Yaşam Bir Deneyim Bari Deneyin (Özer Bal), USA Map, Yalnızlık Paylaşılmaz (Özdemir Asaf), Transmission (The Tea Party), Cool Water (Davidoff), Altın Sözlük (İngilizce-Türkçe), Course Schedule Spring 1998 (B.Ü.), Kalem, ıvır zıvır... belki de yaşamım.” (*1) Ozan Hesiodos, M.Ö.700, Çev: Suat Y. Baydur. (*2) Balathustrius, ?. (*3) Brett Berger, OGR Review, 29 Aralık, 1997. (*4) Mert Topçu, Gameshow Dergisi, Şubat 1998. (*5) Bulutsuzluk Özlemi, Seyyarede (Güneşimden Kaç), 1992 (*6) Enis Batur, Cumhuriyet Gazetesi, Köşebent Köşesi, 1998. (*7) Mefistofeles, Goethe, Faust. (*8) ?, Seyir Defteri, Hayalet Gemi, Ocak/Şubat 1998. (*9) Lawrence Block, Spinoza Felsefesi Öğrenen Hırsız, Maceraperest Kitaplar, 1997. (*10) Mert Topçu'nun Masasından Küçük bir Kesit, Ocak, 1998.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 21
kimsenin lava'nın üzerine gelemeyeceğini unutmayın. Dinler, bu şekilde açıklanmaya devam edilebilir. Ama burda değil. Neden mi, çünkü ben istemiyorum. Benim kararım başka yollara girmek: Gerçek bir savaşçı (warrior demek istemiyorum) olabilmek, Death ile başa çıkabilmek için savaş, macera ve hile konularında iyi bir lider olmak zorundayız. & Bunlar her stratejide kullanılan ve bilinen tarzlardır ama ün ve
yoldaşlara ne demeli. Benim diyeceğim, Size inananların yüzlerini kara çıkarmamak için bu fame ve followers yönetimine ve kullanımına yakınlaşalım. Fame'i yani ün'ü savaşlar kazanarak, temple'ları kurtararak, zindanlarda ve ya “ diğer yerlerde maceralara katılarak elde ediyoruz. Daha çok ün daha çok yoldaş. Kendi temple'ınızı ölüm'ün kara pençesinden kurtarmadan hiç follower beklemeyin. Daha çok yoldaş daha çok altın, daha çok kristal, daha çok içki! İçki iradeli kanlarda hiç de beklediğinizden A daha yararlı olacaktır! Altın, kristal ve içki kaynak yaratımında ve kullanımında esas noktayı oluştururlar. Kristal, büyülerin; içki yer birimlerinin; altın da hırsızın guild'indeki eşyaları almanın kaynağıdır. Ayrıca çeşitli upgrade'ler ve ticaret amaçlı olarak da kullanılabilirler. “Kiminle, nerede, ne zaman buluşulacağı bilinmiyor... Sadece bulanık bir his. Bir beklenti. Bir ümit veya bir korku...”(*8) Her başkentte mage's tower, thief's guild ve barakalar vardır. Bu isimlerini
O/
ingilizceden türkçeye adam akıllı çerimeyeceğim binaların ve
ürettikleri bağlı oldukları dine göre değişse de tüm kuleler (towers) gizemli yani büyü ile ilgili, thief's guild cephane cinsi, barakalar da yer birliği gibi birimler üretir. Tabi upgrade oldukça binaların yetilerinin de © arttığını söylememe gerek olmasa da ben söylemiş bulundum. Her baraka güçlü tek bir birim de üretiyor olacaktır: Örneğin, Air barakaları Storm Giant birimi üretecektir. Birim dediğim de kaptan (champions) olarak isimlendirebileceğim ordularımızı komuta edecek birimlerdir. Yukarıda saydığım binalar kentlerin dışında olduklarından oralara doğru yolculuk yapmakta turn-turn yapacaklarımız arasında monoton yerini alacaktır. Yani demem o ki Heroes Of Might&Magic'deki heryerden herşeyi kontrol edebilme şansımız artık yok, maalesef! Savaşsız hiç bir yengi yoktur değil mi? Real-time savaş sahnelerini istersek adamlarımıza vereceğimiz komutlarla idare edebileceğimiz gibi, bu savaşın sonu ne seçeneği ile savaşı auto- sonlandırabiliyoruz! Ama ana ekrandan düşman zindanlarına ya da savaşacağımız herhangi bir yere girdiğimizde savaş sahnelerini bir süre beklemek zorundayız ki bu da sinir bozucu bir durum hele ki düşük konfigürasyonlar için! Ben auto- savaşlarla kendi yönettiğim savaşlardan daha çok zafer kazandığımı itiraf etsem mi acaba diye düşünürken savaşın zorluğunun Al (düşmanı kontrol eden bilgisayar aklı!) defanslarında olduğunu söyliyeyim. Özellikle