Macbeth
Retro bilgisayarKaranlıkta. Gözlerimi kapattığımda. Damarlarımda kanımın dolaşışını duyacak kadar sessizken. Her şeyi dışarıda bıraktığımı hissettiğimde. Kafamdaki ses konuşmaya başlıyor birden. Bir mırıldanma önceleri. Duymak istemiyorum aslında, neler söyleyeceğini biliyorum çünkü. Umrumda değil diyorum. Rahatlığı tercih etmek istiyorum. Ama susmuyor. Ses giderek yükseliyor, ama etrafı kaplayan sessizliği de bozmuyor. Vazgeçiyorum kaçmaya çalışmaktan. Bir manası yok çünkü. O da biliyor bunu. Çaresizliğimi hissettiği anda başlıyor amansız saldırısına. Madde madde sürüyor her şeyi üstüme. Açıklamalarıma, bahanelerime gülüyor geçiyor, bir an olsun takmıyor bile. O da biliyor, ben de biliyorum kimin haklı olduğunu. Madem biliyoruz, gitsin istiyorum. Gitmiyor. Teker teker gösteriyor bana yaptıklarımı. Bir an biri karanlığıma dalsın, kurtarsın beni istiyorum. Kurtarıcımı ölesiye seveceğimi biliyorum, ona can simidi gibi sarılacağımı biliyorum. Ama kimse gelmiyor. Ben ve Ses. Yalnızız. İçimizdeyiz. Beraber. Bitmeyen bir sorgulamada. İnkarların, yalanların, yalvarmaların, yenilgilerin, bahanelerin, zaafların huzurunda. Sessizliğin içinde Sesle. Dönüyor etrafımda. Bir orada, bir burada. Takip etmeye çalışıyorum, yoruluyorum! Bir manası yok. Bir an sonra her yerde çünkü.
Sorular bitmiyor bir, cevaplar çok önceden tükenmiş olsalar bile. Her yeni soruda irkiliyorum, kendinin bile unuttuğu bir suçu ortaya çıkmış çocuk gibi. Madem verecek cevabım olmadığını biliyor, her bahanemi de fark edecek kadar akıllı, niye gitmiyor diye düşünüyorum. O da biliyor bunu düşündüğümü ama önemsemiyor, devam ediyor. İlk baştaki direncim beni terk ediyor. Bilinçsizce seyrediyorum bir süre listesini. Sonra yavaş yavaş sinir geri dönüyor. Nefret ediyorum Ses'ten. Bunu da umursamıyor, bir tepki bile vermeden devam ediyor. Sinir yerini çaresizliğe bırakıyor tekrar. Boşluğa. Liste sürüyor. Durmuyor. Deli gibi başka bir fikre sarılıyorum. Aptalca karşılıklar veriyorum. Sorular köreliyor hemen. Etkileri dinmiyor ama. Ruhuma iri darbeler indiriyor. Kaba morluklar bırakıyor. Keşke daha akıllı olsam diyorum bu sefer, belki o zaman cevaplarım olurdu diye umuyorum. Ben daha akıllı düşünmeye çalıştıkça o da akıllanıyor. Soruların sivriliği artıyor. Daha ince yaralıyorlar beni, ama daha pis canımı yakıyorlar. Bitiyor direncim. Haklısın diyorum, hatalıyım diyorum, ama bu da Ses'i tatmin etmiyor. Bir anda gidiyor. Sessizlik geri geliyor. Sanki bir serinlikle beraber. Bir an inanamıyorum. Ölmüş olmam gerekir diye düşünüyorum. Aptal bir çabayla hala canlı olduğuma inanıyorum. Benliğimi kaplayan rahatlık inanılmaz. Sanki hiçbir yere değmiyorum. Derin bir aptallık uykusuna dalıyorum. Ses yoktu, hiçbir zaman olmadı, hiçbir zaman olmayacak, ta ki, yarın bir daha gelene kadar. Unuttum işte hepsini, geçti gitti. Belki de bütün sorun bu ya zaten... - Intel kız sen beni uyarmış mıydın? - Ne konuda efendim. Dişleriniz konusunda uyarmayı denedim, ama dinlemediniz, cuma günü randevunuz var yine. - Yok, o konuda değil. Diablo konusunda. - Şey, kem küm. - Uyarmadın değil mi! Ulan sen ne biçim köle/personal assistant'sın be. Sana kaç kere diyeceğim, iki tane resimden etkilenip bir oyunu övmeye başlarsam beni durdur diye, ha? Bak beni okuyucu