Mektuplar

dedim. Valla. Öyle. İnanın bana. Onun için bu ay kendi mektuplarımı kendim alacağım (polis çağıralım), yazıyı da romantik romantik kağıt kalemle yazacağım (bahçeye gömdüm beni). Kurtulduk artık ya ondan, rahat rahat başlayabiliriz. Sevgili MAC, Bu size yazdığım ilk mektup (biliyorum böyle söylemekle içinizi sıkan birkaç kişiden biriyim). Sizleri, yazdığınız stili, kattığınız esprileri çok beğeniyorum. Son sayılarda büyük bir risk alarak dergiyi renkli yaptınız (bu birkaç ay yüreğim ağzıma geldi batacak diye) ama sonunda yokuşu aştınız tebrikler. 1) Ben UFO ve X-Com'u senin gibi oynadım ve neredeyse bütün Microprose oyunlarını oynuyorum. Jagged Alliance'da oynadım, ya böyle başka oyun yok mu (Sabre Team hariç)? 2) Gerçekten sen hiçbir oyunda hile yapmadın mı (yalan söyleme gözünden anlarım)? Ayrıca o Almanca orta başlıklar ne, no'oluyor küfür mü ediyon? 3) Sen de renklensene biraz, sayfaların çok renksiz. Hayatına yeni bir anlam getir. 4) C&C Red Alert nerede ya? Bu arada Dune2'de Warcraft'dan daha güzel (skandal valla). 5) Sizin bir BBS'niz var mıydı? Varsa numara, yoksa ne zaman açacaksınız? 6) Yahu bende Windows AVI file var çalışmıyor. Görüntü alamıyorum ve bazen Windows95 kilitleniyor. VIDS sıkıştırması açılamıyor diyor ve ben buna sinir oluyorum, aman doktor derdime bir çare. 7) Ben daha yeni bir PC aldım, daha önce bir Amiga'm vardı. O zamanlar ne kadar istemiştim bir köşesi açılsa diye. Hiç olmazsa 2 sayfa kadar. Veya hem PC'de hem Amiga'da olan oyunlar, açıklamaları ve farklar 8) Sen derginizde açıklanan This Means War'ı oynadın mı? Eğer oynadıysan 3.Bölüm için bir öğüt veya tiyo. 9) Abone olmak için uğraşacağım ama sizin Emlak Bankası'nda hesabınız varsa çok iyi olurdu (öbürleri uzakta da). 10) Engin Abla özel veya resmi bir yerde hangi tuvaleti kullanıyor (köşeye sıkıştın mı?). Serkan 'Let's Rock' Güçkan, Istanbul MAC: Yokuşu aştık ki, baktık daha karşıda dağlar duruyormuş. Emin'e rahat batıyor ya, şimdi yeni gelişmeler, maceralar peşinde, eğer bunları da becerebilirsek (ben hala renkli olup batmadığımıza inanamıyorum) kurban keseceğiz (Serkan'ı besiye aldık), süper olacak, 1) Deadly Games geldi tabi, (bu arada mektubunla faksını birleştirdim) ben acaba ne zaman sıkılacağım bu oyundan (Emin rahat edecek sıkıldığımda, sayfalar gecikmeyecek diye). O seni biraz oyalar herhalde. Eğer yeni Campaign dataları bulabilirsem sizle paylaşırım. Bir de yüzyıllık Mega Traveller 1 diye bir RPG var (o kadar geri gitmişken Space Crusader'a da bak). Onun savaş bölümleri de turn based'di. Aslında güzel oyun (2.si de güzel ama o turn based değil) ama kitabı olmadan oynamak intihar olur (ben kitapsız oynadım, 40 sayfa falan harita çizmek zorunda kaldım). 2) Yani şimdi şöyle, Intel güneş gözlüklerimi ver, gözlerim gözükmesin, ay unuttum o burda değildi Ben bir oyun oynayacaksam biraz akıllı olsun isterim. Mesela Deadly Games oynuyorum A

(bu ay ne oynadığım biraz bariz), düşman akıllıca bir şey yapıp iki adamımı temizlese kızmam (yani kızarım aslında ama), akıllı bir oyun buldum diye sevinirim. Şöyle geçtiğimde, bitirdiğimde, yendiğimde zevk vermeyen bir oyunu ne yapayım. Ya da geçemeyeceğimi anlayıp hile yapsam ne işe yarar ki oyunu bitirme hissi. Adventure'larda bir yerde pis takılınca sormayı anlarım ama mesela ben yıllardır Doom'da bir halt yiyemem, hiç cheat yazıp bütün level'ları göreyim demek aklıma gelmedi. Bunu benim taktiğim cheat yazanlarındakinden iyidir diye söylemiyorum (belki öyledir), sadece cheat kullanmak bana bir zevk vermiyor. (Mektuplara başlık yazmaktan uzun zaman önce vazgeçtim, şimdi aklıma ne gelirse yazıyorum, takmayın kafanıza.) 