OVERDOSE

ize çok parlak görünen ve tek kurtuluş yolu olduğuna inandığımız bu fikrin, ileride başımıza türlü belalar açacağını tahmin edemezdik elbette. Göremediğimiz ancak yaşamımızın her anında hissettiğimiz baskı, bizi geniş çaplı planlar yapıp bunları uygulamaktan alıkoyuyordu. Aradaki görünmeyen kalın ip gittikçe inceliyordu. İlk olarak devlet laboratuarına başvurarak iki manyağın aletlerine ve kullandıkları programa neler olduğunu öğrenmeye çalıştık. Önümüzde bürokratik engeller olmadığı için en azından bu konuda zaman kaybetmiyorduk. Sanıyorum ki zaman, o anda bizim için yemek, içmek veya uyumaktan daha değerliydi. Laboratuar görevlileri aletlerin tok olmadığını (tahmin edildiği gibi), aslında başka bir grubun da orada bu aletleri ve programı tekrar incelemeye aldıklarını söyleyerek suratımıza bir tokat daha atmış oldu. Şaşırmıştık ama içimizde kaynayan bir çoşkuyu da gizleyemiyorduk. Fakat bu “diğer grup” nedense bizden gizlenmişti. Durumun politik yanını ve perde arkasını hiç umursamadan gerekli ekipmanı kurup hemen laboratuara yol aldık. Ortak düşüncemiz ise çok basitti: Oradaki bilgisayarı ve programı inceleyerek, “Thing” denen sahte Manyağı ortadan kaldıracaktık. Düşüncede herşey © kadar basitti ki, kendimizi çocuksu bir mutluluktan alıkoyamıyorduk. Karmaşık bir problemi çözerken doğru yolu izlediğine inanan bir öğrencinin tutkulu ve kararlı bir ruh hali vardı hepimizde. Laboratuara vardığımızda diğer uzman grup bizi samimi bir havada karşılayarak suç aletinin olduğu odaya götürdü. İşte oradaydı. Görünüşte çok masumdu fakat yaptıklarını bir düşününce masum gibi bir sıfatı haketmiyordu. Heyecanımızı engelleyemeyerek hemen bilgisayarı incelemeye aldık. Ekibin başı otoriter bir sesle: - Biz de yeni incelemeye aldık. İlk ekip gereken incelemeyi yapmış ancak tek yaptıkları bilgisayarı açıp kapamak olmuş anlaşılan. - Algoritmayı buldunuz mu? - Hangi algoritmayı? - Siz burda oyun oynuyorsunuz galiba. Kimin olacak “Thing'in algoritması. - Tam üstüne bastın dostum. Çünkü bizi de o lanet algoritmayı bulmakla görevlendirdiler ama tek bulduğumuz o 2 manyağın oynadığı “Brave New World” oyunu oldu. - Dediğimi duydun. Oyun. Bu bilgisayardaki tek algoritma o oyunun ki ve ismi de “Thing' değil. Zaten kaç gündür bu saçma oyunun algoritmasını inceliyoruz, belki bir ipucu yakalayabiliriz diye. Bundan daha kötü bir hayalkırıklığı olamazdı. Durum zaten yeterince kötüydü ve önümüzdeki seçeneklerde bize “daha kötüyü” işaret ediyordu. Hala şaşkınlığımızı koruyarak. - Peki kim sildi “Thing'in algoritmasını burdan? - Dostum biz dedektif değiliz. Sadece işimizi yapmaya çalışıyoruz. Biz de bilmek isterdik kimin sildiğini ama elimizden gelen bu kadar. Kimbilir belki de ilk inceleyen ekipten birisi yapmıştır veya şu lanet “Thing'de yapmış olabilir. Biz gelmeden önce bilgisayar çalışır durumdaydı. - Thing'in birşeyler yaptığı fikrinize katılabilirim ama o konuda daha sağlam kanıtlara ihtiyacımız var. Sizden önceki ekiple bir bağlantı kurmanın yolu var mı? - Dostum siz bilgisayar uzmanı değil dedektif olmalıymışsınız. Çağımızın çok soru soran “Sherlock Holmes'lara ihtiyacı var. Aslında | daha geçen ay burda çalışıyorlardı ancak sebepsizce işten ayrılmışlar. Bizim de sonumuz onlar gibi olmadan ben işime döneyim izin verirseniz. Tüm bunların üzerine bir de adamların eğlencesi olmuştuk. Uğradığımız yeni hayal kırıklığını saklamaya çalışarak diğer ekibe “ iyi oyunlar” diledik ve oradan uzaklaştık. Planımızın birinci bölümü hiçte iyi gitmemişti ama ikincisinin iyi gideceğine dair tekrar umutlarımızı bilemiştik... Hoşgeldiniz baylar |ve varsa bayanlar). Bir göz açıp kapama, bir soluk alıp verme kadar sürecek ancak bu kısa sürede hayatınızın en tutkulu ve heyecanlı anını yaşatacak bir Overdose macerası daha başlıyor. Ve berbat bir kılavuz olan ben, size böyle bir macera da kargalık edecek olmaktan dolayı çok heyecanlıyım. Bu ay mektup yağdı Overdose'a. Her zaman altında dans etmekten hoşlandığım türden bir yağmur bu. Bu mektuplarda her birinizin isteklerini, hayallerini, çoşkularını gördüm. Mektuplara dökülmüş yardım isteyen ellerin devinimlerine bakıp heyecanlandım. Harflerden, sayılardan, kelimelerden ve cümlelerden inşa edilmiş kocaman bir ülkenin çekim gücünü ruhumun en derin yerlerinde hissettim. Aramızda kalın bir bağ oluşturan bu ütopik ülkenin sınırsızlığı karşısında bocaladım. Ve berbat bir kılavuz olan beri size ancak bir göz açıp kapama, bir soluk alıp verme kadar yakınım. Eğer yardım istiyorsanız, ben yardım etmekte gönüllü bir elçiyim. Muhabbet isterseniz, bir dost sıcaklığı içerisinde sonsuzcasına muhabetçiyim. Bilgi isterseniz en geniş kütüphaneyim. Sevgi isterseniz, hayallerinizdeki sevgiyim. Yalan, palavra isterseniz, ben mükemmel bir yalancı ve palavracıyım. Hayal, fantazi isterseniz, ben bir fantazi dünyasıyım. Sadece isteyin, size güneş ve yıldızları alayım. İsteyin, size bunlardan oluşan aydınlık bir ülke kurayım, içinde de siz yaşayın. Ama bunlara rağmen hala bir soluk, göz açıp kapama, yalnız ve titreşen bir gölgeden başka bir şey değilim. Hem aydınlığım hem karanlık, hem herşeyim hem de hiçbirşey, hem her yerdeyim, hem de hiçbir yerde, hem varım, hem de yokum. Ama sizler hep buralardasınız. Kendiniz olmasanız bile... Bu ay da ilginç geçti. Dergi sürüsü olarak yine durmadan gece gündüz çalıştık. Küçük bir dişisi Engin Abla, kontrol edemedikleri bir kaçma içgı üyle, hayatın baskısını kısa bir sürede olsa üzerinden atabilmek ve karınca yuvasına dönmüş beyinlerini rahatlatmak için 3 günlük kısa bir İzmir turu yaptılar. Ah, ah nasıl kıskandım onları. O sırada bir sürü makinanın, kabloların, menülerin, eğrilerin, frame'lerin, field'ların, tangent type'ların boğucu karmaşıklığından nasıl da kaçmak isterdim. Ama olmadı. Israrlı tatil talepleri karşısında hayatın beni kontrol eden bazı güçlerine “defolun lan! Ben arkadaşlarımla gidiyorum” diyemedim. Hayatta çok az şeyden pişman olan ben, bu durum karşısında pişman değilim diyemedim. Artık başka bir zamana (öyle bir zaman diliminin olmadığını daha sonra tartışırız). Görüldüğü üzere bu ay 80 sayfa olduk. Yönetim kurulu toplantısında yapılan ateşli tartışmalar şunu gösterdi ki: Biz artık kabımıza sığmıyoruz. Hem sizi, hem de kendimizi memnun etmek amacıyla bazı mükemmel kararlar aldık ve bu ay bunlardan ilkini uygulamaya geçirdik. Daha çoooook süprizimiz var, bekleyin görün. Fakat yönetim kurulunun pek saygın kibirli üyelerine “Overdose'a gelen mektup yağmuru siz çok değerli üyelerin de gördüğü gibi had safhadadır ve bu mektup yağmuruna gerekli çözüm ise Overdose'un sayfa sayısının artırılmasıdır. Kuruldan isteğim, Overdose'un sayfa sayısının 8'e çıkarılması ve burayı okuyan insanların bir an önce mutlu edilmesidir. Aksi halde sosyal ve psikolojik doktrinler bize gösteriyor ki...” diyemeden “Tamam lan kes, saçmalama da git yazını yaz” gibi gayet ferahlatıcı bir cevap aldım (aslında onlar birşey söylemedi ama ben böyle anladım). Neyse bu konuda bir başka bahara kaldı (tamam, tamam konuşucağız bu olmayan zaman dilimini). Siz sayfa sayısının artmasını istiyorsanız zaten ne yapacağınızı biliyorsunuz. Elalemin dandik kampanyalarına boş vakit harcamayın da bu konu üzerinde durun bence. Neyse, bakalım başka neler yapmışız: Ayın Oyunu: Bu ay iki oyuna fazlaca takıldım: Birisi Shadow of the Empire, diğeri de Dark Reign. Shadow of the Empire fazlaca popüler olan Star Wars konulu ve grafikleri, sesleri, atmosferi, oynanabilirliği ve sürükleyiciliğiyle kesinlikle mükemmel. Hele iki kişi oynayınca tadına doyum olmuyor. Yalnız oyunun tek gıcık tarafı 3D hızlandırıcı kart istemesi. Bakmayın siz benim böyle konuştuğuma, bende de 3D kart mart yok zaten. Bizim Kamer'de var. Orda oynadım. Ha bu arada 3D kart almak isteyenler 200$ civarında bir parayı cepten çıkarsınlar. Zaten oyun firmaları yavaş yavaş bu 3D kart olayına yöneliyorlar bilesiniz. Diğer oyun olan Dark Reign ise Red Alert'in geliştirilmiş bir versiyonu. Birçok yenilik sizi bekliyor bu oyunda. Mesela 'resource' kaynaklarınız artık bir taneyle sınırlı değil, ayrıca yine iki tane ırk var savaş halinde olan ama bu sefer hazır komutlarla yetinmek zorunda değilsiniz. Duruma göre türlü türlü komutlar verebiliyorsunuz (saklan gibi mesela). Bunun yanında grafikleri, sesleri ve sürükleyiciliğle alınması ve oynanması gereken bir real-time strateji. Tez kapışın diyorum. Ayın Albümü: Bu ay tek albüm dinledim: Paradise Lost'tan “One Second”. Bu grup müzik piyasasının en kaliteli gruplarındandır. “Shades of God", “İcon” ve “Draconian Times” gibi şaheser albümleri vardır. Fakat gel gör ki olumsuz değişim rüzgarına bunlar da kapılmış olacak ki, yeni albümleri tam bir “New Age” olmuş. Dinlerken az daha yere yuvarlanıyordum. Birden kendimi Depeche Mode dinliyormuş gibi hissettim. Nerde eski güzelim albümlerinde ki “o mükemmel ton ve muhteşem uyum”. Bitmiş, gitmiş. Depeche Mode'a yeni ve ciddi rakip artık Paradise Lost. Bize de geçmiş kaldı. Ve farkındaysanız bu da ayın albümü olmadı. Ayın Filmi: Bu ay da bir sürü filme gittim ve hepsi de iyi filmler. Sıradan gidelim: 1-Twin Town: Trainspotting filminin yapımcılarından ilginç bir film. Bu sefer Galler'de ki olumlu ve olumsuz duruma bir göz atıyoruz. Film spotunda da dediği gibi “Gallerin, İskoçya'ya cevabı”. Seyredilir. 2- Fifth Element: Muhteşem Leon filminin yönetmeni Luc Besson'dan tam bir eğlencelik bilim kurgu. Bol bol efekt, espri, aksiyon ve az biraz mesaj. Bir Fransız'ın bolca Hollywood kokan 2 saatlik eğlenceliği. Gidilmesi gerek. 3- Breakdown: Benim Kurt Russell hayranlığım vardır ve nedense bu adamın oynadığı filmler kötü olmaz (bana göre). Breakdown'da da bu aynen böyle. Bol kaslı ve her türlü gerçek dışı becerisi olan film kahramanlarının aksine başına gelen onca belaya karşın normal bir hayatta benim veya sizin gibi tavırları olan, korkan, bocalayan ama sonunda olayı çözüme kavuşturan mütevazi ve inanılır bir tip çizmiş. Alacalı bulacalı Hollywood yapımları arasında fazlaca bir yer bulamayan süper bir film. Kesinlikle gidilir, eğer vizyondan kalkmışsa video'su bulunur ve seyredilir. 4- Contact: İşte bu ayın filmi. Yeni rahmetli bilim adamı Carl Sagan'ın romanından uyralanan bu filmde aradığınız herşey var. Özellikle temelinde yatan din-bilim çatışması filmin ana teması. Bunlardan başka çekimleri, düzeyli bir seyir izleyen konusu, atmosferi, Metafizik ve Felsefi derinliği, bol bol insanlığa ait mesajları, teknik yapısı ve tabii ki yönetmenin Robert Zemeckis olmasıyla film, mükemmel bir bilim kurgu olarak kesinlikle gidilmeyi hakediyor. Özellikle iyi bir oyun çıkaran Jodie Foster'ın galakside yaptığı yolculuk tek kelimeyle inanılmaz. Bu yazıyı bitirir bitirmez hemen gidin. Pişman olmayacaksınız, olamayacaksınız. Ayın Kitabı: Bu ay bayağı kitap okudum (hep de bayağı oluyor bunlar. O kadar işimin arasında bunlara nasıl zaman bulduğuma şimdi şaşırıyorum). Yine sıradan gidelim: 1- Kipling'ten alıntı yapmayı seven hırsız: Lawrence Block'un hırsız dedektifi yine iş başında | bu hırsız dedektifin nasıl olduğunu daha önce açıklamıştım|. Bu sefer Kipling'in az bulunan bir eserinin, hırsız dedektifimizin ismi Bernard Rhodenbarr|

