Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 10
Anlamıyorum bir türlü, ikide birde 'çok A 57: var, ondan simülasyon oynayamıyoruz' derler, ama iş dövüş oyunlarına gelince on beş tane düğmeye elli değişik sırada basıp en garip hareketleri bir anda yapmayı bilirler. Nitekim, dövüş oyunları ve onların hayranları (ki ben biri değilim) 'nerede hareket, orada bereket' lafına yeni bir mana getirerek en çok, en karışık ve en vahşi hareketli oyunların birbiri arkasına çıkmasına sebep oldular. Street Fighter (aile olarak, biri, ikisi, turbosu, osu, püsürü) dövüş oyunlarının gelişimindeki dönüş noktası, 64'teki,
Amiga'daki, Kung-Fu, Budokan gibi sessiz sakin oyunlardan sonra bir anda gelmeye başlayan bol karakterli, çok hareketli ve normal insan anatomisinden fazla parmak gerektiren kontrollü oyunların ilki (ve belki de en kayda değeri). Street Fighter yola ilk önce arcade makinesi olarak çıktı, çünkü o zamanlar bu boyda sprite'ları falan kaldırabilecek kuvvette bilgisayarlar (Amiga bile) bulmak zordu. Sonra anormal derecede tutulunca (niye abi niye, açıklar mısınız bana)
Amiga'dan PC'ye, Sega'dan GameBoy'a (nasıl oluyorsa) kadar her türlü alete çevrildi ve birbiri ardına yüz tane ayrı versiyonu (kaç tane olduklarını şaşırdım artık) çıktı. Street Fighter sülalesi hakkında söyleyebileceğim şey eeh işte 'temiz' olmaları, çizgi film tekniğiyle hazırlanmış adam grafikleri ve fazla bulanmamış arka fonlarıyla en azından ne olup bittiğini anlayabiliyorsunuz. Eski sayılar sizde varsa bütün hareket tuşlarını da öğrenebilirsiniz. Karakterlere gelince Ryu, Ken falan klasik Japon çizgi filmi (severim) kahramanları ama arada sıkışmış bir iki tane Guile, Blanka gibi ilginç (artık bir ilginçlikleri kalmamıştır ama) karakterler de var. Gizli son adam, gizli hareketler, gizli arka planlar derken yıllardır bu oyun hakkında çok yazıldı çizildi (ben bu güne kadar bakire kalmayı başarabilmiştim), onun için etrafa biraz bakının, başka oyunlarla karşılaştırın ama süper bir dövüş hastası değilseniz bile, az birazcık birilerini pataklamak için Super Street Fighter 2 Turbo gibi her makinede doğru dürüst çalışan bir dövüş oyunu zor bulursunuz. İnanmıyorsanız gelin, sizi
» - Hatırlıyon mu Hasan abi, hani askerdeyken bir kere nöbeti asmıştık. - He lan hatırlıyom, hani çavuşun yemeğine hap attıydık. - Abi sen süper adamsın ya, nasıl da aklına gelmişti bu numara, o soğukta nöbete gideceğimize... - Hakketen çok soğuktu di mi lan, adamın ciğerine işlerdi soğuk. - İşlerdi be abi, hani dört kat don giyerdik takımlara bir şey olmasın diye. - He lan nasıl unuturum, hani çavuş uyuyunca atladıydık telden şehre kaçtıydık. - He be abi, o gece de çok soğuktu hani, kar yağmıştı, izlerimiz görünmesin diye bir yürüyüp, bir silmiştik. - Sonra da hani o pastaneye gelmiştik, sahildeki, içimiz ısınsın diye çay içmiştik. - He ya, hani azıcık paramız vardı, saymıştık ona göre de ay çöreği almıştık, çayımıza banmıştık. - Hala tadı boğazımda, nasıl unuturum ya. Hani bir de yan masaya bir hatun gelmişti... Dur lan oraları karıştırma