Gameshow sayı 28, sayfa 63

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 63

Akın şimdi bakın bir tane uzay geminiz var. Bir tane de üstten görünüşlü bir uzayınız (nasıl olur demeyin bekleyin). Sonra sizi her an darmadağın etmeyi bekleyen evren dolusu düşmanlarınız. Şimdi soruyorum: Siz bana, ufacık tefecik içi dolu turşucuk bir gemiye atlayıp bu evrenin belalarıyla uzay kovboyculuğu oynamak için bir tane ana sebep, bir tane de yardımcı sebep gösterebilir misiniz? Durun ben tahmin etmeye çalışayım:

Ana sebep, kafanızı mavi gökyüzüne doğru kaldırıp güzelim mavi gökyüzünün gerisinde her an bir düşman olduğunu düşünecek kadar paranoyaksınız (Amerikalılar mesela). Yardımcı sebep, insan evladının insan evladından başka dostu yoktur (yine Amerikalılar!!). Öyleyse atlayın bakalım ufacık geminize, alın elinize zevk çubuğunu, dalın evrenin kara boşluğuna bakalım neler çıkacak: Bence “Shoot'em up” oyunlarını yapanların acayip sorunları var. Yani karşısında kötü; doğrunun karşısında yanlış, güzelin karşısında çirkin (bunlar aslında zıtların-birliği denilen uzun bir konuya giriyor ve ayrıca yerimiz dar hohihohhh) gibi ikilemler yaratan insanoğlu kendine ve başkalarına karşı dostluktan başka bir de nefret etme kavramını geliştirmiştir (zaten vardı da gelişti işte). Sizin anlayacağınız her an bizi yok etmek isteyen pis uzaylı mahlukatlar varken (varsayılırken) neden onlardan öldüresiye nefret etmeyelim. Neden uzaya salak salak yaratıklar doluşturup onları gebertmek istemeyelim. Neden Amerikalıların çektiği paranoyak bilim kurgu filmlerini zevkle seyretmeyelim. Diğer insanlara karşı olan nefretini olanca bastıran insanoğlu neden kara boşlukta gezinip de bizi yok etmek isteyen bir uzaylı yaratıp onlardan nefret etmesin? Hadi bakalım şimdi uzaylı mahlukatlarından nefret etme zamanı. Hemen gidin Joy Bilgisayar'a, alın Quasar Wars'ı ve başlayın yaratık avına. Hem “Independence Day”de bu pislikler güzelim kıtalarımızı yerle bir etmemişler miydi? İntikam... Walla aslında ben hiç hazetmiyorum bu Shoot'em Up'lardan. Rengarenk bir ekranda sağda solda uçuşan acayip anti geometrik nesneleri takip edip onları vurmak bana hiç ilginç gelmiyor. Başkalarının paranoyak düşüncelerinden doğmuş ve vahşi hayal güçleriyle harmanlanmış bir mahlukat operasına olan ihtiyaç bir kedinin bir bisiklete olan ihtiyacı kadardır zannımca (zaten yerimiz dar ahi Neyse (zaten yerimiz dar, ohaaaaaaa) şimdi biz işimize bakalım. Quasar Wars, daha önce Amiga'da milyonlarcasına şahit olduğumuz kusturucu, tekdüze, sıkıcı, hayattan bezdirici (bugünlerde biraz karamsarım da) alt-klasik bile olmayan (ne demekse!) ve her nedense artık inat mıdır nedir hala yapılmaya devam paslanmış bir başka Shoot'em up. Yine bir geminiz var; kendisi ufak marifetleri büyük, var ki onlar da ancak psikopat birinin yapacağı cinsten. Bir de teknolojileri büyük olup da beyinleri küçük mahlukatlar var. E bir Shoot'em up için gerekli her şey hazır abi. Asıl joystiğe de kurtar şu güzelim uzayı bu lanetlerden. Şimdi İÇ zaten yerimiz dar (hihi), ben diyorum ki oyunda bazı menüler var onları açıklamazsam iki editör hıyarı belamı verir sonra. Zaten zır zır ötüyorlar yok edebiyat yapıyormuşum, yok masal anlatıyormuşum diye. Görün ey uzay kahramanları, esas mahlukat belası yukarlarda değil benim yanımda... MISSION INFO: Dan dun bir Shoot'em up oyununa Mission Info gibi iddialı bir menü koyan programcının bence kompleksleri vardır. Yine de “orayı yok et, burayı yok et hatta şurayı da yok et!” yazılarını okumak isteyenler için. Ayrıca bu oyunun programcısının yakalandığı andan itibaren katli vaciptir. WEAPON SUPPLY: Bir oyunu abartalım da nasıl olursa olsun anlamına gelen bir seçenek. İstediğiniz silahı seçin, abartın, kendinizi güçlü hissedin, hepsini öldürün ve bu oyunu yapan programcıyı bulursanız gereksiz şiddet kullanmaktan çekinmeyin. SPECIAL SHIP ITEMS: Siz bakmayın Special yazdığına, aslında yukarıdaki menüden farkı yok. İşte gemiye ve oynayana biraz gaz vermek için konulmuş gereksizlikler resitali. Ayrıca oyunun programcısının kellesini gümüş tepside istiyorum. START MISSION: Aslında bu menünün esas ismi “Start Dan Dun”. Dedik ya programcı kompleksli diye (yerimiz dar, yerimiz!!). Neyse ben bıktım artık. Eğer programcıyı bulursanız kafasını baltayla ikiye bölüp, göz bebeklerini çocuklara verin misket diye oynasınlar (kaflik hesabı). Şimdi oyunun biraz oynanış sisteminden bahsedelim diyeceğim ama 7 denizin albızları canımı alsın böyle bir şey yok. Oyun, sadece ve sadece alttaki radarda düşmanların yerlerini tayin etmek, takip etmek, teyakkuz etmek (ne demek?) ve tekbir edip ruhlarını (eğer varsa) sonsuza kadar şad etmekten ibaret (silahları F tuşlarından değiştirin). Bunun aksini ispat edecek olana sol kolumu veririm. Bundan başka da anlatılacak hiçbir şey yok, olsa da yerimiz yok (öhö). Zaten iki kel editörden biri mutlaka “yazın uzun lan” diyeceklerdir, onun için ben kısa keseyim de gideyim. Abi oyunu gerçekten “yaw ne zamandan beri Amiga'da bir Shoot'em up oynamıyordum dur sen” diyenler alsın lütfen. Grafikleri fena değil, sesleri berbat, joystiği kötü, disketleri iki olan Quasar Wars ne yazık ki amacına ulaşmayan kötü bir tatmin örneği. Alın diyemiyorum, almayın demek istemiyorum, ne yaparsanız yapın ama yapmadan önce yazıyı bir kere daha okuyun ve okuduktan sonra da yırtın atın. Ha bu arada Umberto Eco oyun için “dışsal yaşam formlarının felsefik çıkarımlarını bilimsel yoldan ifade eden mükemmel bir örnek” derken Mert de “size katılıyorum, katılmak zorundayım” diyerek oyuna farklı bir açıdan yaklaşan ilk kişiler olmuşlardır, bunu bilin. Ve şunu asla unutmayın: oyunun programcısının bulunup acilen öldürülmesi insanlığın tarihinin devamı için çok önemlidir; ve tarihin akışı kesintiye uğramamalıdır (yerimiz dar diyorum hala ben)...

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.