Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 23
Aman bu patlamalar bana çarpmasın diyerekten en sağımızda kalan mağma şelalesinden aşağı inerken sağımızda kalan merdivene tutunabilmeliyim. Nasıl olacak bu iş diye düşünürken o şelaleden geçen taşa konup oradan merdivene atlamak fikri düşüyor aklıma ve acilen uyguluyorum. Suyun da üzerinden uçarak kazmamla kristalleri parçalayınca artık benim de bir silahım oluyor. Ve bu gazla ileri, ilk hedefim Island Of Francos diye bağıra bağıra adaya çıkıyorum, çitin üzerinden zıplayıp en batıdaki binanın içine sızıyorum. Koridordan ilerletince iki kapalı kapı ve iki görevli ile karşılaştım. Uzaktan yeni silahımı kullanmanın verdiği heyecan ile iki görevliyi de öldürüp yine silahınla duvardaki kolların soldan sağa Yukarı Aşağı, Yukarı, Aşağı olmasını sağlayınca önümde kapılar açılıyor. Rıhtıma çıktım ve katamarana koşup yola çıktım. Çıkmaz olaydım. Çünkü vardığım yerde dört kollu bir canavar beni bekliyor ve öldürmesi de oldukça zor. Ama artık geri dönüş merdivenlerden devam edeceğim, Ediyorum da. Bir fırsat kolladığı, patlayıp patlayıp durduğu Allah'ın cezası bir yer. Burada kırmızı kırmızı gözümüzü alan tüm gem'leri (değerli taş) toplaya toplaya madenin içerlerine doğru ilerliyorum. Ateş toplarını geri atabileceğim bir eldiven ve daha da içerilerde tapınak gibi bir yerde de bir anahtar parçası buluyorum. Tabi gari gibi girdim. Burada da yaşlı bir adam, bir çocuk ve beni davet eden bir aile ile karşılaştım. Yemek kabul edince masadan turtayı kek kek
İçerideki adam bana Sivrisinekler Adasına gitmemin yolunun sandalcı adamdan geçtiğini, onu çağırabilmek içinde yanında çalıştırdığı kadından şarkıyı öğrenmem gerektiğini anlattı, Küçük çocuğun odasındaki hizmetçiden şarkıyı öğrenmek ve dışarı çıkıp yolun sonundaki tapınak gibi yerde şarkıyı söylemek farz oldu anlayacağınız. Sandalcı amcanın da beni Mosauittes Island'a götürmesi farz oldu. Bu arada bu farzlar kaç oldu? Beş olduysa, amin! Adaya varır varmaz yerdeki gem'i cebe atıp ilerliyorum. Sivrisineğin teki de beni Kraliçelerine götürüyor. Kraliçe kendisine gösterdiğim yüzüğüme inansa da beni bir doğruluk sınavından geçirmek istediğini söylüyor, Biz ne sınavlar gördük Kraliçe Abla, söyle yapayım diye düşünürken kendimi bir arenanın ortasında buluyorum. Yuvarlanan taşlara vurunca anahtarı buldum ve bir kapının ardında da aradığım silahı buluyorum. Ben her ne kadar testi geçsem de uzaylılar burayı da istila ettikleri için başımız dertte. İçerilere doğru ilerleyip çıkışı bulmam lazım. Aşağı doğru sallanan ipin olduğu odada bir de sağa doğru giden bir çukur var. Oradan çıkıp, köprüyü geçerek ilerliyorum. Çatıdaki uçan yaratığın attığı ateş toplarını eldivenimizle gerisin geri döndürerek onu hakladıktan sonra çıkan anahtarla açtığımız sandıktan ikinci parça anahtarı buluyorum, Sahile inip sandalcı amcayı çağırıp Volcano Island'a doğru yola çıkıyorum. Çıkmamla varmam bir oluyor tabi. Burası da amma karışık bir yermiş. Aşağıdaki plakanın üzerine atlayıp oradan düşündüm doğrusu. Yine zıplaya zıplaya yola devam edince hem adadaki gem'leri buldum hem de gizli bir mağarada sivrisinek arkadaşları. Ama kraliçe yok. İyisi ben Wannies'deki binanın içine gideyim. İçime doğdu da. Ama yan kapıdan girmem gerekiyormuş. Çünkü diğer taraftan hiçbir yere ulaşamadım. En içeride yöneticiyi bulup heykelini itince sakladığı 150 zlitosu da cebe indirmem bayağı iyi oldu. Bu arada son kapıdan içeri giremiyorum, ne yapsam acaba? Şu mağaraların birinde bir gem'leri taşıyan bir bant vardı, oradan belki yine bu binaya girebilirim. Gerçekten de mağaradan kayan banta binip, girdiğim odadaki görevliyi öldürüp, kolların ikisinin de yukarı doğru olmasına dikkat ederek sandıkların birisinin içine daldır ve har dediğimi yaptığım gibi bunu da yaptım. Hemen Sivrisinek Adasına gitmem ve tahta ulaşmam lazım. Sivrisinek Adasında Kraliçenin tahtını koruyan yeşil adam ve görevlileri hallederek içeri girdik. İçeri doğru ve yukarı çıkınca CX'e geldiğimi anlıyorum. Şimdi dümdüz yola devam edersem ve jetpack'imle de bu sıvıyı aşıp şu imparator mudur nedir onu bulacağım ama kapalı kapılar canımı