Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 36
Guybrush un hatıra defterinden:
Artık şu başbelası dünyada bir benim sevgilim yok diye üzülmeme gerek kalmamıştı ve elbetteki artık tam bir korsandım. Herşey güzeldi ve cebimde bol param vardı. LeChuck” tan kurtuldukları için pek çok insanın gözünde bir kahraman olmam ise bunların tuzu biberiydi. Ama rahat batmış olacak ki aklımda bir şimşek çaktı ve kendi kendime “Neden daha fazlası için uğraşmayayım ?” dedim ve ünüme ün katmak için dünyanın belki de en pislik adalarından biri olan Scabb adasına gitmeye karar verdim. Arkamda bıraktığım Elaine, benden mutlaka nefret ediyordur. Ama eğer Big Whoop'u bulursam onu tekrar eskisi gibi mutlu edebilirim düşüncesiyle düştüm yola. Bölüm 1: Scabb adası tam bir rezalet. Adanın sahilinde sohbet ettiğim çocuklardan öğrendiğime göre burada ne polis ne de başka bir güvenlik kuvveti yok. Zaten halk da yok! Sadece birkaç dükkan sahibi, birkaç korsan ve bunun gibi kişiler adanın yegane canlıları. Neyse, ben adanın merkezine gittiğimde gördüğüm şey bir köprüydü. Sağlam görünse de biraz temkinli yi im dedim. Tam karşı kıyıya geçtiğimde, adının daha sonradan Largo LaGrande olduğunu öğrendiğim bu kısa boylu lavuk çıktı. Ona karşı koyamadan paralarımı bir güzel cebe indirip ortalıktan uzaklaştı. İşte tam beni sinir edecek şey: parasız kalmak. Evet koce bir adada beş parasız bir şekilde kalmıştım. Durmanın bana birşey kazandırmayacağını anlayınca etrafı biraz gezeyim dedim. Etrafa biraz bakınca tabelalardan birinde yardım GELECEGIN DERGICILERINE üyordu. Ama sanırım işveren olarak pek fazla alternatifim yoktu. Adamla konuşmaya başladım. Ne yazık ki işi lavuğun biri benden önce kapmıştı. Tam Largo hakkında konuşuyorduk ki itian çomağı hazırla misali herif çıkageldi. Adama kıl oluyordum ama bu konuya fazla değinmek istemiyorum. Adam tam ondan bekleneni yaparak duvarı balgama buladı ve s.., pardon!, çekip gitti. Barmeni yalnız bırakıp dışarı çıktım. Dükkanlardan birinin i içine girdim. İçeride oldukça çok kağıt ve harita vardı. Masada haritayla uğraşan lavuğun gözlüğünü çaldım ve bir parça kağıtla dışarı çıktım. Aklımda hala paaralarım vardı. Biraz para kazanmak içinse çalışan herifi 34 GAME-SH işten kovdurmam gerekiyordu. ın için mutafağa arka pencereden atlayarak girdim. Girerken düştüğüm için canım biraz acımıştı ama hiç önemli değildi. Masanın üstündeki bıçağı alıp dışarı çıktım. Uçtaki gemiye gittim. Bunun bir otel olduğunu hemen anladım. Resepsiyonist odaları (ya da şöyle de denebilir: odayı) gezmeme izin vermeyince ben de ona küçük bir şaka yapmaya karar verdim ve bıçakla hayvanının ipini kestim. Sanırım bir kertenkeleydi ve ipi kesilince oldukça hızlı kaçtı, tabii ki recep (resepsiyonistin kısaltılmışı) de peşinden. Ben de o kertenkelenin yemeğinden bir parça aldımileride lazım olur diye. İçerideki odaya girdim ve nun peruğunu da cepledim. Bu sayede belki onu kel görebilirdim. Dışarı çıktım ve sahile gittim. Sahilden tahtayı alıp bataklığa bir baktım. Kıyıda bir tabut vardı. Onu kullanarak kafatasının içine girdim Burası Mojo adında birinin voodoo büyüleriyle uğraştığı bir yerdi. Kafatasının yanındaki ipi aldım ve içeri girdim. Bu yüz bana bayağı tanıdık geldi ama önce pek çıkaramadım. Daha sonra bunun bana