Gameshow sayı 23, sayfa 17

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 17

Tehlikeyi sezdiğiniz anda Shift ile silahlarımızı elimize alıyoruz ve favori tuş Ctrl ile başlıyoruz sallamaya. Yön önemli ama zaten doğru tarafa bakıyorsak gerisi sorun teşkil etmiyor. Sen önce doom gibi vahşet ve kan dolu bir oyun yap, bizi kana susat sonra da TR gibi bir oyunla bizi tatmin edebileceğini san. Olmadı beyler. Yani küçük kardeşlerimize rahatça oynatabileceğimiz bir oyun, Tomb Raider. Anlayacağınız, keşfetme, dolaşma, gizli geçitler bulma, atlama, zıplama, 3 boyutlu görüş kabiliyeti geliştirme yönleri daha ağırlıklı bir oyun. Oyunun zorluk derecesini arttırma gibi bir seçenekle de karşılaşmadım doğrusu. Ben oyunun CD halini oynadım. Eğer disket olarak piyasalara düşerse denenecek bir oyun. Örneğin, şelalenin olduğu üçüncü bölümde nereye gideceğimi, ne yapacağımı bir türlü çözemediğimde bayağı bende takıntı yapacak kadar bağımlılık yaptığına, bir kaç saat başından kalkamadığıma tanık oldum. İlk bakışta oldukça etkileyici olan Tomb Raider, oynadıkça sürükleyiciliğini kaybediyor. Bir film yada kitap gibi oyunlarında sürükleyiciliği bence oldukça önemli. Hele hele böyle bölüm geçmeli oyunlarda, mekan değişimi, oyunun zorluk derecesinin gittikçe artması, yeni yaratıklarla tanışma fırsatları yaratması, değişik sistemlerle karşılaşmamız önemli faktörler. TR, sallanan büyük bıçaklar, sağlı sollu atılan oklar fena değil ama tatmin edici değil. Yazıma şöyle bir baştan bakıyorum da olumsuz eleştiriler ağırlıktaymış gibi gözülüyor. Aslında göz ardı edilmemesi gereken şey, oyunun kendini bayağı oynatabildiğidir. Ama türünün de en iyisi olmadığı ve biz Game Show okuyucularının (kendimi de bir okuyucu olarak görüyorum) oyun standartlarının gittikçe yükselmesidir. Yiğidi öldür, yoğurdu da üfle ama. Ben fazla üfledim galiba, kusura kalmayın. Lara'nın yapabildiği atletik hareketler, yüzmek, zıplamak, tırmanmak, kenar kenar sallanarak ilerlemek gibi oyun mekanizmasındaki özellikler, tıkandığınız yerlerde yapabileceğiniz olasılıkların sayısını arttırarak oyunun zorluk derecesini oldukça iyi bir seviyede tutuyor. Her ne kadar vektör grafikler, texturelar bazı yerlerde kafamızı karıştırıyor olsa da (yani daha hızlı oynayabilmek için çözünürlüğü düşük tuttuğumuzdan nereye gidebilip nereye gidemeyeceğimizi tecrübe etmeden -yani duvara toslamadan anlayamıyoruz- hatta bazen anladığımızı sanıp hızla 'işte çıkışı buldum, bu girişi nasıl da görmemişim' diye koştuğumuzda Lara'nın 'Ihh' gerçeğe dönüyoruz) oyunu hareket arttırması bakımından (öyle di'mi?) iyi bir seçim. Koskoca Core Design firması öyle 4 boş atar mı hiç? Bölümler ilerledikçe, oyunu bitirme hırsınız artacaktır. Hele hele benim gibi 'her yere gittim, na'apçam ben şimdi' gibi bir düşünceyi saplantı yapıp sonra da çıkışın nehrin diğer tarafına koşarak atlamanız gerektiğini anladığınızda keyfinize kimse dokunamaz. Sizlerle yeni bir boyutta, yeni bir yılda, yeni bir oyunda buluşmak hoşuma gitti. Bu ay hoşuma giden başka bir şeyi de sizlerle paylaşmak istiyorum: 'Yaşam oyunun yüzbinlerce oyunun tüm taşlarının cebimde olduğunu da biliyordum artık. Bir irkilmeyle yaşamın anlamını kavramıştım. Oyuna yeniden başlamaya kararlıydım ve yeniden onun acılarına katlanmaya, anlamsızlığından dehşete düşmeye ve bir kez değil, çoğu kez içimdeki cehennemden geçmeye.' (Hermann Hesse, Bozkırkurdu). Ne yazdığımı okumuyorsun ve beni aramayacaksın değil mi?

Motor kullanmayı da öğrenmiş eski bir sevgilisinden, motorsikletsiz Türk pop klibi olur mu

yoldan kaldırı kellere yüz vermez, Ida kal

Topçu.

Ve hepsinden önemlisi texture'dan yapılmış daracık şortlar

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.