(” PV e Ge başına nasıl bela olduğunu okuyacak ve çok eğleneceksiniz. Bu güzel seri zaten tüm hızıyla sürüyor. Mutlaka alın. 2- Deccal: Nietczhe okur musuz? Zordur bu herifi okumak. Karmaşık bir yazı stili ve çoğu eserlerinde görülen “insanüstü” kavramı vardır ve başlı başına bir Din düşmanı olmakla tanınır. Bu eserinde de Hristiyanlığı tanıtarak Tüm dinlere lanetler yağdırmaktadır. Yasaklandığı için uzun süre tozlu raflarda kalan bu kitabı mutlaka alıp okuyun demiyorum, size kalmış ama yaygın bir fikrin karşısında başka bir fikir olacağını da görmek isteyenler bu kitabı alıp okuyabilirler. 3- Resimli Adam: İşte bu ayın kitabı. Ray Bradbury'den nefes kesici, şaşırtıcı ve hayal gücünü zorlayan 20 nefis bilim kurgu hikayesi. Bilimkurgu'nun yetkin isimlerinden olan bu ustanın ayrıca “Fahrenheit 451” isimli mükemmel bir romanı da var. Bu kitabı sahaflarda bulabilirsiniz (söyliyim dedim). Bu arada kitap fuarı başladı ve ben ilk gün giderek bir dolu para harcadım. Alınmazsa pişman olunacak müthiş kitaplar var ve hepside 620 9030 indirimli. Kesin gidin. Ayın Patlağı: Mert hıyarı yine patladı ve bu seferkinin şiddeti diğerini gölgede bıraktı. Meg'in patlağı ise hala sürüyor. Bu patlağın kronik olmasından korkuyoruz. Engin Abla'da da gizli bir patlak olduğuna dair kuvvetli şüphelerimiz var ve her zaman ki gibi bu patlakların içeriklerini hiçbir şekilde açıklayamıyorum. Halkın bilgi alma özgürlüğünü kısıtlıyor bu patlaklar. Sinir oluyorum ve böyle devam ederse ben de bu sebepten dolayı patlıycam. Ayın Kampanyası: “Overdose kesinlikle 8 sayfa olsun” kampanyası oldukça önemli. Bu kampanyaya destek vereceğinizden hiçbir şekilde şüphe etmiyorum. Göriyim sizi. Bu arada taklitçi kafası karışıkların kampanyalarına da cılız destekler verebilirsiniz. Varlıklarının devamı buna bağlı. Yazık, acıyorum aslında... Evet şimdi soru cevap faslına göz atmanın zamanı geldi de geçiyor. Hadi size kolay gelsin. Son söz'de görüşmek üzere: MERT: Patron, biz bu herife çok yüz verdik galiba? Sevgili Zebani, Ben Ersin Cuğ (15). Nasılsın, iyi misin? Ne zamandır Game Show'u almama rağmen hiç mektup yazmamıştım. Yani bu ilk. Umarım yayınlarsın. Fazla konuşmadan sorularıma geçiyorum. 1- Theme Hosnpital'ı aldım, oynadım, beğendim. Tam 5. bölümdeyken Eylül ayında şifrelerini yayınladınız. Bunları kullanmamayı düşünürken dayanamadım, kullandım. Ve şimdi oyunun zevki kaçtı. Sıra sıra bölümleri geçtim. Oyun çok tutuldu mu? İkincisi çıkar mı? Çıkarsa ne zaman? 2- Fifa 97'yi aldım, beğendim. Harika bir futbol oyunu ama çok kolay. Oynadığım ilk Play off'da şampiyon olarak çıktım. Hiç abartmıyorum her rakibime 3-4 golden az atmadım (rakiplerimzUkrayna, İtalya, Fransa, Brezilya). Acaba bende mi birşey var, yoksa oyunda mı? 3- Tiberium Sun'dan umudu kestik, şimdi Fifa 98'i bekliyorum. Ne zaman çıkacak? Acaba Fifa Soccer Manager, Fifa 98 yerine mi çıktı? (Yani FSM Fifa 98 mi?). Başka bir dergiden okuduğum yazıdan kafam karıştı. 4- Bence Championship Manager 2 piyasadaki en iyi menejerlik oyunu. Bunun 95-96 sezonunu oynadım. Ve şimdi bunun yeni çıkan 97 CD versiyonuyla bir farkı var mıdır? Varsa neler? Ve almaya değer mi? Ersin Cuğ Zebani: Sağol işte iyi olmaya çalışıyorum. Kötü de değilim; yani arada bir yerdeyim ama 3. halin imkansızlığı bana “ya iyisindir, ya kötüsündür; bunun arası olamaz” diyor. Mantık işte. Halbuki ben burda hayal gücünü devreye sokup “idare eder diyebilirim” ve bunun mantığa da aykırı bir yanı olduğuna inanmıyorum (ders bitti. O aldım). Senin de gördüğün gibi kendimle çatışma halindeyim. Benim bu durumumu sen kendi kafanda çöz bence. Unutma hayal gücünü kullanarak bir şekilde zihninde beni var edebilirsin. O zaman “nasılsın iyi misin?” gibi sorularına belirsiz cevaplar almak yerine, kafandaki zebani sana en doğru cevabı söyleyecektir (amma da uzattım ha!). Neyse sen nasılsın bakalım ? (he he). Bence sen şu cevaplardan sonra daha iyi olacaksın (he he, hile yaparım hep). - İyi güzel de evladım sen nefsine hakim olamıyor musun? Eğer bir şekilde bu Cheat'leri kullandıysan ihtiyaç duyduğun için kullanmışsındır diyeceğim ama şüphecilik olacak şimdi bu da. Yani sen oyunun zevkli olduğuna inanıp, 5. bölüme kadar da geldiysen bundan sonra neden Cheat kullanmak isteyesin ki? Şüpheciliğimi gidermem için bana sağlam kanıtlar sun bakayım. Oyun genelde tutuldu mu bilmiyorum ama ben çok tuttum. İkincisi içinse şu anda hiçbir bilgi yok elimde. Bekle babam bekle, belki çıkar. Sakin olmak lazım. 2- Hem sen de, hem de oyunda var. Bu nasıl oluyor diyeceksin sen şimdi, hemen açıklayayım: Oyunda, çünkü Fifa97'nin Beginner, Semi-pro ve Pro denen üç tane seçeneği var. Sen de, çünkü Beginner olduğun halde bunun farkında değilsin. Buraya gel de bir tırmık atayım sana. 3- O hangi dergi bakayım? Sen başka dergilerde mi okuyorsun? Tüh seni rezil. Tabii kafan karışır. Oyunun resmi çıkış tarihi 4 Kasım (aslında herifler 10 Kasım da çıkaracakmış ama Ata'ya olan saygılarından tarihi geri çekmişler!!!). Ama 36-42 kuzey paralelleri ile 26-45 doğu meridyenleri arasında kalan toprak parçasına o tarihte gelir mi bilinmez. Sakin olmak lazım (2). Bu arada bir daha başka dergi okuduğunu görür veya duyarsam (okursam), yaşama sevincini elinden alır, tutkuları boşalmış boş bir kabuk haline dönüştürürüm seni bilesin. 4- Bittabii ki var. Yeni takımlar, yeni oyuncular ve bir dolu şey. Zaten daha önceki versiyonunu sevdiysen (ki en iyisi olduğunu düşünüyorsun), bunu da koşa koşa alıp oynaman gerekiyor; içinden “The Incredible Hulk” oyunu çıksa bile (Kamer de var).

