BEASTS & BUMPKINS
Retro bilgisayareal Time Strateji yağıyor şu günlerde başımıza gözümüze. Sizi bilmem ama C&C'den bu yana vasatın üzerine çıkabilen, yeni bir şeyler getiren ve gerçekten 'real' bir real-time strateji diyebileceğim bir kaç oyun gelse de, bu yağmurun altında, şemsiyeden yoksun gayet mutluyum aslında bendeniz. Karmaşanın ortasında, gürültüsüz patırtısız, sessizce çıkıveren Beasts And Bumpkins ise gerek de getirdiği yeniliklerle olsun diğerlerinin arasından sıyrılıp bayağı bir öne çıkan yeni bir real-time. Uzaydan gelen garip 'böcük'lerle, akraba evliliğinden mütevellit robotlarla, yok efendim zıpays'dı, madendi, ağaçtı, ot'tu kuştu derken, galaksinin Tanrı'nın bile unuttuğu ücra bir köşesinde, “evreni kurtaracam' diye yırtınmaktan bıktıysanız, ilacınız Electronic Arts'tan... Hemen herkese bir tane yazıyorum. Reçetesiz de satılır ama siz yine de reçeteyle alın, ekranın başına kilitlenip geçireceğiniz uykusuz gecelerin ardından hayatınızın akışı değişince, suçlayacak bir kişi arayınca beni bulursunuz. C&C'ye de taş atmış gibi yaptım ama olur öyle. Mit'i de taşlarlar “icabında'. B&B, Warcraft'la Settlers arası bir sentez; kıvam tutmuş, ufak tefek tadında bilmecelerle, mavra motiflerle bezenmiş, cuk oturmuş doğrusu. Turn tabanlı değil! ama seasonal |mevsimler * gece ve gündüz...) bir sistem var. Yazlar sıcak ve kurak kışlarıysa soğuk ve ekin donduran. Bu son cümlede ekinleri ilkbaharda ya da yazın ekmeli, sonbaharda biçmeli, kışın ekin ekilmez ekilse de biçilmez mesajı verdim ve hem de açıklamaya güzel bir giriş yaptım. Haydin bakalım, girişimiz güzel oldu, gelişme ve sonucun başına darısı. 30 mission'lık uzun bir yolumuz, uykusuz gecelerimiz var. Bir an önce başlamalı gelişme'ye... Orta çağın karanlık günleri... Topraklarımız gitmiş elden. Ne krallık kalmış ne de ordular doğuran geniş bir halk. Bir avuç köylü bize sadık kalan. Bir de içimizdeki intikam aşkı, topraklarımızda terör estiren Lord Sabellion'a karşı. Gaza getiren bu cümlelerin ardından nefis demoyu izledik ve işte ilk görev. Ama önce kısa bir ara ve ekranımızda neler var tanıyalım geyiği: Basit ama işlevsel bir düzen var. Üstte, enlemesine geçen bir menü çubuğu, altta ise küçük bir pop-up lüzerine gidince açılan) menü var. Üstteki seçeneklerden en önemlisi inance', hani şu altın'lı seçenek: Üzerine basınca gelinen yer Finance Screen, yani yumurtadan süte, sudan ekmeğe, halkinıza neyi ne kadardan satacağınızı belirlediğiniz, küfür |swearing), hırsızlık (stealing), saldırı fassault), cinayet (murder) gibi cezaların yaptırım güçlerini ayarlayabaileceğiniz alan, halkınızla ilgili her gelişmeyi (Life'dan, nüfusu, doğumları, ölümleri ve emeklilikleri, Population'dan, kadın, erkek, çocuk, emekli, kalifiye elemanları - tam karşılığı lonca üyeleri ama yani, işçi, asker gibin... Villagers'dan, mutluluk düzeylerini, sağlık durumunu - fahiş fiyatlar sağlığı derinden etkiler, uyarmadı demeyin, işlenen suçları - fahiş fiyatlar adamı suça iter, mahkumiyetleri - fahiş fiyatlar adamı... neyse... ve yaş davalarını, Money'den, fahiş fiyatları eheheh, değil tabii ama ilgili, nakit parayı, gelen, harcanan parayı, vergiyi ve ticaretten gelen paraları ve son olarak da, Consumptions'dan -tüketim - yumurta, su, ekmek, süt ve elma şarabından kaçar birim tüketildiğini...) takip edebileceğiniz chart screen mevcut. Üstten gold |finance 'un yanından devam edersek, map küçük haritayı kaldırır / geri getirir, help tips (büyüteç), oyun sırasında size yardım eden, tiyolar ve ipuçlarının verilmesini sağlar, on / off davası var. Home, (merkezi gösteren dört yeşil ok), haritada uzak diyarlara falan gidince bir klikle ekrana köyünüzün merkezini getirir. Yanında, mission briefings |borazan) var, o mission'da ne yapılması gerektiğini unutunca bakılmasında yarar vardır, letters'dan (el) size gelen mektupları okuyabilir, options'dan (disket), continue (devam), load / save, restart |yeniden başla) ve surrender (teslim ol, guit) gibi işlemler yapılır. Disketin yanında beş tane ufak boş kutucuk var. Bir adamınızı seçtiğiniz zaman, bu kutucuklar o adamınızın yapabileceği işlemleri ikonlarla dolar.
