Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 22
Ü m” erkek rolünde MEG, yazınızı yazın dan, dağıtırım lan, ayın 1'ne, uyumayın lan hasta da gidip pasta yiyelim vs vs ir kez daha merhaba. Nasıl, artık derginin yeni haline yavaş yavaş ısınıyorsunuz değil mi? Ben, dergiyi kime gösterdiysem ağzı açık kaldı. Tahminimce daha önceleri dergiyi aşağılayıp, kötüleyenler de yavaş yavaş utana sıkıla gazete bayilerinden (buralara uzak olsun diye söylüyorum, örneğin Hakkari merkez bakkaliyesinden), *acaba beni biri gördü mü?' düşüncesiyle dergiyi satın alıp, evlerinde yine tahminimce yataklarında ve el feneriyle (saat 03:00 civarında lamba yakmak biraz dikkat çekecektir) okuyorlardır. Yani, yine azim ve sabır önyargıyı yendi (bunu da ateş altında aşk ne | heyecanlı vs vs.
Yumuşak ama ateşti kadın rolünde ENGİN ABLA, ay bu silahın namlusu ne büyük, ay
emin olun bir Doom-gibi oyundan çok bir macera oyunu gibi geçiyor. Sanki bir serüvene atılmış gibi (A'lar B'ler Di ben uydurdum). Ama dergiyi bu kadar ballandırmak yeter. Bırakalım da dergi kendi için konuşsun. Öncelikle oyunun genel konusundan bahsetmek istiyorum. Tahminimce bu oyunu almış olun olmayın, hepiniz en az bir kere Terminator 2: Judgement Day isimli filmi izlemiş olmalısınız. Konu, filmin gelecekten bahsettiği sahnelerden esinlenerek yazılmış. Gelecekte bir gün robotlar SkyNET adı verilen bir çeşit iletişim ağı ile dünyayı ele geçirmişler. Dünyayı sadece robotlara ait yapmanın da bir yolu olduğunu ve bu yolun bizleri yani zayıf insanları yok etmekten geçtiğini tahmin edersiniz. İşte bu andan sonra devreye biz giriyoruz ve dünyayı bu robotlardan temizlemek amacıyla harekete geçiyoruz (planlı ve programlı bir şekilde). Kısaca yine kurtarılacak bir dünya, yok edilecek düşmanlar ve süper bir kahraman (Arnold gibi). İşte SkyNET. Doom gibi oyunların en yenisi olan Terminator: SkyNET, dalında bir klasik olmaya aday. Daha önce neredeyse hiçbir Doom gibi oyunda olmayan araç kullanma özelliğini (yalnız Terminator: Future Shock'ta vardı), bir adım daha ileri götürmüş ve artık emrinize amade güzel uçan taşıtlar (heli-uçak da diyebilirdim ama demedim) da oyuna dahil. Bunun dışında güzel silahlar, yalnızca Quake'te bulunan gerçek 3 boyut grafikler, stereo sesler, kaliteli ve havaya sokan müzikler (wavetable kart tavsiye edilir), kısaca yeniliklerin hepsi burada. Geçen ay haber yapılan bu oyun, aynı zamanda Avrupa'da çıktığından bu yana oldukça tutuldu. Benim de tuttuğum ve kalitesinden emin olduğum yabancı dergiler bu oyunu hep birinci sıradan vermişler. 'Peki, ses, müzik, grafik falan hep ona artı puan kazandırıyor da bunlar de var' dediğinizi duyar gibi oluyorum. Ben size bir Doom-gibi oyun hastası olarak söyleyeyim. Oyunu farklı kılan yanı senaryosu. Her bölümde farklı bir görev sizi bekliyor. Yani sürekli vur, kır, patlat, gebert, adrenalin, adrenalin, adrenalin diye bir şey yok. Adrenalin daha az ama bir adım ileri götürerek SVGA grafikleri de oyuna dahil etmişler (artık moda oldu ama Daggerfall'da yok, naber MAC?). İyi de etmişler çünkü ben de yavaş yavaş Doom gibi oyunları SVGA oynamanın