SIMON THE SORCERER

Evet arkadaşlar klasikler köşesinde bir devrim yapıyorum. Daha önce bu köşede tanıtılan bazı oyunlarda, yazar çözümü oyundaki karakterin ağzından anlatarak yazmıştı. Ama ben onların yapamadığını yapıyorum. Evet size kendi hikayesini anlatması için teeee gavur ülkelerine gidip Simon'ı getirdim. Merhaba Simon. - Neyse Simon biraz beklesin benim size söylemek istediğim birkaç şey var. Birkaç kendini bilmez insan Simon 1'in güzel olmadığını yazmıştı. Kesinlikle iftiradır. Simon 1 en az ikincisi kadar güzel bir oyundur. Simon 2'nin sadece grafikleri daha güzel. Kesinlikle onların dediği gibi oynanmayacak bir oyun değil. Hatta Simon 2'yi oynamadıysanız seriye bu oyunla başlayın. Üstelik Simon 1'in ikon sistemi daha güzel. Grafik tabanlı ikonları hiç sevmiyorum. Hiçbir şey net olmuyor ve oyun boyunca “Acaba ağız ikonuyla yemek de yeniliyor mu?” sorusu aklınızı kurcalıyor. Aslında en güzel ikon sistemi Day of the Tentacle'ın ikonlarıyla Simon 2'deki F5 tuşu (yoksa F7'miydi??) olur. Bence ekranda fellik fellik tıklanacak nesne aramak bir adventure'ın niteliğini düşürüyor. Eskiden öyle miydi, ne güzel kullanabileceğiniz nesneler ekranda yazardı. Neyse ne kadar yırtınsak da firmaların bizi duyacağı yok. Rayman yazısını okuduysanız size önemli bir şey söylemek istediğimi anlamışsınızdır. Olay, derginin her yerinde yazdığı gibi “Bu dergi neden az satıyor?” sorusu. Bakın arkadaşlar bu derginin yaşaması için sizin yardımınıza da ihtiyacımız var. Biz burada her ay dergiyi çıkartıp satmak için çırpınıyoruz. Ama sizin de derginize sahip çıkmanız gerekiyor. 4300 belki size az gelmeyebilir ama derginin maliyetini kurtarmıyor. Bu durumda zararına dergi çıkartmak imkansız gibi bir şey. Derginin kar amaçlı olmadığını da her yerde yazıyoruz. Zaten öyle olsaydı Mac'in Pentium'u Engin Abla'nızın da yeni silikonları olurdu. Siz bir şeyler yapmadan derginin gelişmesi imkansız. Dergiyi renkli yapmak son bir umuttu. Bakın sizin yapmanız gereken olay gayet basit. Önce bu dergiyi almak (arkadaşından ödünç alan kişiler için konuşuyorum.) ve dergiyi PC sahibi arkadaşlarınıza aldırmak. Bakın size yazı yazın demiyorum. (Allah kimseyi düşürmesin) Ama lütfen bu dergiyi arkadaşlarınıza tavsiye edin. Düşünsenize herkes bir arkadaşına bu dergiyi aldırsa bu satışların ikiye katlanması demektir. Böylece dergi her zaman renkli çıkar, boyutu büyür, vs. Şu arkorok yemek takımı için gazetelere 75000 verirken Game Show gibi bir dergiye ayda 150000'i çok mu görüyorsunuz? Evet sanırım yeterince başınızı şişirdik. Kusura bakın! Başka yapacak bir şey yok. Çünkü çoğunuzun editör, Bigben, Macbeth'in girişini okuduğu yok. Bu arada 350 kelime oldu ve Simon sabırsızlanmaya başladı. Artık çözüme geçelim. Simon konuşmaları hangi sırayla yaptığını unuttu. Zaten buna gerek

İŞLER İYİ BÜYÜYÜ DENEMEKTE YARAR VAR!