Örneğin Male Peasant'larınızdan birini seçtiniz köylü'nüz diyelim), bu adam bina yapar building), elma toplar (|gather applesj, ekin biçer (harvest grain) ve ayakta dikilir (stand stili), bir de azıp azıp klübelere dalar ama onun ikonu yok, adamın içinden gelmeli ehehe... Neyse, işte bu işlemleri yaptırabileceğiniz ikonlar, bu beş boşlukta sıralanır. Aynı şekilde, Female Peasant'ınızı (Bayan Köylünüz) da seçtiğinizde ya da askerinizi, rahibinizi falan, olay yine aynıdır. Bir de yeri gelmişken, sol tuş adam seçer, sağ tuş bırakmanızı sağlar. Şimdi mi söylüyorsun diyen olursa, kendimi zor tuttum derim Gelelim, ekranın en altındaki pop-up menüye: Buradan yapabileceğiniz binaları seçersiniz. Birazdan hamuduyla anlatacağım, sabredin. Oyunun hepsini bölüm bölüm anlatmayacağım ama, ilk bir kaç bölümle başlayıp, oyunu kavramanızı ve kolayca arkasını getirebilmenizi sağlayacak önemli şeyleri teker teker anlatmak istiyorum. İlk bölümün amacı, sürgün edildiğimiz adada yeni bir hayat başlatıp, daha sonrasında 'yayılabilmek' için ön hazırlık yapmak. İstenen şey, altı nüfus ve dört inekten oluşan bir sürü'ye sahip olmak. Öncelikle yapmak gereken, köylülerin karnını doyurmak için bir çift kümes (ehicken house), çünkü onlar acikır ve susarlar tabii olarak. Alttan seçip uygun yerlere kümesleri kondurduktan sonra, zaman kaybetmeden bir builders guild (inşaatçı evi diyelim) yapmalı. Bu eve bir adamınızı soktuğunuzda paranızın 75 kıvamında azaldığını görmeniz bir kenara, giren köylünün “inşaatçı' olarak çıktığını görmeniz bir başka kenara diyorum burada. Bu arkadaşımız artık normal köylülere oranla iki kat daha hızlı inşaat yapabilecek... Builders Guild, yeni binalar yapmanızı (kümes, klübe ve kendi'nden başka binalar yani) sağlayacak. Tabii siz onlara dalmadan bir peasant hut (adamlarınızın başlarını sokacakları fakirhane, güzel klübe| yapmanız Bol bol 3 bu klübelerden yapmalısınız, daha çok ev daha çok nüfus demek oluyor ve daha çok nüfus daha çok para falan derken döngü böyle sürüyor. Ayrıca bu klübelerde yalnızca yatıp uyunmuyor tabii, “| need a woman's company” (Bir kadına ihtiyacım var ya da ayıpça ve ama kısaca 'azdım' diye çevirdim gitti) diyen beyfendiyle, “hihihihe” diye cilve yapan hanfendi birer aşk yuvası olarak seçtikleri bu güzel klübelerde © mission'ı geçmeye katkıda bulunmak üzere çalışıp erkek ve kız çocukları dünyaya getiriyorlar. Benim bu aşamada düşündüğümse, “ulan bir kere de ikiz olmuyor, bir kere de üçüz olmuyor arkadaş” oluyor... Neyse, klübeleri diktik üç beş tane, bir de builders guild'imiz var, kümeslerimiz de ok, acıkan yumurta yiyecek kümes buluyor yani eee, ekmek? Hemen bakery yapmalı (fırın... fırın... fırın... O bitince farm (çiftlik) yapmalı ki inekleri sağınca sütü koyacak |ve 'satacak' tabi keh keh keeeh|) yerimiz olsun. Maksat çocuklar iyi beslensin, çabuk büyüsün, ehe... Fırını yaptım da ekmek yok diyorsanız, ilkbaharda ya da yazın ekin derim ekinleri yine; bir birim