SWIV 3D

Ey gidi Silk, seni CD oyunu olarak görmek de varmış demek. Biz bu Silk Worm'un birincisini Amiga'da oynardık. O zamanlar PC oyunları dört renk falandı (Zamanın iyi bilgisayarı 386-DX) ve çok güzel bir shoot'em up'dı. Sanıyorum oyunu ilginç kılan aynı anda hem helikopter hem de jip ile oynanabilmesiydi. Sonra Silk Worm 4 (İkiyle üçü kedi yedi) bir shoot'em up olarak karşımıza çıktı. Oyun hiç ara yükleme yapmadan bir solukta sonuna kadar oynanabiliyordu ki bu o zaman için yepyeni bir teknikti ve doğrusu beni etkilemişti. Aynı ekibin, bu sefer bir atılımları daha olmuş (yine etkilendim). Bu seferkinin adı SWIV-3D, anlaşıldığı üzere oyun bu defa üç boyutlu. Doğrusu ben bir shoot'em up'dan sonra texture mapping (Doom gibi bir teknik) bir oyun beklemiyordum. Ama helal olsun hakkını vermişler. Oyunda bir simülasyonun grafik kalitesi ve bir arcade makinesinin sürükleyiciliği var. Bu oyun Comanche'den sonra en çok hoşuma giden helikopter oyunu (bu arada oyunun adı dikkatinizi çekti mi bilmiyorum? Silk Worm 4 piyasaya kısaca SWIV adıyla çıkmıştı. Sondaki IV roma rakamı ile 4'ü ifade ediyordu ama bu pek anlaşılmadı ve oyunun adı Swiv kaldı. Herhalde bu yurt dışında da böyleydi ki oyunun bu son versiyonu doğrudan Swiv (Swiv 3D) adı ile piyasaya sürüldü). Şimdi artık oyuna geçmenin zamanı. Oyunun öyle pek fazla menü opsiyonu yok (oynamak kolay anlatmak zor). Başlangıçta ilk yapmanız gereken bir pilot ismi girmek ya da daha önce girdiğiniz bir taneyi seçmek. Bu aynı zamanda bundan sonraki yükleme kaydetme işlemlerinin yerini tutuyor. Her pilotun kaldığı bölüm, tecrübe derecesi gibi bilgileri ayrıca saklanıyor yani her pilot için ayrı bir oyun yaratılıyor. Oyuna ilk başladığınızda doğal olarak seviyeniz rookie (çaylak) ama bir görevi tekrar tekrar denedikçe zorluk derecesi aldığınız puanla doğru orantılı olarak artıyor. Bu size başlangıçta saçma gelebilir yani zaten geçemediğimiz bir görev giderek zorlaşırsa bölüm geçmemiz nasıl beklenebilir ki. Heyecanlanmayın programcıların size garezi falan yok. Bu oyunun kendini savunma mekanizması. Oyunda ne bölüm haritaları ne de görevler değişmiyor. Hatta patlatınca bonus obje çıkan binalar ve çıkan objeler bile sabit. Bir görevi bir iki defa oynadıktan sonra her şeyin yerini ezberliyor ve hiç zaman kaybetmeden hedefe

