Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 41
Bu beş bölüm oyun hakkında bir fikir edinmenize yardımcı olmuştur umarım. Biraz daha yazarsam oyunu oynamanıza gerek kalmayacak. Her ne kadar sürç-i lisan ettiysem affola. Yazımı bitirdiğime göre artık gezmeye gidebilirim. Özgür de askerden geldi (Özgür Strikes Back). Artık ortalık iyice şenlenecek. Hadi şimdi siz de gidin gezin hem çıkmışken Tunnel B1'i de alırsınız. Görüşmek üzere hoşça kalın.
TUNNEL-B1
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 40
atron bana al şu oyunu yaz derken zavallı makinamı hiç düşünmüyor. Render'mış texture'miş 486'nın neyine. Kasılıp kalıyor garibim. Aksi gibi arcade oyunları da hep böyle yapıyorlar. Aslında artık bütün oyunları böyle yapıyorlar. Bilgisayarımın son zamanlarda normalde hıza ihtiyaç duymaması gereken strateji oyunlarında mouse'u hareket ettirmekte bile zorlanması beni iyiden iyiye kıllandırmaya başladı. Sanıyorum ufak ufak Pentium'lanmak lazım. Aslında ben çok da şikayetçi değilim. Bu ufak sorun benim oyunumu dergide oynamama zemin hazırlıyor. Ne de olsa kocaman monitörlü, çok Pentium bir makina da arcade oynamak oldukça zevkli oluyor (benim için Ferrari
PET ENDENİ
kullanmak kadar zevkli). Bunun tek dezavantajı Serkan'ın yanımda oturup her şeye burnunu sokması. Birisi yanınızda oturup sürekli olarak; Bu ne? Onu patlatınca n'oluyo? O aldığın neydi? Bu tuş ne işe yarıyo? Sola dönme sağa dön. vs. vs. şeklinde şeyler söylerken bir yandan da haritayı açıp kapatıyorsa deli olmamak elde değil. Neyse bütün olumsuzluklara rağmen (başta Serkan) oyunu oynamayı başardım ve karşınızdayım. Tunnel B1 oynanış şekli açısından Hi-Octane'a çok benziyor. Prensipte iki oyunda da sınırlı bir alanda sağa sola ateş ederek ilerlemek durumundasınız. Bir farkla Hi-Octane'da geçmeniz gereken rakipleriniz var, Tunnel B1'de sadece ve sadece kendi paçanızı kurtarmak amacı ile koşuşturuyorsunuz. Tabi arada görevleriniz de var ama bi süre sonra oyun öyle heyecanlı bir hal alıyor ki sağla solla uğraşmayı bırakıp tam gaz asıl görev yerine koşturuyorsunuz. İlk birkaç görevden sonra süre sınırlamaları başlıyor. Başta görev bittikten sonra çıkışa ulaşmak için belirli bir süreniz var, sonraları bütün görev bir üyor. Tabii ki her şeyin kolay yolu mevcut. Onları ilerde tartışırız. Önce menüler; Dil seçiminden sonra (altı tane var, artık hangisini biliyorsanız) karşınıza üç seçenekli bir menü çıkıyor. Start Game: Start game. Language: Dil seçimi (bir önceki ekran yani) Options: İşte menülerin en önemli kısmı; ayarlar. Tabii ki bir sürü alt seçeneği var. Disc options: Save, load falan. Display Config.: Detail low, medium, high (bilgisayarınız Pentium 90 mı, 100 mü, 120 mi?) brightness low, medium, high (Parlak mı? Soluk mu?) Sound Config.: Buradan hemen hemen her şeyin sesini kısıp açabiliyorsunuz. Silah sesi, motor sesi, düşman araçları, patlamalar vs. (Serkan hariç her şeyin sesi kısılabiliyor. Sanırım ben onu tamamen kapatıcam) Difficulty: Zorluk derecesi. High Scores: Çok matah bir şeymiş gibi her oyuna bir tane koyuyorlar... Menü kısmı kısaca böyle. Şimdi biraz da klavye örtüsünden bahsedelim. Tab: Haritayı açıyor. En sık kullanacağımız tuşlardan biri. Mission