Gameshow sayı 19, sayfa 10

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 10

Bir kuşun acı çığlığı ormanın sessizliğini bir anda bozdu. Vakit gelmişti. Nedense en umutsuz görevler hep bizi buluyordu ve her defasında birkaç can arkadaşı geride bırakarak elimizden geleni yapıyorduk ama bu görev bizim için bile fazla umutsuzdu. Yerimden biraz doğrulup silahımı kontrol ettim. Aile, arkadaşlar, Tanrı, her şey o an için çok uzaktaydı. Bu silah şu anda yardımını isteyebileceğim tek şeydi. Bu silah ve tabii ki LM. Son beş görevde hep yan yana çarpışmıştık, her seferinde en beklenmeyen anda, tam dünyaya veda edecekken hep beni kurtarmayı bilmişti. Onun hakkında çok az şey biliyordum, lanet savaş ve lanet görevler bize uyuyacak zaman bile bırakmıyordu ki. Adının ne olduğunu, ona neden LM dediğimizi bile öğrenememiştim. Kıpırdandığımı görünce o da silahını kontrol etti ve bana sessizce 'gidelim' dedi. Kamuflajlı suratını karanlıkta seçemiyordum ama bir an parıldayan dişlerinden gülümsediğini anladım. Ben geri dönebilmek için ruhumu satabilirdim ve o gülümsüyordu. Yerimizden doğrulduk ve kampa doğru giden yolun kenarındaki ağaçları kullanarak ilerlemeye başladık. Yolun sonundaki kum torbalarının hemen ardında ilk hedefimizi görebiliyordum. Bu lanet yerdeki kampı bekleyen iki nöbetçiden biri. Biz nöbetçileri temizledikten sonra ana grup kuzeyden kampa girip koğuşu basacaktı. İyice yaklaştık ona. Nöbetçiyi korusun diye konulan kum torbaları bir an için bizim işimize yaradı ve sürünerek ta dibine kadar ulaştık. Fazla gürültüye gerek yoktu, bıçağımı çektim ve bir elimle boynunu kavradıktan sonra tek hareketle uzunca bir yarık açtım. Bir an debelendi sonra gerizekalı sessizce ölüp gideceğine anlamadığım dilde bir şeyler bağırmaya çalıştı. Boynunda yarık taşıyan bir insandan bu kadar ses çıkacağını tahmin etmezdim. Bir anda kampta ışıklar yanmaya başladı, sonumuz gelmişti, hemen ormana doğru koşmaya başladık. Son bir iki metre, ne kadar da yaklaşmıştık. Bir anda yüzümde bir sıcaklık hissettim, vuruldum sandım ve kendimi ağaçların arasına attım. Elimi yüzüme götürdüm, Tanrım neydi bu. Islak, kaygan, yumuşak ve ılık. Alarm çalmaya başladığında bir anda bunun LM'in beyninden bir parça olduğunu anladım. Hayatım için koşarken bir yandan da kusuyordum. Bu sefer siz kazandınız itoğulları ama gelecek tur ben size gösteririm. Murat 'HoldYourFire' ADANÇ

Ani olur ya bazen, bir şeye ihtiyacınız olur, o kadar ihtiyacınız olur ki, başka her şey önemini kaybeder. Son sigaranız için (kötü örnek, siz bana bakmayın) bir lanet kibrit, bilgisayarın kasasını açmak için bir lanet yıldız tornavida, ya da televizyonun kumandası... Aranırsınız, taranırsınız, yakınlarda bir yerlerde olduğunu bilirsiniz ama bir türlü bulamazsınız. İşte UFO geldiği zaman ben de deli divane kafamı takacak bir oyun (yani belamı) arıyordum. O zaman dergi mergi yoktu ve ben yeni 4000 almıştım. Her Allah'ın günü Kamer'e gidip bir dolu disket çekiyordum ama habire çıkan platform oyunlarından gına gelmişti. UFO diye bir oyun geldiğini duyduğumda Microprose yaparsa iyisini yapar deyip çekmiştim (bizim zamanımızda öyleydi). Eve gelip, 4000'e (nerelerdesin şimdi nazlı yarim) install ettiğimde Crusade damarım kabardı. 'Allah'ım' dedim, 'sana şükürler olsun!'. Olayın bundan sonrası biraz karanlık, çünkü UFO öyle hobi gibi oynanacak bir oyun değil. Başladınız mı ilk harekette kapıları kilitliyor, pencereleri demirliyor, eş, dost, kız arkadaşa 'evde yok' deyip sizi kendine hapsediyor. Ediyor da, niye ediyor? Strateji mi seviyorsunuz? Dünyayı uzaylılara karşı korumak için kurduğunuz örgütün makro, mikro bütün yönetimi sizin elinizde. RPG mi istiyorsunuz? 5 görevden sonra her bir adamınızın her bir özelliğini ezbere biliyorsunuz. Atmosfer mi istiyorsunuz? Uçaktan inip oralarda bir yerlerde uzaylıların olduğunu bilerek adamlarınızı ilerletmeye çalışırken her an kafanıza bir ışın silahı yiyecekmiş gibi hissediyorsunuz. Yapacak bin tane iş olan birine bilmem ne silahının belirli mesafede vurma şansını ezberletebilen bir oyun herhalde kötü olamaz değil mi? Olamaz tabii ama belki diyorum, belki oyunu yapanlar günlerce oynayacağımızı düşünüp üs ve terör görevlerine birazcık daha fazla değişkenler koysalardı, bir de hazır elleri değmişken UFO'ların içlerini birbirlerinden farklı yapsalardı, bir de (haddini de bilmek lazım aslında) birimler arası az da olsa bir haberleşme imkanı koysalardı, hadi kaptırdık gidiyoruz, bir de oyunun sonlarına doğru uzaylılar da biraz olsun ilerleme gösterebilselerdi ne olurdu sanki. Ben mi, nankör mü? Haşa.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.