Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 23
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 22
City of the Ancients Asansöre bindim. Sağa devam ettim. İlk yol kesişiminden sağa döndüm. Yol kuzeye dönünce ileride bir açıklığa geldim. Bu açıklığın doğusunda içinde üç fıskiye olan bir oda daha vardı. Bu fıskiyeleri dondurdum ve kırdım. Bunun için Blizzard'ı kullandım. Oradaki parçayı girişteki karenin üzerine koydum. Merdivenlerden inip aynı şeyi alt katta da yaptım. Bu bir gizli kapı açtı. Yerleştirdiğim parçaların üzerinden atlayıp merdivenlerden tırmandım. Heykelin elindeki birinci parçayı alıp alçalan tavan beni ezmeden aşağı koştum ve parçayı duvarın yanına getirip atladım. Batıya devam ettim güneydeki odaya girdim. Hmmm ikinci parçayı tutan heykel uçurumun öteki yanında. Bu uçurum... İçimden bir ses yürümemi söylüyor. Ben de içimdeki sese uyuyorum. O da ne? Görünmez taşlar beliriyor altımda. Etti iki. Ana yoldan sonuna kadar devam ettim. Labirent'e gelince üç önemli unsur gözüme çarptı. Dönen bir disk, beyaz ve kırmızı bir top. Üçüne de saldırdım. Ve yok ettim. Piramitten dev bir Fireball fırlıyor. Fireball, kuzeydeki kuleye uçarak kapıları patlatıyor. İçerideki Storm Crystal'i alıyorum. Oradaki bloğu topun içine itip ben de içeri giriyorum. Bloğu önümdeki kare deliğe koyuyorum. Daire kapıdan dolaşarak parlayan oktahedronu bulup dokundum. Ve kuleyi yükselttim. Geçitten atlayıp kente döndüm. Yol ayrımından güneye gittim. Burada tamamlanmış bir bina vardı. Sağdan yoluma devam ettim. Yolun kuzeyinde başka bir oda vardı. İleride parlayan güç alanı vardı. İki yanlarda olan topları yaktım. Gizli kapıdan geçip içerideki topları da yakınca Güçalanı indi. Arkada üçüncü parça vardı. Güneye koştum. Duvara dokundum ve kentin sokaklarına döndüm. Şimdi de merkez odanın ters-saat yönünde devam edip güney çıkışının doğusuna geldim. Güneydeki odaya girdim. Son parçayı da aldım ve sokağa dönüp batıdan çıktım. Sokağın güneyindeki odaya parçaları yerleştirdim. Sonra merkezi kent bölümüne gidip güneyden çıktım. Patikanın sonunda merdivenlerin sonunda bir fıskiye var. Su topunu dondurdum ve kırdım. Su dolmaya başlayınca üçüncü ve dördüncü katlara çıktım. Kuzeye devam ettim ve doğudaki yola döndüm. Sağda bir oda var, eşyaları topladım ve kule bölümünde güneye devam ettim. Kanaldan atladım ve merdivenlerin yukarısından bir kaç kara Lichid aldım. Sarı kapılardan geçtim. Hepsinden geçince Belial'in heykelini gördüm. Patlattım onu. Yayı alıp patlamanın yol açtığı yıkıntıyı izledim. Açılan kapıdan girip kuleyi yükselttim. Kuzeye gidip dördüncü kuleye girdim. Oktahedrona dokunup suladım etrafı. Odanın ortasındaki piramide Silverleaf koyup kum saatine dokundum piramit kırılmıştı. Kuleyi yükselttim. Şimdi tüm kule yükselmiş vaziyetteydi. Kentin en ortasına geldim ışıldayan açıklıktan asıl binaya ışınlandım. Belial'in minyonunu öldürüp odaya girdim. Güçalanından geçip Mantle'i aldım. Buradaki büyü aynı zamanda lanetimi etkisiz hale de getirdi. Kente döndüm ve güneydoğudaki kuleye girdim. Kuzeyde bir oda var. Işınlardan saklanarak kapıları açıp içindeki topları yaktım. Odaya girip perdeyi açtım. Kuru bir fıskiye vardı. Diğer odada içinde ejderha kafası olan bir fıskiye var. Kafaya saldırdım ve fıskiyeye kanamasını sağladım. Arkasında bir kapı açıldı. Burada bir ışınlayıcı var. Ona girdim... Underground Caverns Burada hiçbir şeye saldırmadım ve sadece koşarak ilerledim. Çünkü birine saldırınca mağarada bir yerde kahverengi bir örümcek materyalize oluyordu ve onu öldürmek zordu.