Doğulu bir toplum olduğumuzdan önce isterseniz bir Mısır Çarşısı'na uğrayın. Burda baş ağrısından ilik kanserine kadar pek çok şeyin çaresi satılıyor. Biz baktık, yavaş yavaş batan dergiler için henüz bir şey bulamamışlar (başkaları için kına var ama)

Kurşun döktürmek de çok popüler, ama genelde sıcak zehirli maddelerle salakları karıştırmak tehlikeli olduğundan yanık, zehirlenme gibi yan etkiler olabilir. Böyle durumlarda yanık ve zehirlenmeye karşı bir daha kurşun döktürmek işe yarayabilir.

Karşı cinsle ilgili sorunlar yaygın olduğundan olacak (çok şükür biz sağlamız(haho)) çareden bol Macunlar, muskalar, duymuştuk) alırken 'kelin merhemi' örneğini unutmamaya çalışın.

de yok. Konuşmalar oyunu çıkmaza sokmuyor. Amacınıza ulaşıncaya kadar konuşun... Söz senin Simon: Aman bitti. Bir daha böyle yapmayacağım, hem masraflı hem de zor oluyor. Böylece yazı Ahem! Merhaba sevgili Game Show okuyucuları. Size ilk maceramı anlatmak için huzurlarınızdayım. Her neyse bir gün yatağımda kitap okur... (Simon demoları anlatmana gerek yok okuyucularımız kör değil) Peki parayı veren sensin (Sus be!) iyi iyi sustuk! Neyse, kendimi sonradan adının Calippo olduğunu öğrendiğim büyücünün evinde buldum. Biraz çekmeceleri karıştırdım ve bir makas buldum. (Scissors) Sonra buzdolabının üstündeki mıknatısı aldım. Demircinin yanına gittim ve oradan ip (rope) ve çanın parçasını (clapper) buldum. (Aldım tabii!) Demircinin oradan sağ ve sol yönlerini takip ederek bir ev buldum ve oradaki merdiveni aldım. Merak edip eve girdim ve masanın üzerinden cold remedy yukarıdan specimen jar aldım. Sonra bar'a gittim ve solda oyun makinasının üzerindeki kibritleri gözden kaçırmadım. Uyuyan Dwarf'ın biraz tıraşa ihtiyacı olduğunu düşünüp makasla sakallarını kestim. Sağdan gelen konuşmalara kulak kabarttım ve büyücülerin yanına gittim. Biraz konuşmadan sonra büyücü olmak istediğimi söyledim ve ne yapmam gerektiğini öğrendim. Ormanda dolaşırken bir kütük benimle konuştu. Onunla da muhabbet ettikten sonra benimle konuşanın tahta kuruları olduğunu ve benden tahta istediklerini anladım. Sonra cadının evini buldum. (solda) Kuyunun kolunu kullanıp kovayı aldım. Yolumun üstünde bir barbarian'la karşılaştım. Derdine derman olduktan sonra troll'ün olduğu köprüyü buldum. Biraz konuşmadan sonra ona düdüğümü çaldırdım. Hahahaha! Troll'ün acı sonundan sonra yoluma devam ettim. Bir kale (sağda) ve çan buldum. Elimdeki clapper'ı çana taktım ve onu çaldım. Saça tutunarak kaleye çıktım. Ve güzeller güzeli (!!!) Rapunzel'imi öptüm. Bir domuzum oldu! Buradan ayrıldım ve tohumlarını yeşertmeye çalışan birini buldum. Onları sulamayı teklif ettim (Biraz fazla kaçırdım galiba!). Sonra tekrar oraya geldiğimde adamın girmiş olduğunu gördüm ve tohumları (beans) aldım. Bunları Calippo'nun evinin arkasındaki compost'a ektim ve bir karpuzum oldu. Merdiveni aldığım evin yanına gittim. Kapı çikolatadan yapılmıştı. Onu domuza yedirmeyi düşündüm. Domuzun kapıyı yemesinden sonra içeri girdim ve sağdan smoke box ve hat aldım. Dışarı çıktım ve arı kovanında (beehive) smoke box'ı kullandım. Biraz balmumu (wax) aldım. Bara gittim. Barmenden wet wizard istedim. Bu arada balmumuyla varili tıkadım. Dışarıdan varili aldım. (Bidon varil Her neyse işte) Haritamdan troll bridge'ye gittim. Sol üste gittim. Gürültüye dayanamayıp kaçtım. Sonra geri dönüp karpuzumla saksofonunu tıkadım! Konuşup saksofonunu aldım. Gezim esnasında bir baykuş gördüm. Onunla konuştum, bana

