Gameshow sayı 14, sayfa 30

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 30

TOP

Evet sonunda olan oldu. İşi son gününe bırakmanın, vurdumduymazlığın, sorumsuzluğun, hala bir şeylerin farkında olmamanın, 'el elin eşeğini türkü söyleyerek arar' mantığının son demlerinde olduğu bir çalışma ortamında böyle aksiliklerin olması çok hem de çok büyük bir ihtimal. Ben size bir şey söyleyeyim, siz yine eninde sonunda (çok geç de olsa) dergiyi elinize alıp okuyabildiğinize bin şükür edin. Çünkü her ay çıkması %99 oranında muhtemel bin tane bela içinde çıkıyor şu zavallı Game-Show. Şimdi sadede gelelim ve bu ay karşımıza çıkan son beladan bahsedelim sizlere. Ben M.Emin GÜR, maalesef diyerek, hatta özür üstüne özür dileyerek, bu ayki kapak oyunumuz Top-Gun'ın açıklamasının olmadığını sizlere belirtmek istiyorum. Gerçi böyle bir şeyin mazereti kesinlikle olmaz ama ben yine bu rezaletin sebebini biraz açıklayayım. İsmi lazım değil Game-Show dergisi yazarlarından bir tanesine Top-Gun oyununu, açıklaması için verdim. Hem de ayın onunda falan. Daha önce birçok kere dergiye yazı yazdığından dolayı, ona olan güvenimden ve uğraşacak daha birçok işim olduğundan dolayı ben de fazla arayıp soramadım. Son üç gün gelip de yazıları toplamaya başladığımda gördüm ki amcamda daha tık yokmuş. Neyse daha fazla uzatmayalım (son üç gün içinde ona ettiğim küfürler aslında bu sayfayı doldurur) sonucun neticesinde yazı yok. Koskocaman bir yok. Rezalete bakar mısınız? Bakın tabii.. Niye bakmayacakmışsınız. Ama yine de bakıp da göremeyenler için ben açıklayayım. Game-Show dergisinin kapak oyununun açıklaması dergide yok. Şimdi patron olarak benim ne yapmam gerekiyor tam olarak bilmiyorum. Ama derginin matbaaya girmesine bir gün kala yapabileceğim herhalde pek bir şey yok. Ben de oturdum sizinle muhabbet etmeye karar verdim. Şimdi normalde kapak oyunumuz olan Topgun'ın açıklamasının olması gereken bu satırlarda şimdi sizinle havadan, sudan, Game-Show'dan, bilgisayar aleminden bahsedeceğim. Okumak istemeyenler veya Topgun'la ilgili bir şeyler okumak isteyenler sayfalardaki ekran şemasına, klavye örtüsüne bakıp diğer açıklamalara yönelebilirler. Şimdi sıkı durun başlıyor geyik muhabbeti... İlk önce biraz Game-Show'dan bahsedelim. Merak ettiğinizi sandığım birkaç şeyden söz etmek istiyorum. Mesela Game-Show'un bu hale gelmesinin aşamalarından bahsedelim. Daha önce bu martavalları çok dinledik deyip de, dudak bükenlere hemen bir şey söyleyeyim. Dikkat edin bu muhabbeti ilk kez benim ağzımdan dinleyeceksiniz. Şimdi... Derginin ilk 6 sayısının benimle pek bir ilgisi yok. Altıncı sayıya kadar benim bildiklerim Timur Çataklı benim üniversiteden en samimi arkadaşım, Mert Topçu onun en samimi arkadaşı aynı zamanda kuzeni ve bu iki arkadaş boş vakitlerinde dergi çıkarmayı düşünmüşler. Benim fikrimi sordular. Ben de iyi, güzel, yapın ama çok yorulursunuz, insanlar ile uğraşmak zordur gibi tavsiyelerde bulunduğumu hatırlıyorum. Neyse bunlar beni pek iplemediler ve derginin sayıları birbiri ardına çıkmaya başladılar. Her sayı biraz daha ilerlediler. Bana beşinci sayıda tekrar geldiler. Bizim artık yasal olmamız gerek dediler. Ben de gerek bulunduğumuz ortamın etkisi ile gerekse gözlerindeki pırıltılardan 'ben yapmam gerekenleri yaparım' dedim. Gerekli mercilere başvurarak, dergi çıkarma izni aldık. Altıncı sayıda ben bunları Murat Adanç'la tanıştırdım. (O zamanlar Murat'la benim yediklerimiz ayrı gitmezdi. Hayatımın en güzel yazını beraber geçirmiştik ve o şimdi Almanya'da.) Murat onlara bir yazı yazdı. Altıncı ayın sonunda ise bu iki kafadar yine bana geldi. Artık tükendiklerini, bittiklerini ve bu işi kaldıramadıklarını bana 'Buraya kadarmış' diyerek özetlediler. Kısacası Game-Show kapanıyordu. O zaman, Murat'tan da okey alarak ben çıkartmaya devam edeyim dediğimi hatırlıyorum. Yedinci sayıdan itibaren Murat'la ben çok eğlenerek dergiyi hazırlamaya başladık. İlk günler çok iyi geçiyordu. Dergi ilerlemeye devam ediyordu. Bu ilerleme sırasında derginin kurucuları prangalarından

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.