Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 16
AZİTE parlak zırhları içinde kahramanlar, güzel kumaşlardan yapılmış giysileri içinde büyücüler heyecanla tartışıp yaşadıkları güzel şehri korumaya karar vermişlerdi. Yapmaya karar verdikleri şey onları ne zamandır rahat bırakmayan ve veba salgını gibi büyüyen, şehri en can alıcı yerinden saran kötülüğün kaynağını yok etmekti. Bunun için şehrin altına girecekler ve sonuna kadar savaşıp kanser gibi büyüyen zindanı temizleyeceklerdi. Hazırlıklar biter bitmez herkes en güvendiği silahını eline aldı, büyücüler en kuvvetli büyülerini ezberlediler ve macera başladı... Desem olmaz şimdi!!! Nasıl anlatsam; bu gelenler var ya siz değilsiniz. Bu adamlar sizi öldürmeye geliyor!!!... Siz ne misiniz? DUNGEON KEEPER tabiri: «: Aşağıdaki dünyanın lordu. Kötülüğün kaynağı, iyiliğin ve güzelliğin baş düşmanı... ehehe. Merak ettiyseniz devam edelim ama içinde yılık duyguları çok fazla olanlara baştan söyleyeyim bu oyun gerçekten size göre değil. Amacınız çoğu zaman öldürmek, yok etmek, yayılmak ve ele geçirmek dersem sebebini de anlatmış olurum sanırım. Zeki, eli çabuk, dikkatli olan bir "keeper" olursanız bu koskoca topraklar yakında önünüzde diz çökecektir emin olun. Hiç Red Alert oynadınız mı bilmiyorum. Red Alert'ın bazı bölümlerinde bir gemi adaya çıkartma yapar, sonra gemiden küçük "construction yard"iniz yani fabrikanız çıkar ve onunla yaptığınız üretim sayesinde o bölgeye yayılıp gücünüzü arttırdıktan sonra karşı saldırıya geçersiniz. DK'in mantığı da hemen hemen aynı diyebilirim, başlangıçta elinizde olan yalnızca Dungeon Heart adı verilen ve sizin ölene kadar savunmanız gereken yer ki yok olduğunda ölmüş sayılıyorsunuz, bir de belli miktarda para. Her ikisi de gerçekten hayati önem taşıyan bu iki şeyin dışında bunlarla yapabilecekleriniz de var tabii ki. Paranız sizin en önemli aracınız ve bununla pek çok şey
kazmak için işaretlediğiniz yapabiliyorsunuz. İlk olarak nereden elde edilebileceği hakkında bilgi vereyim. Karanlık yer altında para yok tabii ki, onun yerine altın kaynakları var (gold seams) ve sizin Imp denen minik yaratıklarınıza bunları kazdırarak taşıtmanız gerekli ki kullanabilesiniz. Şimdi Imp yapmak için gereken şey soldaki kitap ikonunu, ki bu büyüleriniz anlamına geliyor, klikleyip soldan ikinci ikonu klikledikten sonra sağdaki ana ekranda yere kliklemek. Bu mantığı anlattım çünkü büyülerinizi de ilerde kullandıkça aynı şekilde bu menüden seçip kullanacaksınız. Imp'ler ortaya çıkınca sizin yerleri kazacak ve sonra oraya taş döşeyerek kullanılır hale getirecektir.