3) Nesini renklendireyim abi, yazıları bir harf mor, bir harf sarı mı yapayım? Zaten sayfada yazıyı sığdıracak yer bulmakta zorlanıyorum. Çerçeveyi renklendirsem mi diyorum, ama karar veremiyorum. Varsa bir fikriniz yazın. 4) Yok ortada hala. Ve her yerde çıkış tarihi olarak Kasım yazıyor, ama biliyorsunuz artık, firmaların verdikleri tarihlere asla güven olmuyor. Ama yılbaşından önce çıkacağı kesin (elleri mahkum, en çok oyun o zaman satılıyor). 5) Öyle bir denememiz olmuştu zamanında, ama sonrası bozuldu galiba. Şimdi onun yerine bir internet sayfamız var, (www.gsmnet.com/gameshow). Şimdilik biraz boş olabilir ama sonraları geliştirip demo'lar falan koymayı düşünüyoruz. Bu arada ben Intel Inside'a yeni kartımı göstertebilirsem yakında bir şeyler eklemeyi de düşünüyorum (benim adres sayfanın sonunda). 6) Avi'ler bir bela zaten. Aslında normal Windows95 Player'la çoğunun oynuyor olması lazım ama bazı kalleş oyun avi'leri (herhalde hepsini birden seyretme diye) başka sıkıştırma yöntemleri kullanıyorlar. Bunları sadece oyunun içinden görebiliyorsun (avi'lerle fazla oynarsan boyun kısa kalır). 7) Emin'le bu günlerde (çok masrafla) telefonda tartıştığımız konulardan biri de böyle bir köşe. Açıkçası hadi açalım deyip bir tane açmak yemiyor. Hem şu sıralar çıkan az biraz Amiga oyunlarıyla doldurmak zor, hem de Amiga'yla hiç bir alakası olmayanlar ne derler acaba. Ne derler? Cevaplar mektup, faks, ya da e-mail olarak bana lütfen. 8) Oynadığıma, oynayacağıma pişman oldum. Bu kadar yavaş olmasının sebebini bir türlü çözebilmiş değilim 3.Level'a kadar dayanabilmiş olman sende takdire değer bir sabır (ya da Pentium200 alacak kadar para) olduğunu gösteriyor. Ben de ikisi de yok, ama senin için bir denedim Baştaki en büyük dert minerallerin olmaması. Kamyonlarla biraz mineral toparladıktan sonra güneyde bir köprü kurman gerekiyor. Bu köprüyü geçtikten sonra doğuya doğru ilerlemeye başla. Kuzeyde Scout'larla falan düşmanı görene kadar araştır (ve n'olur n'olmaz oraya birkaç tane koruma birliği bırak) ama orası çok ağaçlı olduğundan asıl saldırını güneyden yap. Umarım ömrün bitmeden level biter (dörtüncü level hakkında soru soracaksan bana bir ay süre tanı, bir level o kadar sürüyor). 9) Biraz tembeliz galiba. İş Bankası, Yapı Kredi yaptık yetmedi mi? Emlak Bankası'nda hesabımız yok, ama gerçekten bu kadar halsizsen, evine zırhlı taşıma aracı göndereceğiz. 10) Ben niye sıkışayım ki, asıl Engin sıkışıyor. Böyle bir yere geldiği zaman utanıyor, tuvalete gitmiyor, çok sıkışıyor, patlayacak gibi oluyor. Böbrekleri hasta olacak zavallının (bir orası sağlam kalmıştı). Sevgili Murat Adanç, Hiç fark ettin mi bilmiyorum ama bence ikinci mektuba başlamak, ilk mektuba başlamaktan daha zor, çünkü ilk mektupta yazacağın konular, bahsedeceğin bellidir, oysa ikinci mektup öyle midir? Hele daha ilkine cevap gelmediyse. Yaz tatilimin büyük kısmını derginizi aramakla geçirdim. Bu ay 14'üncü günü derginiz elime geçti. Şu sorularımı cevaplarsan sevinirim: 1) Sana gönderdiğimiz mektuplar ne zaman Almanya'ya ulaşıyor? 2) Derginin çıkış günleri belli değil mi? Yani ayın 1'inde mi, 2'sinde mi, 5'inde mi, 10'unda mı çıkıyor? 3) Yaz tatilimi arkadaşlarımı Civ2'nin Warcraft2'den daha güzel bir oyun olduğunu inandırmaya çalışmakla geçirdim. Senin dediğin gibi, bunlar yeni yetme. Ne C64 görmüşler, ne Amiga. Damdan düşer gibi PC ile başlamışlar. Ne yapalım, kader utansın. 4) Ben tam bir Formula1 hastasıyım. Bunun yanı sıra Michael Schumacher'ı çok takdir ederim. Ferrari'yle arka arkaya iki yarış kazanınca 'olsun' dedim. Senede 35 milyon Mark alıyormuş, sonuna kadar helal olsun. Son duyduğum Formula1 dedikoduları şunlar.... 5) Yeni gelen F1GP2, Z, Red Alert gibi oyunları box olarak nereden bulabilirim. İzmir'de herkes kopya oyun alıyor. 