İşler iyice kötüyse kara büyüyü deneyebilirsiniz. Yalnız malzemeleri iki katlı troll satıcılardan almanız lazım. Bunun zor olduğunu biliyorum ama ona bakarsanız her resmin yanına yazacak bir şeyler bulmak da zor (valla şikayet etmiyorum).

Aslında harbi büyücüler çok işe yarayabilirler, ama genelde sinirli ve çoğunlukla alkolik olduklarından biraz tehlikeli olabilirler. Güzel olmak isterken kurbağa olmak, yüz bin tane batmak isterken iflas etmek de var kaderde.

Malzemeleri topladıktan sonra iyi bir büyü kitabına ve pentagramlar (n'oldu Pentagram'a ya?) falan gibi atmosferik eşyalara ihtiyacınız var. Bunları satın almak çok para

Her şey tamam mı? O zaman büyünüzü deneyecek sakin bir yer bulun (fazla dikkat çekmemek lazım), bir orman iyi olabilir, en azından bol ağaçlı mekanlarınızla çıkardığınız dergi güme giderse bir tanesine kendinizi asarsınız, kurtulursunuz.

öğütlerde bulundu. Bu sırada düşen tüyünü (feather) aldım. Dwarf madenini buldum. Dışarıdaki taşı alıp altına baktım. Beer yazıyordu. Sol üstteki yola girdim yerden kağıdı alıp baktım. Sonra madene geri döndüm. Sakalı takıp (wear) içeri girdim. Parola olarak “beer” dedim. Nöbetçi Dwarf'a varilimi verdim. Onunla aşağı (sağa) indim. Yerde yatan Dwarf'ı tüyle gıdıkladım. Altındaki anahtarı aldım. Madenin oraya gittim. Bu arada kancayı (hook) gördüm ve aldım. Kapıyı anahtarla açtım ve içerdeki Dwarf'a beer voucher'ı verdim o da bana Gem verdi. Köye döndüm. Doozer'a gem verdim (Köy meydanında). Pazarlık sonunda 40'tan 20'ye razı oldum. Ormanda biraz dolaşıp oduncuyu buldum (Doğuda bir yerlerde). Bu dertli arkadaşımın derdini öğrendikten sonra metal detector'ü aldım. Dwarf madeninin (center of the...) sağ üstteki yoluna girdim. Mekan birden değişti yolda rastladığım eve girdim. Swampling'in verdiği müthiş! yemeği yedim. Tadına doyamadığım için biraz da yanıma aldım (Specimen jar'a doldurdum). Yerdeki kasayı kaydırdım yol açıldı. İlerleyemedim dışarı çıktım ve minyatür büyü heykelini bulana kadar yürüdüm (Sanırım ikinci karlı ekran). Metal detector'ü kullandım. Uyuyan Giant'ı buldum ve biraz saksofon çaldım. Yol açıldı! Dragon Cave'e girdim. Sonra Dragon'a cold remedy verdim. Tekrar yanına gidip the sorcerer yangın söndürücüyü aldım. Kancayı (hook) girişin üstündeki taşa attım. Yukarı çıktım. Mıknatısı ipe bağladım. Delikten sallandırdım. Bunu üç kere yaptım. Sonra girişin yanındaki yola girdim. Yerden taşı aldım. Ağacı bulup konuştum. Haritadan köye döndüm. Dükkandan white spirit, hammer aldım (pick up). Ayrıca shopping list verdim (unutmayın!). Ağacın yanına döndüm (Dragon Cave'den gidin). White spirit ile pink splodge'u sildim ve büyülü sözleri öğrendim. Köye döndüm. Demircinin yanına gittim. Anvil'de taşı kullandım (İkinci taş), fosilim oldu. Dwarf madeninden sola yürüdüm. Hole'e fosil'i verdim. Bunu dağdan bulduğumu söyledim. Metal Detector'ü bıraktığım yere gittim. Çukura baktım. Milnth Ore'u aldım. Demirciye verdim. Bana balta başı yaptı. Bunu oduncuya verdim. Oduncunun evine girdim. Pin'i aldım. Şömineyi yangın söndürücü ile söndürdüm. Şömineye girdim. Kolu move ettim. Tahtaların arasından Mahogany'i aldım. Bizim kütüğün yanına gittim. Konuşup tahtayı verdim. Rapunzel'in kalesine gittim. Yukarı çıktım. Kurtlarımı döktüm! (Yere) Merdivenimi deliğe koydum. Aşağı indim. Tabutu açıp kaçtım. Bunun beni bir yere getiremeyeceğini anlayıp geri döndüm ve tabutu tekrar açtım. Mumyanın loose bandage'ini çektim. Asayı aldım ve büyücülerin (uyuyorsanız bardaki) yanına gittim. Konuşup asayı verdim. Parayı ödedim. Swampling'in evine döndüm. Geçemediğim yere geldim. Plank'ı, hammer'la yerine çiviledim! Kuru kafanın üstüne çıktım ve Frogsbane aldım.