karşısında haksız çıkardın yine. Herkeslerde action'lı FRP geliyor beklentisi yarattık, çıka çıka Crusader taklidi çıktı. Sus! Daha fazla konuşma. Web site'da ne yazdığını ben biliyorum. Cutting edge technology cart curt, real time cart curt redefines the FRP genre cart curt. Düştük yine tuzağa ya. Ayıp oldu size de sayın okuyucular. Daha dikkatli olacağım bir dahaki sefere valla. Hayır, Diablo eğlenceli oyun da, gerçekte Crusader'daki robotun yanlışlıkla Braveheart setine girmiş halinden daha ileri bir şey değil. Blizzard beni baymaya başladı artık yavaş yavaş. Başkalarının fikirlerini almalarını bir yana bırakın, oyunları hakkında bir dolu yalanlar atmaları yüzünden. Geçenlerde ilk defa orijinal Warcraft2 kutusu gördüm, üzerinde 'ileri yapay zeka' yazdığını fark ettiğimde kendimi kaybetmişim. Dükkana verdiğim hasarı ödemem çok uzun (bir ömür) sürecek. Çok hayal kırıklığına uğradım çok. Alınganımdır da, bana çektirdikleri bu acıyı asla unutamam. On-line olunca çok zevkli oluyormuş diyorlar (Blizzard değil, bunu gerçek insanlar söylüyor) ama benim bütçem On-line oynamaya müsait değil, onun için bilmiyorum. On-line da olamadığımıza göre, elde uyuz CD kalıyor. Crusader'ı ilk gördüğümde abari demiştim, çünkü o güne kadar yapılan en gelişmiş izometrik action oyunuydu, ama Crusader2 çıkana kadar ben sıkılmıştım bile. Şimdi bundan aylar sonra Diablo çıkıyor, kısacası hiç şansı yok. Sizi de yanılttım biliyorum, ama valla benim değil, hepsi Intel'in suçu ehehehehe. DIES IST DAS LAND Merhaba MAC, Bu sana ikinci mektubum. Buna da giriş yazmaktansa bir haber vereyim dedim. Need For Speed II gerçekten var, çıkış tarihi Mart '97. İnanmıyorsan Electronic Arts'ın sayfasına bak. Neyse şimdi sorular... 1. Daggerfall'da hiç saray basmayı denedin mi? Bayağı bir paran ve ayrıca zırh vs. oluyor. Ben Warwick kalesini bastım, istemediğim kadar altınım oldu. (Aslında kraliçe beni oraya konuşmak için çağırmıştı ya neyse.) 2. Sence Daggerfall'daki en iyi ırk hangisi ve ne tür bir karakter yaratmalıyım? 3. Ayrıca, Daggerfall'da tırmandığın duvarlardan aşağı atlamadan inmenin bir yolu var mı? 4. Diablo'yu bitirdim. Son birkaç bölüm hariç bana çok kolay ve kısa geldi. Her ne kadar sonundaki demo da Diablo II'nin geleceğini ima ediyorlarsa da bence oyunu biraz daha uzun tutabilirlerdi. Sen bu konuda ne düşünüyorsun? 5. Lands of Lore II ve Birthright hakkında bir şey biliyor musun? 6. Direksiyon şeklindeki joystick'lerden haberin var mı? Varsa bunların pedallı olanları da var mı? Ayrıca bununla Need For Speed oynayabilir miyiz? 7. Bana iyi birkaç adventure (film ve render olanlar hariç) önerebilir misin? 8. Omay'a ne oldu? Hala aynı oyunla mı uğraşıyor? Bir de boyutları hala eskisi gibi mi? (En son pencere kadar yer kaplıyordu) 9. Diamond Stealth mı? Matrox MGA yoksa 3D Blaster mı? Ve hangi modeli ve niye? 10. Son olarak şu sıralar hangi oyunları oynuyorsun? Tolga 'R.I.P.' Özduygu MAC: Netekim Need For Speed 2 hakkındaki hatamı, geçen yazıyı yazdıktan az sonra ben de anladım. Hatta utancımdan gsmnet.com'daki scroll'a falan koyup vicdanımı rahatlatmaya çalıştım (olmadı tabii). Dediğin gibi, oyunun çıkış tarihi için Mart 97 (yani şu an, her an, şimdi, anında çıkıyor olabilir) amma ve lakin website da oyundan bir tane ekran bile olmaması, ya da iki satır bilgi koymamış olmaları beni korkuttu. Aylar önceden yüz tane resmi olan oyunlar bile çıkmıyor (bakınız sierra.com), bunun zamanında çıkacağına inanmıyorum açıkçası (ama çıksın ha, oynarız hep beraber). Özürlerimin kabulünü rica ederim hepinizden. 