6) Derginin künyesine bakarken sizin çok methettiğiniz (!) Serkan Uybaş'ın Halkla İlişkiler Sorumlusu olduğunu gördüm. Bunu kasten mi yaptınız. 7) Orta sayfada eski sayılar bölümü var. Burada 8 tane derginin kapağı var. Üzerinde kızılderili resmi bulunan derginin üzerinde 15.sayı olduğu yazıyor. Oysa şu anda o dergi elimde var ve 16.sayı. Bir açıklama gerekmiyor mu? 8) 19.sayının kapağında bulunan Alesi'nin Benetton'u F1GP2'den mi? Yoksa başka bir yerden mi? Merter Sualp, İzmir MAC: İlişkiler de öyle değil mi zaten be abi. Başlarken, başlamış olmak bile yeterli, çünkü bir ilişki, hiç ilişkiden her zaman daha iyi, ama sonra, ikinci kademede mana vermek ne kadar zor aslında. Boş ilişki, hiç ilişkiden daha mı iyi, yoksa boş olmasın diye yalanlarla, karşılıksız resimlerle doldurmak mı çare? Bilmiyorum, ama döndüm bir anda. Intel böyle olduğumda bana tokat at demiyor muyum ben sana? Ya unuttum onu gömdü... yani tatile gönderdiğimi. Umarım başına bir şey gelmemiştir. İyi eğleniyordur demek istiyorum yani. Merter, birinci mektubunu tabi ki okudum, hatta Formula1 mektubu olduğundan Emin özel ulakla (geçenlerde işe aldığımız bir kızılderili atlısı) ulaştırdı bana, ama haliyle (çok mektup geliyor) herkese teker teker mektupla cevap verme gibi bir şansım yok (şansım olsa pula param yetmez zaten). Çok Formula1 olduğundan da yayınlayamadım (herkes sevse iyi olur ama herkes sevecek diye bir şey yok). 1) Ayın 10-15'ine kadar gelenler Emin'in yolladığı ilk paketle, son anda gelenler de (20.sine kadar falan) ikinci paketle geliyorlar. Ben genelde dergiyi bitirene kadar Macbeth'i yazmaktan aciz olduğumdan ayın 25.ine kadar falan e-mail'le ulaşabilirsiniz artık. 2) İlk başlarda ölelim birinde çıkalım diye uğraşıyorduk ama ben Almanya'ya geldiğimden ve reklam işleri eye başladığından beri bu artık pek mümkün olmuyor. Mesela en ufak bir aksilik bile en azından birkaç güne mal oluyor ama Emin bey büyük bir atılımla beraber, gelecek sayıdan itibaren tekrar ayın birinde çıkmamızı sağlayacakmış (göreceğiz). 3) Ya aslında çok da yüklenmemek lazım çocuklara (geçenlerde biri beni geçmişte yaşamakla suçlamış), bence zamanla Warcraft2'nin falan bilgisayardaki en iyi şey olmadığını anlarlar herhalde. Anlamazlarsa da bizim yapabileceğimiz bir şey yok, zaten ne kaçırdıklarına kafaları basmıyordur herhalde. 4) Şum geçenlerde belki de kariyerinin sonuna kadar Ferrari'de kalabileceğini açıkladı, ödüm koptu. Nereye gitse tutacağız ama açılış turunu tamamlayamayan bir araba adamın yeteneğini harcıyor. Can Schumi düşmanları Şahin ve Emin bile gizli gizli onu takdir ediyorlar (yalan söylemeyin ediyorsunuz, biliyorum). Gönderdiğin haberler için sağ ol, ben de sana en son duyduklarımı söyleyeyim: Marlboro McLaren'ı bıraktı (şok şok haber, Musa Bey ne der acaba), gelecek sene West (başka bir sigara) McLaren olacakmış (aynı pilotlarla). Damon Hill TWR Arrows'la anlaştı, takım arkadaşı da, baba parasıyla yarışan (paying driver) Pedro Diniz, böylece bir daha Damon'ın salak suratını podyumda görmeyeceğiz herhalde. Yeni kurulan Stewart Racing bir tane İsveçli (adını unuttum) Formula3 pilotunu, bir de Barrichello'yu aldı, tabi Williams'ın Frentzen salağını aldığını biliyorsundur herhalde. Benetton ne yapıyor belli değil, büyük bir ihtimalle Alesi-Berger'e devam. Mart'a kadar nasıl dayanacağım bilmiyorum valla. 5) İzmir konusunda pek bir fikrim yok ama Istanbul'da bulması kolay. Beyoğlu'ndaki yeni mağazadan ya da Kamer'den bulabilirsin. Bir ara istersen, belki yollarlar (212 2600225). 6) Geçenlerde süper gizli bir toplantı yaptık, Serkan'ı ne yapacağız diye, uzmanlar falan çağırdık, ama kimse bir çözüm bulamadı (adamın dertleri fazla köklü) sonunda başka çare bulamayınca onu halka havale etmeye karar verdik. Kısacası biz adam edemedik, belki siz edersiniz diye umuyoruz. 