0 / g p , p # # d 1- Harbiden güzel mi bilmiyorum, ama oyun olarak güzel. Alınır. Bir 4 - 7 p

Sevgili Serkan Sarp Biraderim (bu ay biraderden gidiyoruz), anladığım kadarıyla sende de bir “lütfen mektubum yayınlansın” sendromu başlamış. Hiç merak etme sen, herşey kontrolüm altında. Bu arada Lara Croft yengen olur, ne biçim konuşuyorsun bakiyim öyle. Internet'i ise erkeklik hormonlarının sürekli çalışması amacıyla kullandığın için seni ibretle kınıyorum. İsminin Serkan olmasını ise talihsizliğin kötü bir kaprisi olarak yorumluyorum. & Sevgili Egemen Erol Biraderim (büyük birader seni izliyor), Overdose vatana ve millete hayırlı olmaya başladı gibi. Umarım sana da hayırlı oluyordur. Rama'nın oyunu alınmaz ama kitabı mutlaka alınır. Holy editörle olan karşılıklı nefret ve kinin ise oldukça eskiye dayanan bir hikayesi var. Girişte yazmayı düşünüyorum. Bu arada yazının bu kadar kötü olup gözlerimize işkence çektirmesi senin suçun mu? Yoksa baban eczacı mı? (genetik olayı).

& Sevgili Ekrem Uludağ Biraderim (canım beniml!), aslında çok güzel bir mektup yazmışsın ama inan ki “insan hakları bildirisinden” daha uzun olmuş. Pentagram dinlerim ve de severim. Mac konusun da verdiğin karara katılıyorum. Giden gitmiştir, elimizdekilere sahip çıkalım. Bravo.Terry Pratchett kitaplarını bulmak için sırf İstanbula geleceksen gelme abi, çünkü çok zor. Bir şekilde İngilizce olanları bulabilirsin ama Türkçesi çok zor. Ben bi aralar Antalya'ya gelmeyi tasarlıyorum (kum, deniz, güneş, kola, bikinili kızlar, tatil), belki sana getiririm.

& Sevgili Devrim Biraderim (walla gına geldi), Mavra bizim mizah anlayışımızın yarısını oluşturmaktadır. Biz çok eğleniyoruz, sen de buna bakarak eğlenebilirsin bence. Ayrıca senin de mavra yapma yeteneğin bayağı iyi. Metallica konusunda daha çoooooook benden nefret edeceksin. Eğer Holy editörle uğraşmayı bırakırsam onun için hayatın bir anlamı kalmaz. Ben var ediyorum onu. Ölmesini istemezsiniz değil mi? O zaman holy'i tokatlamaya devam. & Sevgili Akuma Biraderim (amma çok biraderim varmış), Bizi istediğin zaman rahatsız edebilirsin ama sakın geceleri rahatsız etme. Yoksa sende kanlı Vampir şölenimizin bir parçası olursun. Uyarmadı deme. FRP'ye başlamak istiyorsan gerçekten de Muhammed'e başvurman gerekiyor. Ama onu da zindandayken rahatsız etme. Bence sen Kameri ara (gündüzleri)...

