EXTREME

ORTOPEDİ UZMANLARI DERNEĞİ SUNAR:

BİR YERİNİZİ KIRIN

bonus. En güzeli tam bir köşeye doğru giderken tekerleğin altına taş girmesi. Kaykay anında durur, üstündeki uçar, duvara yapışır. Omuz köprüsü ve burun kırığı. Yaklaşık 45.000.000 TL. ye

BİSİKLET: Çocukların okul parası. Yokuş aşağı hızla inerken tekerler kuma girer. Bisiklet bir tarafa, üstündeki bir tarafa. En azından iki bacak kırığı. Ben diyorum; 30.000.000 TL. siz deyin 50.000.000-..

STREET LUGE: Ölümlerin en babası. Zaten ufacık bir şey, şöyle oturaklı bir kamyonun altına girse içindekinin parçası bile kalmaz. Ortalama 40 kırık, fatura da ona göre 150.000.000 TL.

ROLLER BLADE: Evin taksidi. Tam hızla giderken tekerler kaldırımla yolun arasına sıkışır. Üç yerden kaynaması zor bilek kırılması. Olsun, vida takarız ama 45.000.000 TL'ye mal olur. Merhaba belalıların belalısı, kara bulutların asla üzerinden eksik olmadığı, Türkiye'nin bir numarası, okuyucularının sevgilisi, krallar kralı Game-Show'un sevgili okuyucuları, Nasılsınız bakalım? Derslerinize çalıştınız mı? Ya siz büyükler, işleriniz sona erdi mi? Şayet cevabınız evetse işte perde! Öncelikle, Engin Abla'nın nostaljik duygularını deşmek amacıyla bir şeyler söylemek istiyorum. Oyun Psygnosis isimli eski, köklü, fakat ne yazık ki artık olmayan bir firma tarafından Sony markası adı altında piyasaya sürüldü (Kız Engin, görüyor musun dağ gibi Psygnosis'imizin başına gelenleri? 1995 sonundan beri elin Japon'unun markası altında çalışıyorlarmış da haberimiz yokmuş. Zamanında az mı Hired Guns oynadıydık?). Ama firma Sony tarafından satın alınmakla eski kalitesinden hiçbir şey kaybetmemiş. Hatta filmler, sesler falan derken gücüne güç katmış bile denebilir. Bu da demek oluyor ki eskiden Psygnosis için atan kalpler, artık Sony için atacak. Oyunumuz Extreme Sports, tam anlamıyla uç noktalarda geçen bir yarış oyunu fakat hiç de alışılmış yarış oyunlarına benzemiyor. Araba yarışı sevenlere kötü haberim, bu oyunda motor gürültüsünden eser yok. Fakat hepinizin çok hoşuna gideceğini umduğum bir takım motorsuz araçlarla yarışıyorsunuz. Öyle saatte 200 mil hızla virajları almak da yok ama yüksek bir köprünün üzerinden uçarken, aşağıdaki o güzelim manzarayı izlemeye doyamayacağınızdan eminim. Tam manzaranın şokunu atlatmışken bir mabeti andıran tünellerde rakiplerinizle kıyasıya mücadele edeceksiniz. Bunları yaparken tamamen orman kanunları geçerli. Kısaca tekme, yumruk, çelme, vs. ile rakiplerinizi birer birer saf dışı bırakıp mutlu sona ulaşacaksınız (yoksa ulaşamayacak mısınız?). Oyun hakkında bu kadar ön bilgi yeterli sanırım. Gerçi şimdi size araçlardan da bahsetmek gerek ama biraz sabır hiçbir şey kaybettirmeyeceği gibi size çok şey kazandırabilir. Okumaya devam edin. Oyunun başındaki filmi izledikten sonra karşınıza oyunun ilk menüsü geliyor. Film deyince aklıma geldi de söyleyeyim dedim. Oyunun ister disket ister CD versiyonunu oynayın, sonuçta başta bir film izliyorsunuz. Bu bence CD-ROM drive'ı olmayanlar için oldukça iyi bir fırsat. Böylece bir CD oyununda kalitenin nerelere yaklaştığı hakkında az da olsa bir fikir sahibi olacaklar. Tekrar oyunumuza dönüyoruz. Bu menüde exhibition seçeneğini değiştirerek yeni veya daha önceden yarım bıraktığınız bir turnuvaya devam edebilirsiniz. İkinci seçenek ise tahmin ettiğiniz gibi oyunun zorluk derecesini kendinize göre ayarlamanızı sağlıyor. Sonraki seçenekten grafik detayını ayarlayabilirsiniz. Açık söyleyeyim, benim 486 DX2-66 işlemcili Intel inside 8MB hafızası olmasına rağmen arada bir zorlansa da, oyunu problemsiz ve yeterli hızda çalıştırabildi. Bu demek oluyor ki oyunu oynayabiliyorsanız, bu ayar sizin için sadece “detay”dan ibaret olacaktır. Hem niye durup dururken oyunun kalitesini düşürelim ki? Sound, music seçeneklerinden disket kullanıcıları için yalnızca sound seçeneği bir anlam ifade ediyor. Diğerleri ile oynasalar da olur, oynamasalar da olur. Bu menüyü nazik bir enter darbesiyle geçtikten sonra sıra geldi oyunu oynayacağımız arabirimi seçmeye. Bu bizim emektar klavye olabileceği gibi klavye-joystick kombinasyonu da oldukça iyi sonuç verebiliyor. Fakat elbette en iyisi o pahalı ve bir o kadar da güzel bol düğmeli joysticklerden alıp oynamak. Buradan eğer klavyeyi seçerseniz, elinizi klavyenin neresine koyacaksanız, ona göre tuşlar seçmeye dikkat edin. Sırasıyla sol, sağ, hızlanma, eğilme, fren, zıplama, sol ve sağ yumruk, sol ve sağ tekme olmak üzere tuşlarınızı seçtiniz (Bunun custom'ı seçmeniz yeterli). Ona göre iyi veya kötü yorumu yapabilirsiniz. Bunlar sırasıyla şöyle: Tuşlar hazır, grafik detayı hazır, oyun hazır olunca elbette yine bir menü karşımıza çıkıyor. Buradaki mikrofonu biraz da şansın yardımıyla seçeneklerde dolandırabiliyorsunuz. Bir nevi hi-tech menü sistemi, games