7) Dergiye büyülteçle bakıyoruz galiba, nasıl da gördün be abi. Olay şöyle, bir tane ana kapak sayfası var, o sayfaya ben her ay yeni resmi çağırıp Emin'e yolluyorum, diğer değişiklikleri o yapıyor. Sayfadaki resmi çaldığımızda daha değişiklikler yapılmamış demek ki. Pardon. 8) O resmi büyük aramalardan sonra Internet'de bir spor fotoğrafçısının sayfasında bulduk (adresi unutmasaydım sana söylerdim), aslında Schumi resmi arıyorduk ama adam diğerleri için para istiyordu (düşük bütçeli dergi olmak zor). Pek muhterem Mac Bey, Bu size ilk mektubum, sanırım devamı da gelir. Soracağım sualler, zatıalinize pek komik gelecektir. Çünkü ben yeni PC sahibi oldum. Soracağım sorular bir çaylağın ağzından çıkıyor, hazırlar, start!: 1) Sahip olduğum bilgisayar Pentium 100, 8xCD-ROM. Acaba tanıttığınız F1GP2 oyunun grafikleri bilgisayarımda iyi çıkar mı? 2) Bilgisayar oyunlarında disket oyunları ile CD arasında ne fark var? 3) Game Show dergisine nasıl abone olacağımı bir türlü anlayamadım. Bunu biraz da sen açıklar mısın? 4 4) Bana önerebileceğin

CD ve disk oyunları var mı? Spor ve action ağırlıklı. 5) Sana son sorum biraz kişisel, senin önerilerime ihtiyacım var. Benim Exxx adında platonik bir aşkım var, ama ona açılamıyorum. Ona nasıl açılabilirim. Evren Tamer MAC: Niye komik gelsin canım, Engin'in havalarına bakmayın, herkes teknik servis eleman canavarı olarak doğmuyor, hepimiz bir yerlerden (ben genelde Emin'den) öğrenmek zorundayız. 1) Ya aslında 1500 doları falan takır takır saydığından teorik olarak çıkması lazım ama Şahin'in dediğine göre bile tüm özellikler açıkken oyun yavaşlıyormuş. Galiba doğru dürüst oynamak için bulutları, dumanları kapatman lazım. Ya da low-res olarak oynaman lazım (ne anladık o zaman). 2) Yaklaşık 649 MB kadar bir fark var. İlk baştaki teori şuydu, CD'ler 650 MB yer sağlıyor ya, bir oyunlar gelişecek, akıllanacak, programcılar bu fazladan yeri doğru kullanıp bütün oyunları daha zevkli yapacaklardı. Ama tabii ki öyle olmadı. Daha ziyade bu fazladan yeri bir dolu render grafikle doldurmayı tercih ettiler. Kısacası oynanabilirlik açısından fazla bir fark yok ama grafik ve ses olarak CD'ler doğal olarak daha iyiler. 3) Abone konusunda da mı acemiyiz? Aslında o kadar zor değil (herkesin kredi kartı falan olmadığını düşünürsen), bankaya gidiyorsun (İş Bankası ya da Yapı Kredi, numaralar dergide var), bir milyon sekiz yüz bin lira yatırıyorsun (bir sene için), bankadaki suratsız memure hanım sana bir kağıt veriyor. Şu durumda daha abone değilsin, sadece bir milyon sekiz yüz bin lira zarardasın. Aboneliğinin başlaması için bu sana verdikleri kağıdı (Fransızca'da dekont deniyor) bize mektupla ya da faksla

(faksın nasıl çekildiğini de mi? Önce kağıdı koyuyorsun, numarayı çeviriyorsun (212 259 07 91), sonra Start'a basıyorsun) ulaştırman lazım. Ulaştırdığın zaman aboneliğin başlıyor, bir de üstüne eski sayı seçme şansın oluyor. 4) Spor olarak genel kural: Electronic Arts iyidir. NBA, NHL, FIFA hepsini alabilirsin (içinde bulunduğumuz yıla göre 95, 96, 97). Action altında ne anlıyorsun bilmiyorum ama benim en çok FadetoBlack hoşuma gitti. Rebel Assault serisi de iyi (diyorlar, ben o kadar sevmem). 