Gameshow sayı 17, sayfa 36

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 36

Evet arkadaşlar klasikler köşesinde bir devrim yapıyorum. Daha önce bu köşede tanıtılan bazı oyunlarda, yazar çözümü oyundaki karakterin ağzından anlatarak yazmıştı. Ama ben onların yapamadığını yapıyorum. Evet size kendi hikayesini anlatması için teeee gavur ülkelerine gidip Simon'ı getirdim. Merhaba Simon. - Neyse Simon biraz beklesin benim size söylemek istediğim birkaç şey var. Birkaç kendini bilmez insan Simon 1'in güzel olmadığını yazmıştı. Kesinlikle iftiradır. Simon 1 en az ikincisi kadar güzel bir oyundur. Simon 2'nin sadece grafikleri daha güzel. Kesinlikle onların dediği gibi oynanmayacak bir oyun değil. Hatta Simon 2'yi oynamadıysanız seriye bu oyunla başlayın. Üstelik Simon 1'in ikon sistemi daha güzel. Grafik tabanlı ikonları hiç sevmiyorum. Hiçbir şey net olmuyor ve oyun boyunca “Acaba ağız ikonuyla yemek de yeniliyor mu?” sorusu aklınızı kurcalıyor. Aslında en güzel ikon sistemi Day of the Tentacle'ın ikonlarıyla Simon 2'deki F5 tuşu (yoksa F7'miydi??) olur. Bence ekranda fellik fellik tıklanacak nesne aramak bir adventure'ın niteliğini düşürüyor. Eskiden öyle miydi, ne güzel kullanabileceğiniz nesneler ekranda yazardı. Neyse ne kadar yırtınsak da firmaların bizi duyacağı yok. Rayman yazısını okuduysanız size önemli bir şey söylemek istediğimi anlamışsınızdır. Olay, derginin her yerinde yazdığı gibi “Bu dergi neden az satıyor?” sorusu. Bakın arkadaşlar bu derginin yaşaması için sizin yardımınıza da ihtiyacımız var. Biz burada her ay dergiyi çıkartıp satmak için çırpınıyoruz. Ama sizin de derginize sahip çıkmanız gerekiyor. 4300 belki size az gelmeyebilir ama derginin maliyetini kurtarmıyor. Bu durumda zararına dergi çıkartmak imkansız gibi bir şey. Derginin kar amaçlı olmadığını da her yerde yazıyoruz. Zaten öyle olsaydı Mac'in Pentium'u Engin Abla'nızın da yeni silikonları olurdu. Siz bir şeyler yapmadan derginin gelişmesi imkansız. Dergiyi renkli yapmak son bir umuttu. Bakın sizin yapmanız gereken olay gayet basit. Önce bu dergiyi almak (arkadaşından ödünç alan kişiler için konuşuyorum.) ve dergiyi PC sahibi arkadaşlarınıza aldırmak. Bakın size yazı yazın demiyorum. (Allah kimseyi düşürmesin) Ama lütfen bu dergiyi arkadaşlarınıza tavsiye edin. Düşünsenize herkes bir arkadaşına bu dergiyi aldırsa bu satışların ikiye katlanması demektir. Böylece dergi her zaman renkli çıkar, boyutu büyür, vs. Şu arkorok yemek takımı için gazetelere 75000 verirken Game Show gibi bir dergiye ayda 150000'i çok mu görüyorsunuz? Evet sanırım yeterince başınızı şişirdik. Kusura bakın! Başka yapacak bir şey yok. Çünkü çoğunuzun editör, Bigben, Macbeth'in girişini okuduğu yok. Bu arada 350 kelime oldu ve Simon sabırsızlanmaya başladı. Artık çözüme geçelim. Simon konuşmaları hangi sırayla yaptığını unuttu. Zaten buna gerek

İŞLER İYİ BÜYÜYÜ DENEMEKTE YARAR VAR!

Doğulu bir toplum olduğumuzdan önce isterseniz bir Mısır Çarşısı'na uğrayın. Burda baş ağrısından ilik kanserine kadar pek çok şeyin çaresi satılıyor. Biz baktık, yavaş yavaş batan dergiler için henüz bir şey bulamamışlar (başkaları için kına var ama)

Kurşun döktürmek de çok popüler, ama genelde sıcak zehirli maddelerle salakları karıştırmak tehlikeli olduğundan yanık, zehirlenme gibi yan etkiler olabilir. Böyle durumlarda yanık ve zehirlenmeye karşı bir daha kurşun döktürmek işe yarayabilir.