mage'leri kontrol edip, savaş alanındaki karmaşada gereken birliklere gerekli stratejik kararlarımı vermek de mesela hedef seçmekte zorlandığımı da ekliyeyim. Lords Of Magic'in savaş motorunda mı sorun yoksa bende mi bilemiyorum. Ama savaş belki de olması gerektiği gibi karmakarışık geçiyor hem de real-time, ona göre! Savaşlardan ve kaptanlardan (champions'ları kastettiğimi söylemiştim, bu son uyarım) bahsederken biraz daha mı ayrıntıya girseydim: Tüm birliklerimiz level atladıkça gelişen özelliklere sahipler. Savaşarak veya çalışarak kazanılan tecrübe ile atlanılan level'lar! Kaptan'lar en çok (sanıyorum) level atlayabilen tek kişilik birimler. Kendilerini özel yapan da sahip oldukları değişik güçleri. Kaptanlarınızı tecrübe kazandıkça hayatta kalmalarını sağlamak yani güçlü kaptanlara sahip olmak kazanmanın en önemli koşulu gibi gözüküyor. Yara alan birimler healing büyüleri ile VA iyileştirilebileceği gibi, dinlendirilerek veya kentte kristal harcayarak da kendilerini daha iyi # hissetmeleri sağlanabilir. Tüm gücü biten, diğer bir deyişle ölen birlikler çok güçlü bir
büyü hariç tekrar hayata döndürülemez! ÇA Büyü, açamadığınız kilitlerin anahtarı olabilir! Mage Tower demiştim. Bu kulelerdeki kütüphanelerde büyü araştırmaları yapılabiliyor. Mage Tower'ın her upgrade'inde yeni askeri birlik üretebiliyorken yeni büyüler de araştırılabiliyor. Büyü araştırmaları için mage kaptanınızı kütüphane çalıştırmalısınız. Yeni büyülerin araştırılması her ne kadar biraz fazla zamanınızı alsa da ilk basamaklarda diğer dinlerden daha fazla güçlenebilmeniz için önemli bir adımı oluşturuyor. Her dinin kendine özgü büyüleri olduğunu tahmin ettiniz, büyüler dedim aman dedim! “Bir yere izinsiz olarak gündüz ışığında girmek çok daha az kuşku çeker. Sizi karanlık bastıktan sonra görünce hemen polisi arayan meraklı komşular yalnızca damlayan musluğu onarmaya geldiğinizi sanırlar. Bana öğle ile saat dört arasında bir alet çantası ya da bir yazı tahtası verin, mahallenin en sağlam suç savaşçısı bile kapısını açıp iyi günler dileyecektir. Bütün koşullar eşit olduğunda, bir evi soymak için en uygun saat öğleden sonrasının ortalarıdır.”(*9) Hırsızlar da bizi amacımıza götürecek yoldaki kapalı kapıları gizlice açmamıza yarayacaklardır. Her ne kadar asıl işleri olmasa da savaş esnasında ortalıkta farkedilmeden dolanıp, backstab yapabilir, kaptanları boyunduruk altına alabilirler. Çünkü esas işleri entrika çevirmek, haritanın her yerinde gizlice dolaşmaktır. Dolaşan bir gruba kaynaşarak casusluk, hırsızlık ve suikast yapabilirler. Eğer bir kaptanı kaçırabilirseniz çok önemli bilgiler elde edebilirsiniz. Tabi kaptan ölürse bağlı olduğu din ile olan politakınızda önemli değişiklikler olacaktır. Ama bu demektir ki sizin kaptanınız da kaçırılabilir. O zaman da hırsızlar bir kurtarıcı görevi üstlenerek yüksek rütbeli (yüksek level'da desem de olurdu) kaptanınızı evine geri getirmeye çalışabilir. Ama hırsızın bu konuda başarılı olabilmesi level'ının karşısındakinden 2 level daha fazla olmasına bağlı. Politika, diğer dinlerle olan ilişkiler... Bu öncelike bağlı olduğunuz dinin iyi ya da kötü tarafta olmasına göre belirleniyor. Oyun içinde diğer dinlere karşı yaptığınız her hareket, takınacağınız her tavır politik duruşunuzu belirleyecektir. Kritik anlarda yandaşınız olan dinler ya da karşıtlarının nasıl davranacağını kestirmek yine de © kadar kolay olmuyor. Bu belirsizlik oyuna hem ÇA heyecan hem de yüreklerinize korku salsın! Diyeceğim: Bir iki inanılmaz artifact bulduğunuzda ya da o düşman dinlerden birini iyice | hırpaladığınızda ukalalık istemez, havalanmaya gelmez, her inişin bir çıkışı da vardır. Her zaman göze 2 batmadan yükselmek