SID

yöneliyorsunuz. Başınız sıkıştığında en yakın ilk yardım kutusunun yerini bilmek de cabası hatta her füze bataryasına ayrı bir yaklaşma şekli geliştirebilecek vaktiniz bile oluyor. Buna karşılık onlar da sizi daha önce fark edip daha isabetli atışlar yapmaya başlıyorlar. Bence gayet adil. Oyuna başlamadan yapmanız gereken ilk şey Setup menüsüne girmek ve controller setup'tan tuşları kendinize göre ayarlamak (Klavyeden oynuyoruz değil mi?). “Space” normal ateş, “M” özel silah hadi onlar tamam ama “Strafe” tuşlarını (bu oyunda sağa/sola kayma tuşları ama kelime anlamı bu değil) değiştirmenizi tavsiye ederim. Bunlar Türkçe klavyede Ö ve Ç (A klavyedeki karşılığı zaten yanında yazıyor) bunları daha el altında seçmeniz yararınıza (Delete ve End iyi oluyor örneğin). “Brake” tuşunu da Return seçerseniz daha iyi olur. Bunun dışında setup menüsünden dil değiştirebilir, (ki sekiz tane var) müzik seçebilir, (o üç tane) veya sesleri açıp kapayabilirsiniz. Ama bunların dışında en önemli iki seçenek “Screen Size” ve “Detail Level”. Bir 486'ya sahipseniz (zaten minimum DX2-66'da çalışıyor) detayları bir kademe indirmeniz ve ekran boyunu hiç olmazsa bir seviye küçültmenizde fayda var. Ama bunun yanında Engin Abla'nızınki gibi bir bilgisayarınız olursa (Ablam sağ olsun oynattı bana biraz) full detail, full screen, full sound oynayabilirsiniz. Biraz da oyunun oynanışından bahsedelim. Ekranın sol üst köşesindeki küçük pencere sizin gözünüz, kulağınız, burun delikleriniz ona iyi bakın. Bu pencerenin (kısaca Radar diyelim artık isterseniz) çevresindeki siyah ok haritanın kuzeyini, beyaz ok gitmeniz gereken yeri (bazı ukalalar Way-point de der) gösterir. Radar'da gördüğünüz sarı noktalar önemsiz bina vs. şeyler, (rastladıkça yok edin) siyah noktalar roket, bomba, ilkyardım gibi bonuslar, (Aman kaçırmayın) kırmızı noktalar hareketli veya hareketsiz bütün düşman silahları (tırsın görünce) ve daha büyük kırmızı noktalar yok etmeniz gereken hedefler. İlk bölümlerde belanız sabit roket bataryaları. Bela 1 (Sabit Bataryalar): Bunlar en stratejik tepelerin üzerinde konuşlanmış durumdalar ve sizi görür görmez ateş ediyorlar. Bunlara uzaktan görüş sınırınızdan ateş edin. Kilitlenir kilitlenmez ateş etmesine fırsat vermeden iki ya da üç roketi ard arda fırlatın. Dikkat edin çok yüksekteki bir bataryayı vurmak için, ya yakın bir yükseklikte olmak ya da yeterince uzaktan görebilmek gerekiyor zira roketler pek çevik değiller ve cömertçe harcayacak kadar çok değiller. Bela 2 (Helikopterler): İlk bölümlerde ateş etmekten çok çarparak hasar veriyorlar ama kısa zamanda başımıza keskin nişancı kesiliyorlar. Bir vuruşta ölüyorlar ama kolay vurulmayacak kadar da çevikler. Her zaman en kolay taktik uzaktan roket sallamak. Bela 3 (Hareketli Yer Hedefleri): Bunlar tanklar, hareketli roketatarlar ve sudaki teknelerden oluşuyor ve en tehlikelileri tanklar. Hem çevikler hem de zırhları oldukça dayanıklı ama her zamanki taktik bunlarda da işe yarıyor. Bela 4 (Uçaklar): İşte belaların en büyüğü. Öyle bir tanesi değil bir sürüsü birden saldırıyor. Çok hızlılar ve çok seri ateş ediyorlar. Diğer belalarla birleşince ölüm kaçınılmaz. Bu tür bir saldırı ile karşılaşırsanız savaşmaya çalışmayın hemen kaçın. Bunları yenmenin de bir yolu var elbette. Uçaklar varsa yakınlarda bir yerde bir de radar var demektir. Radarı yok ederseniz saldırı duracaktır. Siz geçerken bile bir radar görürseniz durup onu patlatın ileriye yatırım olur. Belalarımız bu kadar (Yetmez mi?). Şimdi de belalara karşı kullanabileceğimiz silahlardan bahsedelim. Birincisi normal makineli. Mermisi sınırsız ama isabet yüzdesi az. Yolda bulabileceğiniz power-up'larla atışını ikiye üçe çıkarabilirsiniz. Bu arada makineliniz kilitlendiğiniz hedefe dönmez ama o yüksekliğe ateş eder. İkinci çeşit silahımız roketler. İki çeşidi var ve ikisi de güdümlü. Bunlardan biri (missiles) kolay bulunuyor (her aldığınız 6 tane) ama etkisi az diğeri (homing missiles) daha zor bulunuyor (her biri 3'lü) ama hem daha çevik hem de bir vuruşta patlatamadığı hedef yok. Ayrıca iki roketten oluşması, biri yolda bir yere çarpsa (ağaçlar, evler vs.) dahi diğerinin hedefe varması ihtimalini arttırıyor. Üçüncü çeşit silah bombalar. Hedefin üzerinden geçerken aşağı bırakılmak sureti ile kullanılıyor (hadi ya! Hi ho). Genellikle yere düştükten sonra ya da havada (Star Burst) parçalanarak geniş bir alana hasar verme amaçlı silahlar. Bombaları iyi korunan hedeflerde kullanmanızı tavsiye ederim. Bütün küçük hedeflerle tek tek uğraşmak yerine asıl hedefin üzerinden geçerken (hızla) bir bomba bırakmak çok daha pratik olacaktır. Böyle durumlarda benim tercihim Cluster bomb. Özellikle suda patladığında patlamadan sonraki şok dalgasını bile görebiliyorsunuz. Ve son silah çeşidi takip robotları. Omuzunuzun üzerindeki melek. Sizinle birlikte uçup kilitlendiğiniz hedefe yine sizinle ateş ediyor (makineli atışı). Fazla etkili değil ama nişan alma sorununu büyük ölçüde çözümlüyor. Onu bulduğunuzda iyi bakın çünkü düşmanlar sizi vurabildiği gibi onu da vurabilirler... Bu silahlardan başka bir de kalkan alabiliyorsunuz. (Zırh, Shield savunma aracı yani). Zırhınızın dayanıklılığı vuruldukça azalıyor. O yüzden ben zırhlıyım diye düşmanın orta yerine dalmanın bir anlamı yok, normalden daha az dikkatli davranmayın. Ve oyunun büyük sürprizi!. İlerki bölümlerde (bakınız bölüm bir Silk Worm klasiği olan jipi de kullanabiliyorsunuz. O tepelerin arasında jiple dolaşmak oldukça zevkli olabilirdi ama maalesef bir işkence haline getirmişler. Bir kere jip yüksek tepeleri çıkamıyor. Bırakın yüksekleri ortanın biraz üzerinde eğimli hiçbir yere tırmanamıyor. Ve yukarıda bir yerde dururken fren tuşuna (hani Return yapın