Mektubunun sonu yok ama ben sana bir son yazayım. Mektup yolla ve hoşcakal (ha ha). MEG: Haklısın, baksana bizim hakkımızda neler söylüyor? Sevgili Zebani, Yeni köşen hayırlı uğurlu olsun. Çok iyi hazırlanmış ve düzenlenmiş bir köşe. Lafı fazla uzatmadan sorulara geçmek istiyorum. 1- Master Of Orion 2 harbiden güzel mi? Almaya değer mi? 2- Tiberium Sun'la ilgili lgin var mı? Ne zaman gelecek? 3- L.B.A 2'nin, L.B.A'dan bir farkı var mı (grafik, ses, müzik yönünden)? 4- X-COM 3 486 DX4/100 16 MB Ram'de çalışır mı? 5- Şu sıralar hangi oyunları oynuyorsun? 6- Son olarak kolay ve de güzel bir uçak simulasyonu tavsiye eder misin? İşte sorularım bitti. Lütfen bu mektubu yayınla. Atacan “Blacktiger” Emre Zebani: İnşallah. Ben de lafı uzatmadan cevaplara geçiyim bari zamanlar oynamıştım. Bayağı zevkliydi. 2- Ben bu oyunu yapanları bir şekilde öldüreceğim galiba. Geçenlerde bir sihirli lamba buldum, içinden şişko ve kel kafalı bir cin çıktı ve benden üç dilek istedi. Ben de bilinçaltımın kusmasını engelleyemedim ve dedim ki: Tiberium Sun (3 kere). Ama yine de gelmedi işte görüyorsun. Herhangi bir bilgi de yok. Artık mucizelere inanmaya başlayacağım. 3- Tabii ki geçen zaman içinde gavur kendini geliştirmiş. Grafikler eski tip ama eskisinden çok daha detaylı ve çok güzel. Bölüm araları animasyonları, sesler gelişmiş. Ama oyuunun oynanışı ve atmosferi hala eskisi kadar güzel. 4- Şöyle söyleyeyim: Çalışmaz. Oyun biraz komplike olduğu için (her yönden), güzel ve yakışıklı bir pentium istiyor. Ama sen bir dene. Sürüne sürüne oyun oynamaktan hoşlanıyorsan X-COM 3 mazohist yanını fazlasıyla tatmin eder. 5- Bolca “Shadow of the Empire”, orta derecede “Dark Reign”, az buçuk da “Constructor” oynadım. İlki mükemmel fakat mutlak 3D bir kartla oynanmalı. 6- Nayır, Nolamaz.... İşte benimde cevaplarım bitti. Tekrar mektup yolla ve hoşcakal (oh be bitti). MERT: Sen de onu bilmiyorsun. Ben olmasam daha neler yazacak. Yazıdan kestiklerimi bir görsen... Dear Zebani, Derginizi 20 bilmem kaçıncı sayısından beri alıyorum. Süper bir dergi. Suallerimi yanıtlarsan senin için iyi olur 1- Jetfighter Ill'de Mig 29 ile savaşılamıyor mu biz kullanamıyor muyuz?)? CD'nin arkasında resmi var da! 2- NEFS Il için verdiğiniz Cheat'de Ford Indigo'dan bahsediyorsunuz. Nasıl oluyor bu iş (hemen lA deme|? 3- Guake 1'in sonunda hayvan gibi bir yaratık var şu 3-4 kollu angut angut hareketler yapan şey) nasıl öldürücem onu ya? Bütün silahları harcıyorum bi pok olmuyo, hiç iplemiyo bile. O kadar adamı boşuna mı geberttik ya (Bu arada oyunda iken /'e basıp GOD yazın, bakın ne oluyo sonraj? 4- KO97T'yi aldım, paşa paşa Install ettim, KO97 yazdım, Enter'ladım, hoppalaaaa “Wrong CD in drive, insert KO96 CD” yazdı. Nolacak şimdi (ulan hep düşük gösteren sorular oldu)? 5- Benim makina Pentium 120, 16 MB Ram, 2 MB Video Card. Bunu Pentium 200 MMX veya 233 MMX ve 64 MB yapmak için ne kadar bayılıcaz? 6- Ben acayip menajerlik hastasıyım (özellikle CM2 serisinin). Her takımı 9-10 sene şampiyon yaparım (çüşş). En son Milan ile Roma'yı 25-0 yenmiştim (ohaa! ulan ne sallarım be). Bende CM2'nin İtaly, Germany, Denmark oyunları var. Başka yok mu? Varsa niye benim bilgisayarcıma gelmedi he? Bunun Türkiyesi var mı? - PM97'de maçı izlerken Sound FX gibi bilumum şeyleri açarsam oyun zırt diye takılıyor, dolayısıyla zort resetliyorum. Bu anormal değil mi? ile alakası yok). 8- Windows 95 Plus ferformansı düşürür mü? (Plus'a dikkat) Hepsi bu kadar. Geçmiş olsun. Yayınladığın için teşekkürler. Kendine iyi bak.. Ozan “Arrigo Sacchi Vesselam” Oğuzhan Zebani: Ulan ortalık genç Mafya babalarından geçilmiyor. Herkes yanına almış biraz sulu tehdit, biraz da cılız cesaret, hurraaaa Zavallı Zebaniye |ZZ' de denir). Bence tehditkar gansterler bir karşıma gelsin de onları “pozitronik mind bender çubuğumun” çubuğuyla tanıştırayım (gizli espri var burda). 1- Amerikan Uçak Gemisinde ne Mig'i. Onları kullanmak yok. Düşür gitsin... Anlayacağın Mig29 kullanmak yok ama Mig'ler hakkında ayrıntılı bilgi istiyorsan üst kattaki kütüphanede kitapları karıştırmanı tavsiye ederim. 2- Aynı zamanda hem hıyar olup, hem de fena halde patlak olan editör yine klasik olarak HAVA KAÇIRMIŞ |bir tane daha). Deveye sormuşlar “neden eğrisin” diye, o da “nerem doğru ki” demiş (ibret verici parantez içi didaktiği). Sen takma o Cheat'i, yakında gerçek Cheat' tüm çıplaklığıyla açıklayacağım... 3- Ouake'i korkumdan oynayamıyorum. Sonra aynı korku yüzünden annemle babamın tam ortasında yatmak zor oluyo bu kazulet gibi kalıpla. Onun için soruna olumlu bir yanıt vermekten çok uzağım. 4- Anladığım kadarıyla sana hatalı bir kopya CD kakalamışlar. Nedenini nasılını sakın sorma çünkü bu extra talihsizliğin, ilk hesap makinasının Pascal tarafından yapılışına kadar uzanan iğrenç, sıkıcı ve uzun bir hikayesi var. Nerden aldıysan hemen git değiştir. Bak hala duruyo.... 5- Başka yerde upgrade ettirirsen eğer 5000-8000 dolara patlar ama evrenin en iyi bilgisayarcısı Kamer bilgisayara gelirsen 435-436 dolara yaptırabilirsin. 6- Menajerlik oyunlarını en son Amiga da oynarken bende Yukarı Volta takımıyla Çad'ı 1-0 yenmiştim (he he). Fakat bu iki takımın olduğu oyunun ismi neydi onu hatırlamıyorum. Senin durumun benimkinden de kötü çünkü bunun yasal olarak Türkiye versiyonu yok. Ayrıca şunu unutma “Türkün Türk'ten başka dostu yoktur”. Ama bizim webmaster CM2'nin Türkiye dosyalarını elcağızları ile hazırlamış. 7- Bizde böyle şeyler olmuyor çünkü bilgisayarımız en kaliteli hardware ve software ailesinden olup 233 MMX, 64 MB Ram, 3D Accelerator, Diamond Fire GL 1000 video kartı, 2D ve 3D Scanner, Lazer Printer, Tape Backup, Radio Card, Jazz Drive, 68800 Modem (yakında çıkacak, ben imal ediyorum) gibi aletleri içerdiğinden PM97 bizde takılmıyor. Böyle güzel bir bilgisayar başka yerlerde 1300-1500 dolara alabilirsin ama Kamer Bilgisayarda sana 15.000-45.000 dolara patlar liyicene abarttık!!). 8- Evet düşürür. Özellikle Windows gibi bir daha asla işine yaramayacak bir sürü file install eden bir sistemde çok fena düşürür. Tüh ne çabuk bitti yaw. Keşke 15-20 soru daha olsaydı. Tadı damağımda kaldı. Neyse mektup gönder diyerek seni uzaklaştırıyorum. Hoşcakal (bak şimdi!). MEG: Sayfayı en son bizim hazırladığımıza göre, dur şundan intikam alalım. Sevgili Zebani, N'aber? Merak etme, kim giderse gitsin ben bu dergiyi asla bırakmam. Neyse şimdi sorular: 1- Ya şu Sherlock Holmes “case of the rose tattoo”da 23. sayınızda ki açıklamanız da M.O.D'den formülü alıp Lawton'da Needle ile albümü açıp içine baktıktan sonra yeni yere gidin diyor. Ama bende yeni bir yer çıkmıyor, nasıl yapıcam söylesene (daha önce yazan herşeyi yapmıştım)? 2- Sence Creatures güzel mi? Piyasada o kadar bulunmuyo ama ben buldum. Sen oynadın mı? Ayrıntılı bir şekilde açıklar mısınız dergide? 3- Sensible W.O.S ben de yavaş çalışıyor, heralde 8 Ram'den dedim, ama 16 Ram yaptım yine yavaş. Ama arkadaşımın config'i benimkiyle aynı, onda hızlı çalışıyor. Neden ya? 4- Twinsen's Odyssey'de yaratıkları öldürmenin bi Cheat'i yok mu? 5- Kişisel soru: Şebnem Ferah'ı seviyo musun? Veya dergiden seven var mı? Kimler? (ben çok seviyorum). Sorularım bu kadar. Lütfen mektubumu yayınla, çünkü önemli sorular var? GAMESHEOW a, tüm çalışanlarına, sana Allah kolaylık sabır versin. Herkese sonsuz başarılar dilerim. Hoşcakal. İpek Zebani: Sağol işte iyi olmaya çalışıyorum (Kötü de değilim; yani arada bir yerdeyim ama 3. halin imkansızlığı bana “ya iyisindir, ya kötüsündür; bunun arası olamaz” diyor. Mantık işte. Halbuki...cart curt). Kusura bakma o mektuptan bu mektuba durumum hala aynı. Cevabı değiştirmiyim dedim. Senden naber? Aslında ben isminde takıldım. Yani ipek denmiş mektupta ve ipek benim bildiğim kadarıyla kadın (kız, hanımefendi, bayan, dişi) ismi. Eğer öyleyse köşenin erkek egemenliğine vurulan ilk darbe oluyor bu (abartma da oluyor). Neyse cinsiyet ayrımcılığı yoktur burda. Ama bir de erkeksen ve beni kandırmak için kadın ismi verdiysen kendine, sana yaptıklarımdan sonra pişman olmaya vakit bulamassın, uyarayım. Şimdi cevaplar: 1- Eğer dergide yazılan herşeyi adım adım uygularsan hiçbir sorunun olmaz. Tamam, Şahin hıyar ve düzensiz bir heriftir ama yazılarında aşırı bir düzen ve titizlik söz konusu olduğundan yanlış birşey yazmaz. Ona ve bana güven, gerilerine gücen... 2- Hayır oynamadım. Zaten bir günde 85 tane oyun çıkan PC piyasasında her oyunu oynamam mümkün olmuyor. Sanırım Creatures'ı dergide açıklama ihtimalimiz dünya batsa ve tekrar aynı konuma gelse yine de yok. Pardon. 3- Insufficent data... Please more data... | don't understanda... Please Retıy... 4- Twinsen's Oddysey cheat'leri henüz yeni pişti ve bu ay sıcak sıcak huzurlarınızda. Afiyet şeker hesabı... 5- Hayır dinlemiyorum (sevmem demiyorum dikkat). Müzikal tarzı bana birşey ifade etmiyor. Ama dergide sevenler ve hatta konsere “şebnem ferah” tişörtüyle giderek, sahneye saldırıp, bayılanlar bile var. Ben hariç herkes severek dinliyor. Başarılarımızın sonsuz olacağına tüm kalbimizle inanıyoruz. Siz de inanırsanız bu dergi çok işler yapar. Benden de sana hoşcakal (3100) ve mektup yolla (on üzeri 80!). MERT: Abi, hakketti biliyorum ama bırak büyüklük bizde kalsın. Merhaba Zebani, Overdose'da iki aydır son derece başarılı bir şekilde yazı yazdığın ve yazacağın (geleceği için seni kutlarım. Fazla uzatmadan sorulara geçelim: 1- X-COM 3'te X-COM 2'de olduğu gibi Research Tree olayı var mı Iyani bir makinayı yapmadın diye, başka bir şeyi yapamama Eğer Research Tree varsa bir zahmet yayınla ya da gönderebilirsen adresime gönder. 2- Master of Orion 2 almaya değer mi? Neden? Değmez mi? Neden? 3- Dungeon Keeper'ın açıklamasından birşey anlamadık. Bir özet geçsen? 4- Hiç simulasyon oynamamış birisi için Commanche 3 ağır gelir mi? Ve Pentium 133, 16 MB Ram'de rahat çalışır mı? 5- Siyah fonun üzerine beyaz harfler güzel. Değiştirme. Ama çerçeve olarak kullandığın hipnotize edici şey güzel kaçmıyor. Başka bir zaman ve boyutta tekrar görüşme dileğiyle. Hoşcakal. Barış “Doomsday” Küçükyürük Zebani: Sen Overdose'u son iki aydır okuyorsun galiba. Ne o yoksa sende fanatiktin de sonradan yumuşayanlar grubuna mı dahil oldun? Overdose'u yazmaya başlayışımın tam 5. aydönümü bu ay. Kutlamaya beklerim. Başarılıysam eğer bunu özel bir beslenme ve rejim programına borçlu değilim (Engin Teyzeyle fazla takıldık bu ay). Oturuyorum ve ekrandan gelen radyasyonu taa içime çekerek yazmaya başlıyorum. Kristal küremin titremesi gösteriyor ki başarılı olmak hiçbirşeydir ama susuzluk herşey Iyağmur yağdı bizim sular kesildi, hayret birşey). 1- Malesef var. Sen tut o kadar fizikçi, mühendis, bilim adamı al, sonra da bu hıyarlar sana “malesef bu aleti yapmadan diğerini yapamam, aslında yapmak çok kolay ama ben kaprisli, kibirli ve metodik çalışan bir insanım Hadi vıdı vıdı etme, işimiz gücümüz var burda. Mükemmel denklemimin içine yanlışlıkla girmiş irrasyonel bir sayı gibisin, üfff” desin. Bu arada bunları bir şekilde yayınlayabilirim ama adresine göndermem “kuş kafesinin içinde pire sürüsünü tutmak” kadar imkansız. ş 2- Uzay stratejisi seviyorsan eğer değer; çünkü... Sevmiyorsan eğer değmez; çünkü... 3- O oyunun çok kısa bir özetinin bile bir ansiklopedi sürdüğü bir ortamda, bir Avogado sayısı 6,02*10 üzeri 23'se, 5'i 5 kuruştan 5 yumurta kaç kuruş yapar 4- Pentium 133, 16 MB Ram de çalışır çalışmasına da, hiç simulasyon oynamamış birisi olarak sen Kobrayı, pardon Commanche'yi kaldıramazsın!!! |he he). Bence en basitinden bir simulasyon al, dene, tecrübe et ondan sonra uçağını daha yükseklere çevir derim ben. 5- Onların da özel bir işlevi var orda heralde. Beyinlerinize sürekli *Overdose oku, itaat et” sinyalleri yolluyor da siz farkında değilsiniz. Şimdi hatırladım, John Carpenter ustanın “They Live” isimli çok güzel bir filmi vardı. Dünyayı istila etmeye çalışan mahlukatlar normalde insan görünümünde iken, özel bir gözlük sayesinde onları görebiliyordun vesaire vesaire... Burda da durum onun benzeri ama gözlük yok (he he). Bütün zaman ve boyutlarda varlığımı sürdürüyorum. Elbette görüşürüz. Hoşcakal (bak yine)