Buradaki seçeneklere gelince: Exit to Sign-In: Bir önceki menüye dönmek için. Player #1 Selection: Burada çok güzel anime edilmiş yarışçılardan kendinize uygun olanını seçiyorsunuz. Bunların arasındaki Meg adındaki yarışçının ise, bizim patron Meg'le alakasının olmadığını da bilgilerinize sunarım. Yarışçı her ne kadar da “Ben patronum, beni seç!” mavrası yapsa da, ona inanmayın. Hem o lavuktan daha iyisi var. Tamam, iyisi var dedik ama bir şeyi atlamayalım. Burada yarışçıların bazı özelliklerini görüp Kırmızı çizgi: Mountain bike kabiliyeti. Sarı çizgi: Roller blade kabiliyeti. Yeşil çizgi: Street luge kabiliyeti. Mavi çizgi: Skate board kabiliyeti. Kahverengimsi çizgi: Güç, kuvvet, vs. Mor-pembe çizgi: Böyle bir renk, ancak böyle lavuk bir işlev için kullanılabilirdi. Gerçi bir önceki çizginin rengi de lavuktu ama olsun. Bence bu renk daha lavuk ve ne işe yaradığını söylemeyeceğim.(Bugünkü aşk falınız olamayacağına göre...). Çizgiler hakkındaki bilgiye dayanarak adamınızı seçin. Zaten oyunda bedava olan tek şey oyuncu seçmek. Yalnız seçtiğiniz adamın özelliği kullanacağınız aracın özelliğine uygun olmalı. Olmazsa olmaz. Bu böyle biline. Köprü burada. Lütfen itinayla ve dikkatle izleyin(oynamak yerine izlemek daha iyi olacaktır diye düşündüm). Bu arada sıkışan duvarlara, yuvarlanan taşlara ve tavuklara dikkat edin. Her an karşınıza çıkabilirler. İtalya: İtalya'nın o güzel ve romantik sokaklarında kıyasıya bir mücadeleye hazır olun. Burada karşınıza pek çok sürpriz çıkacak. Equipment Selection: Bu seçenek karşımıza başka bir oda getiriyor. Buradaki seçenekler şöyle: To Main Room: Ana odaya geri döner. Inventory: Burada sahip olduğunuz en iyi araçları görebilirsiniz. Choose: Bunda 4 araçtan birini seçiyorsunuz. Bu eğer bilgisayarın kullanacağı araçsa 4 taneye kadar Selection: Buradan faydalanabilmek için exhibition'da olmanız lazım, Bu sayede birbirinde güzel ve gerçekçi pistleri teker teker keyfinize göre). Baştan söylemek isterim ki bir yarışı baştan sona oynamak için en azından 13-15 dakikayı gözden çıkartmanız lazım(Buradan çıkarılması gereken sonuç: Pistler uzunmuş). Bu uzun pistlere gelince; pistler sırasıyla şöyle: San Francisco sokaklarında uzunca bir şehir turu. Egzoz ini sevenler için. Tahoe: Burası bir göl ve gölün çevresinde bayağı gezmek için ideal film. Rüzgarı sevenlere. kum, kaktüsler ve siz. Sıcağı tepenizde hissedeceksiniz. ilk kat. America: Güney Amerika. Tahminen Amazon civarları. Benim film ve başta bahsettiğim hakkınız var. Ama oyuncu yalnızca kullanabiliyor. Bu araçlar şöyle: Bike: Dağ bisikleti. Açıklamaya gerek var mı, bilmiyorum ama Ve bayırda ondan iyisi yok.

