Gameshow sayı 21, sayfa 52

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 52

Adventure / Strateji akıyor gidiyor yollar, eskiyor zaman ama ne zaman başladığı bilinmeyen yolculuk bitmiyor. Gidenler, sürünenler başını unutuyor, olduğu yeri karıştırıyor ama son görünmüyor bile. Planlar çoktan bozulmuş, umutlar kırılmış ama devam ediyorlar, dönmeyi ya da durmayı bilmediklerinden. Bulutlar geliyor geçiyor pis ıslak bir yağmurla, çamur kendine çekiyor ama günah tükenmek bilmiyor. Düzlükler tepe, tepeler dağ oluyor gücü zorlayan, sararıyor, direniyor, yine de bitmiyor. Ne arandığı unutuluyor, yol hedeften daha önemli oluyor, başlar eğiliyor, omuzlar çöküyor, ayaklar kanıyor ama... Hayat da, dert de, mutluluk da yolun kendisi oluyor, konuşulan da o, paylaşılamayan da. Ne olacaksa yolda oluyor, ibadet orda, isyan orda, kavga orda. Düşen kalıyor, yorulan ölüyor ama ne yol bitiyor, ne yolculuk. Yolda ölenler, yolda doğanlara bir şey anlatamıyorlar, onlar da bilmiyorlar ki baş nerde son nerde. Yolda doğanlar da, kendi sıraları geldiğinde yoldan başka bir şey bilemeden ölüyorlar birazcık ilerlemenin verdiği mutlulukla. Upuzun yoldan, bilinçlerinin bir ucundan başlayıp onu saran, kanayan bir yara gibi kesen yoldan. Niye diye soranlar yolun tozunda bulanıp kalıyorlar, çünkü yol devasa, sebep ise küçük. Her adımda daha da kaybediyorlar kendilerini yolun karşısında, küçülüyorlar, vazgeçiyorlar merak etmekten, sormaktan, şüphe etmekten, bir milim ilerlemek bile zaferin ta kendisi oluyor, hayat boyu metrelerce gitmek bir yere vardırmasa bile onları. Bir daha bir daha doğuyor güneş, yolu aydınlatıyor ama onların içi kaybettiklerinin karanlığında kalıyor. Bilmiyorum belki de, ölülerinin üstünden yürüyerek varıyorlardır sonunda hedefe, söz verilene, vaat edilene, ama o kadar körelmiş oluyorlardır ki o zamana kadar, fark etmiyorlardır bile, yol devam ediyordur acımadan, onlar da. Bu ay buluştuğumuza şükretmek durumundasınız aslında. Jagged Alliance Deadly Games gelmiş, MAC kendini kaybetmiş. Severim bu oyunu abi. İlk geldiği zaman da sevmiştim, şimdi pek değişmeden bir daha geldiğinde yine sevdim. Mission Designer falan bana yazmaz, daha hayatımda kendi kendime level design ettiğim bir oyun hatırlamıyorum. Kendim design edersem ne işe yarar ki? Ay sürpriz şimdi buraya gizlediğim adamlar bana ateş edecek, ay çok heyecanlı. Öyle olmuyor tabii, ama öbür türlü de olmuyor, mesela bir şahıs (akla gelen ilk isim, mesela Mehmet) oturmuş bir level yapmış bana lag vermiş. Şimdi kimdir bu Mehmet. Özgeçmişi kafamı yormaya değecek bir level hazırlayacak kadar iyi mi?

Vietnam'da bulunmuş mu? Kamboçya'ya paraşütle atlamış mı? Yoksa öyle bir gün otururken televizyonda seyredecek bir şey bulamamış da yarım yamalak anladığı bir level editörüyle bir şeyler attırmaya mı karar vermiş? Profesyonel oyun designer'ların yaptıkları oyunların bile yarısı o kadar kayda değer olmazken (gerçekten heyecanlı bir Warcraft2 level'ı gördünüz mü?) biz amatörlerin kendi level'ımızı kendimiz yapıp kimseleri rahatsız etmeden kendi kendimize kendimizi eğlendirmemizi beklemek bence hayal. Deadly Games'in içinden çıkan tek, bir tane, biricik Campaign'deki 34 level bir gün gibi çabucak geçti gitti ben yine ortada kaldım. Fazla Campaign'ler için Sir-Tech'in internet adresine falan bağlanın diyor ama şimdi sizin huzurunuzda onlara sormak isterim: Abilerim, ablalarım, birinci oyuna fazla bir şeyler eklemeden mission disk bağlamında bir oyun çıkarıyorsunuz (herkesler high-res olmuş, bir benim caaanım Jagged Alliance'ım low kalmış, yazık), bir iki tane yeni silah (mortar iyi aslında), bir iki tane yeni karakter eklemişsiniz (Postie, Nails falan ama yine de en iyisi Ivan), keşke şöyle beş altı ay yetecek kadar Campaign ekleseydiniz. Random Campaign seçeneği var demeyin, ona bakarsanız Settlers2'de de var ama insan Random Campaign kullanırken kendini kandırılmış hissediyor. Sanki oyunu yapanlar fazla Campaign yapmaya tenezzül etmemişler de, 'bu salakları anca böyle oyalarız' diyip fazladan iki üç satır kod eklemişler gibin. Yoksa acaba gerçekten tembellik mi etmişler? 'Ula bu kadar bekledin, ne şikayet ediyorsun' deme hakkına da sahipsiniz ama ben bu kadar bekledim, bir iki gün oynadım, şimdi bir daha mı bekleyeceğim, hiç mi bitmez benim çilem, ben ne kadersiz adam mıyım? Kadersiz olmasam daha akıllı bir bilgisayarım olurdu zaten. Intel Inside bu haddini aştığından izinli, yok yani, burda değil (beeennmmph burrdaayıım), yoo, ben bir şey duymadım, sizin kulaklarınız çınlıyor, metal falan dinlemekten, yok dedik işte inanmıyor musunuz bana? Yolladım onu, hah tatile, tatile yolladım onu (kurrttrrtarrın beennnei), Aksaray'a amcasıgile gitti (yyyoohggh burrdaaayılım), dinlenmek istiyormuş, ben de madem sen bana bütün ay bu kadar bela çıkardın, bir kartı çalıştırmadın (kkkaaaaghhn kayybbergggiyoorrrumm), o zaman git tatil yap dedim. Para da verdim eline (ttoorovvvanidaa soktttuu boaarduma), kendine bir şeyler al

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.