MEĞ: Ne büyüklüğü ya, görmüyor musun, "Holy", "hıyar", her ay bir sürü laf sokup duruyor. Sevgili Polat abim nasılsın? Hemen sorulara geçiyorum, sonra konuşuruz. 1- Allied'ların yanılmıyorsam 14. bölüm hani şu binanın içinde başlıyorsunda alt yada üst koridorlarda adamların var hani, lütfen nasıl geçeceğimi açıkla. Lütfen. 2- Geçen memlekete gittiğimde bir CD yaptırdık, sevinçle eve dödüğümüzde CD çalışmadı. Aldığım yerde çalışıyordu. CD drive'ın markası Ne yapcam ben? O kadar para verdik. İyi bir CD Drive markası önersene? 3- Sana disket yollasam, bana UFO 1'i yollar mısın? 4- Klasik bölümünde X-COM'u açıklayamaz mısınız? 5- Win 95'in C'nin altında bir dosyası var: “386spart.par” çok büyük. Onu silsem birşey olur mu? 6- Mavra ne demek? Cahilliğimi bağışla. Sorular bu kadar. Daha sonra ki mektuplarımda yenileri gelecek inşallah. Şimdi muhabbete geçebiliriz. Ben Lise'yi yeni bitirdim. Öys'ye girdik ama kazanamadık (kız -songül- , bilgisayar -486 DX4/100- yüzünden). Bu sene olacak gibi bakacaz. Burdan birkaç kişiye selam göndermek istiyorum (umut, tansel, veysel, ahmet, irfan). Mektubun sonuna geldik. Umarım seni sıkmadım. Emre “lütfen yayunla” Büyüksaraç Zebani: Sağol işte iyi olmaya çalışıyorum. Kötü de değilim; yani arada bir yerdeyim ama 3. halin imkansızlığı bana “ya iyisindir, ya kötüsündür; bunun arası olamaz” diyor. Mantık işte. Halbuki cart curt (durum hala değişmedi!!). Hadi bakalım biz de cevaplara geçelim: 1- Hatırladığım kadarıyla orada 'engineer'larını kullanarak “flame turret”ları etkisiz hale getirmen gerekiyor (duvarlardaki kontrol panellerini kullanarak). Fakat bunu yapmadan önce doğuya çekilmen gerekiyor, yoksa pişersin. Sonra grubunu yukarı doğru çek ve bir askerini diğer “barrels”ları vurman için gönder. Bu arada casusunu çok dikkatli kullanman gerekiyor. Benim tavsiyem önce oyunun hızını düşür, bu sana biraz zaman kazandırır ve save ede ede ilerle. Zaten sonrası da kıran kırana bir savaş, eğer doğru hatırlıyorsam. Ne olursa olsun 'engineer'larını ve 'medical'larını çok ama çok iyi koruman gerekiyor. 2- CD drive'ında bir sorun yok, Lion markalar iyidir. Fakat senin CD drive'ın okuma kafası kirlenmiş olabilir ve eğer öyle bir durum varsa bunun ilk belirtileri kopya CD'lerde görülebilir. İyi bir CD drive markası istiyorsan sana Creative diycem sakın ha, git Toshiba Goldstar al (Creative'le olan davam hala sürüyor). 3- Bana disket yollarsan eğer ben o disketi afiyetle yerim bu bir, oyun kaydetmem, onun yerine kendi yazılarımı kaydederim iki ve bunlardan sonra hiçbir vicdan azabı duymam bu da üç. Anlayacağın çok tehlikeli bir istek bu seninkisi. Böyle bir isteği gerçekleştirmek ister deli gönül ama nerdeeece... 4- Benim güzel okurum, o oyun zaten 5. sayımızda açıklandı. Yoksa sen iyi bir game show okuyucusu değil misin? 5. sayı elinde mevcutsa aç, bak ve oyna. Sonra da o sayıyı bize gönder çünkü 5. sayı kesinlikle tükenmiş durumda. Hatta geçenlerde bir antikacıdan fahiş fiyatlar ödeyerek almak zorunda kaldık, onun da içi yok. Çok acınacak TAVSIYE SORMAYIN!

