Gameshow sayı 24, sayfa 48

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 48

E çim yine huzursuz ... İndim ayaklarımı sürüye sürüye kumsala. | Baktım etrafa, her şey derin ve gizemli göründü gözüme. Kendimi | sığ hissettim, üzüldüm, böyle olmamalı dedim en iyi dostuma, | kendime, başladım hikayemi yazmaya kumlara, delileler gibi parmağımla. Bir uçtan öbürüne doldurdum kumları, bazen güldüm, bazen üzüldüm, bazen de çıldıracak kadar pişmanlık duydum hikayemdeki benden. Duramadım ama, durduramadım kendimi, yazdım yazdım, biraz da yazdıklarımla gurur duyaraktan. Birileri de görsün istedim aslında, kendim için yazmış olsam bile. Belki beğenirler diye düşündüm, vay be desinler istedim gizli gizli. Kendimle her zamanki inat oyunumu oynadım, olduğu gibi yazmaya çalıştım herşeyi, hayali seyircimin, hayali yorumlarını hesaba katmadan. Yapamadım aslında, kim yapabilir ki zaten, ama elimden geldiğince olan beni yazdım, olması gerekeni değil. Sonra bir adım geri attım, şöyle bir baktım yazdıklarıma, sanki bilmiyormuşum ne olduğunu gibi, kendimi övecek bir şeyler bulmak isteyerek. Bazen traji-komik ama yine de kıymetliydi hikayem, en azından benim gözümde. İşte tam © anda pis bir rüzgar çıktı, uğursuz bir işaret gibi. Deniz hareketlendi sanki rahatsız olmuşçasına. Kalleş bir dalga geldi taa uzaktan. Gördüm geldiğini, korumaya çalıştım hikayemi ama ne yapacaktım ki. Geldi yavaş yavaş, önce kendi başladı eziyete, sonra kardeşleri devam ettiler, sildiler hikayemi acımadan. Bağırdım onlara, yumruğumu bile salladım, kendi acizlimi farketmeyerek, dursunlar diye, gitsinler diye, başka birini bulsunlar diye, onlar da geldiler habire, güldüler bile bence, hatta eminim güldüler, duydum kendimce iğrenç, pis, sadist gülüşlerini, ama onlar için kim olduğu farketmezmiş, silmekten başka bir amaçları yokmuş gibi geldiler durmadan. Sonra da birden kayboldular, hikayemden geriye koca bir hiç bırakarak. Oturdum ıslak kumların üstüne, gözlerim doldu hemen, ağladım, duramadım. Huzursuzluğum daha da arttı, hikayem gitmişti, beraberinde beni de götürerek. Kim bilecekti beni şimdi? Ne kalmıştı ki geriye? Bu ana kadar olan ben bu hikayeydim zaten, bundan sonrasından beklenecek ne vardı ki? Baştan yazmanın bir manası var mıydı, her isteyen silebilecekse? Zaman içinde bir an mıydı hepsinin ödülü? Ruhum için üzüldüm, kendim için üzüldüm Yok muydu kendinden geriye ufak da olsa bir iz bırakmanın yolu? Her şey silinip gidecek miydi her zaman? Dudağımdan göz yaşımı yaladım, eğdim başımı. Başka zamanda, başka kumsallarda, başka insanlar aynı çaresizliği hisseder mi diye merak ettim. Başkaları da ne kadar küçük ve önemsiz olduklarının farkındalar mı acaba? Kafamı yordum, gelmiş geçmişlerden kalıcı bir iz bırakabilmiş bir kişi bulabilmek için, kimseler gelmedi aklıma, kendimi de kattım şimdiden kaybolup gidenlerin arasına, biraz daha ağladım... (1985) Ben de mavra oyunların soyu tükendi zannediyordum (Simon3 yıl sonuna diyorlar şimdi, haberiniz olsun). Şöyle kah kah, kih kih bir oyun yoktu pek ortalarda (genelde kötü doom-gibinler komik olur ama neyse), sonra bu lay Neverhood geldi de güldük (ben, Mary Ann ve Intel Inside (o az 'güldü)). Demek değişiklikte hayır varmış gerçekten, adamlar uğraşmışlar clay'den (çamur oluyo galiba da, çamur deyince kötü mana çıkıyo gibime geldi) koskoca bir oyun alanı yaratmışlar. 