Güney doğuya doğru koşarken gözüme etten — tavanı olan bir oda ve tavandan sarkan yumurtalar çarptı. Nasıl çarpmaz ki? Hangi deli tanrının zihniyetinin buna sebep olduğunu biliyordum. Parlak sütunları yıkarak devam ettim. Soldaki geçide ve saldırdım(!), açılan geçitten girdim. Sağdaki tentacle'a dokundum. Koptu ve yere düştü. Bir örümcek de gelip onu tamir etti. Sol tarafta bir geçit açıldı. Saldırıp, Laboratuara girdim. Belial's Laboratory Bacatta burada bana Horn of Belial'i verdi. Bu Belial'a zarar verebilecek tek silahtı. Koridordan devam ettim ve kanayan odaya geldim. Kertenkeleye dönüşüp küçük kanaldan geçtim. Parmaklıklara saldırdım. Koşmaya devam ettim soldan yukarı ve yeşil tüpü aldım. Buradaki sümüksü yaratık benim büyümü emebiliyordu. İnsan halime morph ettim. Soldaki nehrin karşısında üç levye var, okumla onları vurdum. Nehre atlayıp karşı kıyıya yüzdüm. Levyeleri tekrar kaldırdım. Diğer oda boşalmıştı. Köşeyi dönünce bir kapıya rastladım. Koridorlara girip kuzeye gittim. Zemini olmayan bir odaya geldiğime göre doğru yoldayım. Duvardaki levye köprüyü indirdi. Ben de yoluma devam ettim. Yolun sonunda kenardan atladım ve aşağıdaki odaya ulaştım. Kapıdan geçip sağdaki ikinci odaya daldım. Summoning Room'du burası. Kurukafalara büyü yaptım. Mirror Demon'u da öldürüp magic orb'u aldım. Cesedi koridora ve geçtiğim odaya sürükledim. Kanlı fıskiyelerin arkasındaki kurukafanın altındaki gümüşi şeyin üstüne koydum. Bu bir kapı açtı. Aşağıda Dawn'la karşılaştık (güzellikte bir yere kadar ama... Bir şey yapacaksa yapsın artık, yoksa saldıracağım şimdi...). Şimdi benden Belial'ı öldürmemi istiyor. Birthing Chamber Amorfik (o ne yahu?) yaratık Belial'e minyon üretiyor. Gücümü 5th level Curse Control büyüsü kullanarak Belial'e transfer ettim. Teşekkür etti sonra da kızdı. Demonlar mı? Hah! Öldürdüm işte hepsini. Orblarını da aldım ve seni yakalamaya geliyorum kötü Belial. Kapıdan geçmek için saldırdım. Diğer odada nehrin üzerindeki mavi jeneratörlere ateş ettim ve nehirden karşıya geçtim. Demonları tekrar öldürüp diğer odaya koştum. Belial! Seni korkak! Gel buraya... Ne? Tanrılar bu annem... Ama bir terslik var! Bana saldırıyor. Neden? Bu sahte olmalı! Saldırmak ve onu yenmek zorundayım. Elveda... Anne... Diğer odaya geçip kırmızı ve beyaz topları ve taş bloğu yok ettim. Belial! Korkak yaratık! Zavallı tanrı! Gel ve neysen öyle savaş! Bir başka imge mi yaratıyorsun? Alışkınım senin oyunlarına artık. Draracle'ın imgesi haa. Al sahte Draracle'ini de öldürdüm. Kapıyı da kırıp bu uzun macerayı bitirmeye geliyorum! Belial'e ilk saldırdığında bir tanrıya saldırıyor olmanın verdiği müthiş duygu yoğunluğunun içindeydi Luther, Direk saldırdı ona... Korku yerini nefrete bırakmıştı. Belial'in boynuzunu kullanarak zorlukla da olsa öldürdü onu. Artık bu macera bitmişti... Ahror Murenian. Gladstone bard'ı... “Nierdre, canımsın” Aksöz.