leriniz hayati önem taşıyan araçlarınız yani. Yer altında kazmak ve ilerlemek için sol mouse button'u ile kliklemeniz yeterli istediğiniz yerleri. Tekrar aynı yerleri klikleyerek bu isteğinizden vaz da geçebilirsiniz. Imp'lerinizin kazamayacağı yerler yalnızca çok sert kayalar (Impenetrable rocks) ve yer altında belki o an için kapıştığınız düşmanınızın yaptığı sert duvarlardır ki sizin duvarlarınızı da aynı hale impleriniz getirebiliyorlar. Her yeni bölümde benim yaptığım şeyi size anlatayım. Sizin de buna benzer bir taktiğiniz olursa, yani kendinize böyle bir taktik yaratırsanız daha kolaylıkla oynayabileceğinizi umuyorum. Bu oyunda en önemli şey hız, hızlı para toplayan, hızlı savaşan kazanıyor. Hemen "?" işaretinin yanındaki menüden ki bu $ sizin üretebildiğiniz odalar menüsü, en soldaki çuvala benzeyen
ikonu seçin (oyunun bir güzelliği de merak ettiğiniz bir şey olursa gidip üstünde biraz beklerseniz size ne olduğunu yazılarla anlatması), bu ikon hazine odası. Dungeon Heart'ınızın kenarlarına bunlardan koyun. Hazine odaları implerinizin topladıkları altınları getirip koydukları yer. Yani sizin için çok önemli. Eğer az olurlarsa altınlarınız boşa gidebilir. Üstelik büyük hazine odaları bazı canavarlarınıza cazip gelecektir. Hemen yakınlarda ki bir tünel kazın. Bu işlemi yaptıktan sonra hazine ikonunun yanındaki ikonu klikleyin. Bu ikon da Lair ikonu. Yani canavarlarınız geldiklerinde yaşayacakları alan demek. Hazine odaları istenen her şekilde veya her büyüklükte olabilir. Ama hazine odaları dışında yaptığınız odaların en az 3x3 kare olmasına dikkat edin. Ne kadar büyük ve ne kadar mantıklı yapılmış bir dungeon'a sahipseniz o kadar başarılı olursunuz. Dungeon yapmanın mantığına gelince; bunu ilerki bölümlerde çıkan diğer odalar da dahil olmak üzere şöyle açıklayabiliriz: Lair'ler gerçekten çok iyi düşünülmüş. Mesela bir sineği posses ettiğinizde ekranını pek çok gözünüz varmış gibi kırık kırık görüyorsunuz. Bu böyle değişiyor. Peki bu yalnızca gezinti için mi derseniz hayır. Yaratıkların içine girdiğinizde yani yaratıklarınızın yaşayacağı yerler ile onları beslemekle görevli Hatchery'ler (yumurta şeklindeki ikon) mutlak yakın olmalı. Training odası ise yaratıklarınızın çalışıp level atladıkları (yaratıklarınızın level'ları elinizi onların üstüne götürdüğünüzde çıkan rakamlarla belli olur), yani daha iyi birer savaşçı oldukları bir oda ve gerçekten önemli bir yer. Training odasını da en azından bir yolla
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 17
| | | air'lere bağlarsanız yaratıklarınız buraya kolayca gidip gelebilecektir. | Ortaya yapılan bir in bir ucunda Hatchery, diğer ucunda Training Room gerçekten işe yarıyor. Bir de Library odası var.
onların tüm kontrolü sizde oluyor. İstediğiniz gibi onları
Library'niz sizin büyü araştırma odanız. Ne kadar büyük olursa o kadar hızlı çalışıyor. Warlock denen yaratıklarınızı savaştırabiliyorsunuz. Posses işleminin beni en etkileyen ve şaşırtan tarafı ise her yaratığa ama her yaratığa ayrı bir olarak poison ve lightning denen iki tür tuzak makinesi yapabiliyorsunuz. Mesela tutmak istediğiniz bir geçit veya kapı mı var? Ya da düşmanın imp'i sizin odalarınızı mı ele geçiriyor? Hemen bir lightning trap koyuyorsunuz ve otomatik olarak her şeye saldıran tuzaklarınız harekete geçiyor. Kapıları da