Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 52
sturayı ısıtmam lazım. Hayatımın bu önemli noktasında uyduruk bir enfeksiyondan pisi pisine ölmek çok trajikomik olurdu ama şimdi eğlenmenin zamanı değil. İşimize bakalım. Sanırım yeterince ısındı, keşke biyoloji dersinde uyumasaydım.
Tamam sakinim, sakinim, sakinim. Önce ufak bir deneme... Nereye yapsam, herhalde koluma yapmak en iyisi. İhhh. Hiç de sandığım kadar acımadı, hatta acının inceliğinden garip bir zevk bile aldım. Sıcak bir günde derinin üstünde sivri uçlu bir buz parçasının teması gibi bir şey. Hazırım, umarım hazırım. Önce, önce gözler. Etrafımda olanları daha fazla görmek istemiyorum. Evet, evet gözler önce gitmeli. Arrrgghh, aman tanrım, aman tanrım, başardım. Onlardan kurtuldum. Acıdan beynim parçalanıyor, kanım ne kadar sıcak, bağırmamalıyım, bağırmamalıyım. Aaaaaaaarrrrrrggggggghhhhhh. Ağlamamalıyım. Böyle büyük bir olayın eşiğindeyken küçük bir çocuk gibi ağlamamalıyım. Zaten göz çukurları bomboş bir insan nasıl ağlar ki? Tamam geçti, geçti, beyazlık geri dönüyor. O tanıdık beyazlık, küçükken çok korktuğumda sedirin üstüne yatırıldığımda gelip beni sakinleştiren beyazlık. Devam etmeliyim. Dilim! Sıra onda, lanet olsun bugüne kadar ne işime yaradın ki? Doğru söyledim ne oldu, yalan söyledim ne oldu. Ağzımın içinde duran kaygan, iğrenç şeyden kurtulmalıyım. Aaaaorrrgghhh, oorrghh, orrrggh, nefes alamıyorum, nefes alamıyorum. Kanım ağzıma doluyor. Kusacağım galiba. Tanrım bana yardım et, son bir nefes alayım lütfen, tü, tüü, tüü. Hah hava, güzel, soğuk hava. Hoş geldin. Hiç bir zaman değerini anlamamışım. Ciğerlerime doluşunu duyabiliyorum, ama bu son duyuşum olacak. Arrrhhhhh, kulaklarım, güle güle. Artık kimsenin tatlılık dolu sinsi sesini
24 duymayacağım, kimse beni kandıramayacak. Kan her yerde, tadamıyorum, göremiyorum, akışını duyamıyorum ama hissediyorum. Pis kan akıyor, ve onunla beraber bütün pislik beni terk ediyor. Kendi öz temizliğime, saflığıma dönüyorum ve bundan sonra sonsuza kadar orada kalacağım. Kimse beni götüremeyecek, çünkü kahrolası ayaklarımdan da kurtulacağım. Tanrım ne kadar zor, aaarrghhh, sinir
, sinirden, damar damardan, et etten ayrılıyor.
ündeki koyunlar gibi kilitlenmeyeceğim, istediğim yerde kalacağım. Elveda ayaklar, beni bir sürü belaya taşıdınız, bir sürü çıkmaz sokağa soktunuz ama artık yoksunuz. Yoruldum ama artık duramam, son darbeyi, dahiane planımın son aşamasını gerçekleştirmem lazım. İçimde bir solucan gibi, durmadan, gece gündüz kıpırdayan, bana bir dakikalık huzuru çok gören, kendi bildiği ritmiyle beni kaale bile almadan atıp duran, sanki inanmadığım, tanımadığım eski bir tanrıya ibadet için saçma sapan, ilkel bir ritm çalan kalpten kurtulmanın zamanı geldi artık. Tek bir darbe yeterli. Ustaca atılmış tek bir darbe, aaaahhh, işte, evet oradasın baş belası. Yeterince saklandın ama artık gün ışığıyla tanışmanın zamanı geldi. Seni oradan çıkaracağım, ve senden kurtulacağım. Güle güle, lanet solucan, artık sen yoksun, ben varım. Açın kapıları, açın bağrınızı, ben artık benim, safım, temizim, Geldim yavrum, niye ağlıyorsun gecenin köründe Intel şurada iki saat uyuyacağım, sonra kalkıp yazımı yazmam lazım. Söyle bakalım n'oldu sana böyle kabak çiçeğim? -Efem hani siz uyumadan önce yeni bir CD getirdiniz