1) Saraydan kız kaçırma ehehehe. Niye (bilmiyorum) biri (kim hatırlamıyorum), bir, zamanlar (ne zaman unutmuşum), bir yerlerde (Mersin olabilir ama uzak ihtimal), beni (bunu tanıdığımı sanıyorum ama emin değilim), bu operayı (galiba opera, küçüktüm, yarısından uyumuşum) görmeye götürmüştü (bakın bunu hatırlıyorum). Sanırım psikolojik dengemdeki oynama o zamanlar başladı. Neyse. Saray basmaca (bak yine aklıma saraydan kız kaçırma geldi, baştan başlayacağım muhabbete) mantıklı bir işlem değil. Niye diyeceksin, haklısın. Çünkü, birincisi, sen istesen de, istemesen de, sonradan ana görevlerin bazıları sarayların içinde geçiyor, oraları zamanla sana zorla bastıracaklar. Sonracıma, bir de, bence mantıksız. Mesela Sentinel'di galiba, görev için gidiyorsun, kesiyorsun, biçiyorsun, saatlerce saray koridorlarında seri katil gibi dolaşıyorsun, sonra oyun ilerleyince saraya geri dönmen gerekiyor, kimse de tutup sana 'yav sen geçenlerde benim abimi, babamı, dayımı, amcamı, kayınbiraderimi (askerlerin çoğu erkek de) kesen manyak değil misin' demiyor. Bu görevleri başka bir yerlere alabilirlerdi kanısındayım. Daggerfall hakkında bir adet ufacık olumsuz eleştiri yapmış olmam, döndüm, vazgeçtim manasında değil. Bence hala en iyi FRP (bunu da zırt pırt sence en iyi FRP hangisi diye sormayın diye söylüyorum ha). 2) Irk olarak Dark Elf (çünkü onlar felce dirençliler, ve oyunda örümcek, vampir, leech, kim gelirse paralyze atıyor), ama tür olarak bir şey diyemeyeceğim, çünkü bence en iyisi custom karakter yaratmak. Şuna dikkat edin. Zırha sınırlama getirmeyin, çünkü oyunda çok güzel zırhlar var, sonra üzülürsünüz, bir de magic skill ekleyin, çünkü mages' guild çok baba, bir de dövüş (mümkünse longblade) ekleyin; çünkü mage olarak sağ kalmak başlarda zor. 3) Şimcik, eğer magic skill'lerin varsa, levitate kısa bir süre için uçmanı sağlar (PageUp, PageDown galiba), Slowfall da yükseklerden hasar almadan aşağı düşmene (adındaki gibi yavaş yavaş) izin verir. Eğer sırf fighter oynuyorsan (ki yazık sana o zaman), bunları yapan potion'lar da bulabilirsin. Bulamazsan bana sor, bir tane potion tarifesi listesi yayınlayayım, ev kadınlarına da yardımım olsun. 4) Diablo, Blizzard ve diğer şerefsizlerle ilgili düşüncelerimi bu ay news'a ve girişe (macbeth) kustum. Eğlenceli oyun, ama eşek olsa öğrenir, Diablo 2 de aynı hataya düşüp alıp oynayacağımı sanmıyorum (ben bitirmedim bu arada, 11 kat falan aşağı indim, bundan sonrası ile ilgili soruları direkt sana e-mail'leyeceğim.) 5) Birthright ile ilgili bildiklerimi (şimdilik Sierra propagandası) geçen ay news'a yazmıştım (yani pek bir şey bilmiyorum). Lands of Lore2'ye gelince, galiba Red Alert CD'sinde bir tane ağız sulandırıcı animasyon vardı. Ha, bir de, birileri mektup yazıp 12 CD olacağı doğru mu diye sormuşlardı Hope this helps ehehehehehe. 6) Haberim var, hatta bir tane bende de olsa ne güzel olurdu diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Galiba Thrustmaster olanın pedalları da var, ama ayrıca satın almak gerekiyor (2 pedal bu arada). 