anlatmalıyım. Kapılar birden fazla çeşit olabiliyor. Tahta, demir, büyülü kapı gibi. Diyelim ki ilerki bölümlerde imp'leriniz sağda solda gezinip yaratıklara yem olmaya başladılar. Imp'ler bayağı pahalı şeyler ve her yeni imp bir öncekinden pahalıya mal olmakta. Buna engel olmak için imp'lerinizi toplayın. Bunu en hızlı ve iyi şekilde yapmak için workshop ikonunun sağındaki yaratık ikonuna basın ve çıkan listede en üstteki imp satırında bulunan rakamları klikleyin. Imp'lerinizi ve diğer tüm yaratıklarınızın ne yaptıklarını burdan görebilir ve istediğinizde onları burdan elinize alıp istediğiniz yere koyabilirsiniz. "?" işareti bir şey yapmayan yaratıklarınızı gösteriyor, onun yanındaki o sırada çalışan yaratıklarınızı ve en sağdaki de o sırada bir yerlerde savaşan yaratıklarınızı. Çoğu zaman nerede savaşabildiğini bulmakta güçlük çekebilirsiniz. O yüzden hemen bu menüye klikleyin ve savaşan yaratıklarınızın sayısına sağ button ile klikleyin, oyun otomatik olarak sizi oraya götürecektir. Bu menü çok işinize yarayacak iyi kullanmaya bakın. Neyse başa dönersek biraz kapıların nasıl kullanıldığını anlatıyordum. Imp'lerinizi topladıktan sonra onları bir odaya koyun. Kapıyı odanın tek kareden oluşacak girişine koyun ve üstüne sol mouse ile klikleyerek kapıyı kilitleyin. Böylece siz istediğinizde tekrar aynı şekilde kilidi açarsanız ortalıkta gezebilirler ve tehlikeden uzak olurlar. Bir ara bulundukları yere hatchery'den tavuk da dragon'ları ve ilerki bölümlerde Dark Mistress'leri kendine çekmek gibi önemli bir görevi de var. Library'nin full olarak çalışabilmesi için Hatchery'den uzak, sessizce bir yerde olması, kısaca ayak altında olmaması lazım. Buna dikkat etmeniz yeterli. leri nasıl yarattığınızı hatırladınız mı? Imp yaratma ikonunun yanında bir büyü ikonu daha olduğunu göreceksiniz. Bu ikon bazen gerçekten işe yarayan possesion ikonu. Bu ikonu klikleyip sonra da Dungeon'ınızdaki herhangi bir yaratığa kliklerseniz artık onun içine gireceksiniz. Vücudu sizin olacak. Coder'ler gerçekten bu bölümün coding'ini çok iyi başarmışlar. Hele posses ettiğiniz yaratıkların gözlerinden Dungeon'ın sürekli farklı görünmesi ismin oyun tarafından veriliyor olması. Bu ekranda solda yaratığın resmi, ismi, altında enerjisi, yapabildiği şeyler yer alıyor. Bu taktikle neler yapabildiğinize tekrar değiniriz. En soldaki ana menülerden büyü'nün yanında bir çekiç resmi olan var. Bu menü sizin Workshop menünüz. Burası ilk bölümlerde kapalı kalacak. Ama yapabildiğiniz odaların içine workshop girince orada üretilen tuzaklar, kapılar bu menüde yer alacak. Siz de buradan alıp onları istediğiniz yerlere yerleştirebileceksiniz. Tuzaklar dedim. Genel atarsanız sevinirler. İron door gibi, magical door gibi çok sağlam kapılar ise düşmanlarınızı bile uzun süre sizden uzak tutmaya sıralaması, level'ları ise yetecek kadar sağlamlar. İleriki bölümlerde yeni odaların arasına katılan temple'ı anlatmak istiyorum. Temple hem yaratıklarınızı mutlu kılıyor hem de temple'ın içine attığınız ve böylece sacrifice ettiğiniz yaratıklar sayesinde yeni bazı yaratıklara sahip olabiliyorsunuz. Temple'ınız ne kadar büyük olursa o kadar iyi çalışıyor. Temple'a atarak kurban edeceğiniz değişik kombinasyonlar şeklinde güzel sonuçlar doğurabiliyor. Sakin temple'a tavuk atmayın ama... İleriki bölümlerde Horned Reaper'lar