Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 47
ITH
terketme ve de "Hazırlayanlar" oyunu yapanların isimleri. Şimdi siz bir tarafı seçip oyuna başladınız herhalde. Oyun ekranı klasik Real-Time ekranı. Sol üstte haritanız, onun altında ise her bir şeyin döndüğü, oyunun her bir işinin yapıldığı kullanım ikonları. Haritanın sol altındaki tuşa basarak haritanın sadece birimleri göstermesini sağlayabilirsiniz. Sonra bir daha basarsanız bu özelliği kapatırsınız. Bu tuşun yanında ise dört adet başka ikonumsu yer var. En soldaki, Yapı kontrolleri menüsüne girmeye yarar. Paranızı, ürettiğiniz gücün fazlasını falan görürsünüz. Alt tarafta ise binalarınız vardır. Yukarı ve aşağı ok tuşlarını kullanarak binaların tamamını görebilirsiniz. Bu bina resimlerinden herhangi birine basınca ise karşınıza bina menüsü çıkar. Buradaki seçenekler: En soldan sağa doğru: #Hedef ikonu gibi olan işaret (nasıl anlatayım ki? Çizeyim mi?): Yapıyı oyun ekranında ortalamanızı sağlar. #Flash Gordon İşareti: Binanın enerjisini keser. Böylece santraldeki yük azalır. Düşman bir santralinizi yıktığı zaman kullanmadığınız binaların enerjisini kesin. Böylece yeni bir santral kurana kadar durumu idare edebilirsiniz. Eğer hepsini kaybederseniz durum cidden kötü demektir. Ama korkmayın, bina yapımına yarayan yerin kendi enerjisini üretmek gibi bir avantajı var. ©İngiliz Anahtarı: Binayı tamir etmeye yarar. eBir kapıdan dışarıya çıkan ok işareti: Bina sistemini anlatmanın zamanı geldi sanırım. Oyunda düşman binası ele geçirme işlemi biraz değiştirilmiş. Alışana kadar zorluk çekeceksiniz ama sonrası kolay. İyi bir sistem olmuş diyebilirim. En azından Red Alert'ten daha iyi (binanın enerjisini kırmızı yapana kadar saldırabilseydim engineer kullanmazdım). Neyse artık anlatayım. Şimdi sizin piyadeleriniz var ya, işte onları binaların içine sokuyorsunuz. Şöyle ki, diyelim ki sizin binanın içinde iki asker var. Düşman içeri asker sokmaya başladı. En sonunda sizin binayı ele geçiriyor (3-4 tane sokması gerekiyor). Tabi bu durumda mecburen sizin kendi kalenizi korumak için içeride asker tutmanız lazım. Benim tavsiyem 4 askerle önemli binaları korumak, kapısında bir adet makineli tüfekli birlik bırakmak ve de dikkatli olmaktır. Zaten siz "BUD"'la oynarken "AH" sürekli olarak asker yollayıp duruyor (en azından ilk bölümlerde bu önemli bir sorun). İşte bu ikon da içerideki askerlerden birini dışarı çıkarmaya yarıyor. #Herhangi bir birimin üzerinde kırmızı çarpı işareti: Bu ikonu kullanarak o sırada o binadaki üretimi durdurabilirsiniz. ePatlama ikonu: Binanın kendi kendini imha etmesini sağlar. Bunu önemli binalarınızı düşman ele geçirecekken kullanın. İçinde üretim yapılabilen binalarda ise alt tarafta o binada üretilebilecek birimler çıkar. Sonra, binaların listesinin olduğu yerde bu üretimi görürsünüz. Yeşil çubuk dolunca üretim tamamlanır. Bir üniteden birden fazla üretmek için ise buradan üretilmekte olan şeyin üstüne basmaktır. Bunu yapınca üretim ikonunun üstünde x2, x3, x4, x5 falan gibi sayılar çıkar. Bu o birimden kaç tane üreteceğinizi gösterir. Eğer beşten sonra bir daha basarsanız, orada küçük bir nokta çıkar. Bu sürekli olarak üretim seçeneğidir. İkinci olan menü Birim Kontrolü Menüsüdür. Bu menüde üst tarafta o sırada seçili üniteler görülür. Alt tarafta ise onlara verilebilecek emirler vardır. Sol üstten sağ alta doğru: Birime bu emirle bulunduğu alanı ve onun çevresini savunma emrini verirsiniz. Zallerle: Bir yere gitme emri. ZâHücum: Saldırı emri. Bulunduğu bina veya nakliye aracından çıkmasını sağlayacak emir. ZaMayın/Duvar: Mayın kurmak veya duvar döşemek için. Bunu her birim yapamaz tabi. ZaKoruma: Birliğin seçtiğiniz diğer birliği koruması emri. Z2Son üç ikon waypoint sistemi için ikonlar. Ben hiç kullanmadım, ama size bildiğim kadarıyla açıklayayım: En soldaki ikonla sekiz adet nokta belirleyeceksiniz, sonra üniteleriniz bunları takip edecekler. Onun yanındaki ile yeni bir yol belirleyebilirsiniz. En sağdaki ise ünitenin yola çıkmasını sağlar. İkinci İkon: Strateji Kontrolü, işte bir yenilik daha. Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama işi de gelişiyor günden güne. Bu işlerin başlangıcına ben Dark Reign'de rastladım. Waypoint sistemi, ünitelerin saklanması ve de birliklerinize garip emirler falan derken aldı yürüdü bu iş. Bu oyunda benim gerçekten çok takdirimi toplayan bir "general" olayı var. Şimdi bu ne diyeceksiniz, haklısınız da. Benim Real-Time'larda bulamadığım özellik Turn-Based'lardaki takım çalışması kısmıydı. Bazen öyle bir oluyor ki, bir taraftan düşmana saldırırken diğer taraftan gizlice birlikleri kaleye sokmak ya da saldırıya geçmişken kalenizi de bazı birliklerin korumasını istemek, gerçekten çok önemli oluyor. İşte bu oyunu yapanlar (harbi programcılarmış, ama, kanaatimce SILVER ONE blah blah blah. M: yapıyoruz, bari a: da çakılmasın istiyorsunuz bilmiyor WTRN olsa bile (tester'larını daha iyi seçmelilermiş (mesela beni bu işe alabilirler, gencim, istekliyim, çalışkanım)) bu iş hakkında kafa patlatmışlar ve de bir sanal general sistemi kurmuşlar. Aslında bunun neden daha önce düşünülmemiş olduğu beni biraz şaşırttı. Neyse, durun, size sistemi bir anlatayım, sonra konuşuruz bunları. Oyunda üç adet sanal general var. Bunları istediğiniz birliklere atıyorsunuz. Sonra verdiğiniz emre göre (saldırı ya da savunma) bu generaller birliklerinizi yönetiyorlar. Bunun süper bir şey olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Örneğin beş-altı tankınıza sanal generali kullanarak saldırı emri veriyorsunuz. General kuzeyden düşman üssüne geliyor, o sırada siz de kendi birliklerinizle güneyde bekliyorsunuz. Kuzeyde savaş başladığı sırada, generale savunma emri veriyorsunuz. General de o beş-altı tankla orayı tutmaya çalışıyor. Tabi bütün düşman askerleri de oraya gidiyor. Siz de güneyden boş kaleye girip, savunmasız savunma kulelerini yıkıp, düşmanın üretimini durduruyorsunuz. Ya da bir geçidi korumak için bir general atayıp savunma emri veriyorsunuz. Bunu yapmak için, ilk önce generalin kontrolüne vermek istediğiniz birlikleri seçip, sonra bu menüden general seçeneğini tıklayıp, sonra savunma ya da saldırıyı seçiyorsunuz. Generale bir kez daha basarsanız ise kontrolü geri alırsınız. Güzel. ©En soldaki menü: Oyun Kontrolü: Bu menü ise oyunun save-load işlemleri, Müzikler (yorum sonra), Brifing ve de seçenekler var. Ses ayarları falan kolay da, bir şey söyleyeyim, oyunun Warcraft 2'den kalma sistem(Fog of War) olan görmediğiniz yerleri gölgeli gösterme sistemi var. Bence bunu kapatın, Niye derseniz, biraz daha gerçekçilik için değmez. Ben şu ana kadar hep bu seçeneği açık tuttum, ama bu sefer sıkıldım. Ne gereği var ki. Hani gerçekçilik diyorsanız, radarınız olduğunu hayal edin. OYUN HAKKINDA GENEL YORUM VE BAZI İPUÇLARI eBir kere bu oyun alınır mı? Alınır. Neden? Çünkü, birincisi oyun güzel. İkincisi uzun.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 46
Oyunu orijinal aldığınızı varsayıyorum (herhalde alırsınız di mi? Yani bu insanlar bu kadar çalışmışlar, oyun için gecelerini gündüze, gündüzlerini geceye katmışlar, siz oyunu oynayın diye), kutunun üstünde "Komple Türkçe" yazıyor. (komple" Türkçe??). İçinden çıkan kitapçıkta sistem gereksinimleri (P120 16MB RAM'da iyi çalışıyor), oyunun install'ı hakkında bilgi ve genel olarak kontroller, üniteler hakkında bilgi falan yazıyor. Faydalı bir şey, okuyun. Install'ı sorunsuz bir şekilde oldu, 800x600 ya da 640x480'de oynamaya karar verdiniz, yüklediniz oyunu karşınıza uzun ve güzel bir demo çıktı (gerçi ben robotları sevmem ve çizgi film grafiklerini severim ama, bu demoyu takdir etmemi engellemez), siz biraz biraz durumu anladınız. Ama ben de anlatayım, 2140 yılında geçen oyunda iki süper gücün, BUD (Birleşmiş Uygar
