AGE OF EMPIRES

M.Ö. 3000 HİTİTLER

İyiydiler, güzeldiler ama koskoca YK Anadolu'yu ele geçirip sonra İstanbul'u (ve de dolayısıyla Ortaköy'ü) bulamadıkları için gözümde pek değerleri yok.

EMPIRES

MISIRLILAR

Piramitleri turizme açacaklarına mezar yapmış olmaları ve Kleopatra'nın PMS stresi yüzünden Romalılarla kapışmalarından başka bir günahları yok aslında.

M.Ö. 2600 dökmüştük. Ama bunun konumuzla alakası yok. Şiir, efsane falan sevmiyorsanız, uygarlığa en büyük katkıları: METAXA.

ROMALILAR

"Sende mi Brütüs" halk deyimlerini düşünüp, ne kadar kalleş olduklarını anlıyoruz. Öte yandan bir Asterix çizgi film efsanesinin doğmasına bir şekilde sebep olması sempatimizi arttırıyor.

Tarih yazının bulunmasıyla başlamadı dostlar, kendimizi kandırmayalım. İnsanoğlu'nun bulduğu ilk odun parçasıyla, düşman saydığının kafasını yardığı an, işte o an tarihin başlangıcı ve insanlık tarihinin genel bir özetidir. İnsanlar binlerce yıl boyunca, daha çok araziye hükmedebilmek için zekasını daha tehlikeli, daha güçlü silahlar üzerine yoğunlaştırdı. Elde odunlarla, kemiklerle başladı uygarlık yürüyüşü, yolda kemiklerin ucuna taşlar bağlandı. Zeki birisi taşları keskinleştirdi. Başka birisi hayvanları evcilleştirdi. Demir işlendi, tahta yontuldu, taşlar üst üste kondu. Uygarlık yolunda bulunan bütün icatlar önce savaş meydanlarına çıkarıldı ya da savaş meydanlarına çıkarmak için icatlar yapıldı. İnsanoğlu öyle tuhaftı ki (zekasının bir bedelidir belki de); ne yalnız yaşayabildi, ne de etrafındakilerle geçinebildi. Çok büyük ve kanlı savaşlar yapıldı eski zamanlarda dünya üzerinde, seneler boyu süren savaşlar. Anıtlar dikildi şerefine ölenlerin, payeler verildi kahramanlara. Kazanan kaybedenin ölüsüne basıp bir adım daha attı uygarlık yolunda. İnsanoğlu kavranamaz bir hırs, açıklanamaz bir açgözlülükle saldırdı komşusuna, arkadaşına ve nedendir bilinmez sapladı kandaşının kalbine kılıcını kimi zaman. Kanlar mürekkep oldu o dönemlerde tarihi yazmak için ve ganimetler silgi oldu o zamanlarda. Entrikaların en çetrefillisi döndü saray koridorlarında öyle ki; nice İmparatorluklar yok oldu, niceleri yükseldi politikalar üstünde. Böyle böyle yazıldı tarih dostlar, kimse kırılmasın, kimse utanmasın bu yüzden. Olan olmuş, yaşanmış ve bitmiştir. Dersler alınır, kitaplar raflara kalkar okuduklarımızla beraber. Tarihin sayfaları tozlanır ve alınan dersler tozların arasına karışır. İnsanoğlu çabuk unutur kötü günlerini. İçindeki en büyük dürtü ele geçirir onu yavaş yavaş. Bitmeyen istekler mantığıdır bu; "Bir şeyin iyisi varsa, mutlaka daha iyisi de olmalı" sesi, farkında olmadan ele geçirir ruhumuzu, içerdeki açgözlüyü körükler hiç hissettirmeden. Ve biz yeni bir sayfaya aynı hataları yazabilmek için kan aramaya başlarız mürekkep niyetine... Neyse biz bu dur durak bilmez ihtirasımızı tatmin etmek için böyle kanlı savaşlar yapmak zorunda değiliz. Kimsenin canının yanmayacağı savaşlar yapmak ve egolarımızı tatmin etmek amacıyla "nihihihhohoohoaargh nasıl da yendim. muhahahaa!" şeklinde isterik kahkahalar atabilmek için bilgisayar oyunlarımız var. Ve eski zamanları yadetmek içinde Age of Empires oldukça iyi bir seçim olabilir. Microsoft imzalı Age of Empires, oldukça başarılı bir real-time strateji olmasının yanında, Settlers ve Civilization oyunlarının en hoş yanlarını yanında getiren bir yapım. Örnek vermek gerekirse, köylülerimizi ava gönderdiğimiz zaman Settlers'daki gibi rutin olarak o işi yapıyorlar, ta ki etrafta avlayacak bir şey kalmayıncaya kadar. Amacımız ise Stone Age'den (Taş Devri) başlayıp Iron Age'e (Demir Çağı) kadar bir zaman dilimi içerisinde, küçük bir kabileden büyük bir ani imparatorluk kurabilmek (mecaz anlamda tabii, koca imparatorluğu real-time yönetecek değiliz). Kurmakla da kalmayıp etraftaki diğer uygarlıklara aman dedirtmek başlıca hedefimiz olacak (unutmayın ki hiç bir şey yoktan varolmaz; bizim kazanmamız için, birilerinin kaybetmesi gerekiyor). Oyundaki her uygarlığın kendine has özellikleri var ve 12 adet değişik uygarlıktan seçim yapabilmek, oyundaki güç dengelerini pek çok yönden etkileyebiliyor. Ayrıca bu kadar