Tavsiye Sormayın hem sizi hem de bizi azaptan kurtardığı ikinci zafer ayına giriyor. İşte bu ayın sormamanız gerekenleri..

REAL TIME STRATEJİ ADVENTURE

1- Dark Reign 2- Red Alert Aftermath 3- Dark Colony 4- 7th Legion

STRATEJİ 1- 2- Beast & Bumkins 8- XCom3 4- Constructor 5- Birthright

DOOM-GİBİN 1- Jedi Knight 2- Shadow Warrior 3- Hexen 2 4- Outlaws 5- Redneck Rampage

SPORT-Football 1- FIFA 97 2- Sega W. Soccer 3- Sensible W.W.Soccer

ACTION 1- M.D.K 2- Tomb Raider 3- Shadow Of The Empire 4- Perfect Weapon

1- Lans Of Lore 2 2- Broken Sword 2 3- Toonstruck 4- Atlantis 5- Larry 7

SPORT-Manager - Premier Manager 97 - U.S.M 2 - Player Manager 2 - C. Manager 2

RACING - Need for Speed 2 - Carmageddon - Motoracer - Grand Prix: Formula 1

FRP - Daggerfall - Diablo - Magic The Gathering

SPORT-Basketballi - N.B.A Live 97 - N.C.A.A 97

FIGHTING - Xmen - Virtua Fighter 2 - Mortal Kombat 3

A EU durumdayız.

SA AA

5- Ben senin yerinde olsam Win 95'e ait olan dosyaların hiçbirisini silmezdim. Ben geçenlerde önemsiz gördüğüm bir nokta (.) sildim ve bilgisayarım bir daha açılmadı. Ayrıca orda ne idüğü belirsiz bir sürü dosya var. Patlamaya hazır bir bombanın kablolarıyla oynamak bile daha emin bir yol inan. Sakın ha... Bak patlar sonra. Belli mi olur, bunun adı win95. 6- Mavra- (ans.) Belli bir konuda ve belli bir amaç güdülmeden yapılan hoş sohbet, gülüşme. (kamer.)-Tamamen belli birisini (veya birilerini) hedef alarak, durum ne olursa olsun, kesinkes komik olduğuna inanılan ve kahkahalar eşliğinde naralar atılarak yerine getirilen bir tür histeri, mizah patlaması. (over.)— Bir tür kara mizah. Gülme isteği karşısında kişinin kendini tutamayarak herşeye olan komik bakış açısı. Hatta bazılarının yaşam tarzı. Gülme, eğlenme, tatmin ve mutlu olma göstergesi. Üniversiteyi kazanamamanın suçunu güzelim bilgisayarına mı atıyorsun sen şimdi? Ne suçu var onun. Sana “benimle hiç ilgilenmiyorsun”, “beni sevmiyor musun?”, “0 kız kim?”, “boşver dersi gel gezelim biraz”, “baaaak, elbisem yakışmış mı?”, “ay saçlarım dağılıyor, oynama”, “niye hiç aramıyorsun beni” gibi kaprisler yapıyor mu? Onun ne suçu var? sev onu (hangisi olduğunu sen bilirsin). Beni tabii ki sıkmadın. Mektuplarının devamını bekliyorum ve hoşcakal (sayı kalmadı). MERT: Tamam, yine haklısın. Ufak bi numara çevirelim de anlasın kimlerle Sevgili Overdose'u yazan Şahsiyet, Başta Zebo olmak üzere oradaki tüm iblis, çıyan ve sürüngen arkadaşlara selamlarımı iletir, gözlerinden öperim. Bu size ilk mektubum, eğer yayınlarsanız bir müşteri daha kazanırsınız, eğer yayınlamazsan Zebo, bana son yamuk yapan yazar gibi olursun diyeceğim ama kişinin kayda değer büyüklükte bir vücud parçası bulunmuyor. Saygı ve tehditlerimi sunduktan sonra sorularıma geçiyorum ve cevaplamanı bekliyorum (cevapla lan işin ne, eline mi yapışır?): 1- Creative CD-ROM'ları kaliteli midir? Kaliteliyse benimki niye takılıyor? CD'lerden olabilir mi? 2- Allah aşkına Syndicate Wars nasıl save ediliyor açıklasana? Ayrıca Guake'in Cheat'lerini verirsen iyi olur bıktım artık kelle koltukta bölüm geçmeye çalışmaktan, tavan aralarında, tuvaletlerde mermi 3- Nesli 70.000.000 yıl evvel tükenmesine rağmen sen bir kumba gördün mü (ben tanıyom bir tane)? 4- Ritmi Slayer |Undisputed Attitude) ve Obituary (World kadar hareketli bir Metal albüm söyler misin (Crypting Writings hariç, o benim için bir 5- Guake 2 Pentium 200'de çalışır mı? 6- CD vermeyi düşünüyor musunuz olsun! Bye...bye... Hüseyin “Sick Boy” Demirler p Zebani: Sonunda bizim gibi iblis, çıyaft insanoğlu çıktı ortaya. İnan ki kendimizi “öpül Prenses gibi hissettik. 7 cüceleri ise sokup ısırı 1 bi zahmet gömüver. Saygı ve tehditlerin arasındaki uzlaşmaz Çe! ise nasıl değerlendireceğimi bilemiyorum. Hepiniz git gide lanet şer çetesi olmaya başlıyorsunuz. Ama merak etmeyin “katot ışınlı verilmelidir.

3- Dergiyi aldıktan sonra arkadaşlarınızın karşısına geçip c.

olduğu (DAAAT DAAAAAAAT). 4- İçindekiler sayfasının künye Overdose'un sayfa sayısı artmadığı 5- Engin Abla'nın “Datlım gıymadlı: Bal şekeril duyularak acilen Overdose'a başvurulmalıdır.

Yalan makinası)

edilmelidir. Overdose okunmalıdır.

bulunulmalıdır ve tabii ki Overdose okunmalıdır:

yapılmalıdır.

Holy hıyarının tez zamanda belasını bulması en yüce istek olmalıdır.

en büyük saldırı olup derhal tepki gösterilmelidir.

sudan gelinceye kadar tokatlamalıdır. 17- Bitti işte...