daha önce yardım eden büyücü olduğunu hatırladım. Onunla biraz konuştuk ve Largo' yu ancak onun bir voodoo bebeğini yapabilirsek başımızdan savabileceğimizi öğrendim. Gerekli eşyalardan biri zaten yanımda olduğu için peruğu ya verdim. Daha sonra gittim ve mezarlıkta onun bir akrabasının mezarıı dum. Mezarı kazmak için gidip kasabadaki tabeladan küreği söküp aldım. Kürekle dedesinin mezarını kazıp kemiği aldım ve bara gittim. Duvardaki balgamı kartografın odasından aldığım kağıtla bir güzel aldım. Sıra onun bir giysisini bulmaya gelmişti. Neyse dedim ve etrafa bakınmanın faydalı olacağını düşünerek uzaktaki gemiye gittim. Oradan kovayı aldım. Adamlara onların oup olmadığını sorduğumda onların olmadığını öğrendim ve bir mahsuru olmadığını söyleyerek kovayı aldım. Bu arada fareye güzel bir oyun yapmam gerektiğini düşündüm. Hem böylece fareyi yemeğin içine atarak aşçıyı kovdurabilirdim. Kutuyu açtım, sahilden aldığım tahtaya ip bağlayarak kutunun altına destek yaptım. Açık kutunun altına biraz da peynir koyunca, tuzağım tamamlanmış oldu. Tuzaktan biraz uzaklaştım ve farenin peynire yaklaşmı ını bekledim. Sonra ipi çekerek fareyi yakaladım. Bunu mutfağa götürüp pişmekte olan çorbanın içine attım. Allahtan çorba sıcak değildi de fare ölmedi. Neyse, çorbaya fareyi attıktan sonra çıktım ve bataklıktan bir kova çamur aldım. Çamuru Largo'nun kapısının üzerine iyice yerleştirdim. Sonra paravanın arkasında Largo' yu beklemeye başladım. Fazla
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 37
Tsland2
sürmedi ve Largo kapıyı açar açmaz baştan aşağı çamura bulandı. Sinirli bir şekilde dışarı çıktı. Tabii ben de arkasından. Onu kuru temizkeyiciye kadar takip ettim gittikten sonra odasında belki kuru temizleme fişini bulurum incesiyle odasını karıştırmaya gittim. Ne yazık ki hiçbir yerde yoktu. Ben tam vazgeçip çıkıyordum ki kapının üzerinde bir kağıt parçası gözüme ilişti. Hemen alıp baktım, evet o kağıt kuru temizleme fişiymiş. Alıp kuru temizleyiciye koştum ve Largo” nun tertemiz giysisini aldım. Çok gariptir ki Largo sütyen kullanıyormuş. Buna hala anlam veremedim ama işimi gördü. Gittim bütün gerekli eşyaları birer birer Mojo' ya verdim. O da hemen bir voodoo bebeği yaptı ve iğnelerle bana verdi. Largo' nun odasında olabileceğini lerek hemen odasına koştum. Evet, oradaydı ve elimdeki bebeğe bir-iki iğne saplayınca bana daha fazla karşı koyamayacağını analdı ve dediğimi yaparak odayı terketti. Ama arada LeChuck” 1 göndermeyi başaran korsan olduğum ağzımdan kaçtı ve ona bana inanması için LeChuck” ın hala canlı olan sakalını gösterdim. O ise sakala bakmak için sakalı elimden aldığı gibi kaçtı. Kaçarken söyledikleri oldukça saçmaydı ama bana saçma gelmesi, yalan olduğunu göstermiyormuş(Mojo öyle diyyoooo). Ne yazık ki onun bir voodoo büyüsüyle LeChuck' | tekrar dirilteceği fikri benim şimdiden korkudan tir tir ttrememe sebep oluyordu. Part 2: Bu arad size adadki ambargodan söz etmeyi unutmuştum. Bu ambargoyu Largo koymuştu ve kimse gemiyle veya yüzerek adayı terketmeye cesaret edemiyordu. Ama ben Largo” yu adadan kovunca tabii ki herkes rahatına bakabilecekti. Sırada Big Whoop” un haritasını bulmak lazımdı. Ama haritanın parçaları söylenenlere bakılırsa daha önce bu haritayı hazırlayanlar arasında paylaşılmış