geniş bir seçim yelpazesinin yanında, bundan çok daha geniş ve dallı budaklı bir “teknoloji ağacı” mevcut. Elinde sopayla işe başlayan savaşçılarımız yıllar geçtikçe, savaş arabalarının üstündeki ölüm makinalarına dönüşebiliyor. AOE, bir real-time strateji için beklenilenden fazla gelişim sürecine sahip bir teknoloji çeşitliliği göstermekte. Zaten oldukça geniş bir uygarlık yelpazesinden yapabildiğimiz seçimlerle (her uygarlığın kendine has avantajları var) beraber sunulmuş teknoloji zenginliği, oyunun albenisini oldukça artırmış. Belirtmekte yarar var, oyun single oldukça zor, işin doğrusu keyfine oynamanızı tavsiye ediyorum. Sonra paraya bayılıp da, "oha bu oyun çok dandik" demeyin sakın. Daha fazla uzatmadan oyuna şöyle bir yanaşalım bakalım... BİR YERDEN BAŞLAMALI AMA NEREDEN? Hani oyunda 12 adet uygarlık var ve bunların kendine göre avantajları var demiştim ya, işte bunlara bir göz atalım ilk etapta. Bilelim kim daha iyi oduncu, kim daha iyi denizci, ona göre yüklenelim o özelliğe. Allah'ın catapult'cusunu ille de okçu yaptırmaya çalışmayalım. ASSYRIAN: Bu uygarlığın en büyük özelliği okçularının çok baba olması. En hızlı okçu birliklerine sahip. Diğerlerinden %40 daha seri atış yapabiliyorlar. Köylülerimiz ise normalden %30 daha çalışkan. Bu da üretimi etkiliyor tabii ki. BABYLONIAN: İşte gerçek taş ustaları, yaptıkları kuleler ve duvarlar normalden iki kat daha dayanıklı. Rahipleri %30 daha hızlı iyileştirme yapabiliyor ve köylüler normalden %30 daha fazla taş çıkarabiliyor. Savunma tarzı bir oyun stratejisi kurmak için iyi olabilir, başka türlü direkt geçin derim. HITTITE: Taş fırlatıcılar, catapult'lar (aynı şey değil valla) ve ağır catapult'ların dayanıklılığı iki kat daha fazla. Okçu birliklerinin atış menzili de fazla. Gemilerinde ise 4-4'lük bir menzil üstünlüğü mevcut. Ama bu denizcilikte iyi oldukları anlamına gelmesin. Demir Çağı'nda gemiler üzerine hiçbir yenilikleri yok. Demode oluyorlar yani. GREEK: Meşhur Centurion'lar, Hoplite ve Phalanx'lar, %30 daha hızlı. Savaş gemileri de onlardan aşağı kalmıyor, %30 daha hızlı hareket ediyorlar. Greek uygarlığı deniz savaşları için ideal. Demir Çağı'na gelindiğinde Juggernaught dahil bütün gemileri yapabiliyoruz. Yalnız şunu belirtmeliyim ki okçu birlikleri pek fazla bir gelişme gösteremiyorlar. EGYTIAN: Zengin bir İmparatorluk için doğru seçim olabilir. %20 daha fazla altın çıkarabiliyoruz. Zaten çağlar geçtikçe altının da önemi çok arttığı için göz ardı edilmemesi gereken bir husus. Savaş arabaları oldukça etkili, hem normalleri hem de okçu olanları %33 daha dayanıklı. Rahiplerin ise 4-3 fazladan menzilleri var. Bunun yanında belirtebileceğimiz en önemli dezavantaj ise eli kılıçlı adamlarımızın gelişmeye kapalı olması. CHOSON: Long Swordsman ve Legion birlikleri fazladan 4-80 hitpoint alabiliyor. Yani bu birlikler öküz kadar sağlam olacak demektir. Eğer stratejinizi rahipler üzerine kuracaksanız, belirtmeliyim ki Priest'leri %30 daha ucuza yapabiliyorsunuz. Diğer yönlerden ise ortalama bir gelişme gösteriyor bu uygarlık. SHANG: Basbayağı Çin İmparatorluğu işte. Çalışacak köylüler %30 daha ucuza mal oluyor ve yaptığınız duvarların dayanıklılığı normalden iki kat daha fazla. Başka bir avantajı olduğunu da söyleyemeyeceğim. PHOENICIAN: İşte savaş istiyorsanız göz atmanız gereken bir uygarlık. Savaş filleri ve okçu fillerini %20 daha ucuza mal edebiliyorsunuz. Bunun yanında Catapult Gemisi ve Juggernaught'lar %65 daha seri ateş ediyor. Eğer bir Phoenician Juggernaught'unu kıyılarınızda görürseniz, korkmaya başlayabilirsiniz demektir. Pek çok teknolojide son noktaya kadar gidebilen ender uygarlıklardan. Yalnız şunu da belirtmeliyim ki; Catapult ve türevleri bunlara dahil değil, yapamıyoruz yani. PERSİAN: Attığımızı vuruyoruz, avcılık %30 daha verimli. Fillerimiz biraz daha atletik sanıyorum, %50 daha hızlı. Denizcilerimizin eli çabukluğu Trireme'de kendini gösteriyor, %50 daha seri atış. Ama köylülerimizin tarım üstündeki kabzımallığı bunların hepsini silip süpürecek nitelikte, %30 daha düşük tarım üretimi. Ben seçmezdim bu uygarlığı valla, sizi bilemem.

