Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 12
Size daha önce Impressions firmasının basiretsizliğinden bahsetmiştim. Hani her zaman en iyi oyun fikirlerini bulup da sonra bu fikirlerden doğru dürüst oyunlar çıkaramamalarını falan. İşte nitekim evvel zaman içinde Impressions Caesar'da da aynen bunu yaptı ve gayet iyi bir şehir kurmaca oyununu rezil bir interface'le mahvetti. Allah'tan Sierra Caesar 2'yi Impressions'ın elinden kurtarmış. Tarihte en organize ve gelişmiş yerleşimci millet olduğunu düşünürseniz (Karadenizlilerden sonra) onları ve şehir düzenlerini konu alan bir şehir kurmaca oyunun otomatikman başarı şansı olduğunu kabul edersiniz herhalde. Evet, nitekim Caesar 2 benim uzun zamandır gördüğüm en iyi şehir kurmaca oyunlarından biri. Her şeyden önce SVGA grafiklerin, render demo'ların getirdiği bir kalite hissi var ama seçmece olarak böyle kandırmalara düşmediğimizi bilirsiniz. Caesar 2'yi asıl iyi yapan diğer şehir kurmaca oyunlarının aksine kendini şehirle sınırlamamış olması. Caesar 2 oynarken kendinizi kuş uçmaz kervan geçmez bir yere vali atanmış bir zavallı Roma soylusu olarak buluyorsunuz. Evet bir şehir yaratmak zorundasınız ama bu olayın sadece bir bölümü. Her şeyden önce kurduğunuz şehrin ekonomik düzenini ve askeri açıdan güvenliğini de sağlamak zorundasınız. Şehir ekranındaki başarınız diğer bölümlerdeki performansınıza bağlı. İyice başarılı olduğunuzda her zaman yeni (ve daha zor) bir eyalete tayin olabiliyorsunuz. Kısacası Caesar, Maxis ürünlerinin aksine bir software toy değil, tam teçhizatlı (2 aydır Levent Kırca seyretmedim) bir strateji oyunu. İyi düşünülmüş eğitim, ticaret, su sistemi, güvenlik dengesini kurabilmek için yapmanız gerekenleri öğrendikten sonra tadına doyamayacaksınız. Yalnız dikkatli olun, sadece CD versionundaki savaş bölümleri çalışıyor. Brütüs'e de dikkat edin, herife pek güven olmaz.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 13
Güzel bak, çiftçi domuzlara yem veriyor, bak şimdi o adam ay, kasaba götürüyor, bak madenci altın buldu. Ay çok şirin. Ay dur düşmanlar saldırıyor. Nerede bizim adamlar, bu menü ne işe yarıyor. Dur ya yine yenildik. Klasik bir Settlers oynama seansını böyle özetleyebiliriz herhalde. Pek çoğumuzun ilk şirinliğinden etkilendiği, sonra ekonomik sistemi biraz anlayınca iyice heveslendiği ve en sonunda da (ne yazık ki) oyunu asıl etkileyen savaş ve üretim düzeni menülerinin karışıklığı yüzünden oynamaktan vazgeçtiği Settlers asla hak ettiği yere gelemedi. Settlers oynamak zamanında zordu, çünkü normal bir Amiga'da işlerin yoluna girmesi saatler sürebiliyordu. Artık orta halli bir 486'da bile gayet rahat bir 2. hızla oynayabilirsiniz. Yani artık pek bir bahaneniz kalmadı. Alın ve bir deneyin. Menüler mi? Ben hepsinin ne işe yaradığını biliyorum, halen merak ediyorsanız MACbeth'e mektup yazın...
SETTLERS
Bu tür oyunlardan bahsedip de SimCity 2000'i atlamak olmaz tabii. İlk SimCity'nin (şimdilerde klasik deniyor) eksiklerini tamamlamayı büyük ölçüde başaran SimCity 2000'in bu türün en iyilerinden biri olduğu kesin. Öncelikle grafik olarak (biraz ruhsuz olsa bile) gayet kaliteli. Sonra yeni su sistemi, metro gibi çok katlı ekler sayesinde klasiğin tek boyutlu hissi de giderilmiş. Komşu şehirlerle bir miktar iletişim/rekabet sürdürmek mümkün. Zaman ilerleyince süper gelişmiş, ilginç binalar da çıkıyor. Eee daha ne diyeceksiniz. Dahası şu, tıpkı klasikte olduğu gibi 2000'de de bir süre sonra yapacak fazla bir şey kalmıyor. Haritanın her karesini doldurmak mümkün, ama yine de oyunda arada sırada çıkan yeni binaların dışında pek fazla bir değişiklik olmuyor. Klasik bir stratejik erken sıkılma vakası daha. Sonradan uğrayacağınız hayal kırıklığını göze alabiliyorsanız SimCity 2000 (sınırlı bir süre) sizi