gelmeye başladığında onları mutlu tutabilmek ancak büyük mümkün unutmayın. Odaların her biri ve Dungeon'ınızın özellikleri pek çok değişik yaratığı size çekecektir. Barracks-Orclar'ı, Warlock-Library, Dragon-Large gold room/Library, Bile Demon-kocaman Hatchery, Dark Mistress-Torture Chamber/ve pek çok altın, Skeleton and Ghost-Prison, Vampire-Graveyard'a gelecektir. Diğer pek çok yaratık ise nereye isterlerse oraya geliyorlar. Ama bu liste hangi yaratığın nereye daha çok ilgi gösterdiğini genel olarak anlatıyor. Bazen sizin ele geçirme tekniğiniz olan Imp'leri düşmanınız da size yollayabilir. Bu durumda Hell Hound'larınıza Speed Monster büyüsü yapıp onları hızlandırarak Imp'leri teker teker avlamalarını sağlayabilirsiniz. Rakibinizin sizi çok zorlayan lightning'li traplerinden kurtulmak için de size bir taktik vereyim. Kendini heal (iyileştirme büyüsü, kalp şeklinde) edebilen bir yaratığı posses edin ve trap'in charge'ları bitene kadar üstüne gidip sürekli kendinizi heal edin. Ele geçirip prison'a attığınız düşmanlarınıza torture chamber'da işkence ederken shift-H ile 8 tane tavuk alın ve yedirin. Kısa zamanda sizin tarafınıza geçecektir. Bu sayede ne samurai'ler, ne hero'lar elde edebilirsiniz bir düşünün... 20. bölümde ise avatar ile kapışacaksınız ki burada gerçekten iyi taktik yapmalısınız. Cave-in, lightning, word of power gibi güçlü saldırı büyülerinizi üstünde kullanarak dragon'larınızla ani bir saldırı yapın. Avatar yaratıklarınızı dondurabildiğinden posses ederek onun bu taktiklerinden kurtulmaya çalışmak bence iyi bir taktik olur. Oyunun içinden sürekli farklı şeylerle karşılaşıp değişik yaratıklara sahip olacaksınız. Bu biraz olsun oyunu oynanabilir kılmakta ama 12. leveldan sonra biraz sıkıcı hale geldiğini kabul etmek gerek. Multiplayer oyun seçeneği ise gerçekten çok ama çok eğlenceli bir oyun sunuyor. Şu sıralar internet'te Diablo ve XvT'dan sonra neredeyse en çok site'a sahip oyunlardan biri olma yolunda hızla ilerliyor DK. Hi-res modunda gerçekten güzel grafiklere sahip olduğunu belirtmeliyim. Üstelik iyi bir grafik kartına sahip P100'de hiç sorunsuz oynanabilmekte. Oyunu yapanlar hi-res modunu nedense optionlarına koymamışlar. Bu moda R tuşu ile geçmeniz gerekiyor. Optionlardan bakış açınızı, grafik detayını, duvarların yüksekliğini, ses düzeyini ayarlamanız mümkün. DK'ın en ilginç özelliklerinden biri de computer assistant denen bir sisteme sahip olması. Eğer bu option'ı çalıştırırsanız, bilgisayar sizin için her şeyi ama her şeyi yapabilir. Kendi içinde option olan bu özellik sayesinde agresif bir oyuna göre bile bilgisayara bir Dungeon hazırlatabiliyorsunuz. Ne kadar eğlenceli olduğu tartışılabilicek olan bu özellik bir süre çalıştırıp sonra kapadığınızda size neler yapmanız konusunda iyi bir yön gösterici olarak yardımcı olabilir. Dungeon Keeper oyuncuyu her zaman durduğu yerden alıp çok farklı bir pozisyona koyan, gerçekten oynanması gereken ve farklı şeyler sunan bir oyun. En azından bu bile oynanması için yeterli. Bence kesinlikle oynamaya değer ve ayrıntıları ile insanı eğlendirmeyi başarıyor. Garibime giden tarafları da yok değil tabi. Mesela oyunda sizinle sürekli konuşan ve neyin yolunda olup olmadığını söyleyen bir ses var. O kadar otoriter ki bir süre sonra kendinizi o ses'e itaat ediyor gibi hissederseniz şaşırmayın.