hem de denizlere hükmetmek isteyenler için birebir. Gemiler %30 daha ucuza mal oluyor ve gemi upgradelerine sonuna kadar sahip uygarlık. Her 3 juggernaught'dan bir tanesini bedavaya getirmek hiç de fena bir şey değil. Okçu birliklerimizden Composite Bowman'in menzili 4-2 fazla ve en önemlisi köylülerimiz tarım işinde %25 daha verimli çalışıyorlar. Tower gelişimsizliği hariç fazlaca da bir eksi göremiyorum bu uygarlıkta. YAMATO: Zamanın Japon derebeyliklerinde olduğu üzere atlılar çok gözde; atlı okçular, gözcüler, cavalary (süvari birlikleri) ve Cataphract %25 daha ucuza mal oluyor. Köylüler ise %30 daha hızlılar. Şunu da belirteyim ki, Shogun olmayı kafaya koyduysanız, Catapult yapamamayı da göze alacaksınız demektir. SUMERİAN: Köylülerimiz 4-15 daha dayanıklı. Ama bu savaş esnasında fazlaca bir önem taşımıyor, vahşi hayvanları avlarken yararlı olabilir sadece. Catapult delileri için hemen belirteyim, catapult cinsi kara araçları için %50 daha seri atış yapabilme imkanı var. Kara savaşları teknolojisinde ortalamanın üstünde bir gelişme gösterebilen bu uygarlık, yazarın tercihleri arasında bulunmakta. Bütün bunların yanına meze olarak, tarımdan normalden iki kat daha fazla verim sağlanabiliyor. Eğer Sumerian'lar düşmanınızsa başınız bayağı ağrıyacak demektir. Birimlerimizi oluşturmak için bize lazım olabilecek 4 adet hammadde var; wood, food, stone ve gold. Oyun çok eski çağlarda geçtiğinden kelli, 5. element henüz oyunun güç dengelerini etkileyemiyor (modası geçmiş güncel (nasıl oluyorsa) espri yaptım size). Kendi halinde çamaşır, bulaşık falan takılıyor öyle. Şimdi yapılara bir göz atalım bakalım. İMPARATOR'UN POST-İT'İNDEN SEÇMELER STONE AGE: Olayın başlangıcı burası işte. HOUSE: Çalışan köylülerin ev ihtiyacı karşılanacak. BARAKA: İlk başlarda asker üretmek için yapılacak. Sonradan daha iyilerini buluruz elbet. STORAGE PIT: Tarım ürünleri hariç her şey buraya taşınacak. Bu yüzden kaynakların yanına ivedi olarak yapılmalı. Hatta kesinlikle her kaynağın yanına bir tane mutlaka yapın. Üretimi inanılmaz etkili. GRANARY: Tarım ürünleri buraya taşınacak. Onun için Farmların ve food yerine geçen bitkilerin yanına yapılmalı mutlaka. DOCK: Liman yapılacak. En başlarda balık sürülerinin yanına yapalım. Sonradan savaş gemilerini üretmeye başladığımızda stratejik önemine göre bir yerlere bir kaç tane daha yaparız. TOOL AGE: Artık gözcü gemileri ve hafif taşıma gemileri yapabiliriz. Ayrıca duvar ve gözcü kulesi yapmayı da öğrendik. Storage Pit'ten askerlerim için zırhlar ve daha sağlam silahlar gelmeye başlıyor. Düşmana ilk saldırılarımı yapmak için buradaki upgrade'leri tamamlamalıyız ki askerlerimiz, düşmanınkilerden daha dayanıklı olsun. MARKET: Altın, taş ve çiftlik upgradeleri yapılacak. Market'i çabuk kuralım çünkü ağaca gerçekten ihtiyacımız