daha bir gerçekçi olduğu kanısına varmaya başlamıştım (bu da var ama bunun için de bir artı puanı hak etti). İnsan kendini olayın içinde hissediyor. Bunun dışında şu pahalı VR Helmet'lara destek vermesi de oyuna bir artı puan daha. Quake'teki yalnızlık hissi burada yerini tamamen kuşatılmışsın hissine bırakıyor. Sürekli hareket halinde olmanız gerektiğini bilmem söylememe gerek var mı? Oyunu çalıştırınca, sizi oyunun havasına sokan bir demo çıkıyor karşınıza. Müzikler ise filmdekinin aynı (demoda bir Arnold eksik). İlk karşınıza çıkan şey ise bir menü. Burada çözünürlük, detay, zorluk derecesi, stereonun yönü, load ve save gibi şeyler var. Ve daha önceki oyunla neredeyse aynı (bkz. Nisan 96). Bir oyuna başlamak için New Game seçeneği ile harekete geçmelisiniz. Karşınıza bir menü daha gelecek (off amma da çok menü var). Buradaki 4 seçenekten biriyle oyuna başlıyorsunuz. Multiplayer seçeneği bende çalışmadı. Sanırım bir ethernet kartı gerekiyor (bu bir eksi puan). Ama eklemek isterim ki, multiplayer oyunlar her zaman için bilgisayara karşı oynanan oyunlardan daha zevklidir. En azından görmekte fayda var (zaten görünce bağımlılık yapıyor). Eğer oyun kurulurken bilgisayarınıza Terminator: Future Shock'ın kurulu olduğunu söylediyseniz, onu da bu menüden çalıştırabilirsiniz. Bir de tutorial diye bir olay var. Bunun anlamı öğretici oluyor. Yani, yeni yetme oyuncular ve oyunun kontrollerini iyice öğrenip alışmak isteyenler için. Sağa sola ateş etmeyi, binalara girmeyi, koşmayı, hoplamayı (zıplama mı deseydim acaba?).
Yaramaz velet rolünde ŞAHİN/ROM, bana ne, ben yapmam, sana ne, hadi git be, uf sıkıldım, ve benim laptop'um var.
Special Effects Kamyon rolünde MAC, ucuz ve kolay kanlı efektlerde değişmez (çok ekonomik) figüran
SERKAN.
tarifiyle öğrenebiliyorsunuz. Hazır yeri gelmişken, tanıştırayım. Ekranın sağ altındaki diyalog kutusu, okuyucu, ve okuyucu, ekranın sağ altındaki diyalog kutusu. Umarım tanıştığınıza memnun olmuşsunuzdur. Bu kutuda yazanları bilgisayar genelde gavurca konuşuyor (yalnız kalmayacağınızı söylemiştim. Hatırladınız mı?). Tıpkı Assassin 2015'teki gibi (bir artı daha). Ne diyordum? Hah, oyuna başladınız. Sol altta iki çizgi var. Üstteki zırh, alttaki ise gavurcasıyla health yani sağlık. Bunlara iyi bakmanız gerektiğini artık biliyorsunuz (yoksa siz hiç ölmediniz mi?). Oyun sırasında F tuşlarıyla bombanızı, 1'den 7'ye kadar olan tuşlarla da silahınızı değiştirebiliyorsunuz. Ateş etmek için sol, bomba atmak için sağ mouse tuşunu kullanabilirsiniz. Diğer Doom-gibi oyunların aksine bu oyunda klavyeden ileri, geri, sağa ve sola hareket edip, bakış açınızı ise mouse ile yönetmeniz yararınıza olacaktır. Çünkü düşmanlarınıza sadece suratınızın hizasında değil, havada uçarken de rastlayabilirsiniz. Radiation ise tanıdık bir kelime. Türkçe'deki radyasyon kelimesiyle aynı anlamı paylaşıyor. Bulunduğunuz bölgenin radyasyon oranı hakkında bilgi
SEYF
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 23