5) Sorduğun adama bak, benim ilk denemem de fazla başarılı olmamıştı, tam açıldım (ne biçim laf lan bu) hanıma, bana 'Ne?' dedi, İstiklal Marşı (pazartesi sabahı, TAC, Tarsus) başladı, hazır ola geçtik, konuşmamıza devam edemedik. Bence şunu aklından çıkarma, şu an sana çok önemli geliyor biliyorum ama gördüğün gibi biraz zaman geçtiğinde insan bu konuyla dalga bile geçebiliyor. Onun için açılma/açılmama konusunda fazla düşünme. Durarak kazanılacak bir şey yok, ama açılmaya karar verdiğinde romantik, hediyeli, şirin bir yöntemle yapmakta yarar var (sakın İstiklal Marşı sırasında yapma kötü oluyor), çünkü kızlar garip yaratıklar. Eğer istersen (bu ay sansürledim, başın belaya girmesin diye), yaz bana gelecek ay sana yarım sayfa ilanı aşk imkanı vereyim (hizmet olsun diye). Merhaba MAC, Zarfın üzerinden ve mektubun sonunda okuduğun gibi ismim bir kız ismi ve ben, yani bu mektubu yazan şahıs bir KIZ'ım. Kızlar bilgisayar dergisi okuyamazlar mı? Mary Ann okumuyor mu? Timur'un karısı okumuyor mu? Engin Abla okumuyor mu? Engin Abla kız olmak eritelik beş tane istiyorsa kendi bilir. Kız olmak zor iştir. 1) Ben Anadolu lisesi öğrencisiyim. İngilizce öğrenmeme yardım edecek birkaç bilgisayar programı var mı? Varsa nereden alınabilecek şeylerdir. 2) Yine İngilizce'yi ilerletmeme yardım edecek bir kaç iyi adventure önerebilir misin? 3) Aslında evdeki bilgisayar abimin, pek iyi anlaşamayız. Kavga ettiğimizde bilgisayarı kitleyip öyle dışarı çıkıyor. Ama anahtarı üzerinde unuttuğu zaman yine açıp oynayabiliyorum. Ama aniden geldiğinde hemen fişi çekip odadan fırlamak zorunda olduğum için bilgisayar bozuluyor. Nasıl düzeltebilirim. Nilüfer Şenduran, Istanbul MAC: Ay ne zamansız geldin sen böyle, hani demin kızlar gariptir falan demiştim ya, şakaydı valla. Di mi kız Intel? (Aksaray'ı aradım, telefonda soruyorum). Tabi kızlar bilgisayar dergisi okuyabilirler (bize kalsa kızlar, erkekler, muhabbet kuşları ve kasapta asılı duran koyunlar bile okusun, yeter ki tiraj artsın), Mary Ann okuyor (kontrol ediyor, pis bir şeyler çeviriyor muyum diye, mesela ben şimdi sana 'el yazın ne kadar güzelmiş, mektubun kokusuna bayıldım, çok esprilisin, çok beğendim' desem bu yazıyı okuduğunda beynimi patlatır). Timur'un karısı okuyor mu bilmiyorum (onlar yeni evli, böyle şeylere vakitleri olmuyordur). Engin de okuyor, ama anladığını sanmıyoruz. 1) Oraları bilmiyorum ama Almanya'da zibil gibi İngilizce öğreten program var (bana asıl lazım olan Almanca öğreten programlar, mantıklı aslında, Almanya'da kim Almanca öğrenmek istesin ki), bunlardan en iyisi (CD-ROM) 'We're learning English', ses kartıyla falan telaffuzunu kontrol ediyormuş (bunlar aslında hep numara) ama benim gördüğüm kadarıyla sağlam gramer bölümleri var. Ben yazın geldiğimde bu programı görmüştüm dört milyon liraydı ama şimdi herhalde enflasyondan kırk dört milyon lira olmuştur. 2) En iyisi eskilerden, text adventure'lardan almak, Magnetic Scrolls, Intocom Golden Pack falan gibi şirketlerin oyunları. Resim'den çok yazı olan oyunlar. 3) Bu normal, Windows'dan falan zırt diye çıkarsan bazı dosyaları (ini'ler falan) kaydedemiyor ve bir daha çalışmıyor. Bunu yapma (diyene bak, ben de beklemekten sıkılırım, yaparım, Emin çok kızar), onun yerine ben sana değişik bir çare vereyim, şimdi o çektiğin fiş var ya, onu iki tane kabloyla görünmeyecek bir şekilde bilgisayarın anahtarına bağla (önce sigortaları kapat, kız okuyucu zor bulunuyor zaten), sonra abinle kavga çıkar, mesela sigara içtiğini babana ispiyon falan et. Sana sinirlensin, dışarı çıkarken anahtarı almaya çalışsın... Windows sorununu halledemedin ama abi sorunundan böylece kurtulmuş oldun... Sevgili Mac, * Seni çok seviyordum. Şu ana kadar sana kaç tane mektup yolladım ama sen hiç yanıtlamadın. Ben ise hiç durmadan hep mektup yolladım. Sen muhakkak önemsiz mektupların içine koymuşsundur. Ben de hep beklemişimdir ne zaman yanıt verecek diye. Ama hiçbir zaman yanıt vermedin. Ve ben sana karşı duyduğum sevgiyi yitirdim. Bu sana son mektubum sanıyorum bunu da önemsiz mektupların arasına koymuşsundur. Son bir şey diyeceğim, bu duygu içerisinde tek ben değilim ama tek ben cesaret edebildim. Timur Güneysulu, Kocaeli

DOW.