STABLE: Atlı ve filli birlikler oluşturmak için işe başlanacak. Daha ileriki zamanlarda bunun sayesinde at veya fil süvarileri üretebiliriz. Atlar çok hızlı filler çok dayanıklı, bunu unutmamak lazım. ARCHERY RANGE: Okçular yetiştirilecek. Bu savunma ve saldırı gücümü oldukça yükseltecek. Zaman geçtikçe At ve fil üstünde okçular saldırı gücünüzü kesinlikle arttıracaktır. BRONZE AGE: Denizcilerim canavar gibi çalışıyor. Alimlerim ticaret gemisi, büyük savaş gemilerinin planlarını bitirdiler. Ayrıca balıkçı sandallarımız yeterli olmadığı için büyük tekneler yaptırdım balık için. Market'lerimde yeni buluşlar üzerine çalışılıyor. Daha iyi tarım üretimi ve tekerlek denen bir aracın yapımı sürüyor. Storage Pit'im eskisinden daha iyi silahlar ve zırhlar üretiyor artık. Asker barakalarımda yeni savaşçılar yetiştiriyorum; shortswordsman ve broadswordsman. Okçularım eskisinden daha da güçlü oldu. Stable'da ise dayanıklı süvariler için eğitim programlarını başlattım. TEMPLE: Rahipler için barınak yapılacak. Bu kutsal adamlar ordularımın arkasında birliklerimi iyileştirip güçlendirecektir. Ayrıca duyduğuma göre doğaüstü güçlerle düşman birliklerini (hatta daha güçlü rahipler binaları) benim tarafıma geçirebiliyorlarmış. GOVERMENT CENTER: Ülkem insanından yeni bilim adamları yetiştirebilmek için en kısa zamanda yapılacak. Halkımın yazı yazmayı, mimarlığı ve asaleti öğrenip benimsemelerini sağlayacağım (Uygarlığa göre burada yapılan buluşlarla silah etki mesafeleri ve etki güçlerini (missile range ve hit point desemiydim) arttıracak yeni upgradeler çıkıyor, çok önemli bir bina) ACADEMY: Daha iyi savaşçılar için Academy kurulacak. İleride piyadelerimin daha güçlü olmasını istiyorum. İlk etapta mızraklı adamlar eğiteceğim buralarda. Düşmanlarım korkudan ayaklarıma kapanacak (Filli birliklere karşı academy'den çıkan, eli mızraklı askerleri kesinlikle tavsiye ederim, fillerin ilacı burada) SIEGE WORKSHOP: Kale duvarlarını arkasına erişmek ve okçularımı geliştirmek için yapılacak. Taş atan arabalar üzerinde çalışıyordu alimlerim. Planları bitmiştir şimdi. Düşman binalarını çabucak yıkmakta bunları kullanacağım.