briefing'i falan boş verin kırmızılar birincil görevler, sarılar ikinci, yeşiller de üçüncü sırada. Ayrıca ok tuşları ile harita üzerinde gezinebiliyorsunuz. Bu ilerde çıkışı bulmak için çok gerekli oluyor. Ve silah tuşlarımız yani benim bildiklerim; F1: Flares. Anladınız her halde, ileride güdümlü roket de atıyorlar. F2: Mines. Mayından çok saatli bomba gibi. Bırakıp kaçıyorsun biraz sonra patlıyor (Tabi önce biri çarpmazsa). Ateş ederek de patlatabiliyorsunuz. Zamanlama açısından iyi oluyor. Dikkatli kullanın tahrip gücü oldukça yüksek, burnunuzun dibinde patlaması hoş olmuyor. F5: Lazer. Etkili ama sayılı olması dezavantaj. Makineli varken pek iş düşmüyor. F6: Heat seek missile. Güdümlü füze. En iyi silah denilebilir. Kolay bulunmuyor, çok sıkışmadıkça kullanmayın. İlk kez 5. bölümde alıp 6. bölümde kullanabiliyorsunuz. F7: Missiles. Bunlar da güdümsüz füze. Etkili ve nispeten bol bulunuyor ama ateşlemeden önce nişan almak gerekiyor. Hareketli hedeflere atıp ziyan etmeyin. F8: Machine gun. İlk göz ağrınız. Sınırsız, etkili de sayılır. En seri silah olduğundan oyunun büyük bölümünde bunu kullanabilirsiniz. Pause/Break-Num lock: Booster. Aracınızın turbo modu. Sayılı ve süreli ama çok önemli. Ne zaman kullanacağınızı iyi düşünün çünkü 3. görevden sonra tüm görevler süreli. Bu da hep aceleniz olacak demektir. Esc: Pause. Oyunu durdurduktan sonraki seçenekleriniz. Continue: Devam etmek. Restart Mission: Görev başındaki açıklamaları tekrar görmek isterseniz... Restart: Baştan başlama. Quit: Sıkıldıysanız çıkabilirsiniz. Oyun ile ilgili anlatılacaklar bu kadar. Size yardımcı olması açısından biraz da görevleri açıklamak istiyorum. 1. BÖLÜM: Doğal olarak en basit bölüm bu. Genel kural şu yolda duran her şeyi (Kapılar ve duvarlar hariç) patlatabilirsiniz. Bu bütün bölümlerde geçerli. Ama hangisi önemli, hangisi zaman kaybetmeye değer bunu bilmek lazım. Mesela 1. Bölümün başında karşınıza çıkan sandık gibi şeylerden sadece skor çıkıyor. Objeleri patlattığımızda çıkan bordo-mavi şeyler skor. Hiç zaman harcamayın. Kırmızı-beyaz olanlar genellikle cephane ve büyük kırmızı-beyazlar genelde silah. Genelde diyorum çünkü silah sandığınız cephane, cephane sandığınız silah çıkabilir o yüzden bunları pek pas geçmeyin. Ve önemli bir şey daha; Üzerinde radyasyon işareti olan sandıklar. Bunlar oyunda enerji yenileyebileceğimiz yegane kaynak. Bunları sakın uzaktan patlatmayın zira patlattıktan sonra bir kaç saniye içinde enerjiyi almazsanız radyasyon yaymaya başlıyor ve eğer yakındaysanız hızla enerji kaybediyorsunuz. İlk bölümdeki amacımız Machine gun upgrade ve roket install. Rakiplerimiz pek zorlu değil. Sadece tek tük sabit makineliler ve bölüm sonu canavarı olarak da hareketli bir tane. Bu bölümde machine gun'ı önce ikiye sonra üçe upgrade ediyoruz ve ondan sonra bunlar hafif kalıyor. 2. BÖLÜM: 2. Bölüm biraz daha karışık. Düşmanlar biraz daha zorlu. Burada havan topu benzeri sabit bomba atarlar karşımıza çıkıyor. Bunların fazla bir isabet kaydetmeleri gerekmiyor. Attıkları bomba yakına bir yere düşerse de size hasar veriyor. Bu arada fark etmediyseniz kapıları açmak için üzerinde kırmızı ışık yanan buzdolabı gibi şeylere dokunmalısınız. O zaman ışık yeşile dönüyor ve kapı açılıyor. Ve 'sabit makineli'ler için bir taktik: bunların atışını savuşturmak için Alt tuşuna basıp yana kayın sonra aynı yere gelip ateş edin. Böylece atış açınızı kaybetmemiş olursunuz. 