FİRMA: SCI GAMES TÜR:

ARCADE SİSTEM: 3D 486 DX2-66

8 1CD 50 MB HARDDISK demiştim) basmazsanız su damlası gibi en alçak yere kadar sürükleniyorsunuz. Suda yol alabiliyorsunuz ama çok yavaş. Suda yakalanırsanız ördek gibi avlanırsınız, yakalanmasanız bile suda kaldığınız sürece enerji kaybediyorsunuz. Kısacası jip helikopteri bulana kadar katlanmak zorunda olduğunuz bir işkence. Helikopteri nasıl bulacağınıza gelince. Bir türlü patlatamadığınız ve üzerine helikopter konmuş bir bina görürseniz jipi kibarca oraya park edin ve helikoptere geçin. Aynı şekilde helikopterden jipe de geçebilirsiniz ama pek tavsiye etmem. Bu değişimler sırasında silahlar, enerji vs. şeyler sabit kalıyor tek avantajı helikopterin rahatlığı. Ve oyun hakkında birkaç tavsiye: #Oyunu puan için oynuyorsanız karşınıza çıkan her şeyi (ağaçlar dahil) yok edin. Patlayan her şeyden puan alıyorsunuz. #Aksi halde de her şeyi yok edin ama ağaçlarla uğraşmayın. Hedef olmayan binalardan da bonus çıkabiliyor. Ateş edebilen şeylere fazla yaklaşmayın uzaktan roket atın. Binaları sadece makineli ile patlatın. Sizden kaçamadıklarına ve size ateş edemediklerine göre roket harcamaya değmez. Canınız sıkıldığında bir şeyler patlatıp rahatlamak için bu oyun bire bir. İnanılmaz derecede sürükleyici ve eğlenceli. Aslında sürükleyici olması ve piyasaya çıkışının final zamanına denk gelmesi bir handikap ama inanın değer. Çünkü şu aralar zaman öldürmenin benim bildiğim daha iyi bir yolu yok. Oyunumuz bu kadar sanıyorum anlatabileceğim pek fazla bir şey kalmadı artık bundan sonrası size ait. Bir sonraki oyunda görüşmek üzere en güzel günler, en güzel geceler © sizlerin olsun (copyright by Erkan Yolaç) ve hepinize hayırlı finaller. Levent YARLI.

YARLI.