ve bunlardan biri mezarda, birinden kimsenin haberi yok, biri bir gemi kazasında kaybolmuş ve sonuncusu da benim sevgili Elaine" im. İşe para bularak başladım ve gidip barda işe girdim. Tabii önce bir yemeği sordum, tabii yemekte fareli çorba olduğuna pek de sevinmeyen barmen eski aşçıyı işten attı ve yerine beni aldı. Bir haftalık avans vermesi üzerine tabii ki artık para sorunum kalmamıştı. Hemen kendime bir gemi kiralamak amacıyla adanın güneybatı ucundeki kaptanın evine gittim. Adam uğurlu yön bulma kolyesini kaybettiği için bana gemiyi kullanamayacağını söyledi. Ben de kartograftan çaldığım(Waliy den) monoklu ona verdim. Herhalde işini gördüğü için kabul etti. Bana gemisini kiraladı ve yola koyulduk. Geminin dışında biraz hava alayım dedim ve dışarı çıktım. Yerde duran boş papağan yemi poşetini aldım ve içeri girdim. Kaptan bana bir harita verdi ve ben doğru Phatt adasına gittim. Ama adanın valisi LeChuck” la işbirliği yapmış ve beni bu yüzden hapse attırdı. Hapisten bir şekilde çıkmam gerekliydi. Yatağın altında bir tahta parçası buldum. İyi bir zamanlama ile tahtayı kullanarak yan taraftaki iskeletten bir parça kemiği yanıma düşürmeyi başardım. Kemikle aptal köpeği tavlamam hiç zor olmadı. O kemiği aldı ben de anahtarı. Böylece kapıdan çıktım ve iki zarfı aldım ve açtım. İçlerinde benim eşyalarım, bir muz ve bir de org vardı. Dışarı çıkıp direk kütüphaneye gittim. Burada kendime bir kart çıkarttım. Kitaplardan “Voodoo Recipes”, “Shipwrecks(tam adını hatırlayamadım ama böyle birşey olmalıydı)” ve bir de beğndiğim bir kitabı aldım. Valinin de benim aradığım kitaplardan birini aldığını öğrendim ve doğru valinin evine gittim. Kapıdaki adamı kolayca atlattım ve valinin yatak odasına çıktım. Elimde pek okumadığım bir kitap vardı ve onunla valinin göbeğindeki kitapla değiştirdim. Tabii ki kolay olmadı ama bunun da üstesinden gelmeyi başardım. Aldığım kitabı iyice okudum ve bunlardan Rapp un söylediği sözü iyi öğrendim çünkü bu adam aradığım dört kişiden biriydi. Sahildeki balıkçının yanına gittim ve onunla en büyük balığı tutmak üzere iddiaya girdim. Eğer kazanırsam benim de bir oltam olacak, kybedersem de çiğ çiğ balık yiyeceğim. Arakda bir sokakta bir adam gördüm. Bu adam zavallı yarışma oynatıcısını sürekli yenip bol armağan kazanıyordu. Sırrını öğrenmek için peşinden gittim ve bir sokağa girdim. Burada adam sonraki kazanacak numarayı soruyor, basit(adam önce hangi sayıyı gösterirse onu söyleyerek testi geçebiliyorsunuz) bir testten sonra o koca parmaklı herif size kazanacak numarayı söylüyor. Bizim ufaklık gidince ben de şansımı deneyim dedim ve kapıyı çalarak numarayı öğrendim. Gittim ve bütün hediyeleri birer birer kazandım ve adayı terkedip Scabb adasına gittim. Bara girdim ve barmen bana kızdığı için beni işten çıkardı(ama parayı geri almadı). Ben de metronoma muz takıp maymunun müzik çalmasını sona erdirdim. Müzik çalmayan maymunu da kolaylıkla CAME-SHOW 35 yukarı çıktım. yukarıda oldukça fazzla kağıt harita vardı ve o aptal martı da onların üzerinde duruyordu. Sanırım martının harita saplantısı vardı. Ama haritalara yaklaşınca uçup gitti. Ben de Guybrush” | haritaların içine saldım. Çok uzun zaman geçmemişti ki (Guybrush ağzında haritayla çıkageldi. Onu eve yolladıktan sonra dışarı