ya... -Hangi CD çocuğum, haa TopGun'ı mı diyorsun, ee no'olmuş TopGun'a. - -Hani o CD'yi install ettiniz ya... -Ettimse ettim, sanane Intel ulan, niye ağlıyorsun ki, görende saf gelinlik kız zanneder, bu ilk install tecrüben mi ki zırlıyorsun? -Efem, işte ben o oyunu düşük çözünürlükte bile doğru dürüst çalıştıramadım, sizi hayal kırıklığına uğrattım, hık, ben değersiz bir 486'yım, artık size yetmiyorum... -Yavrum bak ağlama diyorum sana, senin elinden ne gelir ki, elin adamı gitmiş yüksek çözünürlükte texture kaplı simulasyon yapmış, üzme kendini. -Ama şimdi siz böyle oyunları oynamak için benim üstüme kuma getireceksiniz, uaaaa. -Ya ne kuması, yok öyle bir şey, sen benim canımsın, (param olsa bir dakika durmam ama çaktırmayın), bak ağlama, şimdi gözyaşların main board'a gelecek, kısa devre olacaksın, ben de drive'ı bozuk Commodore 64'le kalacağım ortada. Hadi gül bakiim, sana nazar boncuğu alacağım söz. Hem TopGun'da o kadar güzel değildi zaten. Wingman'lerin konuşma işi çok iyi fikirdi ama her seferinde aynı şeyleri söylüyor olmaları beni baydı. Aslına bakarsanız A10'dan beri ilk kez şimşek gibi hedefe doğru ilerlerken (şiir yaptım size) kendimi yalnız hissetmedim. Grafikler de fena değil di hani, US Navy Fighters kadar olmasa bile texture falan bayağı kaliteliydi. Ama aman dikkat, 486 falan bu oyuna çerez geliyor. Low Res oynarken bile birkaç füze havadayken oyun duracak kadar yavaşlıyor. Onun dışında TopGun'ı gerçekten diğer simulasyonlardan ayıran wingman'lerin ve diğer pilotların (habire) konuşuyor olması. Bu gerçekten yüzlerce 'solo' simulasyon oynadıktan sonra insana bambaşka bir his veriyor. Ama dediğim gibi, bunlar her görev için sabit senaryolar. Görevi bir daha oynadığınızda (inanın bana her görevi birçok kez oynayacaksınız) aynı mavrayı bir daha (ve bir daha, ve bir daha) dinlemek zorunda kalıyorsunuz. Oyun TopGun diye geçiyor olsa bile bir süre sonra konu dallanıp budaklanıyor ve kendinizi Libya, Vietnam gibi ön alışılmış yerlerde göreve çıkarken buluyorsunuz. Kibarca nasıl desem bilmiyorum (meksika aksanı bari), hello senyor, yes yes, gut game, veri gut game, but no no senyor, no money, no go, no go. Harbiden oturaklı bir bilgisayar ve CD-Rom'unuz (2CD ve CD-Rip'i işe yaramaz) yoksa gerçekten no go senyorlar. Bilgisayarınıza güvenmiyorsanız bakmayın bile, moraliniz bozulur, bakın Intel Inside komplekse girdi. Intel Inside yavrum, açıldın mı biraz bari, hadi getir bakiim mektupları, işimize bakalım. WİLL
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 53
Sevgili MAC, Bu benim 5. veya 6. mektubum ve sen birini bile yayınlamadın! Ama ben azimliyim. (Ve duvarı deleceğim). Ben şu mektuplara dialogla başlayan çocuk. Gökçe. Sen ise beynimin laneti MAC. (965 mektupları yayınlamadığın, 9-8 ise okuyup okumadığından bile emin olmadığım için). Sorular ve sorunlar: 1) Şimdiye kadar mektuplarımı hep printerle yazdım. Şimdi ise tuvaletteyken yazıyorum. Senin bu konudaki tercihin ne. 2) The Dig bana çok güzel bir şeymiş gibi geldi. Sence Full Throttle'dan daha mı iyi? 3) Machiavelli the Prince oynuyorum ve oyunu aştım. Açıklamasını yollayayım mı? Cevap evetse, özet bir açıklama mı yoksa edebi mi olsun? 