Türk gençliğinin kaykay olarak tanıdığı bu oyuncak aslında bir oyuncak değil(miş). Bayağı hızlanabiliyor ama mesele hızlandırmak. StreetLuge: Türk gençliğinin bir uzun kalas ve dört halka tekerlek kullanarak yaptığı oyuncağın biraz(cık) gelişmişi. Hoşunuza gitmeyecek marifetleri var(çelme takmak gibi). Alçak oluşu(neredeyse yerde gidiyorsunuz) tek avantajı. RollerBlade: Türk gençliği bunu da iyi tanır. Bilakis Türk kızları yazın bikiniyle kullanmaya başlayınca yakından tanıyacaklarından eminim. Şimdilik oyundakiyle yetinin. Bence en kullanışlı olan bu. Bir nevi paten ama diğerlerine göre kontrolü daha kolay ve daha çabuk hızlanıyor. Hızının üst sınırının düşük olması bir dezavantaj. Equipment Catalog: Bu son seçenekten ise o an seçili aracın(ya da aletin) bir üst modelini alabilirsiniz. Elbette para burada da her kapıyı açıyor. Bunların üzeri artık pek bir şey kalmadığına inanıyorum ve oyun hakkındaki düşüncelerime geçiyorum. Bence Psygnosis(pardon, alışkanlık işte. Sony diyecektim) Destruction Derby'deki kaliteli grafiklerini bir adım daha ileri götürmeyi başarmış. Daha önce buna benzer bir oyun olan Cyclemania oynamıştım ve bence ondaki grafikler gerçek film olmasına rağmen Extreme Sports'un grafikleri daha güzel. Fakat oyunda pek fazla ses efekti yok ama olanlar yeterince iş görüyor. GRAFİK kalitesi de oldukça iyi olduğu düşünülürse bu oyun şu sıralar alınabilecek en iyi yarış-spor oyunu gibi görünüyor. Gerçekten kaçırılmaması gereken bir oyun diyorum ama ısrar etmiyorum. Hatam olursa affola. Bir sonraki oyuna kadar cümlemize BOL OYUNLU GÜNLER. Ki EB MaD' Bayburtlu firma istem:

11HD - 25MB HardDisk 4 MB RAM - VGA Min. PC 486

9083

(ARCADE)

“MK arar: