Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 12
Hayatın acı kurallarından biri (ben sadece elçiyim, ne kızıyorsanız, bu kadar acı kural olması benim suçum mu?), elinizdeki malzeme çirkinse ne kadar allayıp pullayıp süsleseniz yine de çirkin kalacaktır. Öte yandan zaten güzel olan bir şeyi biraz parlatsanız değeri iki kat artacaktır (ama her parlayan şey altın değildir, ama o başka acı kural). İşte Electronic Arts bu kuralı çok fena bir şekilde kavramış durumda (ben söylemedim, kimden duydular acaba?). Zaten kaliteli harbi oyunlarını alıyorlar, CD'nin verdiği imkanları birer database ve show'a çeviriyorlar. Bakınız NBA SB, bakınız The Need for Speed. İnsan bu oyunları aldığında (oyun zaten otomatikman hoşunuza gidiyor, çünkü kaliteli) o Kamer'de yazan kalem bulmak kadar ender 'CD'ye verdiği paranın karşılığını almış olma' duygusunu yaşıyor. İşte bu duygu The Need for Speed'i çıkan bütün orta realite yarış oyunları arasında bir numara yapıyor. Kaza yaptığınızda arabanız hemen patlamıyor da, önce iki takla atıp patlıyor, lastikler yerde iz bırakıyor, her arabanın tarihçesini anlatan bir database ve bol açıdan seyredebileceğiniz videolar değil. Tabi stres giderme açısından diğer oyunlardan biraz geride, realitesi Fatal Racing'den çok Test Drive'a yakın olduğundan ilk başlarda stres gidereceğine biraz stres
Şi Tul ize EŞİ var. Bu kalite karşısında hayran olmamak elde değil, yaratabilir (ya da benim ehliyetim yok diye bana zor geldi), ama sonra, işi bir kere kapınca dişli rakipleri ve orta halli pistleriyle uzun zaman oynayabileceğiniz bir oyun. Orta halli pistler diyorum çünkü grafikleri muhteşem olsa bile dizayn olarak o kadar da yaratıcı değiller. Tepeciklerle dolu dağ yolu ve sahilde, kayalıkların yanında geçen plaj yolu dışında diğerleri biraz tek düze. Ama öte yandan altınıza verilen arabalara bir bakın. Araba sapıklarının rüyalarını ıslatan her araba bu oyunda var. Ferrari, Diablo, Porsche ve artı bir dolu gereksiz ufaklık. Bunların herbirine ya da topuna karşı birden yarışabiliyor olmanız ve iki player da oynayabilmeniz oyunun ömrünü uzatıyor. Bizim gibi aldığı oyuna en fazla 15 dakika şans tanıyacak kadar şımarmış (bir de buraya gelip oyun başına 100 Mark vermeyi deneyin) insanlar için uzun ömürlü bir yarış oyunu bulmak bayağı zor doğrusu. Şu anda piyasadaki en iyi basarım giderim tipi yarış oyunu olan The Need for Speed'i mutlaka almalısınız. Plus'ımı extra'sımı ne, o da yakında gelecekmiş (belki de şimdi gelmiştir) daha şimdiye kadar almadıysanız onu da bekleyebilirsiniz. Her tür bilgisayarda iyi kötü çalıştığına da göre (486'da hızı fena değil) The Need for Speed'i almamak büyük büyük bir hata olur, stres yapar, bunu da istemeyiz tabi.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 13
atal Racing geldiği zaman ben de yavaş uğraşarak kendinizi oyuna konu olan F yavaş belamı arıyordum. Paraları şampiyonaya bile kaptırabilirsiniz (bayağı vakit bayılıp 486 almıştım ya, artık dergilerde, alıyor, dikkat edin). Yarış ekranındaki ekran demolarda yıllardır gördüğüm her oyunu düzeni bile oyunu 'güzel görünüşlü' oynarım sanıyordum. Yeni oyun geldi yapabilmek için harcanmış bir çabayı dediklerinde texture'ları nasıl, hi-res oluyor mu gösteriyor. Yarışta takım arkadaşınıza mesaj diye ukela ukela soruyordum. Sonra Fatal gönderebilme gibi fazla iyi çalışmasa bile Racing geldi, suratımdaki aptal gülümsemenin orijinal bir olanak da var. Karman çorman ortasına osmanlı tokadı gibi oturdu. Install pistler ve rakiplerin az biraz akıllı olmaları ise ettim (insaf edip hi-res bile E çalıştırması başarsanız bile yapmadım ama bütün Fatal Racing'de başarılı detayları açtım), « Olmayı biraz zor kılıyor. Bas çalıştırdım, önce crash etti, git taktiği genelde bastılar Oyun durdu sandım. ittiler, ben kaldım Zahmet edip yürümedi bile. sonucunu doğuruyor. Ama Ekranı fındık boyuna az biraz çaba gösterip küçültüm, gök, yer ve pistleri öğrenirseniz ve bilumum coğrafik kontrolleri de tanırsanız texture'ları kapatınca anca şampiyonada (uyardım di biraz oynanabilir hale geldi. mi?) yavaş yavaş bir Ama onda bir ekran boyunda oynamayı yerlere gelmeye başarabilirsiniz ama arka manasız (ve gözler için bayağı yorucu) arkaya iki 360 derecelik dönüşlü, bol uçurumlu bulduğumdan Fatal Racing'i pas geçmek pistlerde başarılı olmak her zaman dikkat zorunda kaldım. Eee o zaman niye Otüyorsun istiyor. iyi tarafı da dikkat edecem diye diyebilirsiniz, haklısınız da, » iyice herşeyi anlatıyorum çünkü benim unutuyorsunuz, stres aletimin yetersiz olması (ya redüksiyon imkanlarınız ne tehlikeli laf bu, insanda iyice artıyor (ben psikolojik kompleks bile yapar) Fatal , bir yarışçıyım). Mesela Racing'in suçu değil. Ben diyelim çok kötü bir gün çalıştıramadım (sonradan geçirdiniz, eve geldiniz, ay normal hızda oynama tesadüge bak fırsatım oldu, dostlar Pentium'unuz varmış, sağolsun) ama Fatal ; yükleyin Fatal Racing'i Racing kaliteli bir oyun. Ki (Pentium hızlı da Programcıların değil de bir dizayner'ın elinden yüklüyordur şimdi) yarım saat içinde kendinizi Çıktığı (çok önemli bir fark var arada) her daha iyi hissederssiniz. Pentium'unuz yoksa halinden belli oluyor. Sayfa yapar gibi belanızı aramayın, Fatal Racing bilinçaltına hazırlanmış ara ekranları, iyi itilmiş kompleksleri su yüzüne süslenmiş arabaları, değişik çıkarır, yaranıza tuz ruhu basar, planlı pistleri var. ciğerinizi dağlar. Birazcık