ekin 100'e patlar, biçince, 3 birim ekmek çıkarır, hasat sonbaharda tabikine. Bir 'bakery' 24 birim ekmek alır, fazlası zarar, matematiği kuvvetli olanlar oturup hesaplasınlar kaç birim tohum ekmeli diye, ben uğraşamam, zamanında çok uğraştım matematikle, hani ne oldu, dünyayı kurtarabildim mi? İyok hayır, walla mesaj yok!) Bakery, Farm gibi binalarda kaç birim ürün kaldığını öğrenmek için, binaların üzerlerine gelip, büyüteç çıkınca sol tuşa basmak gerekir. Guild evlerinde de |builders guild, footmans guild, archers guild, church vs...) bu geçerlidir. Onlarda da konuyla ilgili kaç insanın görev yaptığını anlarsınız. Yeri geldi hemen söyleyeyim, bir guild evinde en çok altı kişi görev yapabilir. Örneğin, footmans guild'iniz var ve altı tane de footman'iniz var. Yedincisi ve daha sonrakiler için yeni bir *guild' yapmanız erekir. elelim süt davasına. Sut iyidir. İçmeli. 1 litre sütte, yaklaşık 30 gram protein vardır, günde bir bardak içsen ayda 180 gram eder ki fena bir skor olmaz... Bunun dışında, haa, bir saniye evet, oyun, tabii, açıklıyorum, hımm, ne diyordum, çitle |fence) çevrili bir arazi yapın, farm'a yakın olması güzel olur tabi, kapılarını ya da en azından bir kapi koymayı da unutmayın ki, içine girip çıkabilesiniz, inek de sokabilesiniz. Şimdi bir adamınızı seçin, haritayı açın bakalım biraz, çevrede başıboş inekler olacak. Onları bulun, sevin onları, himayeniz altına alın. Seçili adamla ineğin üzerine tıkladığınızda, ineğin boynuna bağladığı eflatun bir bağ ile artık inek sizin olacak, size bağlanacak yani, ehehe. Bu bir ineği işaretlemek. Bir kaç ineği birden böyle işaretleyebilirsiniz. İşaretlediğiniz inekler, hep sizi takip ederler, alın onları ve götürün bakalım çitle çevirdiğiniz arazinin içine. İki ya da ikiden fazla götürüp de bırakırsanız, kapıları kapatıp çıkmayı da başarabilirseniz (buraya yazmaktan daha kolay), orada çoğalır inekleriniz ve kadınlar da onları sağabilir, süt olayını da böylece çözüme kavuşturursunuz. Şimdi köyde işler yoluna girdi işte, tabii bol bol da klübe yaptınız, nüfus da artıyor... Tıkır tıkır dönerken çarklar, bir elemanla ekran açalım biraz. Hatta haritanın tamamını açın siz, ben geliyorum. Bu arada, gümüş bir kadeh falan bulursanız, alın ve bayrağınızın dikili olduğu köy meydanına getirin. Bu çok para demektir. Oyunda bunun gibi bir çok obje var. Örneğin, altın A buluyorsunuz, bu & gümüş kadehlerin altınları da var, sonra büyülü kılıçlar var, ne alaka demeniz | için kürek açacak sihirli anahtar var, var da var yani. Onlara da değineceğim kısaca ama ekranı açarken karşılaşmış olacağınız, kurttu, arı böcüğüydü, mantarıydı, kovanıydı, biraz da onlardan bahsedeyim. Öncelikle doğal çevrenin insan için getirdiği bir sorun da arılardır. Mavra m, Olsun diye demiyorum, geçen gün araba kullanırken arı soktu mesela beni. Gerçekten acıtıyor. Kulağımın
BEASTS
BUMPENKS