IRON AGE: Bu çağ gelişme çağı olacak. Bütün bilginlerime emir verdim. Hepsi bir elden ordularımı güçlendirmek için çalışmaya başladılar. Geçen gün yapımhaneleri ve binaları dolaştım. Siege Workshop'da; Taş atan arabaları daha da güçlendirip Catapult ve Heavy Catapult haline getirecekler. Bunlara adam büyüklüğünde ok atan arabalar da eklenecek. Archery Range'de; Atlı veya filli okçular üzerinde çalışıyorlar. Stable'da; at ve fil süvari birlikleri hemen hemen hazırlığını bitirmek üzere. Academy'de; Phalanx ve Centurion'lar eğitimlerine tüm hızlarıyla devam ediyorlar. Storage Pit'de; Chain Mail, Iron Shield'ler yapılıyor, piyadelerimi koruyacak. Metalurgy ise daha kaliteli kılıçlar, mızraklar yapmamı sağlayacak. Goverment Center'da; Ballistics, Alchemy, Aristocracy ve Engineering üzerinde çalışıyorlar. Market'de; Sulama teknikleri, gelişmiş altın çıkarma teknikleri, uzun menzilli saldırı araçlarımın daha uzağa erişmesini sağlayacak çalışmalar yapılıyor. Temple'da; rahiplerim kutsal güçlerini artırmak ve halkımın moralini yükseltmek için bazı projeler üretiyorlar. Granary'de; gözcü kulelerimi savaş makinaları haline getirmek ve duvarlarımı geçilmez kılmak için zeka dolu planlar hazırlanmış. Tersanem'de ise;

catapult'ları gemilere monte ettiler. Ayrıca mühendisler juggernaught adını verdikleri bir deniz canavarı planını müjdelediler bana. Bittiğinde düşmanlarımın kıyılarını cehenneme çevireceğim. WONDER: Bu dünyaya bir anıt bırakılacak. Ben öldükten sonra imparatorluğumun namının yürümesini istiyorum. Desinler ki; "Vay be! Koca Hüseyin diye bir imparator vardı. Bu 25 metrelik buzdan heykeli o yaptırdı buraya" desinler. Bakın bu parlak fikir tamamen bana ait. Buzdan yapınca oldukça ucuza çıkacak bu kış ayında. Şşşt vezir ne gülüyon lan pişmiş kelle gibi. Nöbetçiler yakalayın bu veziri kellesini vurup, pişirin. Sonra geri getirin, pişmiş kelle nasıl oluyormuş hepimiz görelim. Belki biz de güleriz. Muhahahahaha! Konuşma. EKRANIN BU TARAFINDAN GÖRÜNENLER Benden imparator ancak bu kadar olur işte. İnşallah siz daha insaflı olursunuz. Microsoft'un oldukça başarılı bir yapım çıkardığını itiraf etmek gerekiyor. Zaten oyun çıkmadan önce de sürekli olarak olumlu eleştiriler almıştı. Bu güzel oyunun tek kusuru her yerde bulunamıyor olması, yani bir şekilde en yakın Microsoft satış noktalarına ulaşmanız gerekiyor (yanınızda 47$+KDV'nizle). SON TAVSİYELER VE YAZI TOPARLAMACA Catapult'lar çok güçlü, ama yanına yaklaşıp birebir kapışırsanız, atış bile yapamıyor. Duvarların arkasına koyun en iyisi. Üstündeki birlik altındakine bariz avantajlı durumda oluyor. Aman dikkat. Tarıma önem verin. Bronz Çağı'ndan sonra ağaçtan topladığınız yemişlerle geçinemezsiniz. Başında altın madeni bulun ve en azından bir adamı madende çalışmaya gönderin. Altın en başta bir işe yaramasa da, sonraki çağlarda, altınsız tuvalete bile gidemiyorsunuz (evet bunu da düşünmüşler oyunda, köylülere tuvalet yapıyoruz). Son kez tekrarlıyorum; bu anlattığım oyun şöyle, oyun böyle mavrası multiplayer olayı için, single missionlarda hüsrana uğrayabilirsiniz. Bir yılda yeni mutluluklar dilerim. ElHüseyin "Patlak" YEŞİLBAŞ

REAL TIME STRATEJİ