4) Ben aslında şanslı biriyim. Bilgisayarı olan arkadaşlarımın hemen hepsinde CD-Driver var ve birinden Need for Speed, birinden C&C birinden Wing Commander 3 derken piyasadaki tüm duyulmuş CD oyunlarını oynuyorum. (Elbet otlanmalar karşılıklı). Warcraft 2'yi de oynadım, birincisi kadar zevk vermedi ve hileleri yazıp bitirdim (iki günde). Arc-Strateji hastası biri için hayal kırıklığı. Dar bir oyun. 5) Star Crusader harika bir oyun. Tamam Wing Commander 3 kadar güzel grafikleri yok, konuşmaları ve müzikleri ef Tie Fighter'a ulaşamaz ama oyun içi olsun (görevler) genel olarak olsun şimdiye kadar gördüğüm en iyi senaryolu uzay stratejisi. Çok ama çok zevkliydi. 6) Heroes of Might & Magic'i nerede bulabilirim? 7) Diskette bir adventure öner! (Bureau 13 var) Çünkü her gün CD alamıyoruz. 8) PC'de Shogun diye bir oyun var mı? (Aslında Shogun bir masaüstü strateji oyunu) 9) Tie Fighter gizli görevi de neyin nesi? 10) Civilization güzel mi? Bu arada C&C'nin mission diskinin 1 ay önce çıktığını ve 2.sinin screen shot'larını yabancı bir dergide gördüm. (mission diskte yeni silah olarak sadece denizaltı varmış galiba) Bu arada C&C'yi NOD'larla oynamak GDI'lardan çok daha zevkli ve zor (C&C ancak kendisiyle yarışıyor). Gökçe the Wasted Talent, İstanbul MAC: Yalancı yalancı, sana kimse inanmaz. Evin yanacak, pantolon tutuşmuş bir şekilde Kamer'e geleceksin, herkes sana gülecek. Baktım, saydım bu üçüncü mektubunmuş. İlk ikisinde beni köşeye sıkıştırmışsın (oynamadığım oyun sorusu, hiç sevmem, beni huzursuz eder, oyunu oynayana kadar rahat edemem), geçmek zorunda kalmışım. Neyse sonunda kavuştuk bakalım. Buna da şükür. 1) Valla kan lekeli, ya da kokulu olmadığı sürece apandisit ameliyatı geçirirken bile yazabilirsin. Tabi, tuvaletten yazınca insan biraz huzursuz oluyor, mektubunu dezenfekte ederken ucu yandı 11.sorunu okuyamadım. Umarım hayati bir şey değildi ('evim yanıyor yardım et' gibi bir şeyler falan). 2) Aslında çok güzel ama Full Throttle kadar değil (haşaa). Aslında biraz ayrı yönlere doğru gidiyorlar. Full Throttle (Alamanlar VollGas diyor) çok daha esprili. The Dig'de grafiklerin çizgi filmsi havasıyla konunun sci-fi olması biraz çakışıyor. 3) Uzun zaman önce reklamını görmüştüm ve orada (reklamda) kalleşliklerle dolu bir strateji oyunu olduğu iddia edildiğinden heveslenmiştim ama sonradan tanışmak nasip olmadı. Yazıyı gönder, ama gönderirsen oyunu (ve varsa save'lerini) da gönder. 4) Ya güzelim, canım ne diye gidip cheat'leri yazarsın ki. İrade diye bir şey var di mi? Kırk yılın başı oynanacak bir oyun (ve hiç de zor bir oyun da değil) geliyor, sen gidip cheat kullanıyorsun. Ne diyeyim, oh olsun sana, cheat yazan ellerin taş olsun. 5) Bilmiyorum, bence uzay simulasyonları piyasası Wing Commander 4'le beraber altüst oldu. Tie Fighter hala favori oyunlarımdan biri ama Wing Commander 4'den korkulur. Ben hala LucasFilm'in cevabını bekliyorum. Bu arada geçen ay fazla araştırma yapmadan cevapladığım Tie Fighter CD- Edition sorusuna bu ayki undercover araştırmalarım sonucu daha sağlıklı bir cevap vermek istiyorum. Yeni Tie Fighter CD'sinde öncelikle asıl oyunun tümü var. Tek fark daha fazla ra animasyon olması ve oyundaki bütün laflar (mission wingman konuşmaları) konuşuluyor. Bunun üstüne Defender of the Empire mission diski var. Ve en üste, kremayla mumların arasında da daha önce çıkmamış yeni bir görev serisi var! Mumam puf demenin 4