3 ton clay (çamuur, ehehehe) kullandık diyorlar, çok önemli bir istatistik dil aslında da ortalık, O 'çok korktum, ay fena oldum, monitörü kapattım' efekti yarattığını zanneden üç boyut render'li gicik adventure özentilerinden geçilmiyorken, nispeten yaratıcı ve mavra bir oyun görmek hoşuma gitti. Tabii oyunun hemen hemen tümü video'dan oluşunca (sadece 1 CD) biraz kısa olmuş ama hiç yoktan iyidir. Aslında zaten az olan yeri daha fazla oyunla dolduracaklarına gidip 'making of' falan gibi numaralar çektikleri için kızmadım da dil adamlara. Özellikle müzikler süper, ben kıt kanaat bilgimle sample etmeye çalıştım (beceremedim tabi) windows'uma system sound yapmak için (ben yavaş yavaş bir Win95 canavarı oluyorum da), ama firma benden önce davranıp yakında oyunun Müziklerini CD olarak piyasaya sürmeye karar vermiş bile. Biliyorsunuz aslında böyle az biraz soyut bilmeceli adventure'lara gıcık oluyorum, ŞU yaşlı yaşımda giderek eski günlerin mantıklı bilmecelerini özlüyorum, The Neverhood'daki bilmeceler de öteki oyunlardakilerden pek farklı diil aslında (ben artık değil lafının kaldırılıp yerine diil lafının alınması için kampanya başlatıyorum, katılın lütfen), özellikle söyleyin, flüt eziyetini hazırlayan adam (metal günlerimden kulağım (bi tane var) sakat kalmış galiba) gelsin beni görsün. Yani bir deneme yanılma işi almış gidiyor, ama olsun, en azından The Neverhood'da çektiğiniz manasız eziyetin karşılığını mavra olarak alıyorsunuz. Sağda solda Spielberg adını görüp de aldanmayın, oyundaki tek etkisi prodüktör (burayı cash diye okuyun) olması. Intel mektupları getir, ama çok getir, sayfalar büyüdü, bundan yararlanmamız lazım. ICH GLAUBE Selam MAC, Bu benim sana ilk mektubum. Aslında daha önceden sana bir sürü mektup yazmıştım ama hepsinde tek tük sorular olduğu için yollamadım. Şimdiye kadar ki bütün sorularımı bu mektupta topladım. Mektubumu dergide yayınlaman önemli değil. Hatta yayınlamasan daha iyi olur. Ama yeter ki sorularıma bir yanıt ver. Yani bana mektup yolla (tabii eğer mümkünse). Bu arada derginiz büyük boyuta geçince süper olmuş. Şimdi sorularıma geçiyorum. Bu arada ilk önce sistemimi bir yazayım da sorularımı cevaplarken zorluk çekme; Pentium133- 16MB S3 trio 64V4 ekran kartı ve 1280 MB Seagate Harddisk. 1) College Slam, NBA Jam, Speed Haste gibi içinde HYBRID (nedir bu firma falan mı?) kelimesi oyunlar bende çalışmıyor. Çıldıracağım neden olabilir acep ekran kartından mı? 2) Abi siz bu oyunlardan resimleri nasıl alıyorsunuz yaa? Özellikle SVGA' lardan hiç resim alabiliyorum. Bende sizin dergide oyun açıklamak istiyorum da bende Screen Thief var o program güncel oyunlarda hiç bir işe yaramıyor. Hatta eğer senin kullandığın program shareware falansa bir disket gönderiyorum kullandığın programı buna çekebilir misin? Eğer mümkün değilse programın adını belirtsende olur. 3) Abicim birde W95 altında NFS SE, Fifa 97 gibi oyunlar directX denen bir program kullanıyor. Özellikle NFS SE'deki arada çıkan araba resimlerinden bir arşiv yapmak istedim. Ama maalesef Print Screen tuşuna basıp ekranı panoya kopyaladığımda ve bunu bir grafik işleme programında açtığımda renkler karmakarışık bir şekilde karşıma çıkıyor. Eminim bunu sende denemişsindir. Ama sizin dergide çıkan resimler bayağı kaliteliydi. Bu sorunu nasıl halledeceğim. O araba resimlerini arşivime katmak istiyorum. Lütfen bana yardım et. 4) Panoya birden fazla resim kopyalayabilir miyiz? Nasıl? 5) NBA 97 almaya değer mi? W95 altında çalışıyor mu? 6) Fifa 97 süper bir oyun. Amma velakin bende bazen sesler takılıyor ve bir kelimeyi bir kaç kere üst üste söylüyor. (Genelde maç başlarken “good evening |'m desmond' bilmemne derken.) Acaba CD'mi bozuldu? 7) Bence en iyi firma Electronic Arts sencede bence? 8) Bugünlerde iyi bir similasyon oyunu almayı düşünüyorum. Derginizde Top Gun her karşılaştırmada 1 numara seçildi ama birde sana sorayım dedim. Top Gun'ı mı alayım Euro Fighter 2000'i mi alayım F22'yi mi yoksa ATF'yi mi? Neden?

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.