Haritadan cross roads'a geldim. Yukarı çıktım. Sol alttaki vines'dan aşağı indim. Hobbit'le konuştum. Yanımda taşıdığım nefis swamp stew'i verdim. Biraz balık tuttum. Magic Ring'im oldu. Köydeki dükkana gittim. Önündeki kutuyu açıp içine girdim. Sonra kutuyu tekrar açıp buradan kurtuldum. Soldaki kutuları araştırdım ve büyü kitabı buldum. Yerden fare kemiğini aldım. Büyü kitabını açtım, bir kağıt buldum. Kağıdı kapının altına koydum. Kemiği deliğe soktum. Kağıdı aldım (Klasik numero) Anahtarla kapıyı açtım. Dışarıdan kovayı aldım. Aşağı indim. Druid'le konuştum. Yüzüğümü çıkardım. Sonra tekrar konuşup kaçmaya ikna ettim. Kafasına kovayı geçirdim (Olmuyorsa konuşun). Sağdaki flaming brand'ı aldım. Druid üzerinde denedim. Gurbaa oldu. Iron Maiden'ı açtım. İçine girdim. O kadar rahattı ki bir gün içinde kaldım. Yerden mints'i aldım. Gurbaadan Hacksaw aldım. Bars'ı hacksaw ilen kestim. Druid'in yanına gittim (Köyde merdiveni aldığınız yer). Druid'le konuşup kurbağa arkadaşımıza frogsbane verdim. Cadının evine gittim. Süpürgeyi aldım. Cadıyla bir düello yaptık. Bu aslında kağıt, taş, makas oyununa benziyor. Düello'da taraflar büyülü sözler söyleyip, hayvanlara dönüşüyor. Alkazam yılan, hocus pocus köpek, sausages kedi ve abracadabra fare yapıyor. Cadının sırası değişmiyor. Onu not alın ona göre büyü yapın (Hocus pocus-alkazam- Neyse cadıya her yenilişimde tekrar içeri giriyor cadıyı yenmeye çalışıyordum. Cadıyı yenince süpürgeyi aldım. Zekamı kullanarak fare olup delikten kaçtım (Abracadabra). Ağacın oraya gittim. Daha doğrusu pin'lerin olduğu yere gittim. Elimdeki pin'i delikte kullandım. Karşıma kardan adam çıktı. Onun geçemeyeceğimi anladıktan sonra erimesini beklemeye başladım. Bu sırada mints'i çiğnedim (Consume). Yolumun açılmasından sonra Kapıya kadar ilerledim. Köprü yıkıldı ama beni kimse durduramazdı Süpürgeme binip yoluma devam ettim. Bu kısa ve hızlı yolculuktan sonra iksirimi içtim (consume). Kapının deliğinden girdim. Kovanın içine baktım (kibrit aldım). Yerden yaprak aldım. Burada save yaptım oyun bozulabiliyor. Yerden taş aldım. (Belki de yan ekrandadır) Sudaki lily leaf'i ıslanmadan aldım! Kibrit ve yaprağı özenle üstüne diktim. Seeds'in yanına gittim. Biraz alıp taşla ezdim Yağ çıktı. Tap'ı yağladım. Hair'i tap'e attım. İpi çektim. Sular yükseldi. Karşıya geçtim. Bu seferki gurbaa bana yol vermedi. Suya baktım. Tad pole'u aldım. Kurbağayı tehdit ettim. Mantar alıp yedim. Dal parçası