sıkıyor. Taramalıyı kullanan adamın olduğu yerdeki anahtarı alıp kapıdan değil de karşıya atlayarak soldaki kapıdan devam edersem imparator'un odasına erişmem içten bile değil. Herifi haklamama rağmen ölüm ay'ını dünyamızın üzerine doğru yola çıkardı. Sandıktaki kılıçla imparator görevlilerini öldürebiliriz artık. Sivrisinek Adasından gerisin geri gidebilmek için 3 gem'e ihtiyacım var. Buralarda bir tane var iki üç tane de köprünün oralarda var. 4 gem'i bir araya getirdik. Sandalcı amca beni Wannies'e götürsene, Buraya nasıl geldiğimi hatırlarsam geri de dönebileceğim. O zaman en baştaki binanın önündeki iki görevliyi takmadan içeri girip beni yukarı çıkartacak asansöre binip, katamaranımın bıraktığım yerde duruyor olmasına sevinerek Francos'a bir deniz taksisi ile ulaşıyorum. Herkesler bir yerleri kazıyorlardı hatırladım burayı. Kazmayı aldığım dükkanın karşısındaki tarafa doğru ilerleyip kuşun küçük evine bakınca bir anahtar (burgermaster'ın anahtarı) buluyorum. Adamın hemen oradaki evine de bir bakayım diyorum. Anahtar parçasının üçüncüsünü bir yerlere gömmüş bu adam ve onun notu da buralarda bir yerlerde olmalı. Duvardaki kasasını, aldığım anahtarla açınca gömülü yeri bulmak için elimde notlar oluyor ama bu notlara göre bulmak da bayağı zorlayacak beni. Anladığım kadarı ile kazmayı aldığım dükkanın arkasındaki ağaca sırtımı vereceğim ve sportif 6 adım atınca, sola doğru biraz döndüğümde yani ben çimenlerin üzerindeyken ama önümde kayalık bir alan varken kazmaya başlarsam... işte üçüncü parça! Peki dördüncü parça nerede olabilir? Otringal tabii ya. Bu adamlar orada da kendilerine bir karargah kurmuşlardır. Otringal'ın tepelerinde kurdukları karargaha görevlileri öldürüp giriyorum. Ama burası tam bir labirent. Yönümü bulmam bayağı zor oldu ama aynen odadaki anahtarları ya sandıklardan ya da yaratıkları öldürerek şöyle bir yol izlersek dördüncü anahtar parçasını bulacağım. Önce dümdüz (girdiğimiz kapının tam karşısındaki kapıdan) yolun sonuna kadar devam ettim. Sola dönüp yine sonuna kadar devam ettim. Ve sağımda kalan çiti kapılı odaya girip en sonuna kadar öldüre öldüre ilerledim ve bir anda canlanan heykeli de öldürünce anahtar parçaları tamamlanmış oldu. Bu anahtarları Celebration Island'daki tapınağa götürmem lazım, hissediyorum (amma çok hissettim bugün). Ve hissettiğimi de yapıyorum. Anahtarı tapınağın ortasındaki yere yerleştirince bir şeyler oldu sanki dışarı çıksam iyi olacak. O da ne! Funfrock. Biliyordum zaten ben yaa. Her bokluğun altından Funfrock çıkıyor. Neyse şaşkınlığımı hemen üzerimden atıp peşinden gitmem lazım da nasıl çıkacağım ben yukarı. Şu sol taraftaki yükseklere sırasıyla atlaya atlaya en yukarı çıktım. Burada da iki kere daha yukarı zıplarsam mağaraya girdim. Buradaki fillerle uğraşmanın pek bir yararı ve olumlu sonucu olmayacağı kanısındayım. Çok güçlü gözüküyorlar. En sağda hapis kalmış büyücüleri kurtarmak için monitörleri 2, 1, 4 ve 3 sırasıyla kapatıp kırmızı kolu da aşağı indirmem yeterli. Büyücüleri kurtardık ama ya çocuklar. Çocukları da Ben de buradan aşağı iniyorum. Funfrock çocukları 3. katta bir çıkış bulamadım. Eğer yeşil ve diğer iki fili öldürürsem bir anahtar alıyorum ve yukarı tarafta kalmış olan kapıyı açıyorum. Buradaki iki fili de öldürünce aşağı geçit açılıyor. Yine yeşil fili öldürmem gerekiyor herhalde, çilingir gibi fil lan bunlar. Sonunda Funfrock'u da buldum ama çocuklarım olduğu kafesi lavlara göndermesine Funfrock! Öldür öldür bitmiyor bu FunFrock'lar. Gerçek Funfrock vurunca kırmızı olmayan. Önü öldürünce etrafı da temizleyince çocukları kaybettiğimiz yere yaklaşıp bir bakmak istiyorum. “Çok üzgünüm çocuklar diyeceğim tam ama o da ne: Benim mucit Baldino çocukları kurtarmış. Heyyyy. Garip uzaylılar Esmer'lerin de yardımı ile dünyamıza yaklaşan ayı durdurabiliyoruz. Ve barış. Bu arada Zoe'yu da amma ihmal ettik. İşte bana güzel bir de çocuk verdi. Yaşasın Barış. Esmer'lerle de kanka olduk bu arada. Yorucu bir gün oldu ben
EMert Topçu
PENTIUM 60 8 MB RAM WINDOWS 35 MB HARDDISK
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 22
doğrusu. Neyse Island Of Crystal'da yukarı tırmanıp