Gameshow sayı 21, sayfa 55

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 55

CD ve disk oyunları var mı? Spor ve action ağırlıklı. 5) Sana son sorum biraz kişisel, senin önerilerime ihtiyacım var. Benim Exxx adında platonik bir aşkım var, ama ona açılamıyorum. Ona nasıl açılabilirim. Evren Tamer MAC: Niye komik gelsin canım, Engin'in havalarına bakmayın, herkes teknik servis eleman canavarı olarak doğmuyor, hepimiz bir yerlerden (ben genelde Emin'den) öğrenmek zorundayız. 1) Ya aslında 1500 doları falan takır takır saydığından teorik olarak çıkması lazım ama Şahin'in dediğine göre bile tüm özellikler açıkken oyun yavaşlıyormuş. Galiba doğru dürüst oynamak için bulutları, dumanları kapatman lazım. Ya da low-res olarak oynaman lazım (ne anladık o zaman). 2) Yaklaşık 649 MB kadar bir fark var. İlk baştaki teori şuydu, CD'ler 650 MB yer sağlıyor ya, bir oyunlar gelişecek, akıllanacak, programcılar bu fazladan yeri doğru kullanıp bütün oyunları daha zevkli yapacaklardı. Ama tabii ki öyle olmadı. Daha ziyade bu fazladan yeri bir dolu render grafikle doldurmayı tercih ettiler. Kısacası oynanabilirlik açısından fazla bir fark yok ama grafik ve ses olarak CD'ler doğal olarak daha iyiler. 3) Abone konusunda da mı acemiyiz? Aslında o kadar zor değil (herkesin kredi kartı falan olmadığını düşünürsen), bankaya gidiyorsun (İş Bankası ya da Yapı Kredi, numaralar dergide var), bir milyon sekiz yüz bin lira yatırıyorsun (bir sene için), bankadaki suratsız memure hanım sana bir kağıt veriyor. Şu durumda daha abone değilsin, sadece bir milyon sekiz yüz bin lira zarardasın. Aboneliğinin başlaması için bu sana verdikleri kağıdı (Fransızca'da dekont deniyor) bize mektupla ya da faksla