7) Yok öneremem, yani sana rast geldi pardon, ama oyun önermemeye karar verdim artık. Çok fazla böyle soru var, başka insanların harbi adventure sorularının yerlerini boşuna kaplıyorlar. Eğer herhangi bir türden oyun önerisine ihtiyacınız varsa, bir zahmet seçmece bunlardaki, seçmece hall of fame'e bakın. Hadi canım, nazlanmayın, ne kadar zor olabilir ki, sayfa 9'da işte, biz de sayfa 47'deyiz, altı üstü (hesapla kız Intel) 38 sayfa geri gideceksiniz. Valla kolay olacak bir deneyin. Hala şüphelisiniz galiba. Tamam tamam, eğer çok yorulursanız, geri dönerken ben sizi sırtımda taşıyacağım 8) Eheheheh, mutluyum gururluyum, çünkü Omay geri döndü. Amiga Dostu köşesinin bir bölümü o yazıyor artık. Çok eski okuyucular bilirler, bu Intel salağı gelmeden önce, şahsi kölem Omay'dı. Gerçi en az Intel kadar tembel ve yararsızdı ama bir iyi yanı vardı. Koltuğa itip, üstünde zıpladığınızda acayip stres atılıyordu (yumuşak adam, bir nevi dev amip). Bilmem belki geri alırım onu işe (uhuhuhuhuhu- Intel). 9) Ay ayol, ben ikisinden de çok memnunum (omay-Intel gibi), bir ona, bir ona. Eheheheh. Ne bileyim abi, dedim ya, bir kıytırık bir S3 kart kullanmaktayım, ama netekim senin için araştırdım. Bakınız sonuçlar: Bizden çok daha fazla parası olan bir Alman dergisi, laboratuvarda falan bilimsel şekilde (digital kronometrelerle falan) bu kartların (ve diğerlerinin, ama sen bunları sormuşsun) hızlarını test etmişler. Oyunlarda (action ve sim) Matrox %81 (overall oluyor) Diamond %29 basmış. Video oynatımda (avi, mpeg falan) Matrox %57, Diamond %71. 3D'de (CAD'le denemişler), Matrox %100 (testteki en iyi kart yani), Diamond %37 becerebilmiş. Günlük işlemlerde (word, Excel vs.) Matrox %92, Diamond %82 çıkmış (kim takar copyright'ı, okuyucuya hizmet önemli). Tabi buradan Matrox daha iyi sonucu çıkabilir (her iki kart da 4 MB ve yaklaşık 530 Mark) ama ben Diamond bilirim, Diamond söylerim. Eheheheh. Hiç zararını görmedim sabit fikirli olmanın da. 3D blaster hakkında bir test bulabilirsem, hiç utanmadan onu da copy paste yapacağıma emin olabilirsin. 10) Bu aralar kendime internet bağlanma, bağlanmama oyunu oynuyorum. N'olacak bağlan ya/ Ya sus oğlum, geçen taturayı ne çabuk
Sevgili MAC,
Merhaba MAC;
unuttun ya oyunu. Çok eğlenceli bir oyun değil aslında. Özellikle iraden zayıfsa (ve faturan büyükse). IN DEM MAN NICH VERSTEHT Bu sana ilk mektubum ve bunu yayınlaaaaaaaaaaaaaaaa lütfen. Şimdi de sorularım (hihihoho): 1-Ace Ventura'yı oynadın mı? Çok şaklaban oyun. İşte ben o şaklaban oyunun son bilmecesinde takılıyorum. Tepedeki şişko sağdaki sütunu yıkıyor ama diğerini yıkmıyor (arkasına gittiğim ve bir sürü şaklabanlık yaptığım halde.) 2-NBA Live '97'yi aldım. Çok güzel oyun. Ne diyorsun? 3-Time Commando'yu almaya değer mi? Tüm sorularım bu kadar. Sen de lütfen bu mektubu yayınlaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa MAC: Niye yayınlamayayım canım. Özellikle, mektup ve e-mail sayısı artık anormal olduğuna göre, içinde adventure sorusu olan mektupların şansı artıyor. Tabi bu bilip geçtiğiniz yerleri, sırf mektup yayınlansın ayağına bilmiyormuş gibi yapın demek değil (evet, genel olarak paranoyağım). 