U ay bir ilke imza atmanın verdiği gururla yazıyorum bu satırları. En iyisi size de biraz anlatayım durumu, siz de anlayın gururumulkafiye). Şöyle ki: Earth 2140 diye bir oyun geldi dediler bana. İyi dedim, gelir alırım, sonra bir cumartesi günü, yapacak fazla iş olmamasının verdiği rahatlıkla yürüdüm Kamer'e doğru, Beşiktaş'ta. İçeride her şey sakin görünüyordu ve de Özgür abi bilgisayarın başında bir oyunla uğraşıyordu. Yanına doğru giderken metalik bir sesin "tamam, gidiyoruz" dediğini duydum. İlk önce iki günlük uykusuzluğuma ve de içtiğim kahvelere bağladığım bu sesin ardından "hazır", "gidiyoruz", "tamam" sesleri de gelince işin o kadar da basit olmadığını anladım... Gerçekten de o kadar da basit değil bir oyunu "tamamen" Türkçeleştirmek. "Tamamen" kelimesinin altını çizelim hep beraber, çünkü gerçekten "tamamen". "SETA" (ismi iyi okuyun, gelecekte çok
Kuzey Afrika'da) ve AH (Avrasya Hanedanlığı: Doğu Avrupa ve Asya'da) savaşında yer alacaksınız. Bu savaş yüzünden Avustralya ve Afrika'nın güneyi neredeyse yok olmuş (biyolojik olaylar, ben anlamadım) o yüzden oyunda buralarda oynamayacaksınız. "AH"nin hükümdarı 34. Khan Yong Shi zamanında verilen bir emirle insanların vücutları metalik parçalarla donatılması için araştırmalar başlamış ve de 37. Khan (bunun ismini bilmiyorum) zamanında bu iş bitmiş. İşte bu sebeptendir ki savaşta robotlar yer alıyor, yani bunlar insan değil, öldürürken gözünüzü kırpmayın. Bu son savaş dünyanın tamamının kontrolü ve de kaynakların tümünün sömürülmesi için veriliyormuş. Yani amaç dünyayı ele geçirmek. Bu benim için yeni bir şey değil açıkçası, ben az geçirmedim. Fakat şöyle bir durum var, siz bir general olarak yükselmek için bu görevleri yapmak zorundasınız. Bu görevler dedim, oyunda iki taraf için toplam 54 görev var (gerçekten iyi bir sayı, oyna oyna bitmiyor) ayrıca bir de
25 Network görevi (bu bana bir şey ifade etmiyor) var. Unutmadan söyleyeyim, Network'le 6 kişiye kadar oynanabiliyormuş (Ama her kişi için 1 CD (bu oyun için kötü not aslında, benzeri bütün oyunlar her 3 oyuncu için 1 CD isterler). Şimdi oyuna girdik di mi? Tamam. Karşınızda "Yükle" seçeneği var. Bu "Load a Saved Game" demektir (yaratıcılıktan uzak durum esprisi). Neyse, "Yükle"nin üstünde seçebileceğiniz iki taraf var. Mouse'u sağa-sola kaydırarak menüyü tamamıyla görebilirsiniz. Burada "Veri Tabanı" oyundaki birimler hakkında bilgi içerir. "Giriş" başlangıçtaki demoyu bir daha gösterir. "Yerel Ağ" ve de "Seri/Modem" çok arkadaşı olanlar için şirketi oyunu almış, sesleri de dahil olmak üzere Türkçeleştirmiş. Install'ı, savaş sırasında size genelde "Yes Sir" diyen adamların sesleri, oyunun içinde bulunan veri tabanı, kitapçığı, her şeyi ama her şeyi Türkçe olmuş. Ayrıca birçok çevirinin yaptığı hatayı yapmayıp, ünite isimlerini berbat etmemiş. Konu hakkında elimde çok fazla bilgi yok, ama duyduğuma göre, seslendirmeleri yaparken bu iş için en iyi stüdyoyu kullanmışlar, seslendirmeleri yapan kişiler işlerini bilen kişilermiş, ordudan birisiyle birlikte çalışmışlar sanırım ve de isimleri öyle atarak falan değil, harbi harbi araştırmışlar. Ve de en önemlisi güzel olmuş (yorum). Bu durumun bana getirdiği büyük bir avantaj var, o da şu ki, genelde bir Real-Time strateji açıklanacakken, benim nefret ettiğim bir şekilde bütün bölümleri tek tek anlatmak gerekir, çünkü herkes İngilizce bilecek diye bir kural yoktur ve de oynayanların bölümlerin amacını anlamamaları falan gibi tehlikeler vardır. Ama artık yoktur. Türkçe olmuş, bu durumda, ilk defa olarak ağız tadıyla bir tanıtım yazısı yazayım.
kıtası, Batı Avrupa ve multiplayer seçenekleri. "Çıkış" oyunu