arkasından sokan ELİ acı içinde kıvranırken, tekrar içeri girip tam gözlerimin önünden zafer turu atarak geçip diğer pencereden çıkıp gitmesini de başka zaman anlatırım. Öyle de bir anım oldu... Neyse, başlarda arıları öldürmek için kullanabileceğiniz tek silah Arı eğer köyünüze saldırmışsa, çocuk ve kadınlara girişiyor ilk. Çok önemli bir düşman değil ama. Kurtlar daha tehlikeli mesela. Onlara karşı da silahlar aynı. Zombilere, dev beast'lara falan hiç geçmiyorum ama bir kaç püf noktası var tabii işin. Örneğin arıların kovanını bulup darmadağın etmezseniz, en alakasız zamanda gelip kulağınızın arkasından sokarlar. Kurtları teker teker öldürmek gerekiyor, ama her düşman da olduğu gibi onların da üzerine tek kişi değil de, bir kaç kişilik bir ekip'le gitmek tabii ki en önemli püf. Zombilerin mezarları var. Orayı bulup yok etmeli, ama şöyle bir durum var, taş, zopa falan kar etmiyor o mezarlara, beşinci bölüm de göreceksiniz büyülü kılıcı bulup onunla halletmeli. Dark Wolf'lar var, onlar da gri kurttan daha atik ve güçlü, siyah kurtlar. Arıların daha güçlüleri var, kırmızı arılar. Yarasalar var. Var da var diyeceğim yine, kitap olarak yayınlamamak için bu açıklamayı... Ama şu da var ki, oyuna çok şey katıyor bu envai çeşit düşman. Gerçekten müthiş ve gerçekten heyecanlı. Düşünsenize, köyünüzde doğan bir çocuk yumurta yiyor, süt içiyor, zaman geçiyor, büyüyor, koca adam oluyor sonra onu asker yapıyorsunuz footmans guild, knights guild ya da ne bilem işte archers Yavaş yavaş ekranı açıyorsunuz ve birden çok alakasız bir “düşman, zombi örneğinde olduğu gibi.
Sadece bu değil ama olaya daha bir duygusal yönden de bakayım çeşit olsun dedim... Az daha unutuyordum, bir de mantarlar, yağ birikintileri falan var. Yağ her neyse de, mantarlar orada burada, heryerde karşınıza çıkıyor. 'Gurme Muder-ne bulursak yiyek bence' diye köşem oluncaya kadar buradan önemli mantarları açıklıyorum, Halkım! Yorgunsan, bezginsen, kendini iyi hissetmiyorsan, kırmızı, beyaz benekli mantar vereyim, at ağzına, hemen kendine gel, gücünü tamamla |'gerçek hayatta da tam tersi oluyo, direk ölüyon, bana üç kere oldu pis Bak halkım, eğer ki, kahverengi yuvarlak mantar görürsen ve cenge de gideceğin gelmişse hemen ye onu, atiklik verir, isabetli atış yapmanı sağlar... Seni severim halkım, olur da beyaz dik mantara rastlarsan yeme, aramızdan erken ayrılma derim ben sana... Genelden özele oyunu şöyle bir tanıdık, ikinci, üçüncü derken yeni binalar, yeni düşmanlar ve ağır ağır çıkılan basamaklar, hafif dozlarda ısındıra ısındıra artan zorluk derecesi bölümden bölüme zıplaya hoplaya... Bu bilgilerle bölümleri uça seke geçmek mümkün, önünüz açık artık. Ama durun bakalım, sizi böyle çıkarmayacağım oyunun karşısına, biraz daha oturun bakalım, önemli bir kaç şey daha var diyeceğim: Bol bol well |kuyu-pınar) yapın, su hayattır ayrıca da güzel para getirir. Sağlık için, ürünü bol tutun, fiyatları da çok yüksek tutmayın. Bazı bölümlerde salgın hastalıklarla karşılaşacaksınız. Bu hastalıklar kişiden kişiye değme yoluyla da