Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 62
GAMESHOW bu ay çok iğrenç geçti benim için. Dışımdaki dünya ile içimdeki dünya arasındaki çelişki gittikçe arttı. Ruh dünyam çıkmaz sokaklarla doldu. Her gün bir tanesine toslamaktan bezdim artık. Sağımda ve solumda bir silah gibi taşıdığım coşku ve umutlarım bu ay terk ettiler beni. Gündüzleri kaçtım olmadı, gecelere sığındım!
im yine olmadı. Ben ve öteki diye ikiye bölündüm. Ben kaçtım, diğeri kovaladı. Yüzleşmek istemediğim diğerimden kaçmaktan yoruldum. İşte bu ay diğerine yakalanmış haldeyim. Artık kaçamıyorum ama çaresiz kalmayı da kabul | edemiyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum. İçimde kaynaşan kurtlar var sanki. Sürekli yok oluşa doğru sürükleniyorum. Varolmaktan başka bir de “ yoksam eğer ben, gömün beni o zaman. Dünyaya son kez yeraltından bakayım. Sonra bırakın beni, varolmamanın kara boşluğunda, o dehşet yığını içersinde eriyip gideyim; geriye kırmızı bir gül yaprağı olarak dönmek üzere.. 'Zebani' Yarışçı | diyerek konüyu kapatıyor ve hemen Müthiş oyun HILT çok gerekli açıklamasına geçiyorum. Silahları hazırlayın... HİLT adından da anlamayacağınız gibi, uyduruk iki tane tane koordinat şimdi bir oyun tasarımı yapalım hep beraber (kağıt arasında, evrim trajedisi zavallı yaratıkların kol gezdiği, asla ve aslâ olmayan m hayal gücü dar 2 programcı, orta ve olmayacak silahların sergilendiği, ve her nedense Koskoca galakside bir tek atı bo! bi ük bir bizim dünyamıza göz diktikleri bir yerde, dört kahramanın bir dolu abuk sabuk olmak isteyen hâp, küçük işlerin durumla karşı karşıya kalıp, oluk oluk kan akıtarak “iyiler kötüleri yener ve ş adamı olan bir grafiker ve eğer varsa, de hayatta yenmelidir” mesajını verdikleri puzzle-action ve strateji karışımı bir oyun. Biraz herşeyden sıkılmayı çok iyi beceren va her yaptığı işi yarım Crusader ve acayip Valhallaya benziyor. Tabii programcılar da bunun farkında birakan (bu biraz ben oluyorum Tester alınır. Kafalâr olacaklar ki valhalladan daha iyi olması için göz boyama taktiklerine birleştirilerek çoşku ve umut içinde bir oyun yapmaya Karar verilir. başvurmuşlar. Mesela bolca (ve anlamsız) silah, round sistemi (yani sırayla bir li luk çocuğun cebinde oynayıcı bir düşman oynuyor) ve harita sistemi gibi.. Şimdiiiii size biraz oyunun alan miktardaki Balarları toplamak la eş Sira oynanış sisteminden bahsedeyim ve acilen huzurlarınızdan defolayım diyorum “nasıl bir oyun yapmalı” tartışmasına gelmiştir. içlerinde düşünme Zaten yerimiz dar (bunu her seferinde yazıcam. sakın rahatsız olmayın. Sizden 4 yeteneği “faraza” gelişmiş olan grafiker, 4-5 kahramanın Olmasi gereken iki hıyar: editörvar): Hadi: bilinmeyen bir yerde, hiç bilmediği lanetli düşmanları, hiçbir zaman b takılnak bir ap Han kabi olmayacak. ölüm kusan silahların dehşetli senfonisi eşliğinde yerle kahraman Seçili ve Burası bu Dİğer Sular dar Bu. kadar (zaten yerimiz dar ho hol!). Bu işlemlerden sonra mükemmeli fikrinden dolayı karşınıza ekrandan dolayı “abi bu oyun wallahi derdinden kurtaran grafikeri “yeah, cool, good” Valhalla' diyerek dehşete düşebilirsiniz ama wallahi de gibi seslerle kutlarlar. Zavallı grafiker de billahi de-oyun Valhalla değil. Layout'u (türkçesini karşısında kıyas yapacağı bir düşünce bulamadım) fena halde acayip benziyor o kadar. Şincik göremediği için fikrinin güzel olduğuna OYUN üstten görünüyor yanI kuşbakışı, Çevreye inanır ve diğerleriyle birlikte “mahşerin dağılmış ve sirf oyunu zorlaştırmak için yapılmış bir sürü tuzak var. Herhangi bir yere ayak basar basmaz atlısı! isimli projeye startı Velmiş mayın dibinizde patlayıveriyor. Ayrıca etrafta bir sürü bl e iner abidik gubidik silahlar var. Bazıları uzun menzilli lan elk çıkmış olmasına rağmen hiçbir işe yaramıyor. Ayrıca çok erför'lü flopyy disket, kırılmış birkaç çabuk ölüyorsunuz dikkat. Benim tavsiyem adamlarınız kıç kıça hareket ettirmek yerine Joystlek, topl kömür karası olmuş düşmanın çevresine dağıtın ve ondan sonrada düşmanı Tefikleri birbirine, iki dağıtın. Bu arada düşmanlar bir başka acayip: Sizi görür kola. Tak Ye bozuk | görmez ateş ediyorlar ve nedense her attıkları isabet sayesinde oyun en inayet bitmiş olur. Tipler ediyor. Yani işiniz-zor. Ekranın sağı solu ikon mikon (ne çok sevinir. Her biri yaptığı işten oldukça var olmaz mı?) kaynıyor. Ayrıca alt tarafta mesaj ekranı memnun bir şekilde kendini shareware aleminin gözünüz gikmaz (gereksiz diye gözler Evet oyunda anlatılacak fazla birşey yok. Her oyunda çevrilir. O da “kalite okey'dir abi” der ve tüm ki her level da her zaman olduğu gibi (bu'ne be?) dünyanın fena halde merakla! beklediği HILT İl düşmanları temizlemek esas amacınız. Sonra diğer yy daha doğrusu kutusuz. jelatinsiz mission başlıyor ve bu çember sinirleriniz. daralana kadar olarak Böardlara) sürülür. devam ediyor. Sonra da imdadınıza adaptör yetişiyor merak Walla samimi bir itirafta bulunmak istiyorum: bü etmeyin (zaten yerimiz darl!!hi-ho). Walla oyun hakkında en son aylarda Amiga da çıkan oyunların hepsine başta yeteri kadar konuştum (yazmak da olur). Yani güzel Uyuz oluyorum. PC lerin dünyayı istilasından shareware oyunlar da birkaç yüz dolar kazanmak 4 sonra, büyük programcıların tası tarağı İÇİN. SUŞ da. tur Oyna, bak Oyun diyosun, yapıyoz işte toplayıp istila kuvvetlerinin emri altına girmiş mantığı güdülerek yapılmış bir'oyundan ne kadar zevk alınır bilmiyorum. Sonuçta HILT Il sadece ama sadece Çok boş zamanı olup da, sadece ama sadece oyun oynamak isteyen Böylesine kalitesiz oyun yapmakla birzanaat kişilerin tercihi olur bence. Eğer öyleyse 2 diskete ve iri harcayacağınız azcık paraya değer. Ne demişler Altının değerini Sarrafı bilirmiş. Bir gün bir Sarraf çıkacak ve Altının (AGA) getçek değerini gösterecek. belli ki kendi türevlerinden olan birkaç yaratığı Ha unutmadan Umberto Eço Bu oyunu da oynamış Ve bakın Dağıl birincisiyle etkilemişler ve paraları bittiği için hemen yapmış: “il delirium del potto ami mondo sittari es marconi rise de fulitari”, bi Anlamadıysanız türkçe mealini Mert'e sorun (zaten yerimiz dar ikincisini yapıp piyasaya sürmüşler. yani üfff, arz talep meselesi L muhahaaaaaaaa)...