Karşı cinsle ilgili sorunlar yaygın olduğundan olacak (çok şükür biz sağlamız(haho)) çareden bol Macunlar, muskalar, duymuştuk) alırken 'kelin merhemi' örneğini unutmamaya çalışın.

de yok. Konuşmalar oyunu çıkmaza sokmuyor. Amacınıza ulaşıncaya kadar konuşun... Söz senin Simon: Aman bitti. Bir daha böyle yapmayacağım, hem masraflı hem de zor oluyor. Böylece yazı Ahem! Merhaba sevgili Game Show okuyucuları. Size ilk maceramı anlatmak için huzurlarınızdayım. Her neyse bir gün yatağımda kitap okur... (Simon demoları anlatmana gerek yok okuyucularımız kör değil) Peki parayı veren sensin (Sus be!) iyi iyi sustuk! Neyse, kendimi sonradan adının Calippo olduğunu öğrendiğim büyücünün evinde buldum. Biraz çekmeceleri karıştırdım ve bir makas buldum. (Scissors) Sonra buzdolabının üstündeki mıknatısı aldım. Demircinin yanına gittim ve oradan ip (rope) ve çanın parçasını (clapper) buldum. (Aldım tabii!) Demircinin oradan sağ ve sol yönlerini takip ederek bir ev buldum ve oradaki merdiveni aldım. Merak edip eve girdim ve masanın üzerinden cold remedy yukarıdan specimen jar aldım. Sonra bar'a gittim ve solda oyun makinasının üzerindeki kibritleri gözden kaçırmadım. Uyuyan Dwarf'ın biraz tıraşa ihtiyacı olduğunu düşünüp makasla sakallarını kestim. Sağdan gelen konuşmalara kulak kabarttım ve büyücülerin yanına gittim. Biraz konuşmadan sonra büyücü olmak istediğimi söyledim ve ne yapmam gerektiğini öğrendim. Ormanda dolaşırken bir kütük benimle konuştu. Onunla da muhabbet ettikten sonra benimle konuşanın tahta kuruları olduğunu ve benden tahta istediklerini anladım. Sonra cadının evini buldum. (solda) Kuyunun kolunu kullanıp kovayı aldım. Yolumun üstünde bir barbarian'la karşılaştım. Derdine derman olduktan sonra troll'ün olduğu köprüyü buldum. Biraz konuşmadan sonra ona düdüğümü çaldırdım. Hahahaha! Troll'ün acı sonundan sonra yoluma devam ettim. Bir kale (sağda) ve çan buldum. Elimdeki clapper'ı çana taktım ve onu çaldım. Saça tutunarak kaleye çıktım. Ve güzeller güzeli (!!!) Rapunzel'imi öptüm. Bir domuzum oldu! Buradan ayrıldım ve tohumlarını yeşertmeye çalışan birini buldum. Onları sulamayı teklif ettim (Biraz fazla kaçırdım galiba!). Sonra tekrar oraya geldiğimde adamın girmiş olduğunu gördüm ve tohumları (beans) aldım. Bunları Calippo'nun evinin arkasındaki compost'a ektim ve bir karpuzum oldu. Merdiveni aldığım evin yanına gittim. Kapı çikolatadan yapılmıştı. Onu domuza yedirmeyi düşündüm. Domuzun kapıyı yemesinden sonra içeri girdim ve sağdan smoke box ve hat aldım. Dışarı çıktım ve arı kovanında (beehive) smoke box'ı kullandım. Biraz balmumu (wax) aldım. Bara gittim. Barmenden wet wizard istedim. Bu arada balmumuyla varili tıkadım. Dışarıdan varili aldım. (Bidon varil Her neyse işte) Haritamdan troll bridge'ye gittim. Sol üste gittim. Gürültüye dayanamayıp kaçtım. Sonra geri dönüp karpuzumla saksofonunu tıkadım! Konuşup saksofonunu aldım. Gezim esnasında bir baykuş gördüm. Onunla konuştum, bana

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.