Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 38
* çıktım ve uzaktan dikkatimi çeken dürbünü arkada durduğu yerden #aldım. Bir dürbün her zaman bir korsana yardımcı olabilir. Daha önce
Scabb' deki barmen bana son alkolsüz içkiyi Kaptan Kate” in aldığını
Sa söylemişti. Ben de ona bir tuzak hazırlamak üzere Phatt' e gittim.
aldım ve cebime koydum. Barmenden de iki içki aldım(mavi ve sarı olanlar). Bunları karıştırınca oldukça güzel yeşil bir içecek oluştu. Buradan Booty Adasına gittim. Dükkandan gemi borusunu ve testereyi satın aldım. “Papağana dikkat” yazan tabelayı da aldım ve kancaya papağan yemi kabını astım. Bu sayede papağan dikkatini başka tarafa yöneltti ve satıcı bana aynayı satmayı kabul etti. Kostümcüden biletimle kostüm aldım. Gidip Kate adındaki kadın kaptandan bir tane broşür aldım. Sağdaki patikayı takip ettim. Yarışmanın yapıldığı yerde boruyu çalınca herkes “Acaba posta gemisi mi geldi?” diye dikkatini başka yöne veriyordu ve ben de bundan faydalanarak bayrakların yerini değiştirdim ve yarışmaya çalıştım ama hep başarısız oluyordum. Aklıma yeşil içkiden bir fırt çekmek geldi ve kamışla bir yudum aldım. Sanırım balgamım artık daha sertti. Böylece kadının eteğine bakarak rüzgarın estiği anı kolladım ve tükürdüm. Sanırım oldukça iyi(!!!) tükürdüm ki bana bir plaket verdiler. Bu plaketi gidip satıcıya kakaladım ve karşılığında 6000 altın aldım. Bu parayla Kate” in gemisini kiraladım ve ona gemilerle ilgili kitaptan okudğum koordinatları söyledim. Doğru yere geldiğimizde suyun dibine kadar indim. Gemi enkazından büyük Mi in kafasını aldım ve çapanın üzerinde yukarı çıktım. Adaya bu kafayı vererek dükkandan ilk harita parçasını aldım. Daha sonra partiye gitmek üzere yola koyuldum. Partiye geldiğimde beni ikinci harita parçası bekliyordu. Aldım ve dışarı çıktım Ama daha uzaklaşmaya fırsat bulamadan kapıdaki köpek beni yakaladı(adı Guybrush) ve bahçıvan beni valinin yanına çıkardı. Vali Elaine çıktı! Ona çok ffazla tatlı dil döktüm. Tam beni affediyordu ki ağzımdan “ Bu bana haritayı verecekğin anlamına mı geliyor?” diye sorunca bir Çuval incir berbat oldu ve Elaine hiç acımadan haritayı pencereden attı. Ben tabii hemen peşinden gittim ve bahçeye çıktım. Harita birden havalandı ve adanın bir ucuna uçtu. Yerden köpeği de alarak arka tarafa gittim. Bu arada kostümden sıkıldığım için kostümü çıkardım. Arkadaki kapının önünde bir-iki şeyi devirdikten sonra kaçtım ve tabii ki aşçı da beni kovaladı. Ben bu fırsattan yararlanıp arkadan dolanıp mutfağa girdim. Mutfaktan bir balık alıp doğru Phatt adasına gittim. İskeledeki balıkçıya balığı verdim ve oltasını aldım. Kütüphaneye girip model deniz fenerini açıp içinden merceği aldım. Booty” ye dönüp Elaine” e baktığımda Elaine” in yerinde yeller esiyordu. Ben de onun küreğini duvardan aldım ve adanın güneyindeki uçuruma gittim. Buradan oltayla tam haritayı alırken bir martı aldı ve onu uzaktaki bir. ağaca götürdü. Ben tabii doğru ağaca gittim. Küreği ikinci deliğe takıp tam üzerine basıp yoluma devam edcekken kürek kırıldı ve ben de kafamı yere vurup bayıldım. Korkunç bir rüya gördüm. Bu arada Tüyada not aldıklarım gerçekte de vardı(şaşırtıcı değil mi?). Bu da başka bir ayrıntı. Neyse kırık küreği aldım ve Scabb adasına gittim. Burada küreği marangoza tamir ettirdim. Bana çekiç ve çivi lazım olduğu için marangozdan bunları istedim. Ama vermedi! Ben de gittim üç korsanın yanına, tahta ayaklı olanın ayağını testereyle kestim. Marangoz onu tamire gittiğinde boş kalan marangoz atölyesinden çekiç ve çiviyi çaldım. Sonra da doğru Booty Adasına gittim. Stan” in dükkanına girdim. Dükkanda biraz etrafa bakındım ve ondan ucuz ve kaliteli, aynı zamanda kullanılmış bir tabut istedim. Tam tabutun içine girmişti ki ben hiç durmadan kapağını kapayıp çiviyle de sabitledim. Böylece Stan gibi bir beladan kurtulumuştum. Kasanın arkasındaki anahtarı aldım ve doğru büyük ağaca gittim. Bu sefer sağlamlaştırılmış kürek kırılmadı ve deliklere birer birer yerleştirip