3. BÖLÜM: İşte gerçekten zorlu bir bölüm. Bu bölümün en zorlu canavarları helikopterler. Bomba ve güdümlü füze atıyorlar. Helikopterleri patlatmak çok zor. Sadece alçaldıkları zaman vurabiliyorsunuz. Hatta bazılarını vurmak bile mümkün olmuyor. Burada unutmamamız gereken şey her şeyi patlatmak zorunda olmadığımız. Uğraşıp enerji kaybedeceğinize basıp gidin. Bu arada güdümlü füzeler karşı flare kullanmayı unutmayın zira bunlardan başka kaçış yok. Flare havada kaldığı sürece füzeler onu kovalar bu da kaçacak bir sürü zaman demektir. Bu bölümün sonunda çıkışa giderken ilk defa süre kısıtlaması ile karşılaşacaksınız. Saat geri sayıyor, yukarıdan bombalar düşüyor. Paniğe kapılmamak elde değil. İşte booster'ı burada kullanmak lazım (booster'ı Pause/Break yada Num lock tuşları ile kullanıyorsunuz). Muhtemelen iki tane bulacaksınız. Sadece birini kullanın diğeri ilerde daha gerekli olacak. Yolun geri kalanında normal hızınız size yeter. 4. BÖLÜM: Cehennem. Bir kaç saniye ilerledikten sonra geri sayım başlıyor ve bölüm sonuna kadar da durmuyor. Aslında süre göründüğü kadar kısa değil. Kapılardan geçince extra süre kazanıyorsunuz (Araba yarışlarındaki check point'ler gibi). Asıl mesele o kapılara ulaşmak. Bir önceki bölümde ayırdığımız booster burada işe yarıyor. İlk baştakini de sakın kaçırmayın. Booster'ın en önemli özelliği kullanırken çarptığınız her şeyi parçalayıp geçiyorsunuz. Aksi halde duvara çarpmış gibi durursunuz. Bu da zaman kaybına yol açar. En büyük handikabınız en fazla üç booster taşıyabilmeniz. Bu booster'ları yoldan toplamalısınız anlamına geliyor. Bu iki şekilde olabilir. 1) O küçük sandıklardan bulabilirsiniz (Baştakini saymazsanız bir tane var). 2) Yolda motosiklet benzeri küçük araçlar karşınıza çıkacak (Garip bir şekilde sizi önden takip ediyor) onları kaçırmamaya bakın. Bu arada booster'ı pas geçip alamazsanız durup geri dönmeye çekinmeyin. Bu şekilde kaybedeceğiniz zamanı fazladan bir booster ile rahatça telafi edebilirsiniz. 5. BÖLÜM: Sanırım Tunnel B1 adını buradan almış. Oyunun başından beri ilk defa gerçekten tünele giriyoruz. Ve şimdiye kadar en güzel grafikli bölüm bu ama sizin sağa sola bakacak fazla zamanınız olmayacak. Tahmin ettiğiniz gibi bu bölüm de süreli. Hem de bu sefer önünüzde aşmanız gereken engeller var (hemen başta bir booster kullanmanız gerekiyor). Düşman tünelin çeşitli yerlerine istihkam kurmuş. Enerji veya cephaneye ihtiyaç duyduğunuz zamanlar dışında bunlarla boşa savaşmayın. Savaşacaksanız da aralarına yerleştirilmiş mayınlara ateş edin. Hem size geçecek yol açılır hem de patlamanın şiddeti ile bir çoğunu yok edersiniz. Daha önce alıp biriktirdiğiniz mayınların yararını şimdi görüyoruz (sakla samanı...). Parmaklıklı kapıları sadece mayın koyup patlatarak açabiliriz. Mayını hareket halinde bırakırsanız çarpıp uzağa fırlatabilirsiniz. Tahrip gücü çok yüksek olduğundan kapı açmadığı zamanlarda da çok etkili olabilir (bu arada flare ve mines'i space ile kullanıyoruz).