DESCENT TO UNDERMOUNTAIN

dındaki Descent'i görünce durup A 57; insan. Descent ile alakası nedir acaba deyu. Descent'i ilk gördüğümde, 360 derecelik hareket kabiliyeti karşısındaki şaşkınlığımı hatırlıyorum, sonra işin bokunu çıkarıp kendi etrafımda dönerek gitmekten midemin bulandığını ve klavyeyi kusmadan bilgisayarı ancak Interplay de Descent'i unutmamış olacak ki üşenmemiş Descent'te kullandıkları sistemi geliştirmiş biraz da içine AD&D katmış olmuş mu size 3D ekşın RPG. Nasıl olur len, saçmalama, yenisin acemilik etme demeyin. Ne demiştim, Interplay üşenmemiş,

O UNDERMOUNTAIN

oturmuşlar yapmışlar. Hem de neler yapmışlar bakın: Bir kere, savaş çığırtkanlığı, hız ve yara gibi AD&D puanları karakterimizin vahşet saçma kapasitesini etkiliyor. Irk, 4 sınıf, 7 zırh ve 20 çeşit silah ile dinamik bir karakter yaratabiliyoruz (ama sadece erkek ya da kadın olabiliyoruz, şimdilik bir üçüncü cinse tahammül edecek genişliğe sahip değiliz). Texture kaplı 20 değişik dungeon'da sap sap dolaşırken (tek kişilik bir oyun demek istiyorum ama oyun modem ve network'ü de destekliyor tabii) karşımıza bir anda Quake'de çıkabileceğinden üç katı daha fazla öldürülmesi gereken mahlukat çıkabiliyor (bunu direkt oyunun açıklamasından aldığım belli mi oluyor yoksa, "len, herif üşenmemiş saymış" mı diye düşündünüz). Eğer son zamanlarda çıkan doom-gibin'ler sadist ve mazoşist duygularınızı tatmin edemiyorsa Descent To Undermountain'i öneririm. DTU, doom gibin oynarken "aslında ben FRP de oynuyorum" gibi hissetmemizi sağlamaya çalışıyor. Haberi yazarken "Ne diyeyim ben bunun türüne" diye kara kara düşünüyordum, hem doom gibin hem FRP gibin. Azıcık ondan azıcık bundan, o Descent Undermountain.