TRAPPED
Retro bilgisayarBenim anlamadığım bir şey var: Oyun oynamak gerçekten bir zevk mi, yoksa dışımızdaki katı gerçeklerden kaçmanın bir yolu mu? Veya kendinizle dünya arasına bir boşluk koymak için mi oyun oynarsınız? Hadi bunları boş verin. Peki neden en çok oynanan oyunlar, şiddet içeren oyunlardır? Acaba bunlar, her zaman yapmak isteyip de yapamadığımız veya ispat etmeye çalıştığımız kahramanlığımızı tatmin etmenin bir yolu mu? (Şimdi bunları yazıyoruz ama dur bakalım konuyu nasıl bağlayacağız) İlk baştakilerin cevapları tartışılabilir ama son soru bence kesindir. Hepimizin içinde gizli bir kahraman vardır. Bu kahraman, hayallerimizde her şeyi gerçekleştiren genelde iyi ve gözde bir kişilikken, gerçek hayatta ise aciz, çıplak ve zavallı bir yaratıktır (Hala bağlayamadık). Ve bize her zaman mantık aşılayan zavallı bilincimiz gerçek hayatta bu kahramanı yadsır, yok sayar. Buna rağmen biz gerçek hayatta da bu kahramanı canlandırmak ister ve bir şeyler yaparak başarılı olmak, kahrolasıca egomuzu tatmin etmek isteriz. Fakat gerçek hayatta bunları yapmak zor ve sınırlıdır (Eeee?). Sonunda ne olur, teknoloji imdadımıza yetişir. Alırız bir tane en sevdiğimiz oyunu ve başlarız kahramanlaşmaya. Kimimiz usta bir uçak pilotu (Levent), kimimiz el ayak koparan karateci (Engin Abla), kimimiz savaş kumandanı (Şahin), kimimiz araba yarışçısı (ben), kimimiz strateji uzmanı (MACintosh) falan filan olur. Peki kim klostrofobik bir ortamda (bu ortam lafına sinir oluyorum) hâlis nem ve küf kokan bir havada, fare labirentini andıran dar koridorlarda oraya buraya koşturup, garip ucubik yaratıklarla kılıç tokuşturmak veya ilginç büyüler yapıp kahraman olmak ister? Evet, yukarıdaki sorunun cevabına ben diyenler: Hemen Trapped oyununu bir yerlerden bulup alsınlar (Joy Bilgisayar). Perspektifi dar ve hayal gücü kıt olanların adını duydukları zaman öörgh, börgh gibi kusmuk sesler çıkarmasını göz ardı edersek (ki etmeliyiz) FRP, oyun türleri içinde en iyilerinden biridir. Oyunumuz Trapped da bir FRP. Hem de real time texture mapping'li. Zaten bundan sonra Amiga'da çıkacak olan oyunların böyle, bunu bilin. Şimdi zaten yerimiz dar; bu yüzden oyun hakkındaki düşüncelerimi maddeler halinde yazıyorum. Artık bundan sonrası size kalmış. Şimdi okuyun: 1- Sizi ne kadar etkiler bilmiyorum ama başında ufak bir 3-D demo var. 2- Oyunda Lord Tarrak diye bir şahsiyet var (isim çok kötü
Bu Tarrak denen adam (lord olduğuna göre adamdır herhalde) sizin için tekrar diriliyormuş falan filan (yani konuyu boş verin). 3- Mahzenler genelde karanlık ama ışık oyunları çok güzel. Lens flare FX bile var. O ne diye sormayın çakarım bir tane. 4- Bir yerlerde salak bir Serkan var, onu öldürmeyin yazık... 5- Gördüğünüz her healing potion'ı alın ama zart diye içmeyin sonra zurt olursunuz (yani FRP dilinde ölürsünüz). 6- Bazı kapıları evinizin kapısını açar gibi anahtarla, bazılarını da duvarlarda bulunan özel bir mekanizma sayesinde açıyorsunuz. Ayrıca şunu unutmayın paranın açamayacağı kapı yok. 7- Mahzende ilerlerken, sanki baloya gidermiş gibi giyinen kaslı ama aptal bir paladin, dudaklarından başka her yeri kirli bir cübbeyle kaplı sinir bir wizard, gözünüzün önünde bir Elf'ten bir Ayıya dönüşebilen ve ağzının kenarından yeşil çimenler sarkan bir Ranger ve kendini seksi zannedip elinin hamuruyla erkek işlerine karışan bir Thief görürseniz onlara saldırın. Experience Point'e ihtiyaçları var (hihohaal!). 8- F tuşlarıyla bir sürü özellik ayarlanıyor. Bir göz atın. 9- Atmosfer grotesk; yapılar gotik (ne diyon lan?). 10- Sağlığa dikkat, Alt tuşu ateş, grafikler çok güzel, sesler çok güzel, yine gelecek ben... 11- Bazı yaratıklar hapiste. Bir tanesinde Engin Abla var ona fıstık atın. 12- Garip cisimler var. Kendi kendilerine deviniyorlar (bu da entel lafı). 13- Değişken bir sürü yer var, monotonluğu azaltıyor, Lord Tarrak uyanıyor, yine gelecek ben! 14- Oyun AGA makinelerde çalışıyor. 15- Şimdilik bu kadar, hepinize iyi aylar. 16- Bu arada gönderdiğiniz mektuplar elime geçti ama cevap veremiyorum. Malum sebepten. Yine de teşekkürler.