1- İlk olarak güneşli bir Pazar, Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma, Cumartesi günü neşe ve sevinç gösterileri ile bayiden bir alırimalı ve bayinin “yok”, “kalmadı” gibi cevapları karşısında da Joystick ile fazlaca haşır neşir olan kaslı kollarınız, ilgili kişiye gösterilerek göz dağı

2- Ne olursa ama ne olursa olsun derginin fiyatı hakkında hiçbir fikir beyanında bulunmamalı, hatta cebinizde dergiyi yoldan gelip geçen kişilerden borç alınıp dergi mutlaka temin edilmelidir (Bankadan GAMESHESW kre un dünyanın en iyi dergisi olduğu (D: geldiği (DAAAAAT), yazarlarının gayet profesyonel olup, alanlarında en bilgili kişiler olduklarını (DAAAAAAAAAT), öz!

münün en altındaki 0.5 puntoluk yazılarla, Overdose'un hangi sayfada olduğu okunmalı, diğerleri es geçilmeli ve bu arada örüldüğünde dergiye kınama mektupları yağdırılmalıdır. gibi başlangıçlarına aldanmamalı ve ayrıca Engin Abla'nın isminin neden böyle olduğu konusunda şüphe

6- FRP bölümünde anlatılanları okuyan ve anlayan varsa beri gelinmelidir. Eğer gelinmiyorsa yerine Overdose okunmalıdır. 7- Overdose bir ay boyunca hergün okunmalı, hatim edilmeli hatta ve hatta hoca sözlüye kaldırdığında bile ezberden Overdose an) “10” alınmalıdır. 8- Another World köşesinin ne işe yaradığı konusunda ciddi bir soruşturma başlatılmalı ve soruşturma tamamlanmadan 9- Not Enough'a da aynı şeyler yapılmalı fakat bu sefer işsiz kalan köşe sahibine lunapark önünde plastik ördek sattırılması için ciddi girişimlerde 10- Bir tane şöyle dursun, 2 tane editörün bir dergide yararsızlığı teoride ve pratikte ve kurtuluş Overdose yazarı Garne Show'a editör 11- Dergide yazılan her yazının felsefi içerikli olması, genç kuşaklara düşünme ve sorgulama yetileri kazandırması konusunda ısrarlı talepler olması, kiçıkırığın sözlerini ise kafalarının karışıklığına vererek bir ruh doktoruna gitmeleri salık verilmelidir. Overdose okumaya devam... 12- Son sayfada 2 aydır üst üste Zebani için ne idüğü belirsiz bir goril resmi kullanılması yazarın saygınlığına yâğilan kasıtlı bir saldırı olarak algılanmalı ve

138- isim olarak artık eskidiğine inanılmalı ve yeni isminin olması için dergiye aşırı baskı yapılmalıdır. 14- Künyede dergi yazarlarının isimlerinin alfabetik sırayla yazılmasında gavur sistemi esas alınarak soyadlarına göre sıralanması Türk'lük gururuna yapılan

15- Zaten sistem ne olursa olsun Polat Yarışçı'nın yine de listenin sonunda yer alacak olması ise talihsizlikten başka birşey değildir. 16- Son olarak maskesi altında Overdose'u övdüğümü düşünenler kendilerinden utanmalı ve aynanın karşısına geçerek kendilerini eşşek yüzüğüm” hepinizi karanlığa yuvarlamaya yeter tamam lan sus da okumaya devam et gıcık!). 1- Creative CD-ROM evrenin en kötü CD-ROM'udur diyeceğim herifler bana tazminat davası açacak. Zaten evrenin en kötü CD-ROM'u değil ama ismiyle, çalışma prensipleri arasında ilginç bir tutarsızlık olduğu kesin (diycem acayip tırsıyorum, anla 2- Ne diyim, sen oyunun CD-rip versiyonunu almışsın ve bu versiyonlarda oyun “save” etmiyor. Git hemen güzel güzel CD'sini al. Fakat onda da “Load” seçeneği çalışmıyor şaka). Bu arada oyun sadece Kamer bilgisayarda satılıyor |söylemeden edemediml!!). Ayrıca Kamer de CD-ROM Drive da satılıyor (öylesine söyledim işte he he). 3- Evet, evet bizim burda var iki tane |anahtar harf “S” ve “Ö”). Bunlar ısrarla yaşamaya devam edip, boş yere bilinçaltımızı meşgul etmeye devam ediyorlar. 4- Bir değil binlerce söylerim. Ama bir tane istiyorsan Gorefest'den “False” diyorum. Acayip bir albümdür ve “Glorius Dead” şarkısında ki solo benim evrende dinlediğim en iyi solodur (hala dinliyorum). Bulabilirsen CD'sini al bilgisayarına yaklaştırma sakın he he). Bu arada Obituay'nin vokalisti hala aynı tonda söylemeye devam ederse gırtlak kanserinden çok fena ölecek. 5- Pentium 200'de çalışır çalışmasına da son günlerde moda olan ve cebimizden mecburi para tırtıklama stratejisine dayanan MMX ve 3D Accelerator istiyorsa çalışmaz. Bilgisayarcına |Kamer Bilg.) dikkatlice sor bunları (Engin Ablaya!). 6- Sen ne yapıcan CD'yi. Git önce CD-ROM'unu değiştir |me sakın, bak uyarıyorum, anla işte, herifler kapıya dayandı). Promosyon olarak sırf sana özel bir “CD-ROM Cleaner” vermeyi düşünüyoruz, yanında çekiç hediyeli geldiler, buyrun efendim, hayır ben değilim...). Sana da bay bay. Mektup yolla oldu dilime, dilenci olsam iyi para kazanırım) ve hoşcakal (bu kelimeylede olsa olsa sekreter olurum). MEG: Hadi bu seferlik affedelim ama bi daha böyle şeyler yaparsa kesin söyleyelim Zebani'nin topoş olduğunu... Canım Ciğerim Overdose, Mektubumu yazarken okulda bulunuyorum. Boş bir derste Inapak). dergi ından beri takip ediyorum Inapak). İsi deli dolu bir dergi, cıvıl cıvıl genç yazarlarla dolu. İnşallah dergisi sonsuza kadar yayınlanır giriş ama fazla yağlı oldu napak|. 1- Monkey Island 3'ü oynadın mı düşünüyorsun 2- Sana göre e 8-1, tecrit ir ve iki müfredatınızda “Overdose” yok mu? Cık cık, söyle bakiyim sen okuduğun bana hemen bakanıyla bu konuyu görüşeyli (0! genç yazarlar dediklerini gel bir de burda gör. Hepsi de mezar lanetli tipler (bende dahil) ve tümünün kalbine kalın bir kazık çakmak gerekiyor (ben hariç!). Bizler ölmediğimiz sürece tabii ki sonsuza kadar çıkacaktır. Zaten biz ölsekte fani kalacaktır (acıklı ve yağlı son). 1- Monkey Island 3 de aynen Tiberium Sun gibi mitoloji konusu olmadan buralara gelse de oynasak, açıklasak, bilgi versek. Walla daha oynamadım, çünkü isminden başka hiçbirşey yok ortalıkta. Ne desem hem yalan olur hemde boş. 2- Bu soru için üşenmedim kalktım taaaa yan masadaki Engin Abla'nın yanına gittim ve çok ilginç bilgiler aldım, şöyleki: S3 Virge 3D hem hızlı hemde 4 MB'a kadar destekliyor. Ayrıca fiyat bakımından S3 Trio 64 ile arasında çok az bir fark var. Yine Engin Abla'ya göre S3 Virge 3D kesinlikle alınmalı |o konuştu ben bacaklarına baktım. Allahı var güzel kadın!). 3- Bu ay Engin Ablayla çok muhattab &ttiniz beni Işikayetçi değilim!). Yine onun masasındayken |ve bacaklarına bakmaya devam ederken) çok değerli bilgilerini esirgemedi benden, şöyleki (2): Artık Pentium 200 türündeki bilgisayarlar eski teknoloji sınıfına girmek üzereler ve bununla beraber MMX haricinde işlemci artık üretilmiyor. Ayrıca çıkacak olan bir dolu oyun, program vs. artık MMX destekli olacak. MMX destekli bir oyun, program vs ise Pentium 200'den daha hızlı çalışıyor ve fiyatlar neredeyse aynı. En önemlisi de yeni çıkacak Windows 98 MMX destekli olacak |bundan sonrasını hatırlamıyorum, hala etki altındayım). Yani sen kesinlikle MMX al diyorum son söz olarak (tabii ki Kamer Bilgisayardan). 4- Vay bu da değişik bir “şunu tavsiye et” taktiği ha? Neyse türünün ilk örneği olduğu için affediyorum: Sohbet programı olarak MIRC, PIRC, VIİRC (bu programları ismiyle programların isimleri aynı olan 3 ayrı kardeş yapmış dersem sakın bana inanmayın) ve Comic Chat. En çok kullanılan ise MIRC ve PIRC. Ama sana tavsiyem söylediğime inanamıyorum, resmen tuzak bu) sakın Chat manyağı olma zira Chat piyasa da yasal olan en güçlü uyuşturucu (nerde devlet? uyuyor mu?). 5- Oynadım ama hiç korkmadım. Bence Phantasmagoria 2'nin ilki kadar tutulmamasının sebebi dijital video'lu oyunların yaygınlaşması yani artık konusunda tek olmaması... 6- İşte yayınladım hadi artık sevin, bu senin hakkın... Benden de sana sevgiler ve mektup yolla |bu rezilliğim için ne diyeceğimi bilemiyorum). Hoşcakal oldu bu?). MERT: Tamam bi daha yaparsa kesin söyleyelim... Merhaba Zebani, Mektuba Counter koymayacağım (5), fakat Mac ve sen hiçbir mektubumu yayınlamadınız. Çok üzüldüm. Zaten sana tavsiye sormayacağım. Seninle biraz sohbet edelim. Ben bu sene Lise 1'e başladım. 1,5 senedir bilgisayar kullanıyorum (bozuyorum, ben ne yapayım). Bak bana böyle cevaplar verme. Sorulara geçiyorum: 1- Kamer'den eski sayılarınızı aldım. Yalnız 1-5,7,9,11. sayılarınız yoktu. Bu sayıları hiç bulamayacak mıyım? 2- Mac'in bahsettiği Matrox Millenium 2 Türkiye'ye geldi mi? Kaça? 3- Derginizde oyun açıklamak istiyorum. Engin Abla bazı şartlar yayınladı. Bir de sen söyle. Disket oyunu açıklayabilirmiyim? Açıklanan oyunun save dosyalarını istiyorsunuz. Bu save dosyası ile neyi kastediyorsunuz? 4- Ben oyunlardan resim çalabiliyorum. Fakat resmi düzenleyip yazının istediğim yerine koyamıyorum. Resim otomatikman en başa geçiyor, ne yapmalıyım?