(faksın nasıl çekildiğini de mi? Önce kağıdı koyuyorsun, numarayı çeviriyorsun (212 259 07 91), sonra Start'a basıyorsun) ulaştırman lazım. Ulaştırdığın zaman aboneliğin başlıyor, bir de üstüne eski sayı seçme şansın oluyor. 4) Spor olarak genel kural: Electronic Arts iyidir. NBA, NHL, FIFA hepsini alabilirsin (içinde bulunduğumuz yıla göre 95, 96, 97). Action altında ne anlıyorsun bilmiyorum ama benim en çok FadetoBlack hoşuma gitti. Rebel Assault serisi de iyi (diyorlar, ben o kadar sevmem). 5) Sorduğun adama bak, benim ilk denemem de fazla başarılı olmamıştı, tam açıldım (ne biçim laf lan bu) hanıma, bana 'Ne?' dedi, İstiklal Marşı (pazartesi sabahı, TAC, Tarsus) başladı, hazır ola geçtik, konuşmamıza devam edemedik. Bence şunu aklından çıkarma, şu an sana çok önemli geliyor biliyorum ama gördüğün gibi biraz zaman geçtiğinde insan bu konuyla dalga bile geçebiliyor. Onun için açılma/açılmama konusunda fazla düşünme. Durarak kazanılacak bir şey yok, ama açılmaya karar verdiğinde romantik, hediyeli, şirin bir yöntemle yapmakta yarar var (sakın İstiklal Marşı sırasında yapma kötü oluyor), çünkü kızlar garip yaratıklar. Eğer istersen (bu ay sansürledim, başın belaya girmesin diye), yaz bana gelecek ay sana yarım sayfa ilanı aşk imkanı vereyim (hizmet olsun diye). Merhaba MAC, Zarfın üzerinden ve mektubun sonunda okuduğun gibi ismim bir kız ismi ve ben, yani bu mektubu yazan şahıs bir KIZ'ım. Kızlar bilgisayar dergisi okuyamazlar mı? Mary Ann okumuyor mu? Timur'un karısı okumuyor mu? Engin Abla okumuyor mu? Engin Abla kız olmak eritelik beş tane istiyorsa kendi bilir. Kız olmak zor iştir. 1) Ben Anadolu lisesi öğrencisiyim. İngilizce öğrenmeme yardım edecek birkaç bilgisayar programı var mı? Varsa nereden alınabilecek şeylerdir. 2) Yine İngilizce'yi ilerletmeme yardım edecek bir kaç iyi adventure önerebilir misin? 3) Aslında evdeki bilgisayar abimin, pek iyi anlaşamayız. Kavga ettiğimizde bilgisayarı kitleyip öyle dışarı çıkıyor. Ama anahtarı üzerinde unuttuğu zaman yine açıp oynayabiliyorum. Ama aniden geldiğinde hemen fişi çekip odadan fırlamak zorunda olduğum için bilgisayar bozuluyor. Nasıl düzeltebilirim. Nilüfer Şenduran, Istanbul MAC: Ay ne zamansız geldin sen böyle, hani demin kızlar gariptir falan demiştim ya, şakaydı valla. Di mi kız Intel? (Aksaray'ı aradım, telefonda soruyorum). Tabi kızlar bilgisayar dergisi okuyabilirler (bize kalsa kızlar, erkekler, muhabbet kuşları ve kasapta asılı duran koyunlar bile okusun, yeter ki tiraj artsın), Mary Ann okuyor (kontrol ediyor, pis bir şeyler çeviriyor muyum diye, mesela ben şimdi sana 'el yazın ne kadar güzelmiş, mektubun kokusuna bayıldım, çok esprilisin, çok beğendim' desem bu yazıyı okuduğunda beynimi patlatır). Timur'un karısı okuyor mu bilmiyorum (onlar yeni evli, böyle şeylere vakitleri olmuyordur). Engin de okuyor, ama anladığını sanmıyoruz. 1) Oraları bilmiyorum ama Almanya'da zibil gibi İngilizce öğreten program var (bana asıl lazım olan Almanca öğreten programlar, mantıklı aslında, Almanya'da kim Almanca öğrenmek istesin ki), bunlardan en iyisi (CD-ROM) 'We're learning English', ses kartıyla falan telaffuzunu kontrol ediyormuş (bunlar aslında hep numara) ama benim gördüğüm kadarıyla sağlam gramer bölümleri var. Ben yazın geldiğimde bu programı görmüştüm dört milyon liraydı ama şimdi herhalde enflasyondan kırk dört milyon lira olmuştur. 2) En iyisi eskilerden, text adventure'lardan almak, Magnetic Scrolls, Intocom Golden Pack falan gibi şirketlerin oyunları. Resim'den çok yazı olan oyunlar. 3) Bu normal, Windows'dan falan zırt diye çıkarsan bazı dosyaları (ini'ler falan) kaydedemiyor ve bir daha çalışmıyor. Bunu yapma (diyene bak, ben de beklemekten sıkılırım, yaparım, Emin çok kızar), onun yerine ben sana değişik bir çare vereyim, şimdi o çektiğin fiş var ya, onu iki tane kabloyla görünmeyecek bir şekilde bilgisayarın anahtarına bağla (önce sigortaları kapat, kız okuyucu zor bulunuyor zaten), sonra abinle kavga çıkar, mesela sigara içtiğini babana ispiyon falan et. Sana sinirlensin, dışarı çıkarken anahtarı almaya çalışsın... Windows sorununu halledemedin ama abi sorunundan böylece kurtulmuş oldun... Sevgili Mac, * Seni çok seviyordum. Şu ana kadar sana kaç tane mektup yolladım ama sen hiç yanıtlamadın. Ben ise hiç durmadan hep mektup yolladım. Sen muhakkak önemsiz mektupların içine koymuşsundur. Ben de hep beklemişimdir ne zaman yanıt verecek diye. Ama hiçbir zaman yanıt vermedin. Ve ben sana karşı duyduğum sevgiyi yitirdim. Bu sana son mektubum sanıyorum bunu da önemsiz mektupların arasına koymuşsundur. Son bir şey diyeceğim, bu duygu içerisinde tek ben değilim ama tek ben cesaret edebildim. Timur Güneysulu, Kocaeli

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.