veriyor (Crusader: No Regret'teki gibi. Yani bir artı daha). Bir de pusula ve silah bölümleri var. Bunlardan sayın pusula yönünüzü, sayın silah kutucukları da o anki silahınızı ve bombanızı, bunların yanında kalan cephanelerinizi göstermek için birebir. Silah seçiminden daha önce bahsetmiştim ama Dark Forces'da olduğu gibi aynı silah düğmesine birkaç kez basarak farklı silahlara aşina olabileceğinizi söylemekte yarar var. Oyun oynarken dikkat etmeniz gereken pek çok şey var. Bunlar: #Sıkışınca tuvalete gidin (nasıl espri ama?). Daha da sıkışırsanız Alt tuşu ile koşun, kaçın. Dikkat edin. HK fighter'lar tepenize ateş edince piyango bileti değil de öbür tarafa bir bilet almanız gerekiyor. Görev öncesi ekranından brifingi izleyin (bir artı daha, adamlar film çekmiş oyuna koymuş). Görevinizi iyice belleyin, oyun sırasında sayın ekranın sağ altındaki diyalog kutusu ile iyi diyaloglar kurun. Gerçi biraz monolog oluyor ama, idare edin (yani dediğinizi anlamıyor, sırf kendi konuşuyor). #İlk yardım çantası bulduğunuzda hemen atlamayın. Health full olsa da alıyorsunuz. Bence bir hata yapılmış oyunun programlamasında. #Çevrenize bakınırken burnunuzun dibindeki bir robotu görmeyebilirsiniz. Bunun için önce gidin bilgisayarcıya bilgisayarınızı upgrade edin. Sonra oyunu install edip yüksek çözünürlükte oynayın. #Oyunda bazı texture bugları var (bunların anlamı için benim değil başkasının başını ağrıtın). Bazen görüntü çizgi çizgi kesiliyor. Anlatabilmem için görmeniz lazım. Bunları önemsemeyin diye söylüyorum. Müzik o kadar da güzel değil. Sadece yazının başında havaya girin diye öyle söylemiştim. Her okuduğunuza inanmayın (örneğin cheat sayfası). Oyunumuzla ilgili her şey bundan ibaret.
BETHESDA
75 8 MB RAM 1CD 50 MB HARDISK cisim
SİSTEM
Klavye örtüsü diye bir şey yazmadım çünkü tuşları istediğiniz gibi değiştirebiliyorsunuz. Problem çıktıkça çözmek için uğraşın (bize haber verin diyeceğimi sandınız di mi?). Eğer birileri dergiye laf ederse ona 'SkyNET'teki metal çubuktan alır senin bir tarafında kırarım' deyin ki akılları başlarına gelsin. Eğer şu sıralar ortalama konfigürasyona sahip bir bilgisayarda bile rahat çalışacak bir oyun arıyorsanız doğru seçimin bu olabileceğini söyleyebilirim (yani açık kapı bırakıyorum, alternatif var). Saat yavaş yavaş 6:00 oluyor. Daha okula gideceğim göz önünde bulundurulursa bana da eyvallah demek düşüyor. Kişisel not bölümünü okumanıza gerek yok. Bir de parantez işini biraz aştım galiba (ne o öyle zırt, pırt?). Bundan sonra bol oyunlu günler yok (benim için). Şubat tatilinizi iyi değerlendirin ki sonradan benim gibi 'keşkem daha çok çalışsaydım' demeyin. Nasıl bitireceğimi bilemiyorum. En iyisi; görüşmek üzere... ElBurak 'Şişman' Bayburtlu Kişisel Not: Şimdi ben ne diye bu kadar çok parantez içi mavrası yaptım diye kendime kızıyorum. Sonra beni durmadan sinirlendirip trip atan de kızıyorum. Asker de neden hala gelmediği için kızıyorum. Eğitim sistemine kızıyorum. Engin Abla'ya gereğinden fazla asabi olduğu için kızıyorum. Bu kadar kızıyorum yazmak için makro hazırlamak zorunda olmaya kızıyorum. Bundan sonra inanılmaz asabi hareketler yapabileceğimi bilip buna kızıyorum. 6 Nisan'a 2 ay kaldığını düşündükçe sinirden kuduruyorum. Ohh beee.
LEI