lütfen... 6- Tamam anladık tavsiye yok. Ama bari bir köşe daha yap da disket oyunlarını da say, veya bu köşeye disket oyunlarını da ekle. 7- S.W.O.S 97, X-MEN... veya başka biri. Hangisi sence almaya değer? Bu tavsiye değil, karşılaştırma. OK? Eveeeeet ben artık kaçiym. Görüşmek üzere. Haa bu arada bunu da yayınlamazsanız bir daha mektup yollamıycam OK? Alper Gemici Zebani: Abi bak beni de üzdün şimdi. Mektup yayınlamama durumunda herhangi bir (veya iki) art niyet olmadığını tüm kalbimle belirtmek isterim. Bu olsa olsa ufak tefek talihsizliklerden olsa gerek (cümle sakat mı oldu ne?). Maşallah senin de sohbetine doyum olmuyor be abi (topu topu iki satırcık). Ama neyse sohbet etme isteğin bile güzel. Lise 1 benim okul hayatımın en eğlenceli yılıydı. Bana yeniden doğma şansı verseler yine Lise 1'e giderdim (ne?). Değerini bil ve Overdose dersine iyi çalış, seni sözlüye kaldıracaklardır yıl boyunca. 1- Walla o dediğin sayıları bulmak Ekvator da soba bulmak kadar zordur (Engin Abla buldu bu komik kıyası, gülün çabuk) diycem umutlarını baltalamaktan korkuyorum. Ama senin yine de bir yanında umut, diğer yanında da çoşku olsun. “Bunlarsız hayat nedir ki?” sorusunu ise sadece sen oku ve kimseye gösterme. Bizim burda kafası karışıklar hayatın sert kaldırımlarına toslamadılar daha (kafa karıştırma bombardımanına devam!). 2- Kendileri Türkiyeye geleli 2 ay kadar oluyor. Fiyatı ise 4MB'ı 290$ (tabii sadece Kamer'de).

5- Larry 1 ve 6'yı klasik köşesinde yayınlayabilir misiniz? Lütfen — yüze, diz dize görüşüyor (!). Ama kısaca şöyle |bir ikametgah, nüfus cüzdanı, 10 adet resim esprisi yapmıycam): 1 adet yazı yazma yeteneği, bol adet oyun oynama tecrübesi, az-biraz felsefi derinlik (bunu ben uydurdum), elayak-gözklavye koordinasyonu (bunu da), bolca mavra yapma yeteneği ve yazıların kesilmesi durumunda sessiz ve ezik kalma psikolojisi gerekiyor. Save dosyası ise oyunda kaydettiğin dosyanın adıdır. Nereye kaydettiysen onu bir diskete kopyala ve gönder. Şunu da unutma GAMESHOW 'a yazar olmak ÖYS'ye girip başarılı olmaktan daha zordur. Ve şunu da unutma bu dergide kafası karışıklar bile oyun yazıyor. ve mümkünse şunu da unutma Çiçeği Burnunda diye bir bölüm var, yazılarını oraya yollayabilirsin. Bak hala unutuyor... | 4- Sen sayfa yapmaya mı çalışıyorsun yoksa? Ne yapıyorsun kuzum? Kafayı mı yedin? Eğer öyleyse hemen vazgeç bu kara sevdadan. Daha gençsin (nerden biliyorsam?). Değmez. Sayfa yapmak ki teorik olarak AIDS virüsünü damara enjekte etmekle veya 300 km hızla giden bir arabada frene basmadığın için duvara toslamakla aynı şeydir (Benzetme özürlü olmak kolay değil!). Bırak bu işleri çok rica edicem... 5- Larry 6'yı yayınlayalı nerdeyse bir yıl oluyor zaman kavramımız çok hızlı işler. Hem bir kara deliğin içinde olduğumuzu varsayarsak ne kadar haklı olduğumu görürsün. Böyle bir açıklamaya da neden gerek duyduğumu ise psikoloji uzmanlarına bırakıyorum). Larry 1 ise MEG hıyarının kapris sezonuna denk geldiği için belli değil ama Holy hıyarının direnişi görmeye ve duymaya değer. Bu Tanrısal Trajedi bittiği anda yayınlıycaz yayınlamıycaz|. 6- Bir tane daha köşe yapmam oldukça güç ve disket oyunlarını hem de arz-talep kanunlarından dolayı yapamıyorum. Kanunun lü olayı... 7- Ne diyim umarım gerçek hayattaki kıyasların da buna benzemiyordur. Klasik olarak Futbol seviyorsan S.W.O.S 97, 3D fighting seviyorsan da X-men alınır diyorum ve acilen “kişisel ve toplumsal alanda kıyaslama kodları” isimli kitabımı okumanı salık veriyorum (ingilizce ama olsun al). Bak yine tehdit rüzgarı başladı |bu kaçıncı bölüm?). Abi niye yaw? Neden? Yayınlanmayan mektuplar neden sizde böyle nefret ve kin yığınına sebep oluyor? Çok ayıp. Bu konuda size art niyet olmadığını dürüstçe söylemekten başka ne yapabilirim ki? Yoksa tehditlerin bir şekilde korkutucu bir etki yarattığını ve ona göre mektup yayınlayacağımı mı düşünüyorsunuz? Çıkarttıracaksınız şimdi bana “Kutsal Diet Kolamı”, serpicem üzerinize, ebediyen lanetli ruhlar dünyasına göçeceksiniz o olacak. Evet, her şeye zamanı gelince bir son yazmak gerekiyor. Belki de geçici bir son, veya tam bir son. Beynimizin kıvrımlarında her zaman sonsuzluğu düşlemleyen biz insanoğlu malesef hayallerimizin sonsuz sınırlarından koparak bir son yazmaya zorlanıyoruz. İşte ben her ay size değişik ve geçici son'lar yazıyorum. Her bir son arasındaki fark, gerçekle düş arasındaki fark kadar. Zaten gecenin de sonu gelmek üzere, her şeyin son haddine ulaşmaya çalıştığı bir dünyada ben de size diyorum ki: Ne olursa olsun dertlerinizi, sorularınızı, sorunlarınızı mutluluklarınızı, kabına sığmayan çılgın dürtülerinizi, bedeninizden taşan enerjinizi, hayallerinizi, çoşkularınızı, tutkularınızı ne olursa yazın, gönderin, paylaşın. Artık son'ları hep beraber yazalım. Evet, düşlemler ülkesinin fantastik perileri beni çağırıyor, sonsuzlukta göz açıp kapayıncaya kadar geçecek bir yolculuk için. İçinizdeki perileri izleyin ve sonra bana yazın. Şimdi hayallerle dolu tabutuma girmek zorundayım. SoN... POLAT "ZEBANİ" YARIŞÇI Ihlamurdere Cad. Çelebioğlu Sok. Akel İş Hanı. No:2/5 Beşiktaş 80690 İSTANBUL e-mail: overdose © gsmnet.com