aldım. Kapıyı açtım. Kaçıp geri döndüm. Sandığa branch'ı hediye ettim. Shield'i ve spear'ı aldım. Aşağı indim. Sandığı aldım. Press'in kolunu çevirdim. Boşluğa sandığı koydum. Kolu tekrar çevirdim. Sonra bir daha.... Mumları aldım. Spear'ı yukarıdaki kuru kafada kullandım. Yere düşeni aldım. Yukarı çıktım (2 kat). Sordid'in odasından sock, pouch, book, wand aldım. Kitabı okudum. Sock'u pouch'un içine soktum. Fare deliğinde kullandım. Bir tane de farem oldu. Yukarı çıktım. Demon'larla konuştum dertlerini öğrendim. Anlaşma yaptım. Kırmızı kitabı aldım (Solda). Shield'ı hook'a astım. Masadan chemicals'ı aldım. Shield'ı parlattım (Chem. ile) Kitabı okudum. Aşağı inip aynaya baktım. Aynayla konuştum. Yukarıdaki odayı göstermesini isteyip, Demon'ların gerçek adlarını öğrendim. Yukarı çıktım. Demon'la konuştum. Tebeşiri aldım. Onları geldikleri yere yolladım. Teleporter'ı kullandım. Soldan sappling ve pebble aldım (taş ve sapan şeklinde dal parçası). Adamla konuştum. Bir broşür aldım. Açıp okudum. İçinden band çıktı. Sappling'e taktım. Catapult'u bell'e kullandım. Kibritleri aldım. Köprüyü geçtim. Floor wax'i aldım. Wand'ı Sordid üzerinde denedim. Kibritle pit'i yaktım. Wand'ı attım. Şans bana yardım etti kurtuldum. Ve Sordid'i son hamleyi yaparak tarih ettim (mi?). USE FLOOR WAX ON SORDID..... Teşekkürler Simon, gidebilirsin. Siz şimdi benden tavsiye bekliyorsunuz. Hayır! Artık klasik köşesinde tavsiye yok! Bir düşünün bakalım niye? Köşenin adı Klasikler. Klasik ise zamanında çok tutulmuş hala zevkle oynanabilen oyun demek oluyor. Eeee? Gayet net değil mi? Oyun güzel olmasaydı burada yazmazdık. Ya da bu köşenin adı “eski oyunlar” olurdu di mi? Son olarak bu oyunu Amiga 1200 sahipleri de oynayabilir. Bakın biz size yapabildiğimiz yardımı yapıyoruz. Öööle sizin gibi düşene tekme atmıyoruz. Bırakın bu masum pozları, C-64'ün erken ölümünün sebebi sizsiniz! C-64 ölsün diye yaptığınız hakaretleri unutmuyoruz. Ama biz asil insanlarız, sizin yaptıklarınızı yapmıyoruz. Yapabileceğimiz en büyük yardım bu. Siz de dağ gibi derginiz MegAmiga'yı batırmasaydınız (Bizim insanlarımız sorumsuz dergilerine sahip çıkmayı bilmiyorlar). Baktım 1700 kelime olmuş. Evet son kez söylüyorum. Game Show'a sahip çıkın. Önerilerinizi, eleştirilerinizi her bir şeyinizi bize yazın vs. vs. Bir daha bu kadar iyi bir dergi bulamazsınız. İnanın ben bile 64'ler'den sonra bu kadar iyi bir dergi çıkacağını sanmıyordum. Hadi hep birlikte daha ileriye!?