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 63
Akın şimdi bakın bir tane uzay geminiz var. Bir tane de üstten görünüşlü bir uzayınız (nasıl olur demeyin bekleyin). Sonra sizi her an darmadağın etmeyi bekleyen evren dolusu düşmanlarınız. Şimdi soruyorum: Siz bana, ufacık tefecik içi dolu turşucuk bir gemiye atlayıp bu evrenin belalarıyla uzay kovboyculuğu oynamak için bir tane ana sebep, bir tane de yardımcı sebep gösterebilir misiniz? Durun ben tahmin etmeye çalışayım:
Ana sebep, kafanızı mavi gökyüzüne doğru kaldırıp güzelim mavi gökyüzünün gerisinde her an bir düşman olduğunu düşünecek kadar paranoyaksınız (Amerikalılar mesela). Yardımcı sebep, insan evladının insan evladından başka dostu yoktur (yine Amerikalılar!!). Öyleyse atlayın bakalım ufacık geminize, alın elinize zevk çubuğunu, dalın evrenin kara boşluğuna bakalım neler çıkacak: Bence “Shoot'em up” oyunlarını yapanların acayip sorunları var. Yani karşısında kötü; doğrunun karşısında yanlış, güzelin karşısında çirkin (bunlar aslında zıtların-birliği denilen uzun bir konuya giriyor ve ayrıca yerimiz dar hohihohhh) gibi ikilemler yaratan insanoğlu kendine ve başkalarına karşı dostluktan başka bir de nefret etme kavramını geliştirmiştir (zaten vardı da gelişti işte). Sizin anlayacağınız her an bizi yok etmek isteyen pis uzaylı mahlukatlar varken (varsayılırken) neden onlardan öldüresiye nefret etmeyelim. Neden uzaya salak salak yaratıklar doluşturup onları gebertmek istemeyelim. Neden Amerikalıların çektiği paranoyak bilim kurgu filmlerini zevkle seyretmeyelim. Diğer insanlara karşı olan nefretini olanca bastıran insanoğlu neden kara boşlukta gezinip de bizi yok etmek isteyen bir uzaylı yaratıp onlardan nefret etmesin? Hadi bakalım şimdi uzaylı mahlukatlarından nefret etme zamanı. Hemen gidin Joy Bilgisayar'a, alın Quasar Wars'ı ve başlayın yaratık avına. Hem “Independence Day”de bu pislikler güzelim kıtalarımızı yerle bir etmemişler miydi? İntikam... Walla aslında ben hiç hazetmiyorum bu Shoot'em Up'lardan. Rengarenk bir ekranda sağda solda uçuşan acayip anti geometrik nesneleri takip edip onları vurmak bana hiç ilginç gelmiyor. Başkalarının paranoyak düşüncelerinden doğmuş ve vahşi hayal güçleriyle harmanlanmış bir mahlukat operasına olan ihtiyaç bir kedinin bir bisiklete olan ihtiyacı kadardır zannımca (zaten yerimiz dar ahi Neyse (zaten yerimiz dar, ohaaaaaaa) şimdi biz işimize bakalım. Quasar Wars, daha önce Amiga'da milyonlarcasına şahit olduğumuz kusturucu, tekdüze, sıkıcı, hayattan bezdirici (bugünlerde biraz karamsarım da) alt-klasik bile olmayan (ne demekse!) ve her nedense artık inat mıdır nedir hala yapılmaya devam paslanmış bir başka Shoot'em up. Yine bir geminiz var; kendisi ufak marifetleri büyük, var ki onlar da ancak psikopat birinin yapacağı cinsten. Bir de teknolojileri büyük olup da beyinleri küçük mahlukatlar var. E bir Shoot'em