MAC: Haydaaaa, abi, ortalık bu kadar lale kaynarken sen kızıp bozulacak beni mi buldun ya. Moralimi bozdun valla. Nerden çıkarıyorsun önemsiz mektuplar falan diye. Önemsiz mektup diye bir şey yok. Artık mektup işi zıvanadan çıktı, her ay en azından 10-15 köşeye yetecek kadar mektup geliyor, haliyle hepsi yayınlanmıyor, ben de bu konuda ne yapacağım bilmiyorum. Sevgini geri kazanacağım diye şebeleklik yapamayacağım ama lütfen yazmaya devam et. Sevgili MAC, 19.sayıyı okuduktan sonra sinirlerim tepeme çıktı. Ben sana o dergi sayfaları gönderdikten sonra herhalde ukalalık yaptığımı sanıp okumaya bile..... 1) Jagged Alliance aldım ve çok beğendim, oyun çok gerçekçi ve insanı bayağı zorluyor. Şimdilik en fazla bir Magnum buldum (2Colt.45 ve bir sürü SW). Sence genel stratejim ne olmalı. Sağ taraftaki çok ağaçlı sektörü almak üzereyim, ondan sonra ağaçsız yerler başlayacak, o zaman ne yapayım (para durumu ekside). Savaş taktiklerim iyi ama paramın bitmesinden korkuyorum. 2) Ne diyecektim, Interplay'den Forgotten Realms'de geçen real time strateji geliyor. Blood and Forge. Microprose da X-Com3'ü 96 sonuna ertelemiş. Baybars Külebi MAC: Tabi havalar bozuldu, nem oranı arttı, hepiniz iyice nem kapmaya başladınız. Sayın okuyucum, bir parantez açmışım ki, içinde toplam 5 kelime var, yani şöyle (1 2 3 4 5), sen bu beş kelimeden bir nefret destanı yazmışsın. Ben sevindirik bile olmuştum o sayfaları gönderdin diye (artık ingilizce dergi alacak param yok). Kızdığım, bozulduğum, ya da gıcık olduğum bir şey yok. Acaba ben kötü bir insan mıyım, yani bir Intel'e eziyet yani şey işte, izin verdim diye adım kötüye mi çıktı. Yok öyle şeyler, gıcık olduğum tek okuyucum Dolma (kendini ka bilir), o da az yazıyor diye (kaleme zam mı geldi?).

© 1) İlk başlarda silah bulmak gerçekten ölüm, zamanla M16'ların falan da olacak (umudunu kaybetme). Ben oynadığımda ilk başta (iki sektör kalınlığında) güneyden en yukarı kadar çıkmıştım. Sonra da yine aynı şekilde (2 sektör) batıya kadar her yeri almıştım. Yani ters 'L' gibi bir şey. Sonra da yavaş yavaş L'nin içini doldurmuştum. Paran sürekli eksideyse bu ekip açısından cömert davranıyorsun demek. Biraz tasarruf yap, mesela Medical'ı 50-60 olan bir adamın varsa doktorunu kov. İki tane harbi adam yerine bir tane harbi adam tut, gerisini It'le falan doldur. Sonra ilerde Magic'i, Sculiy'i falan alacak paran olacak. İlk başlarda Ivan, Ice gibi tiplerle yetinmek zorundasın. 2) TSR'ın ürünlerinin oyun hakları için ölümüne kavga sürüyor. Benim en son duyduğuma göre Interplay'den (Blood&Magic artı Descent to Undermountain ve Dragon Dice) başka Sierra Birthright diye bir FRP hazırlıyormuş (resimleri süper görünüyor, ama Sierra bu, belli olmaz). Take2 Ravenloft'u almış, tutmuş salak gibi bir dövüş oyunu (Allah'ım bu adamlara akıl ver) hazırlıyormuş (adı Iron and Blood). SSI'da da DarkSun'ın hakları kalmış ama şimdilik yeni bir oyun planı yok (ayol bunlar da salak).