Duvardaki aranıyor yazısının üzerine kendi resmimi yapıştırıp uzaklaştım. Kate ise bir süre sonra adaya geldi ve benim daha önce uğradığım akibete uğradı. Gittim onu kurtardım ve eşyalarını güzelce cebe indirdim. Artık alkolsüz içkim vardı ve alkolle aranız iyi değilse elalemi kandırmanın en kolay yolu bu alkolsüz içkidir. Daha önce hiç uğrmadığım yerlerden bir adanın şelalesiydi. Şelaleye gittim faka su o kadar hızlı akıyordu ki değil içine girip yıkanmak, elinizi bile sokamıyordunuz. Ben de kynağını bulmak amacıyla arkasındaki tepeye çıktım. Bir vana ile kontrol edilebiliyormuş Ben de yıkanma hayaliyle suyu biraz kısmaya karar verdim. Bunu di ili Maymun Jojo ile yapacaktım. Vanayı kıstım fakat şelaleye gi ide kıstığımı sanmakal yanıldığımı ve şelalenin vanasını fazla sıkarak şelaleyi kapdığımı farkettim. Böylece güzel bir gizli geçidin de sahibi oldmuştum. Yolu takip etmek üzere içeri girdim ve kendimi başka fakat oldukça küçük bir adada buldum. Yukarıya tırmandım. Bu oldukça yıkık dökük ve eski bir evdi. Kapıyı açıp içeri girdiğimde oldukça sarhoş bir lavuk beni zorla içki İçme yarışmasına oturttu ve önüme bir kupa grog koydu. Grogla önceki tanışmamda ne yazık ki grog bütün kupalarımı eritmişti ve bunun mideme olmasına izin vermeyecektim Grogu adam arkasını düşmüşken gidip ağacın dibine döktüm(ama ağaç zaten ölüydü) ve kupama biraz alkolsüz grog koydum. Adam da karşıma oturdu ve yarıştık. Yarışmayı elbette ki ben kazandım. Ayağa kalktım ve dışarı çıktım. Pencereyi ve heykelde birşeylerin eksik olduğunu farkettim. Bu sanırım bir dürbündü. Kendi dürbünümü heykele koydum, dürbünden çıkan ışık doğru içeri gitti ve aynanın çerçevesinin olduğu duvara geldi. Bir aynaya ihtiyacım vardı ve benim bir aynam vardı. Doğruca gittim ve aynayı çerçeveye yerleştirdim. Aynı işlemi bir daha yaptığımda ışık duvarda bir tuğla işaretledi. Gittim ve ık işaretli tuğlayı ittim. Kapak açıldı ve ben de ül iyi ki düşmüşüm çünkü orada bulduğu iskelet elinde haritanın üçüncü parçasını tutuyordu. Haritayı vermemekte direnince ben de eliyle bereber aldım haritayı. Dışarı çıktım ve aklımda olan tek şey son harita parçasını bulmaktı. Birden kafamda bir şimşek çaktı. Gittim ve Stan'den çaldığım anahtarla Scabb' deki mezarlıkta toplu mezarı(crypt)açtım. İçeride oldukça fazla ölü vardı. Amam tabutlarının üzerinde adları yamıyor sadece bir kaç söz yazıyordu. Ben de elimdeki kitabın rehberliğiyle(validen çaldığım kitap tam bir rehber) Rapp Scalion” un tabutunu açtım ve küllerinden bir parça aldım. Onu eminim ki bir yolu vardı ve bu yol Mojo” dan geçiyordu. Mojo” nun yerine gittim ve onun kavanozları arasından Ash-2-Life adlı tozu aldım. Ama bu kavanozlar aslında sadece göstermelikmiş ve Mojo bana gerçek tozu vermek üzere yanına çağırdı. Ama tarifi unuttuğunu söyleyince ona daha önce kütüphaneden aldığım arifleri El Kitabı” nı verdim. O da oldukça çabuk bir şekilde tozu hazırladı ve ben de kaptığım gibi gidip Rapp i dirilttim. Bana cennete gitmek için yapacak birşeyinin olduğunu söyledi ve bana evinin anahtarını