Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 46
NOT ENOUGH MEMORY BODY BLOWS
Hastaneden yazıyorum bu ay sizlere. Merdivenden düştüğümde kolum bir kaplanın dişine çarpıp koptu da onu diktirdim. Herkes ziyaretime geldi sadık dostum Şamo gelemedi. Hastaneye almamışlar hayvancığı. Çok severim ben kolumu bacağımı şey yani Şamo'mu. Onu düşündükçe gözüme uyku girmiyor. Siz siz olun besleyeceğiniz hayvana dikkat edin. Bir de söyleyeyim bir dahaki ay Eye of the Beholder 3'ün açıklamasına başlayacağım siz bu aydan o oyunu alın ve oynamaya başlayın. Takıldığınız yeri bir dahaki ay bu sayfalardan okuyabilirsiniz. Neyse lafı fazla uzatmadan bu ayki oyunlara geçelim.
övüşçüler hazırlanın işte büyük turnuva başlıyor. İster bir kişi ister iki kişi katılın bu turnuvaya. Vur kır parçala, şiddet kan nefret. Stres atmak için ideal bir oyun. Esasında ben fazla dövüş oyunu oynamam ama bu oyun bayağı iyi. İlk etapta Options menüsünden Define Keyboard seçeneğini seçerek klavyeden elinize uygun tuşları seçin. Böylesi daha rahat oluyor. Tuşları da seçtikten sonra şimdi adamınızı (ya da kadınınızı) seçin. Seçtiğiniz adama göre değişik özellikler alıyorsunuz. Unutmadan söyleyeyim bir de turnuva mavrası var. Bir kaç arkadaş bir araya gelince turnuva olayına girebilirsiniz. Adamı da CA © seçtikten sonra sıra geldi dövüşmeye. Vuruş yapmak için ateş tuşuna basılı tutarak yön arlos the Şişko ve ibibik kuşu görev başında.Gerçi tuşlarından birine basın böylece bir vuruş yapmış ibibik kuşundan insana fayda gelmez ama onun olursunuz. Her adam için her yön farklı vuruş yanında olduğunu bilmek bile yeterince güzel. yapmanızı sağlıyor. Yani varyasyonlar oldukça Baksana adama, kuşu yanında nasıl da mutlu. O fazla. Bilgisayarda oynamaktan çok sıkılırsanız, tahta köprülerin üstünde nasıl hoplayıp zıplıyor. Sonrada pis biraz da dövüş yapın. Ancak rakibinizi nefesini kullanarak düşmanlarını bayıltıyor. İki çeşitte özel g kendinize uygun seçin saldırı çeşidi var Carlos'un. Bunlardan birisi fırtına diğeri ve yok” diye boğaya dönüşme. Fırtına oluşturmak kolay. Ateşe basılı bir kuralı mutlaka tutuyorsunuz ve fırtına hakkınız varsa bir fırtına oluşuyor. Bu yürürlüğe koyun. fırtına sayesinde bir süre için (Fırtına geçene kadar) Benim rakibimi tahmin çevrenizdeki bütün yaratıklar ölüyor. Sizde yolunuza güvenle edebiliyorsunuz. devam ediyorsunuz. Boğaya dönüşme olayı ise şöyle MEN zaten tam gerçekleşiyor şimdi eğilin ve bir yöne doğru basın. Sonra ateş dişime göre. Yok yok Şamo değil, Aykut Vuşuna basın, eğer boğaya dönüşme hakkınız varsa boğaya “The new writer” Güner. Bildiğiniz gibi Ye dönüşerek de açamadığınız sandıkları bir boynuz darbesiyle değil. Dün gözümün önünde adam dört açıyorsunuz. Sonrada çevreye saçılan yiyecekleri toplayarak tane yarım ekmek tostu bir anda puanınıza puan ekliyorsunuz. Oyun ekranının alt mideye indirdi. Sonra bana gelip bölümünde sırası ile; kaç tane hakkınız, kaç tane
“Hadi Serkan güreşelim” dedi ve yanahtarınız, kaç tane boğaya dönüşme hakkınız cevabımı beklemeden güreştik. 4 olduğu ve kaç tane fırtına hakkınız olduğu yazıyor. Sonra beni yendi. Sonra bir N İlk bölümde en alt kata indiğinizde kulübelerin
daha yendi. Sonra bir kez V önüne gelip ileriye basın böylece yeni bir daha yendi. Ve nihayet beşinci bölüme geçersiniz. Yerde sürünen yaratıkları yenmekten sıkıldı ve pes öldürmek için üstlerine zıplamayı deneyin. Çok etti. Böylece Aykut'u pes et- kolay bir şekilde öldürebilirsiniz. Neyse bu ettirmiş oldum. Unutmayın «Şişkonun maceraları bitmez benimle kimse başa hadi bana eyvallah... çıkamaz. Hatta Şamo bile.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 47
Küçük bir çocuk ve onun küçük köpeği. Açılmışlar kırlara ormanlara zıplaya zıplaya dolaşıyorlar. Bazen karşılarına hayvancıklar çıkıyor; aman onlar tehlikeli dikkatli olun. Hemen ateşe basıp vuruyor o yaratıkları. Bazen de karşılarına bir ağaç çıkıyor o zaman da ağacın üzerine çıkıp ağacın meyvelerini topluyor. Çok eğlenceli değil mi? Bazen başka engeller de çıkıyor karşısına onları da aşması lazım. Üff ne yapayım yok işte yazacak başka bir şey yok bu oyun hakkında. Yani ben de Timur gibi muhabbet mi edeyim şu satırlarda. Aslında hiç de fena olmaz. Şimdi biliyorsunuz dergide yeni köşeler açılıyor bunlardan bir tanesi de Amiga köşesi. Hem de köşeyi Polat yazıyor namıdiğer Zebani. Gibi görünse de aslında ben yazıyorum. Nasıl oluyor demeyin ben yazıyorum işte. Bakın şimdi Zebani yazısını akşam kağıda yazıyor, sonra sabah olunca, bana getiriyor kağıdı tutuşturuyor elime “Serkan'cım şu yazıyı bilgisayarda yazar mısın?” diyor (Zebani çok kibardır bakmayın öyle saçma sapan yazdığına) ben de kıramıyorum tabii ki yazıyorum Zebani'nin yazısını. Yani sizin anlayacağınız Amiga köşesini ben yazıyorum. Ancak yazının sorumluluğu Polat'a imla hatalarının sorumluluğu bana ait. Okurken ona göre davranın. Son olarak yazımı bitirmeden evvel kitlemin mektup yazanlar alt grubuna ait üyelerinden Serkan Öz'ün gönderdiği mektuptan bahsetmek istiyorum. Şimdi sen bu mektupta bir sürü sorular sormuşsun. Ben bu soruları bu sayfalarda cevaplasam hem yerimiz yetmez, hem de okuyucuya karşı ayıp olur. Ben de işi sana bir cevap mektubu yazdım. Eğer kâri mektup eline geçmezse bana haber ver, postacılarda bir kaplan fobisi yaratayım. Bir de kitlemin mektup gönderenler alt sınıfının, kart gönderenler türüne ait # olan Timur Güneysulu'ya gönderdiği kart için teşekkür ederim. Timur'cum Mert'e selamını söyledim. Levent'e ise selamını Şamo söyleyecek (Üç gündür aç umarım Levent Şamo'yu kızdırmaz). Değirmendere gerçekten güzelmiş. Belki de gelirim belli mi olur. Şimdi siz bu oyunu alın oynayın ve beni hatırlayın. Hadi eyvallah... Uybaş