Gameshow sayı 23, sayfa 14

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 14

Hepinizi selamlarım efendim. Gameshow'un yeni imajıyla birlikte yine karşınızdayız. En sonunda Emin'ciğimin hayalleri gerçekleşti ve A4 olayına geçmiş olduk. Bu ay hayalleri gerçekleşen tek kişi Emin değildi. Doğrusunu isterseniz ben de uzun bir süre sonra kendimi eve kapatıp saatlerce bilgisayar başından kalkmadan oynayabileceğim gerçekten süper bir oyun buldum. Yazının başlığından da okuyabileceğiniz gibi “Red Alert” idi bu oyun. Gerek senaryolar, gerek demolar, gerekse oynanılabilirlik olarak mükemmel bir oyun. Bu arada oyun “Command and Conquer” serisinden, dolayısıyla da zaten büyük bir bölümünüze tanıdık gelecek. Ama senaryo aralarına koyulmuş demolar oyuna inanılmaz bir hava getirmiş ve bir senaryoda ne yapacağınız da bu demolarda anlatılmış. Dolayısıyla da herhangi bir sebeple sıkılıp sağa, sola veya yanınızdaki arkadaşınıza sataşmanız da çok zor bir hale getirilmiş (ben genelde bu tür oyunların senaryo aralarında ev arkadaşlarıma saldırma isteği duyarım). Oyunun demosunun sonunda kısaca konuyu da özetleyen bir cümle çıkıyor karşımıza: “He who controls the past commands the future. He who commands the future conquers the past” (yani “Geçmişi kontrol eden yöneten birisi geleceği yönetir. Geleceği yöneten ise geçmişi fetheder”). Demodan da anlayabileceğiniz üzere (Levent bunu da anlayamamış, bu arada ismi lazım olmayan bir şahıs saatlerce “Scream” oynadıktan sonra Levent'in gelip de yarım saat sonra bu şahsın bütün rekorlarını kırması da ilginç bir olay olarak tarihe geçti) 1946 yılında bir zaman makinesi yapılıyor ve geçmişe giden bilim adamı Hitler ile karşılaşıyor (pek karşılaşma denemez, adam gidip Hitler'i buluyor). Zaman yolculuğundan geri geldikten sonra asistanıyla konuşuyor ve ona bundan sonra olacakları zamanın göstereceğini söylüyor ve demo bitiyor. Daha sonradan oyun başladığında geçmişten bir sürü adamın günümüze geldiğini görüyoruz zaten (doğal olarak bunlar zaman makinesiyle zamanımıza getirilen Stalin, Einstein gibi ünlü tipler, ama “ne olurdu Marilyn Monroe da bunların arasında olsaydı?” sorusunu sormadan da geçemeyeceğim). Oyun başladığında karşımıza 5'li bir menü çıkıyor: Start new game: Yeni bir oyuna başlama. Load mission: Daha önceki bir oyunu geri çağırma. Multiplayer game: Birden fazla kişilik oyun. Bunu seçtiğiniz zaman karşınıza iki seçenek çıkıyor. Bir tanesi arkadaşınızla serial veya modem ile bağlı olarak karşılıklı oynamanızı sağlıyor. Ötekisi de (skirmish) bilgisayarın karşınıza birden fazla tipte adamla çıkmasını sağlıyor. Intro & Sneak Peek: Oyunun demosunu ve iki adet daha oyunun tanıtıcı demolarını izlemenizi sağlıyor. Mutlaka izleyin, gerçekten çok güzel demolar. Exit Game: Oyundan çıkış. Oyuna başladığımızda ilk önce zorluk seviyesi soruluyor, daha sonra da “Allied (müttefik)” veya “Russian (Rus)” olarak oynayabileceğimiz iki ayrı taraf arasında tercih yapabileceğimiz bir ekran karşımıza çıkıyor. Yaptığınız seçime göre senaryolar değişiyor ama işin güzel yanı senaryolar birbirine paralel (yani müttefik olarak casus gönderdiğiniz bir

COMMAND

senaryoda Rus olarak bu casusu yakalamaya çalışıyorsunuz). Bence ikisini de deneyin, aynı senaryoda gözünüz gibi koruduğunuz bir adamınıza karşı tarafı oynarken küfrediyorsunuz (ben çoğunlukla Rusları oynadım, tam benim gibi manyaklara göre. Bunda Rusların liderinin Stalin olmasının da payı büyük). Oyunun oynanış biçimini aranızda bilmeyenler için anlatmak zorundayım (aslında size “bilenler bilmeyenlere anlatsın” demek lazım ama neyse). Senaryoyu izleyip görevimizi aldıktan sonra karşımıza, o görevde bize verilen adamlar çıkıyor (bazı senaryolarda kurulu bir üs de verilebiliyor). Adamlarımızı seçmek için üzerine gelip mouse'u click'lememiz yeterli, belirli bölgeyi tarayarak da birden fazla adam seçebiliyoruz. Adamlarınızı gruplarken aynı özellikte olanları gruplamaya dikkat edin (mesela doktor ile makineli tüfek kullanan adamınızı aynı düşmana yönlendirirseniz, birisi adamı öldürmeye, diğeri de iyileştirmeye gidiyor). Dolayısıyla da saçma sapan bir olay ortaya çıkıyor. Adamlarınızın özellikleri de aldığınız tarafa göre değişiyor, Ruslarda el bombası atan adamlar varken Allied'ların bazukacıları var (oyun ilerledikçe her iki taraf da bunlara sahip olabiliyor), Rusların kara gücü gerçek hayattaki gibi gerçekten çok iyi, ama Allied'larda denizde daha üstünler, falan filan. Bu tip kıyaslamaları her dalda yapabiliriz ama Allied'ların Tanya adında süper bir adamları (pardon kadınları) var ki gerçekten süper (diğer C&C'lerdeki komandolar gibi). Bu kadınla oynamak bir zevk, resmen “Rambo”'culuk oynuyorsunuz. Bir üs kurduktan sonra oyunda çeşitli binalar yapmaya başlıyorsunuz. Bu sayede de yeni adamlar veya yeni birlikler yaratabiliyorsunuz. Bu binaların görevlerini kısaca anlatayım:

CONQUER

RED ALERT

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.