verip ocağın gazının açık olup olmadığını kontrol etmemi istedi. Sahildeki evine gittim, evet haklıydı. Gaz açık kalmıştı ve ben de onun cennete gidebilmesi için(peh!) gazı kapayıp mezarına döndüm. Onu tekrar dirilttim ve o da bana teşekkür için bir harita parçası daha verdi ve ben de teşekkür edip ayrıldım. O cennete ben ise Wally” nin yanına gittim. Ona yanımdaki lens” i verdim. Hartialarımı birleştrmesi için ona haritalarımı da verince karşılığnda ona Mojo' dan aşk iksiri almamı istedi. Kabul edip Mojo” nun dükkanına gittim. Aşk iksirini alıp Waliy” nin dükkanına geldiğimde Waliy” nin kaçırılmış olduğunu gördüm. Bunu LeChuck' ın yapmış olabileceğini düşünerek bataklıktaki kasanın içine girdim ve ın adasına doğru yola çıktım. Bölüm 3: Adaya vardığımda büyük bir odanın içindeydim. Odadan çıktım ve çok fazla iskelet heykelinin olduğu yola girdim. Bunları doğru sıra ile itmem gerkiyordu. Bunun için aklıma annem ve babamın bana Tüyamda yazdırdıkları şarkıyı kullanmak geldi. Hemen yolun sonuna ulaşmıştım. Kilitlerle dolu koca kapıyı açmak yerine küçük köpek kapısını açmayı tercih ettim. Orada havada asılı olan şey bir anahtardı ve onu alırsam herhalde bir işe yarar diyerek anahtarı aldım. Ama ne yazık ki tam bir tuzağın içine düşmüşüm. Tepeme bir kafes indi ve ben de hapsoldum. LeChuck bana ve Waliy” ye çok kalleşçe bir ölüm planlamıştı. Ama bunun için zamanım vardı. Hızlı düşünerek cebimdeki bardaktan kamışı kullanarak bir yudum içki aldım. Böylece yanımdaki metal şeylere tükürerek mumu vurdum ve beraberce kaçtık. Kaçtık ama nereye? Bunu öğrenmek için aşk iksirinin torbasından bir kibrit alıp yaktım. Burası cephaneymiş ve bnim de sakarlığım tutunca... Bölüm 4: Durmadan yeni yeni adalar keşfediyordum. Bu adaya da uçarak geldim. Yerden levyeyi, şişeyi ve martini bardağını aldım. Şişeyi taşta kırdım. Böylece oldukça keskin bir aletim olmuştu. Bardağa deniz suyu doldurup bunu makinada damıttım. Artık bir bardak temiz suyum vardı. Levyeyle arka taraftaki kasalardan birini açtım ve içinden
“e
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 39
YENİLİK
bir tane kraker çıktı. Bunu papağana verince bana güzelce bir yol tarif etti. Ben önce ormanda sola devam ettim. Yolun sonunda ağaca asılı torbayı kırık şişeyle yırttım. Yerden kutuyu alıp içindekilere biraz su döktüm. Papağanın dediğini yaparak göle gittim. Göle gelince ona bir kraker daha verdim ve o da bana diinazora gitmemi söyledi. Önce yerden ipi alıp sandığı da levyeyle açtım. İçinden dinamiti aldım. Yoluma devam ettim. Dinazora gelince taşlara gitmemi söyledi. Taşlarda da doğuda X noktası olduğunu söyledi. Ben de yolu takip ettim ve hazineye ulaştım. Sanırım amacıma ulaşmanın mutluluğuyla başladım kazmaya. Küreği taşa vurunce dinamitle patlattım. Ama içeri düşmemi engelleyecek hiç bir şey yoktu. Levyeyi ipe bağladım ve karşı taraftaki sandığa atladım. Ne yazık ki yerler pek sağlam olmadığı için kendimi asılı buldum. Tam o sırada Elaine geldi ve ona hikayemi anlatmaya başladım. Hikaye bittiğinde oldukça zaman geçmişti ve ben artık daha fazla asılı kalamayacak gibi hissederken ip koptu. Aşağıda kendimi çok karanlık bir odada buldum. Işığı yaktığımda..... “Burak Bayburtlu” Threepwood Çevirmenin Notu: Artık benim size diyecek hiçbir şeyim yok. Ne yazık ki adam günlüğün son sayfalarını yetiştiremedi ya da onun gibi birşey. İki aydır tefrikalarını verdiğimiz günlüğün sonuna geldik. Son hamlede takılırsanız bize faks çekin, mektup yazın, telefon açın. Bir dahaki oyuna kadar BOL OYUNLU GÜNLER...