Sevgili MAC, ki Bu mektubu iki kişi yazıyoruz ve derginizi severek J okuyoruz. Yalnız dergi daha erken çıksa bütün Ü okuyucularınız gibi biz de sevineceğiz. Lafı fazla uzatmadan sorulara geçiyorum: 1) Mad TV'de kazandığım para ertesi gün eksiye iniyor. Acaba neden? A 2) C&C'da NOD'ların son bölümünde atom bombası atamıyorum. Nasıl atarım? * 3) Covert Operations'ı almaya değer mi? Yoksa Red Alert'i mi bekleyelim? 4) Bize az CD'li bir İki adventure tavsiye eder misin (The Dig ve Full Throttle hariç)? A 5) Software MPEG ne demek? Ne işe yarar? ZA 6) The Dig'deki demoların bilgisayarımda çıkmamasının CD-ROM'un tozlanmasıyla bir alakası olabilir mi? 7) Ayrıca Dune2 Warcraft'a birçok yönden basar? Barış'Obelisk'Doğduaslan Emrah'Tiberium'lrzık MAC: Biz de çok istiyoruz ayın başında çıkmayı (hem de inanamayacağınız kadar çok) , bakalım Emin'in 'ayın birinde, ibibikler ötmeden oradayız' operasyonu ne kadar başarılı olacak, aralık sayısında göreceğiz. 1) Koskoca televizyon şirketi beleşe çalışmıyor tabi (herkes Game-Show mu), her akşam eve gitmeden önce muhasebecin o günün masraflarını hesabından düşüyor. Bu konuda yapabileceğin bir şey yok, kazandığın parayı hesaplarken bu masrafı da göz önüne katman gerekiyor. 2) Atom bombası da GDI'ın hava saldırısı gibi belirli bir süre şarj oluyor, ondan sonra kullanabiliyorsun. İkon'un üzerinde ready yazdığı zaman bas, sonra bir hedef seç. Ama her zaman seçtiğin yere gidecek diye bir kural yok. 3) Bu Command&Conquer'i niye sevdiğine bağlı, güzel grafikli, bol ses efektli falan olduğu için beğendiysen o zaman Red Alert'i bekle. Yok eğer Warcraft2'den falan daha akıllı, daha fazla kafa yordurtucu olduğu için beğendiysen o zaman Covert Operations'ı al, çünkü oradaki görevlerin çoğu gerçekten zor. 4) Entomorph al, güya FRP, ama aslında oyunun çoğu adventure'mış gibi oynanıyor. Death gate'de eski adventure'ları sevenler

3 için tam manasıyla bir hazine. 5) MPEG animasyon dosyalarını az yer kaplayacak, hızlı oynayacak şekilde sıkıştıran bir sistem. Bunun iki türlüsü var, biri hardware MPEG, bunun için özel bir karta ihtiyacın var ve bilgisayarında tam bir film seyredebilecek kadar başarılı, software MPEG de, kart alacak parası olmayan bizim gibi garipler için aynı şeyi bir program aracılığıyla yapmaya çalışıyor. Haliyle (para-düdük kuralı) diğeri kadar başarılı değil ama yine de işe yarar (MPEG'lerle de fazla uğraşırsan boyun kısa kalır). 6) Çok direkt bir bağlantı kuramadım. Tozdan olsa okuyamıyorum falan der (sen de çölde kullanma bilgisayarını be kardeşim), ya demo'ları göster seçeneği kapalıdır, ya da grafik kartından bir şeylerdir herhalde. 7) Bak şimdi, önce sorularını cevaplat, sonra laf sok. Çok ayıp, birinci soruya yazsana bunu, biz de bilelim ak koyun, kara koyun falan. Ey yüceler yücesi, bilgelerin şahı, führerimiz, bahtsız kral MAC. Nasılsın? Sakın numara yapma, Almanya'da hayatını yaşıyorsun. Gittim, gezdim gördüm, mükemmel bir ülke. Senin yerinde olmak isterdim. Sorularıma geçiyorum. 1) Abi ben strateji, spor, arcade falan diğer oyunları çok iyi oynarım ama şu adventure'larla aram hiç iyi değil. Indy Fate of Atlantis'de kütüphaneden kitabı alamadım. Zaten İngilizcem 'I am Suşi'den ibaret. Bir kere elime bir Almanca adventure geçti, çok zevk aldım. Eğer bu adventure'ların Almanca'ları varsa nasıl alabilirim. 2) Hiç simulasyon oynamadım, hangisiyle başlayayım (50 tane parmağım olmadığından bana hep itici gelmiştir). 3) MAC, bence sizin en büyük hatanız derginin reklamını hiç yapmamanız. Ya abi nasıl oluyor, 23 Haziran'da, gecenin 11'inde yağ almaya gidiyorum, açık bir market buluyorum, derginizin Mayıs sayısını buluyorum, içimdeki angel al diyor, ben de alıyorum, ondan sonra hastası oluyorum. Bu kadar tesadüfle sizinle tanıştım. Kim bilir kaç tane hastanız vardır, sizi tanısalar onlar da sizin hastanız olurlar. 4) A4 olun zamma razıyım. Söz veriyorum A4 olursanız artık derginizden 3'er tane almaya başlayacağım. 