1) Aslında birinci sütunu devirmek için ne yaptıysan ikinci sütun içinde aynı şeyler geçerli (ok tuşlarını denedin mi?). Eğer hala başaramıyorsan oyunda bir bug oluşmuş olabilir, yeniden oynamayı dene. 2) Valla ne diyeyim, helal olsun. EA Sports serisi henüz güzellik/performans dengesini dağıtmadan devam ediyor. 98'in gelmesinden korkuyorum aslında, çünkü artık daha güzel bir şeyler yapabilmek işin Pentium'dan öte bir şeyler isteyecekler herhalde. Ne sevdiğine bağlı. Değişik, az biraz süslü bir action/dövüş oyunu sonuç olarak. Bu türü seviyorsan al bence. DAS FREMD KEIN WORT Sen beni bilmezsin ama ben seni uzun zamandır okuyorum. Hatta ilk okuduğum sayı 64'ler de Robocop 2'nin kapak olduğu ve senin Elvira saplantının olduğu zamandı. (Belki hala saplısındır) Derken bir gün kuzenim bana "abi gameshow diye bir dergi çıkmış içinde MAC diye bir adam varmış" dedi. İşte o anda koşup dergimi aldım. Aslında seninle hayata bakış açımız ve bazı zevklerimiz (FRP, strateji, Metallica) uyuşuyor. (Fenerbahçe hariç) Şu anda Marmara Ünv. Bil. Müh.'te beynimi kemirmekle meşgulüm ve ÖYS yaklaşırken her zaman olduğu gibi o genç zavallılara bakıp kahkahalar atıyorum. Şimdi biraz soru sorayım... 1) Daggerfall'u aldık. Harbiden de çok güzel bir oyun. Yalnız ufak bir kaç sorun var: a)Arada bir anlamsız şekillerde kilitleniyor. b)Oynanabilir hızda çalıştırmak için 16MB P100 ve 210 MB kurulum istiyor.(len Türkçe W95 kullana kullana dilim bir garip oldu) c) Binaların içindeki şahsiyetleri öldürmek istesem de olmuyor. d) Karakter olarak bir bayanı seçip şehrin ortasında striptiz yapıp dolaşınca insanlar ya da guardlar hiçbir tepki vermiyor. Ayrıca çizmesiz dolaşmak karakteri yorabilir mi? e)Sokakta bir kişi de öldürsem dört kişi de öldürsem aynı cezayı veriyorlar. Bunlar keriz mi? 2) Sen hangi skill'leri tavsiye edersin değişik bir battlemage'imsi bir darkelf için. Ben dövüş için primary'e longblade ve major'a hand-to-hand'i aldım. Acaba hand'in yerine axe veya blunt weapon mu alsaydım. 3) Guardları atlatmanın yolu var mı? (mahkemeye çıkmak istemiyorum) 4) Hangi şehirleri tavsiye edersin gezmek için? 5) Bu gün kaç kola içtin? 6) İlk etapta hangi büyüleri yapayım? 7) Guildlere katılmak pek yararlı. Ama önüne çıkan her guilde katılmanın bir zararı var mı? 8)Bir Druid nasıl ölmeden öldürülür? (Müslüm dinleterek mi?) 9)Ana quest'i bitirmek için herhangi bir sınıf kullanılabilir mi? Mesela bir assassin bu işi becerebilir mi? 10) Niye Damon Hill'i sevmiyorsun? Villeneuve (doğru yazdım umarım) hakkında ne düşünüyorsun? 11) Eskiden bir MAC borsa endeksi vardı ne oldu? The Lord Of The Sky Berk 'Firestorm' Ulsoy (eski simülasyoncuyumdur da) MAC: Ne demek bilmesin. Ben her şeyi bilirim okuyucularım hakkında. Taa, bir gazete iki ekmek için gittiğiniz yerde gözünüz tesadüfen dergiye kaydığı andan, eve gelip, okuyup da, iyiymiş, ama biraz daha olsaymış (şahsi yorumum tamamen, ben de öyle yaparım da) dediğiniz ana kadar gözüm üzerinizde. Güldüğünüz espriden, kafanızı karıştıran uzun cümleye kadar her tepkinizi izliyorum. Boşuna uğraşmayın, siz beni görmezsiniz, sadece birilerinin sizi izlediği hissine kapılıp aniden arkanızı döndüğünüzde hızla kaybolan bir parıldama fark ederseniz anlayın ki oradayım, sizi izliyorum. Tısssssssssss, tıssssssssssssss, hissssssssssss, bu çok