bulaşabilir, kişinin su içtiği kuyudan da yayılabilir. Rahipleriniz, mass healing (toplu ile hastaları iyileştirebilseler de, işin sırrı, ölüleri çok bekletmeden gömmekten geçer (rahibinize / rahiplerinize *bury corps' emri verebilirsiniz). Ayrıca, böyle durumlarda kiliseye bağış donation)| parasını da aşağı çekmeniz iyi olur, hasta kişi gelince iyileşiyor çünkü, gelip iyileşmesi vereceği üç kuruştan iyidir. Büyücünüzün özelliklerini iyi öğrenin iyi kullanın, örneğin bir bölümde hatırlarım, bir sürü tuzak vardı. Bir türlü yolumu bulamıyordum. Oysa çok kolaymış, önce büyücünün tuzakları gösterebilmesini sağlayacak scroll'u buldum sonra da önde büyücü arkada askerler, düşmanı bulup yoketmiştim. İlerledikçe karşılaşacağınız yeni binalar, hapishane (prison), büyücü evi |wizards guild), belediye binası (hönk, yani hall' lem ehehel| gibin, tuzaklar (spike trap: yerden çıkan ucu sivri demirler, flame trap: yakarım delice...), yeni birimler, okçu, şövalye, vergi toplayan eleman vesaire, yeni düşmanlar, ogre falan gibin, bilmeceler vs. oyuna müthiş bir sürükleyicilik kazandırıyor. Patlayan ineklereyse ne demeli bilmiyorum. Suç dalgaları da ayrı bir tat. Ve daha nice sürprizler diyorum, bunların üzerine... Bir kaç da notum var: fikirli dostum Nadir bakın ne bulmuş oyunda' isimli bir tiyo vereyim size: “Tuzaklı yolları geçmek için iki saat büyücüyle yolu açam diye uğraşmadım ben abi, yaptım yolumu düşmanın köyüne kadar (iki saat yerine beş saat uğraştın yani ehehehe - adamları da yaptığım yoldan götürdüm oldu bitti, ne tuzak kaldı ne bişey, zaten tuzak olan yere yol yapamıyon...” İşe yarar bir tiyoya benziyor, adam yapmış ben bilemem... v Shift yardımıyla, birden fazla adamı aynı anda seçmek mümkün, yazmadan geçmeyeyim dedim... “Bazı bölümlerde düşman çok sık sorti yapmaya başlarsa köyünüze, çitle çevirmenin faydası olabilir diyorum. Ancak zombiler neyin, üç-beş kafa atıp çiti delebiliyorlar, arıdan falan korunursunuz ama bu yolla... |(Kulağımın arkasına çit çekecem)| “Kısa ara demoları da gözden kaçırmamak gerekir ama o kadar kısalar ki, kaçırdım gitti bile... Söylenecek ne kaldı başka bilmiyorum. Benden bu kadar, yılın real-time'ı için adayım B&B'i alıp oynamak, ömrünüz yeterse bitirmek size düşen şimdi... Her zaman diyorum ben, “olm takıldığınız bir yer olursa bana yazın” diye. Yazın, uçuşsun bakalım havada mail'ler, “subject” önemli değil, yazın gelsin... Bu arada, su geçirmez saatinizi test etmek için çok derine dalmayın, derinde böcük olur, kapar götürür ne saat kalır ne de su geçer o dakkadan sonra... Benim olayım da bu, sizi tehlikelerden korurum. Çok yazmam, özüne inerim, zamanı gelince de, geçirmem, kaçar giderim... PS: “Böylesi daha güzelmiş lem...” -> Bu yazıdaki tüm köşeli parantezleri, dostum Zebani'ye ithaf ederim... PS2: Onur iyi çalışıyor, www.gsmnet.com'a da gereken özeni gösteriyorsunuz umarım, “gsminn”e de buyrun emi... MUDER “Hayat, iki köşeli parantezin arası”... muder © gsmnet.com