up için gerekli her şey hazır abi. Asıl joystiğe de kurtar şu güzelim uzayı bu lanetlerden. Şimdi İÇ zaten yerimiz dar (hihi), ben diyorum ki oyunda bazı menüler var onları açıklamazsam iki editör hıyarı belamı verir sonra. Zaten zır zır ötüyorlar yok edebiyat yapıyormuşum, yok masal anlatıyormuşum diye. Görün ey uzay kahramanları, esas mahlukat belası yukarlarda değil benim yanımda... MISSION INFO: Dan dun bir Shoot'em up oyununa Mission Info gibi iddialı bir menü koyan programcının bence kompleksleri vardır. Yine de “orayı yok et, burayı yok et hatta şurayı da yok et!” yazılarını okumak isteyenler için. Ayrıca bu oyunun programcısının yakalandığı andan itibaren katli vaciptir. WEAPON SUPPLY: Bir oyunu abartalım da nasıl olursa olsun anlamına gelen bir seçenek. İstediğiniz silahı seçin, abartın, kendinizi güçlü hissedin, hepsini öldürün ve bu oyunu yapan programcıyı bulursanız gereksiz şiddet kullanmaktan çekinmeyin. SPECIAL SHIP ITEMS: Siz bakmayın Special yazdığına, aslında yukarıdaki menüden farkı yok. İşte gemiye ve oynayana biraz gaz vermek için konulmuş gereksizlikler resitali. Ayrıca oyunun programcısının kellesini gümüş tepside istiyorum. START MISSION: Aslında bu menünün esas ismi “Start Dan Dun”. Dedik ya programcı kompleksli diye (yerimiz dar, yerimiz!!). Neyse ben bıktım artık. Eğer programcıyı bulursanız kafasını baltayla ikiye bölüp, göz bebeklerini çocuklara verin misket diye oynasınlar (kaflik hesabı). Şimdi oyunun biraz oynanış sisteminden bahsedelim diyeceğim ama 7 denizin albızları canımı alsın böyle bir şey yok. Oyun, sadece ve sadece alttaki radarda düşmanların yerlerini tayin etmek, takip etmek, teyakkuz etmek (ne demek?) ve tekbir edip ruhlarını (eğer varsa) sonsuza kadar şad etmekten ibaret (silahları F tuşlarından değiştirin). Bunun aksini ispat edecek olana sol kolumu veririm. Bundan başka da anlatılacak hiçbir şey yok, olsa da yerimiz yok (öhö). Zaten iki kel editörden biri mutlaka “yazın uzun lan” diyeceklerdir, onun için ben kısa keseyim de gideyim. Abi oyunu gerçekten “yaw ne zamandan beri Amiga'da bir Shoot'em up oynamıyordum dur sen” diyenler alsın lütfen. Grafikleri fena değil, sesleri berbat, joystiği kötü, disketleri iki olan Quasar Wars ne yazık ki amacına ulaşmayan kötü bir tatmin örneği. Alın diyemiyorum, almayın demek istemiyorum, ne yaparsanız yapın ama yapmadan önce yazıyı bir kere daha okuyun ve okuduktan sonra da yırtın atın. Ha bu arada Umberto Eco oyun için “dışsal yaşam formlarının felsefik çıkarımlarını bilimsel yoldan ifade eden mükemmel bir örnek” derken Mert de “size katılıyorum, katılmak zorundayım” diyerek oyuna farklı bir açıdan yaklaşan ilk kişiler olmuşlardır, bunu bilin. Ve şunu asla unutmayın: oyunun programcısının bulunup acilen öldürülmesi insanlığın tarihinin devamı için çok önemlidir; ve tarihin akışı kesintiye uğramamalıdır (yerimiz dar diyorum hala ben)...