5) Sence 500$ verip bir Mega Drive almaya değer mi? Bunlar da adventure, strateji falan var mı (mouse yok da, onun için sordum). Suşi, Istanbul MAC: Yaa, tabii ben de boynumda fotoğraf makinası, turist gibi gelseydim bana da mükemmel gelirdi herhalde. Gel al yerimi, bakalım ne kadar dayanacaksın. 1) Indy4'de kitabı almak için en baştaki demoyu dikkatli seyretmen lazım. Neden dersen? Costarica'daki yaşlı kurta ticaret teklif edince kitabın yerini sana söylüyor. Fakat bu oyunun her yüklenişinde farklı oluyor. Demoyu izlersen nereyi söylediğini daha çabuk anlarsın. Oyunların Almanca'sını bulmak o kadar zor değil (benim için), daha ziyade İngilizce'lerini bulmak zor. Özellikle büyük firmaların (Sierra, Microprose falan) oyunlarının hepsinin full Almanca versionları çıkıyor. Şincik sana bir adres vereceğim, bu adamlar yurt dışından sipariş alıyorlarmış. Media Point Vertriebs GmbH, Versandzentrale, Bismarckstrasse 63, 12169 Berlin. Fax: (030) 794 72 199. Eğer çok acil mutlaka istediğin bir oyun varsa Emin'i ara bir şeyler yapmaya çalışalım (keşke ona yanlış bir şey yapmasaydın, o zaman daha kolay olurdu). 2) Ne yapacaksın güzelim 50 parmağı. Ufak ufak kenardan başlarsan (TopGun, CAP) çok da zorlanmadan ilerleyebilirsin. Tabi simulasyonların da orijinalini almakta yarar var. 3) Ben de günlüğüme baktım, 23 Haziran'da telepatiyle birilerinin canını omlet istetmeye çalışıyormuşum, demek sana rast gelmiş. Abi reklam, tanıtım dediğin para ister, bizim ne haddimize. Levent'e pankart sarıp denize attık, Engin'in ayıp yerlerine Game-Show okuyun yazdık, bir işe yaramadı. Öyle ilan vermek, kampanya açmak falan bizi şimdilik (çok) aşıyor. Onun için biz de size güveniyoruz, mesela yağ almaya falan giderken yolda gördüklerine (dayak yememek lazım), sınıfta yanında oturana, akşam kahvesine gelenlere dergiyi göstersen belki daha fazla şansımız olur (gece 11'de yağ neyine lazım, Paris'te Son Tango falan gibi mi?). 4) Şiilişt bakalım. A4 lafını buralarda yüksek sesle söylemeyin, Emin duyar, aklına kötü fikirler getirir yine. Deniyoruz işte, hesap, kitap falan yapıyoruz (Intel'siz daha kolay oluyor), kendi kendimize fantaziler kuruyoruz. Sen zamma tamam diyorsun ama başkaları ne diyor. Şimdi SertMAC, yani MACho, gelecek ay her mektubun bir köşesinde bu soruları cevaplamanızı istiyom (mektubun yayınlanmasını istiyorsanız cevaplamanız sizin açınızdan hayırlı olur (tehdit de ettim sizi hani)). a) Dergi A4 olsa ne kadar bir zam size normal (ve insaflı) olur? b) Amiga Köşesi'ne (2 yada 1 sayfa) ne dersiniz (süpeerrr veya evet veya hayır veya dünyada olmaz, ölümü öp yapma manasında)? c) Seçmece Bunlar'dan memnun musunuz? Kalsın mı, gitsin mi, artsın mı, azalsın mı? Kalacaksa hangi tür oyunlara baksın gelecek ay. (Utanıyorum ama, Seçmece'nin amacının ne olduğunu biliyor musunuz?) d) Internet'le ilgileniyor musunuz? Bir sayfalık bir İnternet sayfasına ne dersiniz (he yada cık)? e) Anketi yolladınız mı? Yollamadıysanız (yolladıysanız bu soruyu atlayabilirsiniz, ama kontrol edeceğim ona göre) ulan neden yollamadınız? Hasta mıydınız (rapor lazım), biri mi öldü (ölüm belgesi), yurt dışında mıydınız (pasaport fotokopisi), cevapları mı bilmiyordunuz (salaklık belgesi), döveceğim desem yollar mısınız? 5) Yok MegaDrive bitti artık. Şimdi PlayStation veya Saturn zamanı. Bir de geçenlerde Nintendo64 çıktı (muhteşem görünüyor) ama daha onun oyunları çok az. Bu aletlerde strateji, simulasyon hatta FRP bile (Zelda çok meşhurdur) var, ama o garip gurup kontrollerle oynamak biraz zor oluyor. Zaten alacaksan ciddi oyunlar için alma, Mario, Formula1 (PlayStation oyunu ve çok eğlenceli) gibi PC'de kolay kolay bulamayacağın kalitede oyunlar için al (500 dolar da biraz fazla, acep kazıklanıyor musun?). Bitti gitti bir ay daha, değeri bilinmeden gidenlerin arasına. Intel yok madem, kendi yazımı kendim kaydederim, kendim çalarım, kendim oynarım (kendi cenazemde). Murat'Malady'Adanç Ihlamurdere Cad. Çelebioğlu Sok. Akel İşhanı No:2/5 Beşiktaş 80690 Istanbul (avare dolaşırdık Akmerkez'de)

mac@gsmnet.com