şimdi... - Ama abi, unuttun mu, hani sen bak nasıl tavlıcam diyip onu kesmeye çalışmıştın. - Sus diyorum lan sana, ettin askerlik anısının içine. - Sonra yanına gitmiştin meğersem hatun erkekmiş, korkmuştun, ne diyeceğini bilememiştin, mosmor olup dönmüştün hani. - Sus dedik dinlemedin efendi gibi, al ulan o zaman sana bir Pray For Death combosu: g, a, İ#yy. Ne kızıyorsun be abi, muhabbet ediyorduk, abimizsin dedik, yanıldık, biz de boş değiliz yemeyiz öyle ucuz comboları, benden de sana bir Rise block'u: g,g,s,s. - Bozdun dostluğu oğlum sen, yaktım seni şimdi, bak bakalım Mortal 3 fatality'min tadına: i,9,9, i,LP. - Aoaaarghh, ula yedik ama yıkılmadık, yok sen abim falan değil kapımda köpeğim bile olamazsın, ye bakalım Super Street Fighter Turbo Rising Bird Kick'imi: a(2 saniye bekle), y. - Hobara, ulan deyyus, böyle Chun-Li'li karı numaraları yapılır mı erkek dövüşünde ulan, ben sana Stryker gibi cop'la geçirim de gör bakalım, ne kadar dayanacan: i,i, HK. Yemezler oğlum, son bir animality'le biter bu iş, bitir onu: s,9,9.9,9 (yakın durun). - Aman abi yapma, iki tane çocuğum var benim, kim bakar onlara sonra..
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 11
Geçtiğimiz yıllarda ortaya çıkan 'Doom gibi oyun yap, nasıl olsa kuralına bir de 'bir iki tane karakter digitize et, kırmızı boyayı bol kullan, her tarafı kana bula, bu kekler her türlü dövüş oyununu alırlar' kuralı eklendiğinden beri, biri diğerinden beter yüzbin tane yeni oyunla karşılaştım ama Primal Rage'in benim için önemi büyük. Bir kere büyük ve paralı bir şirket tarafından yapılmış, yani arkasında iyi kötü bir bütçe var. Sonra aylarca dergilerde nasıl dinozor maketleri yapıp onları digitize ettiklerini anlatan yazılar çıktı, yani bayağı bir emek de harcanmış bu oyuna. Hatta ilk geldiğinde (ki ben ve Intel o zaman 4 MB için debeleniyorduk) 8 MB gibi dövüş oyunları için pek duyulmamış bir ricada (daha ziyade emir) bulunuyordu. Biz de civardaki tek 8'lik aletle (Kamer'in şimdi tarih olan 486'sı) bir kere oynayalım demiştik. Ooo güzel demo, naftalinli konu (insanlar birbirlerini yok edince dünya tekrar dinozorlara (Jurassic Park zamanları, içinde dinozor olan (et olarak değil canıım) her şey satıyordu) kalıyor, onlar da kendi aralarında savaşmaya karar veriyorlar (dünyanın hakimi saplantısı onlarda da varmış meğersem), siz de bir dinozor seçiyorsunuz, öbürleriyle sırayla dövüşmeye başlıyorsunuz.
Her bir şeyi yaptım sanıp, en başa dönüyorsunuz. 8 MB ya, maketlerle yapılmış ya, biz de süper bir şeyler bekliyoruz Kamer ailesi olarak. Dövüş ekranları gelince şoka uğradık. Oyunu silelim mi yoksa ibret olsun diye tutalım mı karar vermedik. Bir piksel çorbası, ekranda bir karmaşa, kim kime ne koyuyor, kim kime vuruyor belli değil. Seçmece'den geleceğin programlarına ders olsun, garip grup hareketleri falan dizayn ettim, bu oyun satar hissine kapılmayın. Dövüş oyunu hastaları o kadar akıllı olmasalar bile (başıma bela açacak bu laf biliyorum, ama Macerayı, Marlboro ben) karşılarına çıkacak her oyunu alacak kadar da salak değiller.
kem