Sayfanın metni
Sayfa 13
Bütün kötülüklerin bir başı olduğu gibi bütün Doom kopyalarının da bir başı var tabi. Wolfenstein ve Doom 1'i evrimsel merdivenin ara basamakları kabul edersek bugün çıkan her 10 oyundan en az 4'ünün kopyası olmasının sebebi işte bu oyun, yani Doom2. Aynı zamanda benim hayatta en çok oynamayı denediğim (herkes ne anlıyor diye meraktan) ve beceremediğim oyun da bu. PC'yi ilk aldığımda hemen install ettiğim, sonra yüzlerce kez silip tekrar install ettiğim Doom2 PC oyunları tarihinde bambaşka bir yere sahip. Bu kadar kişinin taparcasına oynadığı bir oyunun kötü yönlerini sayıp hakaret edecek değilim, bari iyi yönlerini sayayım. Doom2 her şeyden önce deliler gibi hızlı, hatta dünya adrenalin üretiminin çoğunun sebebi bu oyun olabilir. Bir an bile nefes alacak ya da dinlenecek vaktiniz olmuyor. Doom2 aynı zamanda şeytani temasıyla kullanıcıya bol miktarda vahşet de sunuyor. Yani çok az vaktiniz olsa bile oturup iyi bir stres atabiliyorsunuz. Son olarak alın gibi saçma bir yorum yapmayacağım....
Hexen'in manevi babası Heretic Doom'un hemen ardından çıktığında genel olarak bir kopya muamelesi gördü, ama aslına bakarsanız pek çok özelliğiyle ilham kaynağı olarak kullandığı Doom32'den daha üstün bir oyundu. Öncelikle hayal gücü açısından oldukça ileriydi. FRP havası taşıyan yönleri, ve karakterleri vardı, hem değişik silahlarınız olabiliyordu, hem de bu değişik silahları gayet değişik düşmanların üzerinde kullanabiliyordunuz. Bir de diğer oyunların sonradan çok ilerilere götürdüğü 3 boyut işi hemen hemen ilk kez Heretic'le ortaya çıktı. Yukarı aşağı bakabilme ya da büyüler yardımıyla kısa süre uçabilme özelliğinden bahsediyorum. Bu özellik bile Heretic'i diğerlerinden ayırmaya yetiyor. Tabi aradan çok zaman geçti, artık Hexen var ama yine de orta güçlü bilgisayarları veya nostalji takıntıları olanlar bence mutlaka Heretic'e bir bakmalılar. Eskimiş de olsa henüz işi bitmiş sayılmaz, hala değişikliği sayesinde sizi bir süre deliler gibi eğlendirebilir.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 12
En son geldi diye torpil geçiyorum sanmayın, Hexen gerçekten bu güne kadar çıkan Doom gibi oyunlar arasında bana en çok hitap edeni. En azından daha başlar başlamaz FRP gibi karakter seçiyorsunuz, her karakterin değişik özelliklerinden yararlanabiliyorsunuz, deli dolu dolanmalarınız bir sonuç vermezse genelde biraz kafa kullanarak ilerleyebiliyorsunuz. Bütün bunlar kısmen de olsa Heretic'in de sahip olduğu özellikler. Zaten Hexen aslını inkar etmeden ikinci bölümü olduğu oyunun bütün iyi özelliklerini koruyor ve onlara yenilerini ekliyor. Mesela kafanızı kaldırıp baktığınızda (evet bunda da kafanızı oynatabiliyorsunuz) gökyüzü scroll'u bile oyuna başka bir hava veriyor. Onun dışında Hexen'in beni etkileyen yönü inventory sistemi oldu. Hem bazı cisimleri taşıyabiliyorsunuz, hem de diğer oyunların aksine oyundaki cisimlerle belirli bir miktar interact şansınız var. Tam olarak parallax olmasalar bile bazı şeyleri kırıp dökebiliyor, ya da genel olarak kurcalayabiliyorsunuz. Bu da diğer Doom gibi oyunlarda sık sık düştüğünüz (ya da benim çok sık düştüğüm) labirentteki laboratuvar fare sendromundan sizi kurtarıyor. Önceden koyulmuş peynire ulaşmak için önceden çizilmiş yollarda koşturuyormuşsunuz hissine düşeceğinize elinizdeki eşyaları kullanma, ya da karşınıza çıkan cisimleri kurcalama gibi değişik şanslarınız oluyor. Gerçi Hexen genel olarak benim zevkime göre fazla karanlık ama en azından oyun ilerledikçe bulduğunuz silahlar (ya da öğrendiğiniz büyüler) sıkıntınızı biraz olsun azaltıyor. Özellikle uçma, rakibi tavuk yapma gibi diğer oyunların 9mm Beretta, shot-gun saplantılarına beş çeken silahlar bence oyunu kurtaran noktaların başında. Bence koridor fareleri için bu günlerde (Quake-Doom3 çıkana kadar) tek seçim Hexen.